Yargıtay · 4. Hukuk Dairesi

Yargıtay 4. Hukuk Dairesi 2026/2554 E. 2026/7018 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
4. Hukuk Dairesi
Esas No
2026/2554
Karar No
2026/7018
Karar Tarihi

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2023/240 E., 2025/486 K.

İlk Derece Mahkemesi kararı davacılar vekili ve davalı ... vekili tarafından temyiz edilmiş, incelemenin duruşmalı olarak yapılması davacılar vekili tarafından istenilmekle, kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, 09.06.2026 tarihinde duruşma yapılmasına ve duruşma gününün taraflara davetiye ile bildirilmesine karar verilmiştir. Belli edilen gün ve saatte davacı asıl ... ve vekili Avukat ... ile davalı asıl ... vekili Avukat ..., davalı asil ... vekili Avukat ... geldiler. Diğer davalılar adına gelen olmadı, İşin incelenerek karara bağlanması için uygun görülen 06.06.2026 gününde Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlenerek dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacılar vekili dava dilekçesinde; davacı ...'un kamu kuruluşlarından ihale alarak alt yapı hizmetleri veren diğer davacı şirketin ortağı ve yetkilisi olduğunu, davacı şirketin 12 yıldır muhasebe müdürü olan davalı ...'nun şirketin şahıs firmaları ve kamu kuruluşları ile olan işlerine ilişkin finans hareketlerini tek başına takip eden ve bu anlamda uzun yıllar çalışmasının verdiği güvenle şirket adına bankalara ait şirket hesapları ve cari hesapları kontrol eden,şirketin bankalardaki internet şifresini bilen ve kullanan yetkili tek çalışanı olduğunu, 18.03.2008 tarihinde ... Şubesinden şirket ortağı ve temsilcisi ... aranarak kredi borcunun kapatılmadığının bildirilmesi üzerine, davacının haberi olmaksızın, sahte evrak düzenlenip sahte imza ile çek tanzim edilerek davacının hesaplarının boşaltıldığı, dava dışı bankalardan sahte imzalarla kredi alındığı, kredilerin ... tarafından erkek arkadaşı ... ve diğer davalılara elden veya EFT ile havale yapıldığının anlaşıldığı, ... 11. Ağır Ceza Mahkemesinde davalılar hakkında ceza davası açıldığı belirtilerek uğranılan maddi ve manevi zararlarının haksız eylemi birlikte işleyen davalılardan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP 1.Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; müvekkili hakkındaki iddiaların gerçek dışı olduğunu, müvekkilinin ticari hayatın akışı içinde basiretli bir iş adamı olarak ...'e çeşitli otomobil satışları yaptığını, dava dışı ...'ye müvekkilinin ve ... tarafından hatırlı müşteri olduğundan 300.000 USD borç verildiğini, ...'in ...'na EFT yaptırdığı meblağın bu alacağa mahsuben yapıldığını, ...'ın davacı ve diğer davalılarla hiçbir ilişkisi olmadığını ileri sürerek davanın reddi gerektiğini savunmuştur. 2. Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; müvekkili hakkında dava açılmasının nedeninin, 12.03.20 08... .03.2008 tarihlerinde davacı şirket hesabından müvekkili hesabına para gönderilmesi olduğunu, bu transferin davalı ... ile yapılan ticaret sonucu gerçekleştiğini, ...'in bakiye borcu için müvekkili hesabına para gönderdiğini, müvekkilini bu paranın davacı firma hesapları üzerinden gönderildiğini ancak gözaltına alındığı gün öğrendiğini, müvekkili ...'yu tanımadığını ileri sürerek davanın reddi gerektiğini savunmuştur. 3.Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; müvekkilinin ticari faliyetleri nedeniyle davacı ... ve ... ile pek çok kez ticari ilişkisi olduğunu, davacı şirketin 12 yıldır muhasebe müdürü olan ...'nun, davacı şirketin belediyeden alacaklarını alamaması nedeniyle şirketin zor duruma düştüğünü söylemesi üzerine çekleri sahibi olduğu şirket adına ciro ettiğini, çek bedellerinin davacı şirket hesabına yatırıldığını, davacı şirkete finansman sağlamak için kullanılan hatır çeklerinde müvekkili ve şirketinin ciranta olduğunu, kullanılan hatır çekleri ile tahsil edilen meblağların davacı şirket hesabına yatırıldığını, müvekkilinin davacı şirketi zarara uğratmadığını, çeklerdeki imzaların sahte olduğunu bilebilecek durumda olmadığını ileri sürerek davanın reddi gerektiğini savunmuştur. 