Yargıtay · 4. Hukuk Dairesi

Yargıtay 4. Hukuk Dairesi 2023/9551 E. 2023/12755 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
4. Hukuk Dairesi
Esas No
2023/9551
Karar No
2023/12755
Karar Tarihi

MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi SAYISI : 2021/943 E., 2021/942 K. HÜKÜM/KARAR : Davacı itirazının kabulü /Davanın kabulü Taraflar arasındaki sigorta tahkim yargılaması sonunda, Uyuşmazlık Hakem Heyetince davanın reddine karar verilmiştir. Karara davacı vekili tarafından itiraz edilmesi üzerine, İtiraz Hakem Heyetince itirazın kabulü ile Uyuşmazlık Hakem Heyeti kararı kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmiştir. İtiraz Hakem Heyeti kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda davalı vekilinin temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; davacının, 13.12.2015 tarihinde davalı nezdinde zorunlu mali sorumluluk sigortası (ZMSS) ile sigortalı araç içinde yolcu iken meydana gelen trafik kazasında yaralandığını, sigorta şirketine yapılan başvurudan sonuç alamadıklarını, bu sebeple belirsiz alacak olarak açıtıkları davada, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla, şimdilik 5.000,00 TL sürekli iş göremezlik ve 100,00 TL geçici iş göremezlik tazminatının, faizi ile birlikte davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir. Yargılama sırasında dava değerini 114.739,09 TL sürekli iş göremezlik tazminatı ve 7.518,75 TL geçici iş göremezlik tazminatı olarak yükseltmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; ceza davasında uzlaşma sağlandığını, davanın düştüğünü, bu sebeple eldeki tazminat davasının reddi gerektiğini, hesaplamada TRH 2010 Yaşam Tablosu ve %1,8 teknik faiz esasının kullanılması gerektiğini, geçici iş göremezlik zararından sorumlu olmadıklarını belirterek davanın reddini savunmuştur. III. UYUŞMAZLIK HAKEM HEYETİ KARARI Uyuşmazlık Hakem Heyetinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile 14.12.2017 tarihli uzlaşma tutanağı ile tarafların uzlaşmayı kabul ettikleri ve uzlaşma sağlandığı, Bucak 1. Asliye Ceza Mahkemesi 2017/424 E., 2018/15 K. sayılı kararında sanık hakkında açılan kamu davasının 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (CMK) 223/8 ve 254/2 nci maddeleri gereğince düşürülmesine karar verildiği, bu kapsamda eldeki tazminat davasının açılamayacağı, gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. IV. İTİRAZ A.İtiraz Yoluna Başvuranlar Uyuşmazlık Hakem Heyetinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili itiraz başvurusunda bulunmuştur. B. İtiraz Sebepleri Davacı vekili itiraz dilekçesinde; henüz zarar belli olmadan borçlulardan birinin cezai sorumluluğunu sona erdirmek amacıyla yapılan uzlaşmanın, cezai sorumlulukları bulunmayan diğer borçluların da hukuki sorumluluğunu sona erdirmeyeceğini, dosyaya sunulu maluliyet raporunun esas alınarak hesaplama yapılmasını, kararın kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir. C. Gerekçe ve Sonuç İtiraz Hakem Heyetinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile başvuru sahibinin sürekli maluliyet oranının tespit edildiği tarihin, 29.07.2020 olduğu, uzlaşmanın yapıldığı tarihte ise zararın miktarı belli olmadığından zararın öğrenilmemiş olduğu, bu sebeple doğmamış haktan feragat edilemeyeceğinden, zarara uğrayan kişinin tazminat talep edebileceğinin kabulü gerektiği gerekçesiyle, davacının itirazının kabulüne, kararın kaldırılmasına, yeniden hüküm tesisine, buna göre davanın kabulü ile 114.739,09 TL sürekli iş göremezlik ve 7.618,75 TL geçici iş göremezlik tazminatı olmak üzere toplam 122.357,84 TL maddi tazminatın 23.07.2020 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar İtiraz Hakem Heyetinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davalı