Yargıtay · 4. Hukuk Dairesi
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi 2024/7814 E. 2024/10345 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 4. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2024/7814
- Karar No
- 2024/10345
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2023/456 E., 2023/1302 K. Karar davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; davalının 2004 Nisan -2009 Nisan tarihleri arasında davacı ... Birliğinin başkanlığını yaptığını, davacı birlik meclisinin kararı ile davalıya maaş bağlandığını, İçişleri Bakanlığı Mahalli İdareler Kontrolörlüğü'nün 2009 yılı denetim raporunda davalıya görev yaptığı dönemlerde 5355 sayılı Mahalli İdare Birlikleri Kanunu'nda belirtilen huzur hakkı dışında haksız olarak 40.236,00 TL maaş adı altında ödeme yapıldığının tespit edildiğini, davalıya yersiz ödenen maaşı geri ödemesi hususunun ihtar edildiğini, ancak davalının ödeme yapmadığını, bunun üzerine davacının Mut İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyası ile davalı aleyhine ilamsız icra takibi başlattığını, davalının borca itiraz etmesi üzerine takibin durduğunu belirterek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla Mut İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı icra takibine konu 40.236,00 TL asıl alacak ve işlemiş faizine (1.155,90 TL ) ilişkin davalının yapmış olduğu itirazın iptaline, 40.236,00 TL asıl alacak yönünden ve bu alacağa 29.04.2010 tarihinden itibaren amme alacaklarına işleyecek faiz oranı üzerinden işlemiş ve işleyecek faizi ile takibin devamına ve %40 oranında icra inkar tazminatının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; müvekkiline davacı birlik meclisi tarafından belirlenen maaşların ödemesinin yapıldığını, harici ve usulsüz bir ödemenin yapılmadığını, borca itiraz etmekte müvekkilinin haklı olduğunu belirterek davanın reddine karar verilmesini istemiştir. III.MAHKEME KARARI Mahkemenin 07.06.2021 tarihli ve 2016/966 E., 2021/371 K. sayılı kararı ile davalının görev süresi boyunca hak kazandığı huzur hakkı tutarının belirlendiği, davalıya huzur hakkının ödendiğine ilişkin dosya kapsamında herhangi bir yazılı delil olmadığı, ödenmesi gereken huzur hakkının fazladan ödenen maaş toplamından düşülerek karar verilmesi gerektiği, dosya kapsamında alınan 14.12.2020 tarihli bilirkişi raporunda davacıya yersiz ödenen maaş miktarının 40.236,00 TL olduğu, davalıya ödenmesi gereken huzur hakkının ise 22.691,67 TL olarak hesaplandığı, yersiz ödenen 40.236,00 TL’den ödenmesi gereken 22.691,67 TL’nin mahsup edilmesi suretiyle davacıya yersiz ödenen miktarın 17.544,33 TL olduğunun tespit edildiği gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, Mut İcra Müdürlüğü'nün ... sayılı dosyasında davalının itirazının iptaline, başlatılan takibin 17.544,33 TL asıl alacak üzerinden devamına, bu miktara davalının temerrüde düşürüldüğü 29.04.2010 tarihinden itibaren yasal faiz işletilmesine, davacının icra inkar tazminatı talebinin reddine karar verilmiştir. IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ A. Bozma Kararı Mahkemenin 07.06.2021 tarihli ve 2016/966 E., 2021/371 K. sayılı kararının süresi içinde davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Dairenin 17.10.2022 tarihli 2022/8276 E., 2022/12352 K. sayılı ilamıyla; hükme esas alınan 14.12.2020 tarihli bilirkişi raporunun ve davalının maaş bordrolarının incelenmesinde, davalıya yersiz ödenen 40.236,00 TL maaşın herhangi bir vergi kesintisi yapılmamış brüt maaş olduğu, bu miktardan mahsup edilen 22.691,67 TL huzur hakkının ise gelir ve damga vergisi düşüldükten sonra kalan net tutar olduğu, şu durumda davalıya yersiz