Yargıtay · 4. Hukuk Dairesi
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi 2024/1557 E. 2024/9569 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 4. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2024/1557
- Karar No
- 2024/9569
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2019/403 E., 2023/525 K. HÜKÜM/KARAR : Davanın reddi
Taraflar arasında görülen tasarrufun iptali davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Yargıtay (Kapatılan) 17. Hukuk Dairesince Mahkeme kararının bozulmasına karar verilmiştir.
Mahkemece bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın reddine karar verilmiştir.
Mahkeme kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin davalılardan ...'in Şekerbank'tan aldığı kredi borcunu Ankara 9. İcra Müdürlüğü'nün 2006/11338 sayılı dosyasında temliken devraldığını, takip sırasında davalı borçlu ...'in Ankara ili, ... ilçesi, ... Mahallesi 0914 ada 7 parselde kayıtlı 5 ve 7 numaralı taşınmazlarını diğer davalıya devrettiğinin öğrenildiğini, taşınmazların değerinin çok altındaki bir bedelle satıldığını, bunun muvazaalı bir satış olduğunu gösterdiğini ileri sürerek, İİK'nun 277 nci maddesi uyarınca tasarrufun iptaline, devir konusu taşınmazın son malik tarafından iyiniyetli 3. şahıslara devredilmiş olması halinde devir tarihindeki reel değerinin tazminat olarak borçlu dışındaki davalıdan tahsilini talep etmiştir.
II. CEVAP 1. Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; tasarrufun iptali istemine ilişkin açılan davada, tapu işlemi tarihinden itibaren yasanın öngördüğü 2 yıllık başvuru süresinin geçmiş olması nedeniyle davanın zamanaşımına uğradığını, müvekkili ile diğer davalı arasında muvazaalı olarak bir işlem yapılmadığını, tapu devirlerinin muacceliyetinden önce olduğunu savunarak, davanın zamanaşımı ve esastan reddini istemiştir.
2. Davalı ...; davaya cevap vermemiştir.
III. MAHKEME KARARI Mahkemenin 18.12.2014 tarihli ve 2011/127 Esas, 2014/638 Karar sayılı kararı ile; davacı vekili aciz belgesi sunmadığından davanın dava şartı yokluğu nedeni ile reddine karar verilmiştir.
IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ A. Bozma Kararı 1. Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
2. Yargıtay (Kapatılan) 17. Hukuk Dairesinin 11.03.2019 tarihli ve 2017/4430 Esas, 2019/2744 Karar sayılı ilamı ile; "...Mahkemece; davacı vekilinin geçici veya kesin aciz belgesini vermesi için ilgili icra dairesine başvuruda bulunduğu, başvurunun ilgili icra müdürlüğünce koşullarının bulunmaması nedeniyle reddedildiği, davacı vekilinin icra müdürünün işleminin iptali için Ankara 7. İcra Hukuk Mahkemesi'nin 2013/515 Esas sayılı dosyası ile dava açtığı ancak davanın reddine karar verildiği ve kararın kesinleştiği, davacı vekilinin talebi üzerine bu konuda kendisine yeniden süre verildiği, ancak verilen süre içinde de aciz belgesi ibraz edemediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Aciz belgesinin dava açılmadan, dava açıldıktan sonra veya temyiz aşamasından ve hatta hükmün Yargıtay'ca onanmasından veya bozulmasından sonra bile sunulma olanağı vardır. Somut olayda borçlu davalının adresinde temyizden sonra 12.05.2015 tarihinde haciz işlemi yapıldığı,ancak borçluya ait haczi kabil mal bulunamadığı anlaşılmıştır. Bu durumda 12.05.2015 tarihli haciz tutanağının geçici aciz vesikası niteliğinde olduğunun kabulü ile dava şartının gerçekleştiği düşünülerek işin esasına girilmek suretiyle tarafların delillerinin toplanması, ondan sonra hasıl olacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken yazılı olduğu üzere karar verilmiş olması doğru bulunmamıştır." gerekçesi ile karar bozularak dosya kararı veren Mahkemeye gönderilmiştir.
B. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davacı tarafın davalı ...'un mal kaçırma amacıyla taşınmazları davalı ...'e sattığını ispatlayamadığı, taraflar arasında akrabalık bağı bulunmadığı, 1 nolu dairenin davalı ... tarafından davalı ...'e satıldığı tarihte tapuda satış bedelinin 38.000,00 TL olarak gösterildiği, alınan bilirkişi raporuna göre taşınmazın o tarihteki gerçek değerinin 59.537,98 TL olduğu, 5 nolu taşınmazın ise tapuda 37.000,00 TL olarak gösterildiği, o tarihteki gerçek değerinin 58.161,74 TL olduğu, dolayısı ile tapuda gösterilen değerler ile rayiç değerler arasında misli fark bulunmadığı, davacı tarafın satışın muvazaalı olduğunu ispatlayamadığı gerekçesiyle davanın reddi karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde; davalı ... tarafından davalı 3. kişi ...'a devredilen taşınmazın devir tarihindeki gerçek değerinin hesaplanmadığını, davaya konu 21.03.2006 tarihli devirlerin taşınmazlar ipotekle yükümlü iken yapıldığını, ipotekle yükümlü taşınmazların devrinin muvazaanın kanıtı niteliğinde olduğunu, devralan kişinin ipotekle yükümlü olan işbu taşınmazları rayiç üzerinden ipotek şerhi bulunmuyormuşçasına devralmış olmasının hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, devir silsilesinin dahi muvazaayı gösterdiğini, davalı ...'a devredilen taşınmazların daha önceden yine Ahmet'e ait olduğunu, uyuşmazlık konusu taşınmazların davalılar arasında sürekli olarak el değiştirdiğini, dava konusu tasarrufun oldukça düşük bir bedel karşılığında yapılmış olmasının alacaklıya zarar verme kastıyla hareket edildiğini rahatlıkla ortaya koyduğunu belirterek yerel mahkeme kararının bozulmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Dosya içeriğine, bozmanın mahiyeti ve kapsamına göre taraflar arasındaki uyuşmazlık, İİK 277 ve devamı maddelerine göre açılmış tasarrufun iptali istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (1086 sayılı Kanun) 428 inci maddesi, 438 inci maddesinin yedi, sekiz ve dokuzuncu fıkraları ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrası, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 277 ve devamı maddeleri.
3. Değerlendirme 1.Mahkemelerin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Kanun'un 428 inci maddesi ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2. Temyizen incelenen Mahkeme kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; davacı vekili tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR Açıklanan sebeple; Davacı vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz harcının temyiz eden davacıya yükletilmesine,
Dosyanın Mahkemesine gönderilmesine,14.10.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.