4.Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; davacıların uğradığını iddia ettikleri zararların ispatlanması ve müvekkil ile bu zararlar arasında uygun illiyet bağının kurulması gerektiğini ileri sürerek davanın reddi gerektiğini savunmuştur. 5.Davalı ... cevap dilekçesinde; ...'in yanında çalıştığını, onun aracılığı ile ... ile tanıştığını, ...'in ...'ye havale ve EFT ile para gönderdiğini, ...'nün talimatı ile bu paraları bankadan çekerek ona verdiğini, bu paraların davacı şirkete ait olduğunu bilmediğini ileri sürerek davanın reddi gerektiğini savunmuştur. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin 11.02.2020 tarihli ve 2018/136 Esas ve 2020/33 Karar sayılı kararıyla; davacı tarafın ödemeleri "Diğer Alacaklar Hesabı"ndan göstermesinin ve bu uygulamanın 3 yıl süresince devam ederek, şirket ortak/müdürlerince veya muhasebe birimi tarafından incelenip değerlendirilmediği, bu durumun ticari hayatın olağan akışına ve muhasebe uygulama tekniklerine aykırı bir durum olduğu, zarar ve kusurun belirlenmesinde bazı hususların denetime elverişli ve açıklamalı olmadığı, bankadan çekilen paraların muhasebe muavin kayıtlarında şirket personelince çekildiği ve paraların talimat ve dekontlarının görülemediği, muhasebe kayıtlarında bankalardan çekilen paraların "Diğer Çeşitli Alacaklar" hesabına işlendiği ve her sene sonunda 3 yıl boyunca bu bakiyenin kapatılıp, gelecek yıla devredildiği, ceza dosyasında bahsedilen çeklerin bedellerinin ne kadarının ve ne şekilde aktarıldığının tespitinin yapılamadığı, faktoring şirketlerinde kırdırılıp şirket hesabına gelen paraların defter ve banka ekstrelerinden tam olarak anlaşılamadığı, zararın tespit edilemediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. Bölge Adliye Mahkemesince, davacının zararını ispat edemediği anlaşılmakla istinaf sebeplerinin yerinde görülmediği gerekçesiyle davacılar vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ A. Bozma Kararı Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararının süresi içinde davacılar vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Dairenin 16.01.2023 tarihli ve 2022/5197 Esas, 2023/380 Karar sayılı ilamıyla; "...Dosyadaki bilgi ve belgelerden; davacılar vekilinin dava dilekçesinde, davalıların da başlangıçta dosyamız davalısı olan ancak, haklarında açılan dava tefrik edilen ... ve ... ile birlikte şirketi zarara uğrattığı iddiasında bulunmuştur. Mahkemece alınan bilirkişi raporuna dayanılarak davanın reddine karar verilmişse de alınan bilirkişi raporunda davacının zararının bulunduğu ancak net bir şekilde zarar, ziyan ve kayıplarının mümkün olamadığı tespiti yapılmıştır. Bilirkişi heyetince yapılan incelemelerde davacı taraf defter ve kayıtlarının incelendiğine ve davalılara yapılan havalelerin sebebinin de bu kapsamda anlaşılamadığına değinilmişse de ticari faaliyet yürüttükleri ileri sürülen davalılar ... ve ...'ın işletmeleriyle ilgili tutulan defter ve kayıtları ile davacı şirkete ait defter ve kayıtlar ve yapılan havale ve işlemler karşılıklı olarak incelenip değerlendirilmemiştir. Öte yandan davalılar ..., ... ve ... adına yapılan EFT ve havale işlemlerinin de hangi iş karşılığı olduğu ayrıntılı olarak incelenmemiştir. Adı geçen davalılar şirketten bir alacakları olduğunu iddia etmemiş, aksine hakkındaki dava tefrik edilen ... ile olan alışverişleri nedeniyle bu EFT ve havalelerin yapıldığı savunmasında bulunmuşlardır. Özellikle ceza dosyasında alınan 23.06.2009 tarihli bilirkişi raporunda davalılara şirket hesabından yapılan para çıkışlarının ticarete dayalı bir işlem neticesinde gerçekleştiğine dair bilgi ve belge bulunmadığı vurgusu, yine ceza dosyası kapsamında dinlenen tanık beyanları ve sanık