vekili temyiz dilekçinde; ceza davasında uzlaşma sağlandığını, davanın düştüğünü, bu sebeple eldeki tazminat davasının reddi gerektiğini, hesaplamada TRH 2010 Yaşam Tablosu ve %1,8 teknik faiz esasının kullanılması gerektiğini, geçici iş göremezlik zararından sorumlu olmadıklarını, davacının davadan önce bireysel başvuru ile aldığı maluliyet raporunu kabul etmediklerini, kusur raporu alınmadığını, kazanın meydana gelmesinde başkaca unsurların araştırılmadığını, Sosyal Güvenlik Kurumu'ndan (SGK) ödeme yapılıp yapılmadığının sorulmadığını, takdir edilen vekalet ücretinin hatalı olduğunu, belirterek kararın bozulmasını istemiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık; davalı ... şirketi tarafından Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası (ZMSS) Poliçesi ile teminat altına alınan aracın karıştığı trafik kazası sonucu yaralanıp malul kalan davacı yolcunun sürekli iş göremezlik ve geçici iş göremezlik tazminat talebine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk- 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 52 ve 54 üncü maddeleri, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 85, 89, 90, 91 inci maddeleri, 5684 sayılı Sigortacılık Kanunu'nun 30 uncu maddesi, Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları. 3. Değerlendirme 1. Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına, 18.10.2023 tarihinde Resmî Gazete’ de yayımlanan 26.07.2023 tarih ve 2023/43 Esas -2023/141 Karar sayılı Anayasa Mahkemesi kararı ile “4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 6/12/2006 tarihli ve 5560 sayılı Kanun’un 24. maddesiyle değiştirilen 253. Maddesinin (19) numaralı fıkrasının beşinci cümlesinin “Uzlaşma sağlanması halinde, soruşturma konusu suç nedeniyle tazminat davası açılamaz; …” bölümünün Anayasa’ya aykırı olduğuna ve iptaline karar verildiğinden, uzlaşmanın eldeki tazminat davasına etki etmeyecek olmasına, tazminatın belirlenmesinde Anayasa Mahkemesinin 17.07.2020 tarihli kararı sonrasında %1,8 teknik faizin uygulanma imkanı olmamasına bu kapsamda, TRH 2010 Yaşam Tablosu ve progresif rant hesap yönteminin kullanılmasının yerinde olmasına, kaza tespit tutanağında belirlenen kusurun hükme esas alınmasının yerinde olmasına, davalı ... şirketinin geçici iş göremezlik zararından sorumlu olmasına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre davalı vekilinin aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. 2. Haksız fiil sonucu çalışma gücü kaybının olduğu iddiası ve buna yönelik bir talebin bulunması halinde, zararın kapsamının belirlenmesi açısından maluliyetin varlığı ve oranının doğru biçimde belirlenmesi gereklidir. Söz konusu belirlemenin ise haksız fiilin gerçekleştiği tarihte yürürlükte olan yönetmelik hükümleri dikkate alınarak yapılması gerekmektedir. Somut olayda; kaza neticesinde davacının maruz kaldığı yaralanmaya ilişkin olarak Süleyman Demirel Üniversitesi Adli Tıp Ana Bilim Dalı Başkanlığı tarafından tanzim edilen 29.07.2020 tarihli raporda, Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik hükümlerine göre davacının sağ humerusta deplase kırık ve sağ omuz ile sağ dirsekte keloid skarlardan kaynaklı toplam sürekli iş göremezlik oranının %6 olduğu rapor edilmiş, hakem heyetince işbu rapor hükme esas alınarak belirlenen tazminata hükmedilmiştir. Ne var ki kaza tarihinde Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurul Raporları Hakkında Yönetmelik ve ekindeki cetveller yürürlükte olup davacının yaralanamasına bağlı maluliyet oranının bu yönetmeliğe göre belirlenmesi gerekir. Yukarıda belirtilen maluliyet raporuna göre hüküm tesis edilmesi hatalı olmuştur. Açıklanan nedenlerle; davacının kazadaki yaralanmasına ilişkin olup da