Yargıtay · 4. Hukuk Dairesi
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi 2024/1501 E. 2024/2681 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 4. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2024/1501
- Karar No
- 2024/2681
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi SAYISI : 2022/1146 Değişik İş, 2022/1141 Karar SİGORTA TAHKİM KOMİSYONU İTİRAZ HAKEM HEYETİ SAYISI : 2022/KIT-2367 Avukat ... DAVA TARİHİ : 15.12.2017 HÜKÜM/KARAR : Başvurunun Kısmen Kabulü SİGORTA TAHKİM KOMİSYONU UYUŞMAZLIK HAKEM HEYETİ SAYISI : 2018/31954 Taraflar arasındaki sigorta tahkim yargılaması sonunda Uyuşmazlık Hakem Heyeti tarafından davanın kabulüne karar verilmiş, karara davalı vekilinin itirazı üzerine İtiraz Hakem Heyetince itirazın reddine karar verilmiştir. Karara karşı davalı vekilinin temyiz başvurusu sonucunda, Dairece İtiraz Hakem Heyeti kararının bozulmasına karar verilmiştir. İtiraz Hakem Heyetince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. İtiraz Hakem Heyeti kararı davacı vekili ve davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; 07.09.2013 tarihinde davacının yolcu olduğu, davalıca ZMSS poliçesi ile sigortalı aracın yaptığı tek taraflı trafik kazası sonucu davacının yaralandığını belirterek 79.132,50 TL sürekli iş göremezlik tazminatının yasal faizi ile beraber davalıdan tahsilini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacı tarafa davalı tarafından ödeme yapıldığını, davacının bakiye alacağının bulunmadığını, usule uygun başvuru yapılmadığından başvurunun usulden reddi gerektiğini, hatır taşıması indirimi yapılması gerektiğini, davalının temerrüde düşmediğini, avans faizi talebinin haksız olduğunu, kabul anlamına gelmemek üzere faizin ancak yasal faiz olarak hükmedilebileceğini ve hükmedilecek vekalet ücretinin 1/5 oranında olması gerektiğini belirterek davanın reddini savunmuştur. III. UYUŞMAZLIK HAKEM HEYETİ KARARI Uyuşmazlık Hakem Heyetinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davalı tarafından yapılan kısmi ödemenin zararı karşılamaya yetmediği, bu nedenle alınan hesap raporuna göre davacının 131.906,86 TL toplam zararının olduğu, bu miktardan davalı tarafından yapılan kısmi ödemelerin güncellenmiş halinin mahsup edildiği, bakiye kalan kısma hükmedilmesi gerektiği, ıslah edilen tutarın dikkate alındığı gerekçesiyle davanın kabulüne, 79.132,20 TL bakiye tazminatın yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar vermiştir. IV. İTİRAZ A. İtiraz Yoluna Başvuranlar Uyuşmazlık Hakem Heyetinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili itiraz başvurusunda bulunmuştur. B. Gerekçe ve Sonuç İtiraz Hakem Heyetinin 26.07.2018 tarihli 2018/İHK-586 sayılı kararı ile; davalının itirazlarının reddine karar verilmiştir. V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ A. Bozma Kararı İtiraz Hakem Heyetinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. Dairenin 28.06.2022 tarihli 2022/6975 Esas ve 2022/9579 Karar sayılı kararı ile; "...1-Dosya içerisindeki bilgi ve belgelere, İtiraz Hakem Heyeti kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre; davalı vekilinin aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir. 2-Hatır taşımaları bir menfaat karşılığı olmadığı cihetle, bu gibi taşımalarda 818 sayılı BK’nın 43. (6098 sayılı TBK’nin 51.) maddesi uyarınca tazminattan uygun bir indirim yapılması, gerek öğretide gerekse Yargıtay İçtihatlarında benimsenmiş ve yerleşmiş bulunmaktadır. Hakim tazminattan mutlaka indirim yapmak zorunda değilse de, bunun dahi gerekçesini kararında tartışması ve nedenlerini göstermesi gerekir. Somut olayda; davacı, davalı tarafından sigortalanmış araçta yolcu konumundadır. Davalı vekili cevap dilekçesinde olayda hatır taşıması olduğunu savunmuş, İtiraz Hakem Heyetince, başvuru sahibinin hatır için taşındığına ilişkin hiçbir bilgi belgeye rastlanmadığı, hatır taşımasının kanıtlanamadığı gerekçesiyle davalının itirazının