olarak ifade ve yazılı beyanlarında davalıların açıklama ve beyanları ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirilerek, her bir davalı yönünden yapılan havale ve EFT işlemlerinin dayanağı, neden sonuç ilişkisi açık ve ayrıntılı olarak değerlendirilerek tüm dosya kapsamına göre ve mahkeme gerekçeli kararında her bir davalı yönünden tartışılarak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken somut bir veri ve olguya yer verilmeksizin yapılan değerlendirmeye dayalı bilirkişi raporu ile eksik inceleme ile yazılı şekilde karar verilmesi doğru değildir. Bu nedenle Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılarak ilk derece mahkemesi kararının davacı yararına bozulması gerekmiştir ..." gerekçesiyle kararın bozulmasına karar verilmiştir. B. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; HMK 190 maddesi kapsamında ispat yükünün davacı üzerinde olduğu, davacı tarafından sunulan deliller ile ticari kayıtların incelenmesinden şirketin zararı ile davalıların eylemleri arasında illiyet bağının ispat edilemediği anlaşılmıştır. Her ne kadar 13.02.2025 tarihli bilirkişi raporunda dosya içerisindeki diğer bilirkişi raporlarından farklı bir değerlendirme yapılmış ise de dosyamıza son kazandırılan 28.08.2025 tarihli bilirkişi raporunda 13.02.2025 tarihli raporda neden farklı bir değerlendirme yapıldığı tespit edilmiş, 13.02.2025 tarihli bilirkişi heyet raporunda ceza mahkemesi dosyasının ve dosyadaki tüm delillerin yeterince incelenmediği anlaşılmış olup son alınan bilirkişi heyet raporunun diğer raporlar ile 13.02.2025 tarihli bilirkişi raporu arasındaki çelişkileri giderdiği, dosya kapsamı irdelenerek hazırlandığı, dosya kapsamına ve delil durumuna uygun olduğu kanaati ile 28.08.2025 tarihli bilirkişi raporu hükme esas alınarak davanın reddine karar verilmiştir. VI. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri 1.Davacılar vekili duruşma istemli temyiz dilekçesinde; kararın Yargıtay bozma ilamına uygun olmadığını gerekli araştırmanın yapılmadığını, bilirkişi raporları arasındaki çelişkinin usulünce giderilmediğini, ceza mahkemesince yapılan maddi vakıa tespitlerinin dikkate alınmadığını, kararın gerekçesinin denetime elverişli olmadığını kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu ileri sürerek bozulmasını talep etmiştir. 2.Davalı ... vekili temyiz dilekçesinde; davalı lehine vekalet ücretinin nispi olması gerektiğini belirtmiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, davalıların davacı şirket hesabından para alınması suretiyle ve fikir birliği içerisinde haksız fiil işledikleri gerekçesiyle maddi ve manevi tazminat talebine ilişkindir. Temyizen incelenen kararın bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, özellikle yasal süresi de dolduğundan davalılara ait defterlerin ibraz edilememesi ve incelenememesi, davaya konu parasal işlemlerin davacı şirket defterlerinde "Diğer Çeşitli Alacaklar Hesabında" tutulması nedeniyle denetime elverişli olmaması, havale ve EFT işlemlerinin ödeme vasıtası niteliğinde olması ve vekalet ücretinin yürürlükte bulunan AAÜT'ye uygun olarak belirlenmiş olması nedeniyle verilen kararın dosya kapsamına uygun olduğu anlaşılmakla, tarafların temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VII. KARAR Açıklanan sebeplerle; Taraf vekillerinin tüm temyiz itirazlarının reddi ile temyiz olunan Mahkeme kararının ONANMASINA, 40.000,00 TL vekalet ücretinin davacılardan alınarak duruşmada vekille temsil olunan davalılar ... ve ...'a verilmesine, Aşağıda yazılı temyiz harcının temyiz eden davacılara yükletilmesine, Aşağıda dökümü yazılı temyiz peşin harcının onama harcına mahsubuna, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, 09.06.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, E. 2026/2554, K. 2026/7018, T. 09.06.2026, www.arakarar.com/karar/yargitay-4-hukuk-dairesi-2026-2554-e-2026-7018-k-a94dc17e8d22