Yargıtay · 5. Ceza Dairesi
Yargıtay 5. Ceza Dairesi 2009/7474 E. 2012/8178 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 5. Ceza Dairesi
- Esas No
- 2009/7474
- Karar No
- 2012/8178
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi SUÇ : Nitelikli dolandırıcılık, nitelikli zimmet, sahtecilik ve suç işlemek amacıyla örgüt kurma HÜKÜM : Tüm sanıkların suç işlemek amacıyla örgüt kurma ve sahtecilik suçlarından, sanık ... dışındaki diğer tüm sanıkların ise nitelikli zimmet suçundan beraetlerine, sanıklar ..., ... ve ...'ün nitelikli dolandırıcılık suçlarından beraetlerine, sanıklar ..., ... ve ...'nin nitelikli dolandırıcılık suçlarından mahkümiyetlerine, sanık ...'in isnat edilen dolandırıcılık eyleminin görevi ihmal suçunu oluşturduğunun kabulüyle mahkümiyetine
Mahalli mahkemece verilen hükümler temyiz edilmekle dosya incelendi; C.Savcısının temyiz dilekçesinin içeriğine göre, örgüt kurma suçundan tüm sanıklar hakkında verilen hükümler ile sanıklar ..., ... ve ...'ın haklarında nitelikli dolandırıcılık suçundan verilen beraet ve ... hakkında görevi ihmal suçundan kurulan mahkümiyet hükümlerine yönelik temyizleri ve ayrıca sanıklar ..., ..., ..., ..., ... ve ... müdafiilerin temyizleriyle sınırlı olarak inceleme yapılmasına karar verildikten sonra gereği düşünüldü: Tüm sanıklar haklarında suç işlemek amacıyla örgüt kurma, sanık ... hakkında ise nitelikli dolandırıcılık suçlarından verilen beraet hükümlerine yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde; Delilleri takdir ve gerekçesi gösterilmek suretiyle verilen beraet hükümleri usul ve kanuna uygun olduğundan, yerinde görülmeyen C.Savcısının temyiz itirazlarının reddiyle hükümlerin ONANMASINA, Sanıklar ... ve ... haklarında nitelikli dolandırıcılık suçundan verilen beraet hükümlerine yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde ise; Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin soruşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya içeriğine göre yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine, Ancak; Haklarında beraet kararı verilen sanıklarda ele geçirilen paraların, kasıtlı bir suçun işlenmesinde kullanıldığı veya suçun işlenmesine tahsis edildiği ya da suçtan meydana geldiği yönünde dosya kapsamında kesin ve inandırıcı bir delil bulunmamasına, bizatihi suç teşkil etmemesine ve menkul mallardan olan paranın zilyetliğinde bulunduğu şahsın malı olduğunun karine olarak kabul edilmesine göre, sanıklara iadesi yerine yazılı şekilde hüküm kurulması, Kanuna aykırı, C.Savcısı ile sanıklar ... ve ... müdafiin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden, hükümlerin 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi de gözetilerek CMUK'nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, ancak bu husus yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden aynı Kanunun 322. maddesinin verdiği yetkiye dayanılarak düzeltilmesi mümkün bulunduğundan hüküm fıkrasındaki “Aynı emanette bulunan ... ... Şubesine yatırılan paranın da aynı gerekçe ile Erdek Belediyesine İADESİNE” ibaresinin çıkarılarak yerine “Sanıklardan ... ve ...'te ele geçirilen ve Adli Emanetin 2005/325. sırasına kaydı yapıldıktan sonra ... Emanet Memurluğunun ... T.A.Ş. ... şubesinde bulunan hesabına yatırılan paraların adı geçen sanıklara ayrı ayrı İADESİNE, keza aynı hesapta bu emanetten dolayı bulunan diğer paraların ise Erdek Belediyesine İADESİNE,” denilmek suretiyle sair yönleri usul ve yasaya uygun olan hükümlerin DÜZELTİLEREK ONANMASINA, Sanık ... hakkında görevi ihmal suçundan verilen mahkümiyet hükmüne yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde; Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun Dairemizce de benimsenen 12/03/1990 gün ve 1990/8-3-70, 09/10/2007 gün ve 2007/11-44-200 sayılı Kararlarında vurgulandığı gibi, bir olayın açıklanması sırasında başka bir hadiseden