reddine karar verilmiştir.Soruşturma aşamasındaki ifadelerden davacının ve dava dışı araç sürücüsünün arkadaş oldukları ve olay günü gezi dönüşü kazanın meydana geldiği anlaşılmaktadır. Dosya kapsamına göre, somut olayda davacının davalı sigortalı araçta hatır için taşındığının kabulü gerekmektedir. Bu durumda, İtiraz Hakem Heyetince karar verilirken, somut olayda hatır taşıması bulunduğu kabul edilerek tazminattan Dairemizin yerleşik uygulaması uyarınca % 20 oranında hatır taşıması indirimi yapılması gerekirken yazılı olduğu şekilde ve hatalı gerekçe ile karar verilmesi doğru görülmemiştir.3-5684 sayılı Sigortacılık Kanunu, Sigortacılıkta Tahkime İlişkin Yönetmeliğin 16/13. maddesi ve karar tarihinde yürürlükte olan AAÜT'nin 17/2. maddesi gereği, davacı yararına hükmedilecek vekalet ücretinin, tarifeye göre belirlenen nispi vekalet ücretinin 1/5'i tutarında (maktu ücretin altında kalmamak kaydıyla) olması gerektiği gözetilmeden, fazla vekalet ücretine karar verilmesi de doğru görülmemiştir." gerekçeleriyle İtiraz Hakem Heyeti kararının bozulmasına karar verilmiştir. B. İtiraz Hakem Heyetince Bozmaya Uyularak Verilen Karar İtiraz Hakem Heyetinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; bozma ilamına uyularak toplam tazminat miktarından %20 oranında hatır taşıması indirimi yapılması gerektiği, bakiye kalan kısımdan davalı tarafından yapılan kısmi ödemelerin güncellenmiş halinin mahsubuna hükmedilmesi gerektiği, davacı lehine maktu vekalet ücretine hükmedildiği gerekçesiyle, davanın kısmen kabulüne, 52.751,12 TL tazminatın yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir. VI. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar İtiraz Hakem Heyetinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili ile davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde; hatır taşıması indirimi yapılmasının hatalı olduğunu, somut olayda hatır taşımasının söz konusu olmadığını, davacı lehine nisbi vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiğini, kabul edilmemesi halinde bozma ilamından sonraki karar tarihi dikkate alınarak maktu vekalet ücretinin belirlenmesi gerektiğini belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir. Davalı vekili temyiz dilekçesinde; davacıya yapılan kısmi ödemeler gereği davacının bakiye alacak hakkının olmadığını, sunulan maluliyet raporunun hatalı olduğunu, davacının en fazla %25 oranında maluliyeti olduğunu belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık; davacının yolcu olduğu davalı tarafından ZMSS poliçesi ile sigortalı aracın 07.09.2013 tarihinde karıştığı tek taraflı trafik kazası sonucu yaralanıp malul kalan davacının bakiye sürekli iş göremezlik tazminatı ile geçici iş göremezlik tazminatı talebine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 49, 51 ve 54 üncü maddeleri, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 85, 87, 89, 90 ve 91 inci maddeleri, Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi'nin 17 nci maddesi, Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları. 3. Değerlendirme 1. Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına, bozma ilamına uygun şekilde hatır taşıması indirimi yapılmış olmasına, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmamasına ve kararda yazılı gerekçelere göre davalı vekilinin tüm, davacı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. 2. 