Yargıtay · 4. Hukuk Dairesi
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi 2024/2007 E. 2024/4293 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 4. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2024/2007
- Karar No
- 2024/4293
- Karar Tarihi
İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi SAYISI : 2024/31 E., 2024/28 K. SİGORTA TAHKİM KOMİSYONU İTİRAZ HAKEM HEYETİ SAYISI : 2024/KIT-13 HÜKÜM/KARAR : Davanın Kısmen Kabulü/İtirazın Reddi SİGORTA TAHKİM KOMİSYONU UYUŞMAZLIK HAKEM HEYETİ SAYISI : K-2021/19495 Taraflar arasındaki sigorta tahkim yargılaması sonunda Uyuşmazlık Hakem Heyeti tarafından davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, karara karşı davalı vekilinin itirazı üzerine İtiraz Hakem Heyetince itirazın reddine karar verilmiştir. Karara karşı davalı vekilinin temyiz başvurusu sonucunda, Dairece İtiraz Hakem Heyeti kararının bozulmasına karar verilmiştir. İtiraz Hakem Heyetince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; itirazın reddine karar verilmiştir. İtiraz Hakem Heyeti kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: 1. DAVA Davacılar vekili dava dilekçesinde; davacıların müşterek kızları olan desteğin yolcu olarak bulunduğu davalıya Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası (ZMSS) poliçesi ile sigortalı aracın karıştığı tek taraflı trafik kazası sonucu desteğin hayatını kaybettiğini belirterek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik her bir davacı için ayrı ayrı 2.500,00 TL olmak üzere toplam 5.000,00 TL destekten yoksun kalma tazminatının başvuru tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiş, yargılama sırasında talebini artırmıştır. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacılara Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) tarafından ödeme yapılıp yapılmadığının araştırılması gerektiğini, yapılmış olması halinde mahsubu gerektiğini, müvekkilinin sigortalı araç sürücüsünün kusuru oranında zarardan sorumlu olduğunu, müvekkilinin yasal faizden sorumlu olduğunu belirterek davanın reddini istemiştir. III. UYUŞMAZLIK HAKEM HEYETİ KARARI Uyuşmazlık Hakem Heyetinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; davacılara yapılan ödemenin poliçe limiti de gözetildiğinde garameten paylaştırılması gerektiği, hükme esas alınan hesap raporunun usul ve yasaya uygun olduğu, desteğin yolcu olduğu araçta hatır için seyahat ettiği anlaşılmakla %20 oranında hatır taşıması indirimi yapılması gerektiği gerekçesiyle, başvurunun kısmen kabulüne, davacı anne Ğadiye El Müslime için 41.262,50 TL, davacı baba ... için 38.487,25 TL destekten yoksun kalma tazminatının 22.10.2020 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile davalıdan tahsiline, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiştir. IV. İTİRAZ A. İtiraz Yoluna Başvuranlar Uyuşmazlık Hakem Heyetinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili itiraz başvurusunda bulunmuştur. B. Gerekçe ve Sonuç İtiraz Hakem Heyetinin 13.04.2021 tarihli ve 2021/İHK-10431 Karar sayılı kararıyla; kararın yerinde olduğu gerekçesiyle davalı vekilinin itirazlarının reddine karar verilmiştir. V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ A. Bozma Kararı İtiraz Hakem Heyetinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. Dairenin 13.12.2022 tarihli 2021/20003 Esas ve 2022/16897 Karar sayılı kararı ile; "...Türk Hukukunda kişilerin hak arama özgürlüklerini kullanmaları herhangi