dosya kapsamında yer almayan tüm tedavi belgelerinin toplanması; daha sonra, en yakın üniversite hastanesinin adli tıp anabilim dalı başkanlığından, kaza ile illiyet bağı kuracak şekilde Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurul Raporları Hakkında Yönetmelik ve ekindeki cetvellere göre davacının maluliyetini belirleyen denetime elverişli bir rapor alınması (keloid-skarlar yönünden de vücut yüzeyinin yüzde birinden fazla alanı kaplayıp kaplamadığı hususlarına dikkat edilerek) oluşacak sonuca göre (maluliyet oranı ve hesap verileri bakımından davalı lehine oluşan usuli kazanılmış haklar dikkate alınarak) karar verilmesi gerekirken, eksik incelemeyle karar verilmesi bozmayı gerektirmiştir. 3. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun (TBK) 52 nci maddesi uyarınca zarar gören, zararı doğuran fiile razı olmuş veya zararın doğmasında ya da artmasında etkili olmuş yahut tazminat yükümlüsünün durumunu ağırlaştırmış (müterafik kusur hâli söz konusu) ise hâkim, tazminatı indirebilir veya tamamen kaldırabilir. Müterafik kusura ilişkin savunma bir def’i olmadığından bu yönde bir savunma olmasa da resen dikkate alınması gerekir. Somut olayda; davacı soruşturma dosyasındaki ifadesinde, arkadaşları olan sürücü , ve ile merkezinde saat 00.30 sıralarında buluştuklarını,ye ait araç ile gezdiklerini, daha sonra Köyüne yemek yemeye gittikleri esnada kazanın olduğunu beyan etmiştir. Kaza tespit tutanağında ve polis memurları tarafından kaza günü tanzim edilen alkol tutanağında da davalıya sigortalı aracın sürücüsü 'ın 0,55 promil alkollü olduğu belirtilmiştir. Bu durumda davacının, araç sürücüsünün alkollü olduğunu bildiği hâlde bu araca kendi isteğiyle bindiği, arkadaşları ile gezdikleri sırada kazanın meydana geldiği, kazanın oluşumunda alkollü sürücünün kusurlu bulunduğu, davacının yaralanması ile neticelenen kaza dolayısıyla muhtemel zararı doğuran fiile razı olduğu anlaşılmaktadır. Bu itibarla TBK’nın 52 nci maddesi gereğince Dairemizin yerleşik uygulamasına göre %20 oranında müterafik kusur indirimi yapılmak suretiyle davalının sorumlu olduğu tazminat miktarının belirlenmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm tesisi doğru görülmemiştir. 4. 5684 sayılı Sigortacılık Kanunu'nun 30/17 nci, Sigortacılıkta Tahkime İlişkin Yönetmelik’in 16/13 üncü Avukatlık Asgarî Ücret Tarifesi (AAÜT)’nin 17/2 nci maddeleri bir bütün olarak yorumlandığında tarafların avukat ile temsil edildiği hâllerde, taraflar aleyhine hükmedilecek vekâlet ücretinin, her iki taraf için de AAÜT’de yer alan asliye mahkemelerinde görülen işler için hesaplanan vekâlet ücretinin beşte biri olarak hükmolunması gerektiği anlaşılmaktadır. Bu itibarla; İtiraz Hakem Heyetince davacı lehine hükmedilecek vekâlet ücretine ilişkin olarak anılan mevzuat uyarınca maktu vekâlet ücretinin altında kalmamak kaydıyla asliye mahkemelerinde görülen işler için hesaplanan vekâlet ücretinin 1/5’i oranında vekâlet ücreti yerine nispi ve tam vekâlet ücretine hükmedilmesi doğru olmamıştır. VI. KARAR 1- Değerlendirme bölümünün (1) numaralı bendinde açıklanan sebeplerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının REDDİNE , 2- Değerlendirme bölümünün (2), (3) ve (4) numaralı bentlerinde açıklanan sebeplerle davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının kabulü ile temyiz olunan İtiraz Hakem Heyeti kararının BOZULMASINA, Peşin alınan temyiz harcının istek hâlinde davalıya iadesine, Dosyanın mahkemeye gönderilmesine, 28.11.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi

Atıf: Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, E. 2023/9551, K. 2023/12755, T. 28.11.2023, www.arakarar.com/karar/yargitay-4-hukuk-dairesi-2023-9551-e-2023-12755-k-50e3aabdbb25