Yargıtay · 4. Hukuk Dairesi

Yargıtay 4. Hukuk Dairesi 2024/12486 E. 2026/1782 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
4. Hukuk Dairesi
Esas No
2024/12486
Karar No
2026/1782
Karar Tarihi

MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi SAYISI : 2021/319 E., 2024/409 K.

İlk Derece Mahkemesi kararı davalı ... vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; davalıların maliki, sürücüsü ve Zorunlu Mali Sorumluluk sigortacısı olduğu araç ile müvekkillerinin murisi ...'ın idaresindeki motorsikletin karıştığı kazada, ...'ın hayatını kaybettiğini belirterek şimdilik 100.000,00 TL maddi tazminatın tüm davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline, davalılardan ...'ın ve araç sahibi ...'in müvekkillerin eş ve babaların ölümüne sebebiyet vermeleri sebebi ile ... için 100.000,00 TL, ... için 150.000,00 TL ve ... için ise 150.000,00 TL'sinden sorumlu olmak kaydı ile toplamda 400.000,00 TL manevi tazminatın kaza tarihinden itibaren davalılardan müşterek ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. II. CEVAP Davalılar davanın reddini savunmuştur III. MAHKEME KARARI İlk Derece Mahkemesinin 31.12.2015 tarih ve 2019/1469 Esas, 2020/3711 karar sayılı kararı ile; Davacı yanın maddi tazminata ilişkin davasının kısmen kabulüne, 104.647,39 TL'nin davacı ...'a, 36.758,26 TL'nin davacı ...'a, 10.402,42 TL'nin davacı ...'a ait olması kaydıyla toplam 151.808,07 TL'nin davalı ... şirketinden dava tarihinden itibaren diğer davalılardan 15.02.2014 olay tarihinden itibaren değişen oranlarda işleyecek yasal faizi ile birlikte müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacılara ödenmesine; tedavi gideri araç hasarı, defin giderine ilişkin talep yönünden vazgeçme nedeniyle karar tesisine yer olmadığına, davacı yanın manevi tazminata ilişkin davasının kısmen kabulü ile her bir davacı açısından takdiren 50.000,00'er TL den toplam 150.000,00 TL manevi tazminatın 15.02.2014 olay tarihinden itibaren değişen oranlarda yasal faizi ile birlikte davalılar ... ve ...'den müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacılara ödenmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine, karar verilmiştir. IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ 1. İlk Derece Mahkemesi kararına karşı davalı ... ve davalı ... vekili temyiz isteminde bulunmuştur. 2. Yargıtay (Kapatılan) 17. Hukuk Dairesi'nin 18.06.2020 tarih ve 2019/14 69... /3711 Karar sayılı ilamıyla, "..Dava, trafik kazasından kaynaklanan destekten yoksun kalma tazminatı ve manevi tazminat istemine ilişkindir. Dava konusu kaza, çift taraflı meydana gelmiş, olaya ilişkin olarak mahkemece hükme esas alınan kusur bilirkişisi raporunda davalı sürücünün doğrultu değiştirme manevralarını ihlal nedeniyle %80 oranında kusurlu olduğu, motorsiklet sürücüsü davacılar desteğinin ise kask takmaksızın trafiğe çıkmakla %20 oranında kusurlu olduğu tespit edilmiş ve murisin %20 kusuru düşülerek hesaplanan tazminat hüküm altına alınmıştır. 6098 sayılı Borçlar Yasasının, "Tazminatın belirlenmesi" üst başlıklı 51/1. maddesi ile (818 sayılı Borçlar Kanunu'nun 43.maddesi); Hâkimin, tazminatın kapsamını ve ödenme biçimini, durumun gereğini ve özellikle kusurun ağırlığını göz önüne alarak belirleyeceği hükme bağlanmıştır. Tazminattan indirim sebeplerini düzenleyen, Türk Borçlar Yasasının 52. maddesinde (Borçlar Kanunu 44. madde) öngörülen sebepler, daha çok zarar görenle ilgilidir. "Hiç kimsenin kendi kusurundan yararlanamayacağı" yönündeki genel hukuk ilkesinin etkisiyle, maddede sayılan belirli hal ve durumlarda tazminattan indirim yapılması mümkün bulunmaktadır. Davacı desteği motorsiklet sürücüsüne, meydana gelen kazada kesinleşen ceza dosyasında alınan raporlarla da uyumlu olan mahkemece alınan raporda kask takmamak dışında kusur atfedilememiş olup kask takmanın sürüş kusur olmadığı gözetildiğinde destek sürücünün kusursuz olduğu anlaşılmaktadır. Desteğin kasksız şekilde nizamlara aykırı ve kendi can emniyetini tehlikeye atacak şekilde yolculuk yapması sürüş kusurlarından olmayıp, hakim tarafından tazminattan indirim sebebi olarak kabul edilmelidir. Yolculuk yapmaya uygun olmayacak şekilde kasksız yolculuk yapmak gibi hususlar bilirkişi tarafından kusur oranı belirlenirken dikkate alınacak hususlar değildir. Oysa mahkemece alınan bilirkişi raporunda desteğin kasksız motorsiklet kullanmasına göre destek sürücü %20 kusurlu görülmüştür. Her ne kadar indirim oranının aynı olması nedeni ile hesaplanan miktar yönünden değişiklik olmayacak ise de mahkemece; yapılması gerektiği gibi öncelikle destek sürücünün trafik akışına ilişkin olarak kusursuz olduğu kabul edilerek daha sonra desteğin uygun olmayan şekilde kasksız motorsiklet kullandığı hakim tarafından değerlendirilerek, Dairemizin yerleşik uygulamasına göre %20 oranda müterafik kusur indirimi yapılması gerekirken yazılı şekilde karar verilmiş olması bozmayı gerektirmiştir. 