Yargıtay · 4. Hukuk Dairesi
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi 2024/625 E. 2024/2143 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 4. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2024/625
- Karar No
- 2024/2143
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi SAYISI : 2022/433 E., 2023/660 K. HÜKÜM/KARAR : Kısmen Kabul Davalı ... Taraflar arasında görülen tasarrufun iptali davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, mahkemece davanın reddine karar verilmiştir. Kararın davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Yargıtay (Kapatılan) 17. Hukuk Dairesi'nin 08.06.2015 tarihli ve 2015/7569 Esas, 2015/8300 Karar sayılı ilamıyla bozulmasına karar verilmiş, yeniden yapılan yargılama sonunda mahkemece davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, kararın davalı ... ve ... vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay (Kapatılan) 17. Hukuk Dairesi'nin 14.12.2020 tarihli ve 2020/326 Esas, 2020/8354 Karar sayılı ilamıyla bozulmasına karar verilmiştir. Mahkemece bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Mahkemenin kararı davacı vekili, davalılardan ... ve ... vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra, dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; davalı ... aleyhine yapılan takibin sonuçsuz kaldığını, alacaklılardan mal kaçırmak amacı ile kendisine ait taşınmazları diğer davalılara sattığını öne sürerek yapılan tasarrufların iptalini talep etmiştir. II. CEVAP Davalılar cevap dilekçelerinde; davanın reddini savunmuştur. III. MAHKEME KARARI (I) Mahkemenin 12.11.2012 tarihli ve 2011/466 Esas, 2012/255 Karar sayılı kararı ile iptal koşullarının olmadığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir. IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ A. Bozma Kararı (I) 1. Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. 2. Yargıtay (Kapatılan) 17. Hukuk Dairesi'nin 08.06.2015 tarihli ve 2015/7569 Esas, 2015/8300 Karar sayılı ilamı ile; "...Somut olayda, davacı bankanın alacağının tasarruf tarihinden önce düzenlenen kredi sözleşmesine dayanmaktadır. Dava konusu 122 ada 2 sayılı parsel üzerindeki 10 nolu mesken 55.000,00 TL bedelle borçlu davalı ... tarafından 3. kişi konumundaki davalı ...'e, onun tarafından da 4. kişi konumundaki davalı ...'a satılmış, bu taşınmazın gerçek değerinin ise 290.000,00 TL olduğu belirlenmiştir. Dava konusu 1679 sayılı parselin 1/32 payı borçlu davalı ... tarafından 3.562.50 TL bedelle 3. kişi ...'a, onun tarafından da diğer davalı ......'a satılmış olup taşınmazın gerçek değerinin ise 13.378,90 TL olduğu belirlenmiştir. Yine dava konusu 3713 ada 22 sayılı parsel üzerindeki mesken 23.000,00 TL bedelle borçlu davalı ... tarafından davalı ...'e satılmış, taşınmazın gerçek değerinin ise 86.000,00 TL olduğu belirlenmiştir. Böylece tasarrufa konu taşınmazların tapuda gösterilen satış bedelleri ile gerçek değerleri arasında bir mislini aşan fahiş fark olduğu anlaşılmaktadır. Ancak 4. kişi konumundaki davalılar ... ve ...'un borçlu davalının mali durumu ile alacaklıları ızrar kastını bilen veya bilmesi lazım gelen kişilerden oldukları da kanıtlanamamıştır. Bu durumda mahkemece ivazlar arasında fahiş fark bulunması nedeniyle borçlu davalı ile davalılar ..., ... ve ... yönünden İİK'nın 278/III-2 maddesi uyarınca davanın kabulüne, 4. kişi konumundaki davalılar ... ve ... yönünden ise kötü niyetli olduklarının kanıtlanamaması nedeniyle haklarındaki davanın reddine, dava konusu 3713 Ada 22 sayılı parsel üzerindeki 6 nolu meskene ilişkin tasarrufun iptali ile davacı tarafa taşınmaz üzerinde cebri icra yetkisi verilmesine, diğer taşınmazlar yönünden ise İİK'nın 283/2 maddesi uyarınca davalılar ... ve ...'