bir sınırlandırmaya tâbi tutulmamıştır. Ancak bazı istisnai durumlarda dava açan veya takip hakkını kullananın önceden belirlenen bazı özel yükümlülükleri yerine getirmesi şart koşulabilir. Bu istisnai şartlardan biri de teminat gösterme yükümlülüğüdür.5718 sayılı MÖHUK madde 48/1'e göre; “Türk mahkemesinde dava açan, davaya katılan veya icra takibinde bulunan yabancı gerçek ve tüzel kişiler, yargılama ve takip giderleriyle karşı tarafın zarar ve ziyanını karşılamak üzere mahkemenin belirleyeceği teminatı göstermek zorundadır”. MÖHUK’ta teminat gösterme yükümlülüğü konusunda “yabancılık” ölçütü esas alınmıştır. Buna karşın davalının veya kendisine karşı takibe girişilen karşı tarafın vatandaşlığı, bu madde kapsamında da bir öneme sahip değildir. Bu maddeye göre hakim tarafından verilen kesin süre içinde teminat gösterilmezse, dava, dava şartı eksikliğinden HMK'nun 114/1-ğ maddesi uyarınca reddedilir. MÖHUK madde 48/2’de ise; “Mahkeme, dava açanı, davaya katılanı veya icra takibi yapanı karşılıklılık esasına göre teminattan muaf tutar” hükmü yer almaktadır.Buna göre Türk hâkimi, yabancı davacının, davaya katılanın veya icra takibinde bulunanın vatandaşı olduğu ülke ile Türkiye arasında karşılıklılık (mütekabiliyet) var ise, bu kişiyi teminattan muaf tutacaktır. Karşılıklılık, iki devlet arasında imzalanan (iki taraflı) anlaşma veya iki devletin de taraf olduğu uluslararası (çok taraflı) anlaşma ile sağlanabileceği gibi, kanuni veya fiili karşılıklılık şeklinde de sağlanabilir. Az yukarıda belirtilen anlaşmalardan biri de 1954 tarihli Hukuk Usulüne Dair Lahey Sözleşmesi olup, anılan sözleşmenin 17. maddesinde; âkit devletlerden birinde ikamet eden ve diğer bir devletin mahkemeleri huzurunda davacı veya müdahil olarak bulunan âkit bir devletin vatandaşlarından yabancı olmaları sebebi ile herhangi bir teminat istenemeyeceği düzenlenmiştir. Davacılar Suriye uyruklu olup, Hakem Heyetince davacının teminat muafiyetinin bulunup bulunmadığı hususunda, hükme dayanak oluşturacak nitelikte bir araştırma yapılmadığı anlaşılmaktadır. 5718 sayılı Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkında Kanun'un 48/2. maddesinde dava açanın karşılıklılık esasına göre, teminattan muaf tutulabileceği düzenlendiğinden öngörülen teminat hususu re'sen gözetilmelidir. Bu sebeple İtiraz Hakem Heyetince, öncelikle davacıların statüsü belirlenerek teminattan muaf olup olmadığı hususunun Adalet Bakanlığı Dış İlişkiler ve Avrupa Birliği Genel Müdürlüğü'nden sorularak alınacak yazı cevabına göre, davacıların teminat göstermesi gerektiği sonucuna varılırsa, teminatın yatırılması için davacılara kesin süre verilmesi, anılan sürede belirtilen teminatın yatırılmaması halinde istemin usulden reddine, yatırılması halinde ise, dava şartı eksikliği süresinde giderilmiş olacağından işin esasına girilerek sonucuna göre karar verilmesi gerekirken doğrudan işin esasına girilmesi doğru olmamış, kararın bu yönden resen bozulmasına karar vermek gerekmiştir. Bozma neden ve şekline göre davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine gerek görülmemiştir." gerekçesiyle kararın bozulmasına karar verilmiştir. B. İtiraz Hakem Heyetince Bozmaya Uyularak Verilen Karar İtiraz Hakem Heyetinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davacıların dava şartı olan teminatı yatırdıkları, dolayısıyla bozmanın gereğinin yerine getirildiği gerekçesiyle bozma öncesi oluşturulan itirazın reddi kararının aynen infazı gerektiği belirtilerek Uyuşmazlık Hakem Heyeti kararına yapılan itirazların reddine, hükmün aynen icrasına karar verilmiştir. VI. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar İtiraz Hakem Heyetinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davalı vekili temyiz dilekçesinde; davacıların taleplerinin reddi gerektiğini, dava konusu talep ile ilgili kesin hükmün olduğunu, destek paylarının hesabının hatalı yapıldığını, desteğin bir çocuğunun daha olduğunu, bu durumun hesaba dahil edilmediğini, nüfus kayıtlarını getirtilerek hesap yapılması gerektiğini, bu anlamda kararın eksik incelemeye dayandığını belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, davacıların müşterek kızları olan desteğin yolcu olarak bulunduğu davalıya ZMSS poliçesi ile sigortalı aracın 24.11.2014 tarihinde karıştığı tek taraflı trafik kazası sonucu desteğin hayatını kaybetmesi nedeniyle davacıların destekten yoksun kalma tazminatı istemlerine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 53 üncü maddesi, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 85, 89, 90 ve 91 maddeleri, 5684 sayılı Sigortacılık Kanunu'nun 30 uncu maddesi, Sigortacılıkta Tahkime İlişkin Yönetmelik'in 16 ncı maddesinin on üçüncü fıkrası, Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi'nin 17 nci maddesi, Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları. 3. Değerlendirme 1. Dava, trafik kazası sonucu ölümden kaynaklanan destekten yoksun kalma tazminatı istemine ilişkindir. HMK'nın 297 nci maddesinin 2 nci fıkrası "Hükmün sonuç kısmında, gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, taleplerden her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, sıra numarası altında; açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gereklidir. " hükmünü haizdir. Dosya kapsamından, Dairece kararının bozulmasından sonra İtiraz Hakem Heyetince, teminat şartının yerine getirildiği, bozma öncesi itirazın reddine ilişkin kararın aynen infazına karar verildiği anlaşılmakla; bozma ilamı sonrası itirazlar değerlendirilerek sonucuna göre yeniden hüküm kurulması gerekirken yukarıda açıklanan hükme aykırı olacak şekilde itirazın reddi ile Uyuşmazlık Hakem Heyeti kararının aynen icrasına karar verilmekle yetinilmiş olması doğru değildir. Kararın bu nedenle de bozulması gerekmiştir. 2. Bozma nedenine göre davalı vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik gerek görülmemiştir. VII. KARAR 1. Değerlendirme bölümünün (1) numaralı bendinde açıklanan sebeplerle temyiz olunan İtiraz Hakem Heyeti kararının BOZULMASINA, 2. Değerlendirme bölümünün (2) numaralı bendinde açıklanan sebeplerle bozma nedenine göre davalı vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, Peşin alınan temyiz harcının istek halinde davalıya iadesine, Dosyanın mahkemeye gönderilmesine, 07.05.2024 tarihinde Başkan ... ve Üye ...'nin karşı oyları ve oy çokluğuyla karar verildi. KARŞI OY 28.02.2023 tarihli ve 32118 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Sigortacılık Kanunu'nun 30 uncu Maddesinin On İkinci ve On Beşinci Fıkralarında Yer Alan Parasal Sınırların Artırılmasına İlişkin Tebliğde Değişiklik Yapılmasına Dair Tebliğ gereğince, tebliğin yürürlüğe girdiği 28.02.2023 tarihinden itibaren verilen İtiraz Hakem Heyeti kararları bakımından geçerli olmak üzere; tebliğin 2 nci maddesi “...Sigorta Tahkim Komisyonuna yapılan iki yüz otuz sekiz bin yedi yüz otuz Türk lirasının üzerindeki uyuşmazlıklar