Yargıtay · 4. Hukuk Dairesi

Yargıtay 4. Hukuk Dairesi 2025/9861 E. 2025/17393 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
4. Hukuk Dairesi
Esas No
2025/9861
Karar No
2025/17393
Karar Tarihi

MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 25. Hukuk Dairesi SAYISI : 2022/700 E., 2022/1044 K.

İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara Batı Asliye Ticaret Mahkemesi SAYISI : 2021/19 E., 2021/985 K.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili ve davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra, dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; davacıya ait fabrika binasının yakınında bulunan davalıya ait geri dönüşüm fabrikasındaki ticari faaliyetler sonucu etrafa yayılan zehirli gazın, partiküllerinin davacıya ait bina yüzeyine yapışması sonucunda fabrikanın dış cephesinde zarar meydana geldiğini, davalının haksız fiilinin halen devam etmekte olduğunu, tespit dosyasında alınan bilirkişi raporunda zararın ve zarar bedelinin eksik hesaplandığını açıklayıp fazlaya ilişkin talep hakları saklı kalmak kaydıyla maddi ve manevi zararı ve işçilik bedeli için 175.000,00 TL'nin davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiş, ıslah dilekçesiyle talebini 376.500,00 TL'ye yükseltmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; davalıya ait fabrika binasında kurulu olan sistemin bacasız torbalı filtreli, kapalı sistem olduğunu, tespit dosyasında alınan bilirkişi raporunda da tesisteki sistemin kapalı sistem olduğu, çıkan emisyonun torbalı fittrelerde toplandığı için hava emisyon konulu çevre izninden muaf olduğunun tespit edildiğini, davaya konu fabrika binasının bulunduğu mahalde davacı fabrikasına zarar verebilecek pek çok imalathane bulunmaktayken, bunlardan hangisinin bu zarara sebep olduğunun net olarak tespit edilmesi gerektiğini, ıslah edilen kısmın zamanaşımına uğradığını ileri sürerek davanın reddini savunmuştur.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı yan Kahramankazan Sulh Hukuk Mahkemesinin 2019/23 Değişik iş sayılı dosyasında yaptırdığı tespit sonucu tarafına 23.08.2019 tarihinde tebliğ edilen bilirkişi raporuyla zararı ve zarar sorumlusunu öğrendiği, dava tarihinin ise 19.12.2019 tarihi olduğu, dava tarihi itibariyle zamanaşımı dolmadığı, dolayısıyla 175.000,00 TL yönünden zamanaşımı kesilmiş ancak bakiye zarar yönünden dava kısmi dava olduğundan zamanaşımının işlemeye devam ettiği, ıslah tarihi olan 11.11.2021 tarihi itibariyle ıslah edilen tutar yönünden zamanaşımı süresi dolduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile 175.000,00 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, davacı yanın fazlaya ilişkin isteminin zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili ve davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine; Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile tarafların istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, olay nedeniyle zarar gören dış cephe ve çatı kaplama malzemelerinin kısmen hurda olarak değerlendirilmesi mümkün eşyalardan olduğu ve hurda bedelinin belirlenen zarar miktarından indirilmesi gerekirken bu hususun gözetilmediği, zararın meydana geliş şekli (davalının zarar verme kastının olmaması ve ancak zararlı baca gazına uzun süre maruz kalmaktan dolayı dava konusu zararın meydana gelmesi) ile dosya kapsamında dava konusu edilen eşyaların hurda olarak satılabileceği de gözetilerek Türk Borçlar Kanunu'nun 52. maddesi uyarınca, talep edilen (zamanaşımına uğrayan kısım dışında kalan) tazminattan (175.000,00 TL) takdiren %10 oranında hakkaniyet indirimi yapılması gerektiği gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile 157.500,00 TL maddi tazminatın 19.12.2019 dava tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin ve ıslahla