3- Destekten yoksun kalınacak sürenin, çocuklar için, yaşları, okuldaki eğitim durumları, içinde yaşadıkları sosyal ve ekonomik koşullar değerlendirilerek ayrı ayrı belirlenmesi, yüksek öğrenim yapacaklar ise, öğrenimlerinin sona erdiği tarih, yapmamakta ise yerleşik ve kabul gören uygulamaya göre, erkek çocukları için 18 yaşın, kız çocukları için 22 yaşın desteğin sona ereceği yaş olarak kabulü gerekmektedir. Somut olayda; davacılar ... ve ...'nın destek alacakları süre 22 yaşlarına kadar hesaplanmıştır. Ancak ...'nın kaza tarihinde lise öğrencisi olduğu belirtilmektedir. Bu durumda, mahkemece, davacı çocukların öğrenimlerine devam edip etmediklerinin araştırılarak ...'nın üniversite eğitimi aldığının anlaşılması durumunda her iki çocuğunda 25 yaşına kadar babalarından destek göreceklerinin kabul edilmesi, üniversiteye gitmediğinin tespiti halinde ise 22 yaşına kadar babalarından destek göreceklerinin kabul edilmesi gerekmektedir. 4. Destekten yoksun kalma tazminatının hesaplanmasında, destek payları doğru belirlenerek, destekten yoksun kalanlara müteveffanın sağlığında sağlamış/sağlayacak olduğu yardımın miktarı da doğru şekilde hesaplanmalıdır. Somut olayda, dava desteğin eş ve çocukları tarafından açılmış olup hükme esas alınan hesap bilirkişi raporunda müteveffanın annesine destek payı ayrılmadan hesaplama yapılmıştır. Oysaki müteveffaya ait nüfus kayıtları incelendiğinde, desteğin annesinin de sağ olduğu anlaşılmaktadır. Bu durumda mahkemece, bilirkişiden ek rapor alınarak, desteğin annesinin de hayatta olduğu gözetilmek suretiyle destek paylarının yeniden değerlendirilmesi ve sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, yazılı olduğu şekilde karar verilmesi bozmayı gerektirmiştir... " gerekçesi ile hükmün bozulmasına karar verilmiştir. B. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla,Yargıtay bozma ilamına uyularak Davacıların, davalı ... aleyhine açtıkları maddi tazminat davasının, yargılama devam ederken yapılan ödeme ve sulh sözleşmesi sonrasında davacı yanın işbu davalı yönünden davadan feragat ettikleri anlaşılmakla; işbu davalı aleyhine açılan maddi tazminat davasının 6100 sayılı HMK'nun 307, 309, 311 maddeleri gereğince vaki feragat nedeni ile reddine; davacılar, davalı ... ve ... aleyhine açtıkları maddi tazminat davası yönünden; davacıların, davalılardan destekten yoksun kalma tazminatına ilişkin yaptıkları asıl ve ıslahla açılan davanın konusu olan tazminatın, dava devam ederken müşterek ve müteselsil borçlu ... Sigorta A.Ş tarafından yapılan ödeme nedeni ile karşılandığı ve dava konusu kısmi ve ıslahla açılan taleple bağlı tazminatın ödendiği anlaşılmakla, işbu tazminat talebi yönünden konusu kalmayan davanın esası hakkında hüküm tesisine yer olmadığına; tedavi giderleri, araç hasarı, defin giderine ilişkin maddi tazminat talepleri yönünden; mahkememizce daha önce verilen 13.12.2015 gün ve 2014/574 Esas sayılı dosyadaki kararın kesinleştiği anlaşılmakla; yeniden hüküm tesisine yer olmadığına; davacıların , davalı ... ve ... aleyhine açtıkları manevi tazminat davası yönünden; mahkememizce daha önce verilen 13.12.2015 gün ve 2014/574 Esas sayılı dosyadaki kararın kesinleştiği anlaşılmakla; yeniden hüküm tesisine yer olmadığına karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davalı ... vekili temyiz dilekçesinde; yerel mahkemece hatalı kusur oranı tesbitine göre verilen kararın hakkaniyete aykırı olduğunu, davacılar desteğinin asli kusurlu olduğunu belirterek kararın bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, trafik kazasından kaynaklanan ölüm nedeniyle destekten yoksun kalma tazminatı ve manevi tazminat istemine ilişkindir. Temyizen incelenen kararın bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı ... vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile temyiz olunan mahkeme kararının ONANMASINA, Aşağıda yazılı temyiz harcının temyiz eden davalı ...'a yükletilmesine, Dosyanın mahkemeye gönderilmesine,18.02.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, E. 2024/12486, K. 2026/1782, T. 18.02.2026, www.arakarar.com/karar/yargitay-4-hukuk-dairesi-2024-12486-e-2026-1782-k-9f4098267f91