söz edilmesinin o hadise hakkında da dava açıldığını göstermeyeceği ve dava konusu yapılan eylemin açıklıkla ve bağımsız olarak gösterilmesi gerektiği, buna karşılık sanık hakkında düzenlenen 17/11/2005 tarihli iddianamede isnat edilen suçların “resmi belgede sahtecilik, nitelikli dolandırıcılık, suç işlemek amacıyla örgüt kurma ve nitelikli zimmet” olarak gösterildiği, görevi ihmal suçundan açılmış bir davanın bulunmadığı, dolandırıcılık suçunun da görevi ihmal suçuna dönüşmeyeceği, ancak görevi ihmal suçundan 4483 sayılı Yasa hükümleri uyarınca soruşturma izni alındıktan sonra zamanaşımı süresi içerisinde her zaman dava açılmasının mümkün olduğu gözetilmeden yargılamaya devamla ek savunma hakkı verilerek ve gerekçesiz olarak yazılı şekilde hüküm kurulması suretiyle CMK'nın 225. maddesine aykırı davranılması, Kabule göre de; 19/12/2010 tarihinde yürürlüğe giren 6086 sayılı Yasanın 1. maddesi ile TCK'nın 257/1-2. madde-fıkralarında yer alan “kazanç” sözcüğünün “menfaat” olarak değiştirilmesi, bu fıkralarda öngörülen cezaların alt ve üst sınırlarının indirilmesi karşısında TCK'nın 7/2. madde-fıkrasındaki “suçun işlendiği zaman yürürlükte bulunan kanun ile sonradan yürürlüğe giren kanunların hükümleri farklı ise, failin lehine olan kanun uygulanır ve infaz olunur” hükmü gözetilerek, sanığın hukuki durumunun yeniden değerlendirilmesi zorunluluğu, Hükümden sonra 08/02/2008 tarihinde yayımlanarak yürürlüğe giren ve TCK'nın 7/2. maddesi uyarınca sanık yararına olan 5728 sayılı Kanunun 562. maddesinin 1. fıkrası ile değişik CMK'nın 231/5. maddesinde hapis cezası için öngörülen sınırın 2 yıla çıkarılması ve anılan maddenin 2. fıkrası ile de 231/14. maddesindeki soruşturulması ve kovuşturulması şikayete bağlı suç olma koşulunun kaldırılması karşısında, bu maddenin 6. fıkrasına 25/07/2010 tarihinde yürürlüğe giren 6008 sayılı Yasanın 7. maddesi ile eklenen cümle de nazara alınarak mahkemece hükmün açıklanmasının geri bırakılıp bırakılmayacağının karar yerinde tartışılması lüzumu, Sanıklar ..., ... ve ... haklarında nitelikli dolandırıcılık suçundan verilen mahkümiyet hükümlerine yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde ise; Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin soruşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya içeriğine göre yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine, Ancak; Erdek Belediyesinde, Erdek – ... – Erdek arası yolcu taşımacılığı yapan otobüste şoför olarak görev yapan sanık ...'in, arkadaşı olan sanık ... vasıtasıyla temin ettiği sahte biletleri belediye otobüs işletmesinde biletçi olarak görevli olan sanık ... vasıtasıyla satıp, elde ettiği parayı diğer sanıklarla paylaşıp mal edinmek suretiyle belediyenin zarara uğramasına neden olduğu dava konusu olayda, kamu görevlisi olmayan sanık ... hakkında 5237 sayılı TCK'nın 40/2. maddesi de gözetilerek, sanıkların zincirleme biçimde nitelikli zimmet suçunu işledikleri tüm dosya kapsamından anlaşıldığı halde hatalı nitelendirme sonucu yazılı şekilde hüküm kurulması, Kabule göre de; Yasal koşulları bulunduğu halde sanıklar haklarında zincirleme suç hükümlerinin uygulanmaması, Sanıklar haklarında 5237 sayılı TCK'nın 158/1-e maddesi gereğince temel cezada asgari hadden uygulama yapılmış ise de; anılan Yasanın 52/1. maddesine aykırı olarak adli para cezasının 5 gün yerine 7 gün olarak belirlenmesi, Gün karşılığı olarak belirlenen adli para cezasının hesaplanması sırasında uygulama maddesinin karar yerinde gösterilmemesi suretiyle CMK'nın 232/6. maddesine aykırı davranılması, Kanuna aykırı, C.Savcısı ile sanıklar ..., ..., ... ve ... müdafiilerin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükümlerin 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi de gözetilerek CMUK'nın 321 ve 326. maddeleri uyarınca BOZULMASINA, 11/07/2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.