ın taşınmazları elden çıkardıkları tarihteki keşfen belirlenen gerçek değerini geçmemek kaydıyla ve de alacak ve fer'ileriyle sınırlı olmak üzere nakden tazminata mahkum edilmeleri gerekirken yazılı gerekçeyle davanın reddine karar verilmesi doğru bulunmamıştır..." gerekçesi ile karar bozularak dosya kararı veren mahkemeye gönderilmiştir. B. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar (II) Mahkeme 23.12.2015 tarih 2015/991 Esas 2015/795 Karar sayılı kararı ile "..davalılar ..., ..., ..., ... ve ... hakkındaki davanın atiye terk edilmiş olması nedeni ile bu davalılar hakkında ayrıca karar verilmesine yer olmadığına, davanın ivazlar arasında fahiş fark bulunması nedeni ile borçlu davalı ... ile davalılar ..., ... ve ... yönünden 2004 sayılı İİK'nun 278/III-2. maddesi uyarınca kabulü ile dava konusu......Mah. 3713 ada 22 parsel numaralı taşınmaza ilişkin tasarrufun İptali ile davacı tarafa taşınmaz üzerinde cebri icra yetkisi verilmesine, dava konusu...Bahçelievler İlçesi Yenibosna Mah. Köyaltı Mevkii Kahraman Sokakta bulunan 122 ada 2 parsel numaralı taşınmaz üzerindeki yapının B Blok 4. Kat 10. nolu bağımsız bölümünün ... tarafından ...'ya satıldığı, 15.05.2009 tarihi itibari ile değeri olan 320.000,00 TL'yi geçmemek ve alacak ve ferileri ile sınırlı olmak üzere nakden tazminata mahkum edilmesine,...... Kuleli Mevki, 1679 parsel numaralı arsanın 1/32 payının 29.04.2009 tarihi itibari ile 13.378,90 TL'yi geçmemek ve alacak ve ferileri ile sınırlı olmak üzere nakden tazminata mahkum edilmesine, dördüncü kişi konumundaki davalılar ... ve ... yönünden kötü niyetli oldukları kanıtlanamadığından davanın reddine,.." karar verilmiştir. C. Bozma Kararı (II) 1. Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı ... ve ... vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur. 2. Yargıtay (Kapatılan) 17. Hukuk Dairesi'nin 14.12.2020 tarihli ve 2020/326 Esas, 2020/8354 Karar sayılı ilamı ile; "...1-Dosya içeriğine, bozmaya uygun karar verilmiş olmasına, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre; davalı ... vekilinin 2 nolu bent dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir. 2-Dava İİK'nun 277 nci maddesine dayalı olarak açılan tasarrufun iptaline ilişkindir. Dava konusu tasarrufların birden fazla olduğu, borçlu davalı ...’un kendisine ait taşınmazları farklı kişilere sattığı anlaşılmakla her bir tasarruf için satış tarihindeki gerçek değerler ile icra takibindeki alacak (şayet aciz belgesi var ise bu belgedeki) miktarı nazara alınarak ayrı ayrı harç, yargılama gideri ve vekalet ücretine hükmedilip davalıların sorumlu olduğu miktarın ayrı ayrı belirlenmesi gerekirken davalıların tek vekalet ücreti, harç ve yargılama giderinden sorumlu tutulması doğru görülmemiştir. 3-Yargılamanın sağlıklı ve adil bir şekilde yapılması öncelikle tarafların davadan haberdar edilmesi ile mümkündür. Kişinin, hangi yargı merciinde duruşmasının bulunduğunu, hakkındaki iddia ve isnatların nelerden ibaret olduğunu bilebilmesi, usulüne uygun olarak tebligat yapılması ile sağlanabilir. 1982 Anayasasının 36. ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 27 nci maddesi uyarınca açık bir şekilde vurgulanan temel hukuk kurallarına göre, mahkeme tarafları dinlemeden, onların iddia ve savunmalarını bildirmeleri için usulüne uygun olarak davet etmeden hükmünü veremez. Değinilen işlemlerin yanında tebligat, bilgilendirme yanında, belgelendirme özelliği de bulunan bir usul işlemidir. Bu nedenle tebliğ ile ilgili 7201 sayılı Tebligat Kanunu ve Tüzüğü hükümleri tamamen şeklidir. Kanun ve Tüzüğün amacı, tebliğin muhatabına ulaşması, konusu ile ilgili olarak kişilerin bilgilendirilmesi ve bu hususun belgeye bağlanmasıdır. Hal böyle olunca, kanun ve tüzük hükümlerinin tamamen uygulanması zorunludur. 7201 sayılı Tebligat Kanunu'nun 35 inci maddesine göre bir kimseye tebligat yapılabilmesi için evvela o dava veya takipte muhataba söz konusu tebligattan önce usulüne uygun olarak bir tebligat yapılmış olması gerekir. Diğer bir anlatımla muhataba daha öncesinde usulüne göre herhangi bir tebligat yapılmamışsa sonraki tebligatların 35 inci madde kapsamında yapılması mümkün değildir. Kaldı ki, aynı maddenin ikinci fıkrası gereğince muhataba daha önce usulüne uygun tebligat yapılmış olsa dahi, tebligat esnasında muhatabın adres kayıt sisteminde yerleşim yeri adresinin de tespit edilememesi gerekir. Muhatabın adres kayıt sisteminde adresinin bulunması halinde yine tebligatın 35 inci madde kapsamında yapılması mümkün değildir. Somut olayda, davalı ...’e dava dilekçesinin tebliği amacıyla gönderilen tebligat iade edilmiştir. Bunun üzerine mahkeme tarafından davalı ...’e Tebligat Kanunu 35 inci madde uyarınca tebligat yapılarak davaya devam edilmiştir. Gerekçeli karar da Tebligat Kanunu 35 inci madde uyarınca yapılmıştır. Ne var ki davalıya daha öncesinden usulüne uygun herhangi bir tebligat yapılmamıştır. Bu nedenle davalı ... vekilinin 22.08.2016 tarihinde yaptığı temyiz istemi süresinde kabul edilerek yapılan incelemede; davalı ...’e Tebligat Kanunu ile Tüzüğün hükümlerine uygun şekilde tebligat yapıldığından söz edilemez. Bu durumda mahkemece davalı ...’e usule uygun şekilde dava dilekçesinin tebliği ile savunma ve delillerinin toplanması ve sonucuna göre karar verilmesi gerekirken yazılı olduğu biçimde taraf teşkili sağlanmadan, yargılamaya devam edilerek hüküm kurulması savunma hakkının kısıtlanmasına yönelik esaslı usul hatası olduğundan hükmün bozulması gerekmektedir..." gerekçesi ile karar bozularak dosya kararı veren Mahkemeye gönderilmiştir. D. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar (III) Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalılar ..., ..., ..., ... ve ... hakkında davanın açılmamış sayılmasına, davalılar ...ve ... yönünden davanın reddine, davalı ... ve ... aleyhine ...Mahallesi 3713 ada 22 parsel üzerindeki 6 nolu bağımsız bölüm yönünden açılan davanın reddine, davalı ... ve ... aleyhine ... Mahallesi 122 ada 2 parsel üzerindeki 10 nolu bağımsız bölüme yönelik açılan nakden tazmin davasının kabulü ile 320.000,00 TL'nin davalılar ... ile...'dan,...3. İcra Müdürlüğü'nün 2010/19621 sayılı takip dosyasındaki davacı alacağının tahsiline matuf müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine, davalılar ... ve ... aleyhine ... Mahallesi 1679 parseldeki 1/3 hisseye yönelik açılan nakden tazmin davasının kabulü ile 13.378,90 TL'nin davalılar ... ile ...'tan...3. İcra Müdürlüğünün 2010/19621 Esas sayılı dosyasındaki davacı alacağının tahsiline matuf müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili ile davalı ... vekili ve ... vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri 1. Davacı vekili temyiz dilekçesinde; davalı ... yönünden davanın reddine karar verilmesinin hatalı olduğunu, taşınmazın öncesinin davalı ...'e ait iken bankadan kredi çekmek amacı ile borçlu Vehbi'ye devredildiğini, kredinin ödenmesi bittikten sonra geri aldığını belirttiğini ancak inanç sözleşmesi sunmadığını belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir. 2. Davalı ... vekili temyiz dilekçesinde, müvekkilinin dava konusu taşınmazda diğer hissedarlarında hisselerini satın aldığı, kötü niyetinin veya borçlunun mali durumunu bildiğinin ispatlanmadığını belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir. 3. Davalı ... vekili temyiz dilekçesinde, yargılama boyunca müvekkiline usule uygun tebligat yapılmadığını, taşınmazı satın almak için bankadan kredi çektiğini beyanla, buna ilişkin belgeleri sunarak kararın bozulmasını talep etmiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, İİK'nın 277 ve devamı maddelerine dayalı olarak açılan tasarrufun iptali istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (1086 sayılı Kanun) 428 inci maddesi, 438 inci maddesinin yedi, sekiz ve dokuzuncu fıkraları ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrası, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunun'un (İİK) 277 ve devamı maddeleri, 7201 sayılı Tebligat Kanunu'nun 11. ve Tebligat Kanunu'nun Uygulanmasına Dair Yönetmelik'in 18 inci maddeleri 3. Değerlendirme 1. Temyizen incelenen Mahkeme kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı, davalı ...'in yazılı inanç sözleşmesini sunduğu davalı ...'ın ise taşınmazın rayiç değerini ödemiş olduğunu ispatlamamış olduğu anlaşılmakla; davacı vekili ile davalı ... vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. 2. 7201 sayılı Tebligat Kanunu'nun 11 inci ve Tebligat Kanunu'nun Uygulanmasına Dair Yönetmeliğin 18. maddeleri gereğince vekil ile takip edilen işlerde tebligatın vekile yapılması zorunludur. Somut olayda, davalı ... vekili olarak Avukat ...lk karar tarihinden önce 26.12.2011 tarihinde vekaletnamesini dosyaya sunmuş olmasına rağmen, tebligatlar vekaletnamesi sunulan avukata değil asıla yapılmaya çalışılmış, davalı ...'nın tespit edilen adresine de ulaşılamadığından Tebligat Kanunu'nun 35. maddesine göre yapılmıştır. Bu halde davalı ...'ya yargılama boyunca usule uygun olarak tebligat yapılmadığından, bu davalı yönünden bozma kararının davacı lehine kazanılmış hak oluşturacağından söz edilmesi de mümkün değildir. Mahkemece, davalı ... vekili tarafından sunulan delillerin süresinde ibraz edilmiş olduğu kabul edilerek, edimler arasında önemli oransızlık olup olmadığı yeniden değerlendirilerek, oluşacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiştir. VI. KARAR 1. Değerlendirme bölümünün (1) numaralı bendinde açıklanan sebeplerle; davacı vekili ve davalı ... vekilinin tüm temyiz itirazlarının REDDİNE, 2. Değerlendirme bölümünün (2) numaralı bendinde açıklanan sebeplerle; davalı ... vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile temyiz olunan mahkeme kararının BOZULMASINA, Peşin alınan temyiz harcının istek hâlinde davalı ...'ya iadesine, Aşağıda yazılı fazla alınan peşin harcın temyiz eden davalı ...'a geri verilmesine, Dosyanın mahkemesine gönderilmesine, 27.02.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.