ödenen brüt maaş tutarından vergileri düşülmüş net huzur hakkı ödemesinin mahsup edilmesinin davalı aleyhine bir duruma yol açtığı ve doğru olmadığı, şu durumda; mahkemece davalıya ödenen net maaşı tutarı belirlendikten sonra, bu tutardan davalının hak kazandığı net huzur hakkı ödemesi mahsup edilerek kalan miktardan davalının sorumlu tutulması gerektiği kabul edilmek suretiyle karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle kararın bozulmasına, davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının reddine karar verilmiştir. B. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar Mahkemenin yukarıda ilam başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalıya ödenen net maaş tutarından davalının hak kazandığı net huzur hakkı ödemesinin mahsup edilmesi, kalan miktardan davalının sorumlu tutulması, dosyanın bilirkişiye tevdi edilmesi gerektiği, bozma ilamı uyarınca düzenlenen 25.09.2023 tarihli tensip tutanağında, dosyanın mali müşavir ve hesap bilirkişisine tevdii ile dosya kapsamında Yargıtay ilamı dikkate alınarak rapor hazırlanmasının istenilmesine, bilirkişiler için 1.500,00'er TL ücret takdirine, masrafın davacı tarafından karşılanmasına, davacı vekiline bilirkişi ücreti olarak 3.000,00 TL delil avansını mahkeme veznesine yatırmak üzere 2 haftalık kesin süre verilmesine, aksi takdirde bilirkişi deliline dayanmaktan vazgeçmiş sayılacağının ihtarına karar verildiği, tensip tutanağının davacı vekiline usulünce tebliğ edildiği, davacı tarafça delil avansının tamamlanmadığı, ispat yükünün davacı üzerinde olduğu, davacının üzerine düşen ispat yükünü yerine getirmediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde; mahkemenin kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu, Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 2013/9-651 Esas 2014/202 Karar 05.03.2014 tarihli kararında ara kararın nasıl kurulması gerektiğinin belirtildiğini, somut olayda ilk davanın 06.12.2010 tarihinde açıldığını, davanın açıldığı bu tarih itibariyle gider avansı alınmasına yönelik bir düzenlemenin mevcut olmadığını, kesin süre verilmesine ilişkin kararda gider avansının hangi işte kullanacağının açıkça yazılmadığını, davalıya ödenen net maaş tutarından davalının hak kazandığı net huzur hakkı ödemesinin mahsup edilmesi ve kalan miktardan davalının sorumlu tutulması gerektiğinin Yargıtay ilamında belirtildiğini, dosya kapsamındaki kurum yazıları ve alınan raporlara göre ödenen huzur hakkı ve net maaş ücretinin açıkça belirli olup bu husustaki hesaplamanın mahkemece bilirkişiye gerek kalmadan yapılabilecek bir işlem olduğunu, bilirkişi deliline davalı yanın da dayandığını, Yargıtay ilamında davalı yanın iddiaları yönünde hesaplama yapılması için bozma kararı verildiğini, davalı yanın bilirkişi ücretini yatırması gerektiğini, davanın reddine karar verilmesinin doğru olmadığını beyan etmektedir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık; davalıya yersiz ödenen maaşın rücuen tahsili amacıyla başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir. Eldeki davada uyuşmazlık; davalıya yersiz ödenen maaşın ne miktarda olduğunun tespiti noktasında toplanmaktadır. Somut olayda irdelenmesi ve ispat edilmesi gereken husus, davalıya 5355 sayılı Mahalli İdare Birlikleri Kanunu'nun 22 nci maddesinin son fıkrası uyarınca ödenmesi gereken huzur hakkından başka yersiz ödenen maaşın ne miktarda olduğunun tespit edilmesi noktasında ispat yükünün taraflardan hangisine ait olduğudur. Bu aşamada “ispat yükü” kavramının açıklanmasında yarar görülmektedir. 