arttırılan miktarın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde; zamanaşımının başlangıcı konusunda hataya düşüldüğünü, davalının haksız fiiline devam ettiğini, halen süregelen bir durum olduğunu, hakkaniyet indirimi yapılmasının hatalı olduğunu, zararın hesaplandığı tarih ile bugünün koşulları birlikte değerlendirildiğinde davacının zararının giderilmesinin mümkün olmadığını belirterek kararın bozulmasını istemiştir. Davalı vekili temyiz dilekçesinde; davalı şirketin eylemi ile zarar arasında illiyet bağı bulunmadığını, davaya konu zarara davalının sebebiyet verdiğinin davacıya ait fabrikanın cephesinden ve davalıya ait fabrikanın baca gazlarından alınacak numune üzerinden yapılacak kimyasal analiz ile mümkün olabileceğini, illiyet bağının tespiti için kimyasal analizin şart olduğunu, aynı mahalde aynı işi yapan çok sayıda fabrika olup zarara kimin sebep olduğunun kesin bir şekilde tespit edilmesi gerektiğini, alınan uzman görüşünde korozyon oluşma süresi dikkate alındığında bunun havada doğal ortamında bulunan klor gazından kaynaklandığının, daha fazla klora maruz kalması halinde cephe ve çatıda çok daha kısa sürede korozyon olması gerektiğinin, ayrıca bitişik iş yerlerinde herhangi bir korozyon tespit edilmediğinin belirtildiğini, uzman görüşü ile bilirkişi raporu arasındaki çelişkilerin giderilmesi gerektiğini, faiz konusunda hatalı karar verildiğini belirterek kararın bozulmasını istemiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık; haksız fiilden kaynaklanan tazminat istemine ilişkindir. 1.Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre davalı vekilinin tüm, davacı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. 2.Davacı vekili dava dilekçesiyle, davalının haksız eylemi neticesinde davacıya ait fabrika binasının zarar gördüğünü açıklayıp fazlaya dair hakları saklı kalmak kaydıyla 175.000,00 TL maddi tazminatın davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiş, 11.11.2021 tarihli ıslah dilekçesiyle talebini 376.500,00 TL'ye yükseltmiş, ıslah dilekçesinin davalıya tebliği üzerine davalı tarafça süresi içinde ıslah ile artırılan kısım yönünden zamanaşımı definde bulunulmuş, mahkemece "Davacı yan Kahramankazan Sulh Hukuk Mahkemesinin 2019/23 Değişik iş sayılı dosyasında yaptırdığı tespit sonucu tarafına 23.08.2019 tarihinde tebliğ edilen bilirkişi raporuyla zararı ve zarar sorumlusunu öğrenmiştir. Dava tarihi ise 19.12.2019 tarihidir. Dava tarihi itibariyle zamanaşımı dolmamıştır. Dolayısıyla 175.000,00 TL yönünden zamanaşımı kesilmiş ancak bakiye zarar yönünden dava kısmi dava olduğundan zamanaşımı işlemeye devam etmektedir. Islah tarihi olan 11.11.2021 tarihi itibariyle ıslah edilen tutar yönünden zamanaşımı süresi dolduğu" gerekçesiyle davanın kısmen kabulüyle, ıslah dilekçesiyle talep edilen kısmın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmiştir. Varılan sonuç usul ve yasaya uygun düşmemektedir. 26.03.2020 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanan Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair 7226 sayılı Kanun’un geçici 1. maddesi; “(1) Covid-19 salgın hastalığının ülkemizde görülmüş olması sebebiyle yargı alanındaki hak kayıplarının önlenmesi amacıyla; a) Dava açma, icra takibi başlatma, başvuru, şikâyet, itiraz, ihtar, bildirim, ibraz ve zamanaşımı süreleri, hak düşürücü süreler ve zorunlu idari başvuru süreleri de dâhil olmak üzere bir hakkın doğumu, kullanımı veya sona ermesine ilişkin tüm süreler; 06.01.1982 tarihli ve 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu, 04.12.2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu ve 12.01.2011 tarihli ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu ile usul hükmü içeren diğer kanunlarda taraflar bakımından belirlenen süreler ve bu kapsamda hâkim tarafından