Yargıtay · 4. Hukuk Dairesi

Yargıtay 4. Hukuk Dairesi 2023/9452 E. 2023/13337 K. – Rücuen Tazminat

Konu: Rücuen Tazminat

Mahkeme
Yargıtay
Daire
4. Hukuk Dairesi
Esas No
2023/9452
Karar No
2023/13337
Karar Tarihi
Konu
Rücuen Tazminat

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2023/63 E., 2023/441 K. HÜKÜM/KARAR : Davanın usulden reddi Taraflar arasındaki rücuen tazminat davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairece kararın bozulmasına karar verilmiştir. Mahkemece bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın usulden reddine karar verilmiştir. Mahkemenin kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; davalının Balıkesir Doğum ve Çocuk Bakımevi Hastanesinde ebe hemşire olarak görev yaptığını, davalının dava dışı hastanın doğumunu gerçekleştirdikten sonra bebeğin göbek kordonunu ameliyathanede temizlik işlerinde görevli olan hizmetliye kestirdiğini, bu esnada bebeğin sol el küçük parmağının kesildiğini, adli tıp incelemesinde göbek kordonunu kesen kişinin özensiz davrandığının ortaya konulduğunu, ayrıca sağlık personeli dışında bir görevlinin göbek kordonunu kesmesi halinde sorumluluğun doğumu gerçekleştiren kişide bulunduğunu, davalının Balıkesir 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 2006/1184 Esas sayılı davasında cezalandırılmasına karar verildiğini, dava dışı hak sahipleri tarafından hizmet kusuru nedeniyle Balıkesir İdare Mahkemesinde açılan 2007/480 Esas sayılı tazminat davasında, davacı kurumun hak sahiplerine tazminat ödemesine karar verildiğini, davacı kurum tarafından hak sahiplerine ödeme yapıldığını belirterek davacı kurumun uğradığı 74.371,44 TL hazine zararının ödeme tarihi olan 14.03.2011 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan rücuen tahsili talep edilmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; açılan davayı kabul etmediklerini, idari davanın sonuçlanmasının beklenilmesi gerektiğini, tazminat miktarının davacıların zenginleşmesine neden olacak miktarda olduğunu, müvekkilinin sorumlu hekim emrinde çalışan bir kişi olduğunu, bu nedenle de müvekkiline kusur atfedilmesini kabul etmediklerini belirterek davanın reddine karar verilmesi gerektiğini savunmuştur. III. MAHKEME KARARI Mahkemenin 17.02.2016 tarihli 2011/191 E., 2016/131 K. sayılı kararı ile; yapılan ödemeye esas olayda davalının kusurlu olması nedeniyle davacı tarafın rücu talebinde haklı olduğu gerekçesiyle davanın kabulü ile 74.371,44 TL alacağın 14.03.2011 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir. IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ A. Birinci Bozma Kararı 1. Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. 2. Dairenin 29.01.2019 tarihli 2016/5234 E., 2019/370 K. Sayılı ilamı ile; "... Eldeki dava, rücuen tazminat istemine ilişkin olup tazminatın kendi payına düşeninden fazlasını ödeyen kişi, bu fazla ödemesi için, diğer müteselsil sorumlulara karşı rücu hakkına sahip olarak zarar görenin haklarına halef olur. Tazminatın aynı zarardan sorumlu müteselsil borçlular arasında paylaştırılmasında, bütün durum ve koşullar, özellikle onlardan her birine yüklenebilecek kusurun ağırlığı ve yarattıkları tehlikenin yoğunluğu göz önünde tutulur. Diğer bir deyişle; olay nedeniyle idare mahkemesince hükmedilen tazminat miktarını ödeyen davacı idare, kusuru oranında sorumlulara rücu edebilir. Dosya kapsamından, davalının ebe olarak görev yaptığı, doğum esnasında dava dışı bebeğin göbek kordonunu dava dışı temizlik görevlisine kestirdiği, bu esnada bebeğin parmağının kesildiği, dava dışı bebeğin anne ve babası tarafından davacı idare aleyhine tam yargı davası açıldığı, yapılan yargılama sonunda davacı idare aleyhine tazminata hükmedildiği, bu kez idare tarafından hak sahiplerine ödenen tazminatın rücuen tahsilinin istendiği, mahkemece davalının kusur oranı belirlenmeden karar verildiği anlaşılmaktadır. Şu durumda, davalının dava konusu olayda kusur oranının bilirkişi incelemesi ile belirlenerek sonucuna göre karar verilmesi gerekirken eksik incelemeye dayalı karar verilmesi doğru görülmediği..." gerekçesi ile hükmün bozulmasına, bozma nedenine göre davalının diğer temyiz itirazlarının