6100 sayılı HMK’nın 187 nci maddesinin 1 inci fıkrasında; “İspatın konusunu tarafların üzerinde anlaşamadıkları ve uyuşmazlığın çözümünde etkili olabilecek çekişmeli vakıalar oluşturur ve bu vakıaların ispatı için delil gösterilir.” hükmü bulunmakta olup, ispat yükü de ispatı gereken bu vakıalara dayanan tarafa ait olacaktır. Bir davada çekişmeli olguların kimin tarafından ispat edilmesi gerektiği konusuna ise ispat yükü denir. 4721 sayılı Türk Medeni Kanununun 6 ncı maddesinde; “Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlüdür.” hükmü yer almaktadır. 4721 sayılı Kanun’un bu hükmü 6100 sayılı Kanun’un 190 ıncı maddesinin 1 inci fıkrasında bir başka biçimde yinelenmiş olup; bu madde de; “İspat yükü, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir” denilmiştir. Kendisine ispat yükü düşmeyen taraf, karşı (kendisine ispat yükü düşen) tarafın iddiasını (olguyu) ispat etmesini bekleyebilir. Kendisine ispat yükü düşen taraf iddiasını ispat edemezse, diğer (ispat yükü düşmeyen) tarafın onun iddiasının aksini ispat etmesine gerek yoktur; o olgu ispat edilememiş (yani dava bakımından yok) sayılır. 6100 sayılı HMK’nın 191 inci maddesinde de; “Diğer taraf, ispat yükünü taşıyan tarafın iddiasının doğru olmadığı hakkında delil sunabilir. Karşı ispat faaliyeti için delil sunan taraf, ispat yükünü üzerine almış sayılmaz.” şeklinde düzenlenme bulunmaktadır. İspat yükü kendisine düşen taraf bir vakıayı ispat ettikten sonra, artık ispat yükü aksini iddia eden karşı tarafa geçer. Bunun üzerine karşı tarafın o olgunun doğru olmadığını veya başka bir olgu nedeniyle hükümsüz kaldığını ispat etmesi gerekir. Dairenin 17.10.2022 tarihli 2022/8276 E., 2022/12352 K. sayılı ilamıyla; hükme esas alınan 14.12.2020 tarihli bilirkişi raporunun ve davalının maaş bordrolarının incelenmesinde, davalıya yersiz ödenen 40.236,00 TL maaşın herhangi bir vergi kesintisi yapılmamış brüt maaş olduğu, bu miktardan mahsup edilen 22.691,67 TL huzur hakkının ise gelir ve damga vergisi düşüldükten sonra kalan net tutar olduğu, şu durumda davalıya yersiz ödenen brüt maaş tutarından vergileri düşülmüş net huzur hakkı ödemesinin mahsup edilmesinin davalı aleyhine bir duruma yol açtığı ve doğru olmadığı, şu durumda; mahkemece davalıya ödenen net maaşı tutarı belirlendikten sonra, bu tutardan davalının hak kazandığı net huzur hakkı ödemesi mahsup edilerek kalan miktardan davalının sorumlu tutulması gerektiği kabul edilmek suretiyle karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle kararın bozulmasına karar verilmiş olup, bozma ilamının davalının lehine olduğu anlaşılmaktadır. Somut olayda; davacı dosyaya sunduğu delillerle davalıya yersiz maaş ödemesi yapıldığını ispat etmiştir. Bozma ilamının davalı lehine olduğu anlaşılmakla, yersiz ödenen maaşın ne miktarda olduğunun ispat yükü artık davalı taraftadır. Şu durumda; yersiz ödenen maaş miktarının ne miktarda olduğunun tespiti yönünden ispat yükü davalı tarafta olup, mahkemece Dairenin 17.10.2022 tarihli 2022/8276 E., 2022/12352 K. sayılı ilamı uyarınca alınması gereken bilirkişi raporuna ilişkin ücretin ikmali hakkında ara karar kurularak, ara kararın davalı tarafa tebliği ile, davalı tarafın bilirkişi masrafını ikmal etmesi için süre verilmesi, sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, ispat külfetinin davacı tarafta olduğu kabulü edilerek davacı tarafça bilirkişi ücretinin süresinde ikmal edilmemesi nedeniyle davanın reddine karar verilmesi doğru olmamış, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir. VI. KARAR Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile temyiz olunan kararın BOZULMASINA, Peşin alınan temyiz harcının istek halinde davacıya iadesine,Dosyanın mahkemesine gönderilmesine,04.11.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.