hakkında itiraz üzerine verilen hakem kararları için temyize gidilebilir...” şeklinde düzenlenmiştir. Miktar veya değeri kesinlik sınırını geçmeyen davalara ilişkin nihai kararlar, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 362 nci maddesi uyarınca temyiz edilemez. Temyize konu edilen miktarın kesinlik sınırının altında kalması hâlinde anılan Kanun'un 366 ncı maddesi atfıyla aynı Kanun'un 352 nci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi uyarınca temyiz dilekçesinin reddine karar vermek gerekir. Dosya içeriğine göre Sigorta Tahkim Komisyonuna yapılan başvuruda hüküm altına alınan ve temyize konu edilen miktarlar 41.262,50 TL ve 38.487,25 TL olup İtiraz Hakem Heyetinin karar tarihi itibari ile kesinlik sınırı olan 238.730,00 TL’nin altında kaldığından temyiz dilekçesinin reddine karar verilmesi gerektiğini düşündüğümden sayın çoğunluğun bozma kararına katılmıyorum. KARŞI OY Dava trafik kazası sonucu oluşan destekten yoksun kalma tazminatı istemine ilişkindir. Her ne kadar Dairemizce çoğunluğu tarafından HMK'nın 297 nci maddesinin 2 nci fıkrası uyarınca daha önce verilen bozma kararından sonra İtiraz Hakem Heyetince yeni bir karar verilmesinden bahisle tekrar bozma kararı verilmiş ise de bu karara aşağıda gösterilen nedenlerle katılmıyorum. 1. Öncelikle Sigortacılık Kanunu'nun 30 uncu maddesinin 12 nci ve 15 inci fıkralarında yer alan parasal sınırların artırılmasına ilişkin tebliğde değişiklik yapılmasına dair tebliğin ikinci maddesine göre Sigorta Tahkim Komisyonuna yapılan 238.730,00 TL'nın üzerindeki uyuşmazlıklar hakkında itiraz üzerine verilen hakem kararlarına karşı temyize gidilebilir. Dava konusu olayda davacılar lehine hükmedilen tazminatlar ayrı ayrı 238.730,00 TL'nin altında kalmakta olup söz konusu kararların miktar itibariyle temyizi mümkün değildir. Bu itibarla temyiz dilekçesinin reddine karar verilmesi gerekirken bozma kararı verilmesi yasaya aykırıdır. 2. Taraflar arasındaki sigorta tahkim yargılaması sonunda Uyuşmazlık Hakem Heyeti tarafından davanın kısmen kabulüne karar verilmiş ve bu karara karşı davalı vekilinin itirazı üzerine, İtiraz Hakem Heyetince itirazın reddine karar verilmiştir. Söz konusu karar davalı tarafça temyiz edilmekle Dairemizce davacıların yabancı olmaları nedeniyle teminat yatırılması gerekçesiyle bozulmuştur. Bozma kararından sonra yapılan yargılama sırasında bozmaya uyularak alınması gereken teminat yatırıldıktan sonra yapılan yargılama sonunda, bu kez davalının esasa yönelik itirazlarının reddine Uyuşmazlık Hakem Heyetince davacılardan Gadiye El Müslime için 41.262,50 TL'lik, diğer davacı Gazi Ambara için 38.487,25 TL'lik destekten yoksun kalma tazminatının tahsiline dair kararın aynen icrasına karar verilmiştir. Bozma kararı ile önceki İtiraz Hakem Heyeti kararı bütün sonuçları ile birlikte ortadan kalktığından İtiraz Hakem Heyeti bozma sonrası bozulan karara bağlı olmaksızın yeni bir karar verme hakkına sahiptir. İtiraz Hakem Heyetince verilen karar itirazın reddi ile Uyuşmazlık Hakem Heyeti kararının aynen infazına yöneliktir. Söz konusu Uyuşmazlık Hakem Heyeti kararı ise taraflara yüklenen borç ve tanınan hakları, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde göstermektedir. Bu nedenle HMK'nın 297 nci maddesinde belirtilen niteliklere uygun bir karar olup infaza el verişli bir karardır. Yukarıda açıklanan nedenlerle Dairemizin değerli çoğunluğunun bozma kararındaki görüşlerine katılmıyorum.