incelenmesine yer olmadığına karar verilmiştir. B. Mahkemece Birinci Bozmaya Uyularak Verilen Karar Mahkemenin 13.07.2021 tarihli 2019/181 E., 2021/468 K. sayılı kararı ile; bozma ilamı doğrultusunda davalının kusur oranının belirlenmesi hususunda İstanbul ATK'dan rapor aldırılmasına, meydana gelen zarar yönünden tarafların müterafik kusurlu olmasına ve İstanbul ATK raporu kapsamında davalının %50 kusurlu sayılmasının somut olayla uyumlu kabul edilmesine göre davanın kısmen kabulüne karar vermek gerektiği gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile 37.185,72 TL'nin ödeme tarihi olan 16.03.2011 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine; fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiştir. C. İkinci Bozma Kararı 1.Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili ve davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. 2. Dairenin 19.09.2022 tarihli 2021/25051 E., 2022/10595 K. sayılı kararı ile; "...Resmi Gazete'de 27.05.2022 tarihinde yayımlanarak aynı gün yürürlüğe giren 7406 sayılı Türk Ceza Kanunu ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’un 15. maddesi ile 3359 sayılı Sağlık Hizmetleri Temel Kanunu’na eklenen geçici 13. madde “Ek 18 inci maddenin birinci fıkrası hükümleri, 4483 sayılı Kanun hükümleri uyarınca haklarında kesinleşmiş bir soruşturma izni verilenler bakımından uygulanmaz ve soruşturma veya kovuşturmalara devam olunur. Kamu kurum ve kuruluşları ve Devlet üniversitelerinde görev yapan hekim ve diş hekimleri ile diğer sağlık meslek mensuplarının sağlık mesleğinin icrası kapsamında yapmış oldukları muayene, teşhis ve tedaviye ilişkin tıbbi işlem ve uygulamalar nedeniyle idare tarafından ödenen tazminattan dolayı açılan rücu davalarından, bu maddenin yürürlüğe girdiği tarih itibarıyla yargılaması devam edenler bakımından ek 18 inci maddenin ikinci fıkrası uyarınca karar verilmek üzere Mesleki Sorumluluk Kuruluna başvurması için davacıya iki aylık süre verilir. Başvuru yapılmaması hâlinde dava usulden reddedilir. Bu durumda yargılama gideri taraflar üzerinde bırakılır ve davacı aleyhine vekâlet ücretine hükmedilmez.” hükmünü haizdir. Dosya kapsamından, davalı ...’un olay tarihinde Balıkesir Doğum ve Çocuk Bakımevi Hastanesinde ebe hemşire olarak görev yaptığı, dava dışı Nurşen Aldemir isimli hastanın doğumunda bebeğin parmağının kesildiği, meydana gelen olay nedeniyle dava dışı hasta Nurşen Aldemir ve eşi Mehmet Ali Aldemir tarafından hizmet kusuru olduğundan bahisle davacı ... aleyhine Balıkesir İdare Mahkemesinin 2007/480 Esas sayılı dosyası ile maddi ve manevi tazminat davası açıldığı, idare mahkemesinde yapılan yargılama sonucunda davanın kısmen kabulüne karar verildiği, ilamlı icra takibi sonucunda davacının icra dosyasına 74.371,44 TL ödeme yaptığı, eldeki davanın ödenen bedelin davalıdan rücuen tahsili istemine ilişkin olduğu anlaşılmaktadır. Şu durumda mahkemece, yukarıda gösterilen yasal düzenleme gereğince Mesleki Sorumluluk Kuruluna başvurması için davacıya süre verilmesi; başvuru yapılması halinde sonucunun beklenmesi, başvuru yapılmaması halinde ise davanın usulden reddine karar verilmesi gerekir..." gerekçesi ile hükmün bozulmasına bozma nedenine göre taraf vekillerinin diğer temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına karar verilmiştir. D. Mahkemece İkinci Bozmaya Uyularak Verilen Karar Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; bozma ilamına uyulmasına karar verildiği, bozma ilamı doğrultusunda davacı vekiline 3359 sayılı Sağlık Hizmetleri Temel Kanunu geçici md.13/2 uyarınca tazminat istemi yönünden mesleki sorumluluk kuruluna usulüne uygun şekilde başvuruda bulunmak ve işbu hususun dosyaya tevsik etme yönünden iki aylık kesin süre verilmesine; kesin sürenin sonuçlarının da usulünce ihtar edilmesine karşın davacı vekilince verilen kesin süre içerisinde mesleki sorumluluk kuruluna başvuruda bulunulmadığına ilişkin beyan dilekçesi sunulduğu; yargılama devam ederken yapılan kanun değişikliği ile söz konusu başvurunun dava şartı haline getirildiği ve özel dava şartının tamamlanmamasına göre davanın usulden reddine karar vermek gerektiği gerekçesiyle 6100 sayılı HMK’nın 114/2 ve 115/2 nci maddeleri uyarınca davanın usulden reddine karar verilmiş; davalı taraf yargılamada kendisini bir vekille temsil ettirdiğinden 9.200,00 TL maktu vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine hükmedilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde; davacı aleyhine vekalet ücretine hükmedilmesinin hatalı olduğunu belirterek kararın bozulmasını istemiştir. C. Gerekçe 1.Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık; davalı ebe hemşirenin kusurlu eylemi nedeniyle verdiği zararın rücuen tazmini istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (1086 sayılı Kanun) 428 inci maddesi, 438 inci maddesinin yedinci fıkrası ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrası, Resmi Gazete'de 27.05.2022 tarihinde yayımlanarak aynı gün yürürlüğe giren 7406 sayılı Türk Ceza Kanunu ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’un 15 inci maddesi ile 3359 sayılı Sağlık Hizmetleri Temel Kanunu'na eklenen 13 üncü madde, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 73 üncü maddesi. 3. Değerlendirme Resmi Gazete'de 27.05.2022 tarihinde yayımlanarak aynı gün yürürlüğe giren 7406 sayılı Türk Ceza Kanunu ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’un 15 inci maddesi ile 3359 sayılı Sağlık Hizmetleri Temel Kanunu’na eklenen geçici 13 üncü madde “Ek 18 inci maddenin birinci fıkrası hükümleri, 4483 sayılı Kanun hükümleri uyarınca haklarında kesinleşmiş bir soruşturma izni verilenler bakımından uygulanmaz ve soruşturma veya kovuşturmalara devam olunur. Kamu kurum ve kuruluşları ve Devlet üniversitelerinde görev yapan hekim ve diş hekimleri ile diğer sağlık meslek mensuplarının sağlık mesleğinin icrası kapsamında yapmış oldukları muayene, teşhis ve tedaviye ilişkin tıbbi işlem ve uygulamalar nedeniyle idare tarafından ödenen tazminattan dolayı açılan rücu davalarından, bu maddenin yürürlüğe girdiği tarih itibarıyla yargılaması devam edenler bakımından ek 18 inci maddenin ikinci fıkrası uyarınca karar verilmek üzere Mesleki Sorumluluk Kuruluna başvurması için davacıya iki aylık süre verilir. Başvuru yapılmaması hâlinde dava usulden reddedilir. Bu durumda yargılama gideri taraflar üzerinde bırakılır ve davacı aleyhine vekâlet ücretine hükmedilmez.” hükmünü haizdir. Somut olayda, mahkemece bozma ilamına uyulmasına karar verildiği, bozma ilamı doğrultusunda davacı vekiline 3359 sayılı Sağlık Hizmetleri Temel Kanunu geçici madde 13/2 uyarınca tazminat istemi yönünden mesleki sorumluluk kuruluna usulüne uygun şekilde başvuruda bulunmaları için iki aylık kesin süre verildiği, kesin süreye riayet edilmediği takdirde davanın usulden reddolunacağının ihtar edildiği, davacı vekilince kesin süre içerisinde mesleki sorumluluk kuruluna başvuruda bulunulmadığına ilişkin beyan dilekçesi sunulduğu, bu nedenle mahkemece davanın usulden reddine karar verildiği, davalı taraf yargılamada kendisini bir vekille temsil ettirdiğinden davalı lehine vekalet ücretine hükmedildiği anlaşılmaktadır. Şu durumda, yukarıda açıklandığı şekilde davanın usulden reddi halinde davacı aleyhine vekalet ücretine hükmedilemeyeceği açıktır. Mahkemece, yukarıda açıklanan yasal mevzuat gereğince, davalı lehine vekalet ücretine hükmedilmemesi gerekirken yazılı şekildeki karar verilmiş olması bozmayı gerektirir. Ne var ki, belirlenen bu yanılgının giderilmesi yeniden yargılamayı gerektirmediğinden, 6100 sayılı Kanun'un geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Kanun'un 438 inci maddesinin yedinci fıkrası hükmü uyarınca Mahkeme kararının düzeltilerek onanması gerekir. VI. KARAR Değerlendirme bölümünde açıklanan sebeplerle davacı vekilinin temyiz itirazının kabulü ile kararın hüküm fıkrasının vekalet ücretine ilişkin (5) nolu bendinin silinerek yerine " 5. Davalı yararına vekalet ücreti takdirine yer olmadığına ibaresinin yazılması suretiyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA, Dosyanın Mahkemesine gönderilmesine, 11.12.2023 tarihinde karar verildi.

Atıf: Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, E. 2023/9452, K. 2023/13337, T. 11.12.2023, www.arakarar.com/karar/yargitay-4-hukuk-dairesi-2023-9452-e-2023-13337-k-552c599c03a9