5684 sayılı Kanun'un 30 uncu maddesinin (17) numaralı fıkrası, Sigortacılıkta Tahkime İlişkin Yönetmelik’in 16/13 üncü ve AAÜT’nin 17/2 nci maddeleri bir bütün olarak yorumlandığında tarafların avukat ile temsil edildiği hâllerde, taraflar aleyhine hükmedilecek vekâlet ücretinin, her iki taraf için de AAÜT’de yer alan asliye mahkemelerinde görülen işler için hesaplanan vekâlet ücretinin beşte biri olarak hükmolunması gerektiği anlaşılmaktadır. Bu itibarla; İtiraz Hakem Heyetince davacı lehine hükmedilecek vekâlet ücretine ilişkin olarak anılan mevzuat uyarınca maktu vekâlet ücretinin altında kalmamak kaydıyla asliye mahkemelerinde görülen işler için hesaplanan vekâlet ücretinin 1/5’i oranında vekâlet ücreti yerine bozmadan önceki karar tarihine göre vekalet ücretinin hesaplanarak hüküm altına alınması doğru olmamıştır. Ne var ki bu hatanın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin ikinci fıkrası hükmü uyarınca İtiraz Hakem Heyeti kararının düzeltilerek onanması gerekir. VII. KARAR 1. Değerlendirme bölümünün (1) numaralı bendinde açıklanan nedenlerle davalı vekilinin tüm, davacı vekilinin diğer temyiz itirazlarının REDDİNE, 2. Değerlendirme bölümünün (2) numaralı bendinde açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile İtiraz Hakem Heyeti kararının hüküm fıkrasının (3) numaralı bendinde yer alan "2.180,00 TL" ibaresinin çıkartılarak yerine "9.200,00 TL" ibaresinin yazılması suretiyle kararın DÜZELTİLEREK ONANMASINA, Aşağıda yazılı temyiz harcının temyiz eden davalıya yükletilmesine, İstek hâlinde peşin alınan temyiz harcının davacıya iadesine, Dosyanın mahkemeye gönderilmesine, 12.03.2024 tarihinde Başkan ...'ın karşı oyu ve oy çokluğuyla karar verildi. (Karşı Oy) KARŞI OY Borçlar kanunu haksız fiil tazminatını düzenlerken (TBK 49 ve devamı maddeleri) zararın ispatı ve belirlenmesinin (50 nci md.) nasıl olacağını açıklamış, tam olarak ispat edilememesi halinde hakimin bu zararı belirleyeceğini öngörmüştür. Zarar belirlenirken bir takım veriler kullanılacaktır. (Türüne göre zararın kapsamı- gelir -kusur- ödeme varsa vs.) Ayrıca haksız fiil sorumlusu tarafından ödemenin denkleştirici adalet gereği zarardan düşürülmesi gerekecektir. Bütün bu hesaplamalar (zararın belirlenmesi) HMK 266 ncı md. uyarınca genellikle bilirkişi marifetiyle olacaktır. Hakim önüne gelen zarardan somut olaya ve savunmaya göre (hatır taşıması) zararı artırıcı nedenler varsa (müterafik kusur) bununla ilgili bilgi ve belgeleri değerlendirip kendisi tazminatı belirleyecektir. 6098 sayılı TBK'nın 51 inci maddesi "tazminat ve belirlenmesi" 52 nci maddesi ise "tazminatın indirilmesi" ile ilgilidir. Bu maddelerin gerekçelerine bakıldığında bizzat hakimin değerlendireceği konulardır. Zararın belirlenmesi sırasında TBK'nın 51-52 maddeleri uygulanarak bilirkişiden rapor alırsak hakimin takdirinde olan hususlarda bilirkişi raporuna değer vermiş oluruz. Bu husus tazminat hukuku eserlerinde de (M. Reşit Karahasan) incelenmiş, zarar ile tazminat arasındaki fark şu biçimde açıklanmıştır. "Borçlar hukukunda zarar ve tazminat kavramlarının ayrı ayrı yeri ve sonuçları vardır. Zarar, malvarlığındaki eksilmeyi, tazminat ise sorumluluğun kapsamını tespit eder. Bu nedenle tazminat zarar miktarına eşit olabileceği gibi, ondan eksik de olabilir. BK 43-44 maddeleri ile getirilen düzenleme sorumlunun zararı ne ölçüde yükleneceğini belirlemek içindir. Bu nedenle davalı ödemesi de göz önünde tutularak zarar kesin olarak belirlendikten sonra BK 43-44 maddelerinin somut olay içinde tartışılması ve araştırılması gerekir. Şayet olay içinde belirtilen yasa hükümlerine uygun indirim sebeplerinin varlığı tespit edilirse tazminat, başka bir deyişle hükmedilecek miktar zarardan az olacaktır." 17. ve 4. H.D önceki içtihatları da bu yöndedir. Somut olayda; hakem heyeti tarafından tazminat hesabında önce % 20 oranında hatır taşıması indirimi yapıldığı, bulunan tutar üzerinden de davalının önceki ödemesinin güncellenmiş tutarı düşülerek sonuç tazminatın belirlendiği görülmektedir. Oysa, açıklanan nedenlerle, hesap edilen tazminattan öncelikle davalının ödemesinin güncellenmiş tutarının düşülmesi, ardından da hatır taşıması indirimi yapılması ile bulunacak sonuç tazminat için kabul kararı verilmesi gerektiği ve İtiraz Hakem Heyeti kararının davacı yararına bozulması gerektiği kanaatinde olduğumdan, sayın çoğunluğun davacı vekilinin bu yöne ilişkin temyiz itirazlarının reddine ilişkin (1 numaralı bentteki) kararına katılmıyorum.