tayin edilen süreler ile arabuluculuk ve uzlaştırma kurumlarındaki süreler 13.03.2020 (bu tarih dâhil) tarihinden, b) 09.06.1932 tarihli ve 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu ile takip hukukuna ilişkin diğer kanunlarda belirlenen süreler ve bu kapsamda hâkim veya icra ve iflas daireleri tarafından tayin edilen süreler; nafaka alacaklarına ilişkin icra takipleri hariç olmak üzere tüm icra ve iflas takipleri, taraf ve takip işlemleri, yeni icra ve iflas takip taleplerinin alınması, ihtiyati haciz kararlarının icra ve infazına ilişkin işlemler 22.03.2020 (bu tarih dâhil) tarihinden, itibaren 30.04.2020 (bu tarih dâhil) tarihine kadar durur. Bu süreler, durma süresinin sona erdiği günü takip eden günden itibaren işlemeye başlar. Durma süresinin başladığı tarih itibarıyla, bitimine on beş gün ve daha az kalmış olan süreler, durma süresinin sona erdiği günü takip eden günden başlamak üzere on beş gün uzamış sayılır. Salgının devam etmesi halinde Cumhurbaşkanı durma süresini altı ayı geçmemek üzere bir kez uzatabilir ve bu döneme ilişkin kapsamı daraltabilir. Bu kararlar Resmî Gazete’de yayımlanır..." şeklindedir. Maddede belirtilen sürelerin 15.06.2020 tarihine kadar (bu tarih dahil) uzatılmasına dair 2480 sayılı Cumhurbaşkanı Kararı 30.04.2020 tarihli Resmi Gazede yayınlanarak yürürlüğe girmiş olup kararın ilgili bölümü şöyledir: “Madde 1- (1) Covid – 19 salgın hastalığının ülkemizde yayılmasını ve yargı alanında doğabilecek hak kayıplarını önlemek amacıyla; 7226 sayılı Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanunun geçici 1. maddesinin 1. maddesinin birinci fıkrasında düzenlenen durma süresi, 4734 sayılı Kamu İhale Kanununda öngörülen zorunlu idari başvuru yoluna ilişkin süreler hariç, 01.05.2020 (bu tarih dahil) tarihinden 15.06.2020 (bu tarih dahil) tarihine kadar (salgın hastalığının yayılma tehlikesinin daha önce ortadan kalkması halinde yeniden değerlendirilmek üzere) uzatılmıştır.” Yukarıda açıklandığı şekilde, 7226 sayılı Kanun'la yapılan düzenleme ve bu Kanun kapsamında Cumhurbaşkanı Kararıyla yapılan süre uzatımı ile 13.03.20 20... .06.2020 tarihleri (bu günler dahil) arasında zamanaşımı ve hak düşürücü süreleri ile aynı Kanun'da sayılan diğer süreler durdurulmuştur. Bunun diğer anlamı, arada geçen süreler, asıl sürelere eklenecektir. Bu arada geçen süre 95 gün olduğundan zamanaşımı ve hak düşürücü süreler hesaplanırken, süre başlangıcına bu 95 gün de eklenerek sürenin dolduğu tarih belirlenecektir. Somut olayda; davacı taraf yaptırdığı tespit sonucu düzenlenen bilirkişi raporunu 23.08.2019 tarihinde tebliğ almıştır. Davaya konu tazminat talepleri için geçerli olan 2 yıllık zamanaşımı süresinin (TBK m.72) dolduğu tarih 23.08.2021 olup bu tarihe yukarıda belirtilen 95 gün eklendiğinde zamanaşımı süresinin bitimi 28.11.2021 tarihi olacaktır. Bu hâle göre ıslah tarihi itibariyle 2 yıllık zamanaşımı süresi dolmamıştır. Bu durumda mahkemece, ıslah ile artırılan kısım yönünden zamanaşımı süresinin dolmadığı dikkate alınarak işin esasına girilerek oluşacak sonuca göre karar verilmesi gerekir. Bu nedenle kararın bozulması gerekmiştir. VI. KARAR 1.Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan sebeplerle davalı vekilinin tüm, davacı vekilinin diğer temyiz itirazlarının reddine, 2. Yukarıda (2) numaralı bentte açıklanan sebeplerle; davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA, Peşin alınan temyiz harcının istek halinde davacıya iadesine, Aşağıda yazılı temyiz harcının temyiz eden davalıya yükletilmesine,

Dosyanın Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 25.12.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, E. 2025/9861, K. 2025/17393, T. 25.12.2025, www.arakarar.com/karar/yargitay-4-hukuk-dairesi-2025-9861-e-2025-17393-k-64fbce960536