İlk Derece Mahkemesi · İstanbul 3. Asliye Ticaret Mahkemesi

İstanbul 3. Asliye Ticaret Mahkemesi 2023/791 E. 2025/299 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Daire
İstanbul 3. Asliye Ticaret Mahkemesi
Esas No
2023/791
Karar No
2025/299
Karar Tarihi

T.C. İSTANBUL 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2023/791 Esas KARAR NO : 2025/299 DAVA : Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat) DAVA TARİHİ : 08/12/2023 KARAR TARİHİ : 16/04/2025 Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ : DAVA:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; "11/08/2020 tarihinde Sürücü ... sevk ve idaresindeki ... plaka sayılı araç sürücüsünün Yaya ...'ye çarpması neticesinde trafik kazası meydana gelmiştir. Bu kaza nedeniyle ... vefat etmiştir. Müvekkilim ..., ...'nin vefatı sonucu destekten yoksun kalmıştır. Tarafımızca zorunlu arabuluculuk yoluna başvurulmuş olup Arabuluculuk Anlaşamama tutanağı ektedir.... plaka sayılı araç sürücüsü ... 2918 sayılı K.T.K.‘nın ilgili maddesini ihlal ettiğinden kusurludur. Zorunlu Mali Mesuliyet Sigorta Poliçesi kapsamında ... plaka sayılı araç ... Hesabı'nın sorumluluğundadır. Müvekkilim tarafından davalıya başvuru yapılmış olup davalı sigorta şirketi tarafından herhangi bir ödeme yapılmamıştır. Müvekkilim ...'nin vefatı sonucu destekten yoksun kalmıştır.Müvekkilim haksız olarak mağdur edilmeye devam edilmektedir. Müvekkilimin bu mağduriyetinin ve zararının giderilmesi için sigorta şirketinden ZMSS kapsamında alacağı olan destekten yoksun kalma tazminat miktarının bilirkişi marifeti ile hesaplanarak müvekkile ödenmesi için dava açma mecburiyeti doğmuştur. Davamızın Belirsiz Alacak Davası olarak kabulü ile, maluliyet oranı dahil olmak üzere fazlaya ilişkin tüm haklarımız saklı kalmak kaydıyla; -50 TL Destekten Yoksun Kalma -50 TL Cenaze gideri tazminatı olmak üzere şimdilik toplam 100 TL'nin kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacı müvekkile ödenmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesini..." talep ve dava etmiştir. CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; "Anlaşmaya varılmıştır. Anlaşma gereği, 26.500 TL maddi tazminat ödemesi ... vekili ...'un banka hesabına 21.05.2021 tarihinde ödenmiştir. 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu uyarınca Arabuluculuk faaliyeti sonunda anlaşmaya varılması hâlinde, üzerinde anlaşılan hususlar hakkında taraflarca dava açılamaz. Bu nedenle haksız ve dayanaksız davanın reddini talep ederiz. Davacı, Sigorta Tahkim Komisyonu'nun ... sayılı dosyası ile destekten yoksun kalma tazminat talebinde bulunmuşsa da;... sayılı karar ile davası reddedilmiştir. Aynı olay için 12.05.2021 tarihinde Arabuluculuk görüşmeleri yapıldığı ve Anlaşma Belgesinin imzalandığı ve sigorta kuruluşunun anlaşma tutanağında belirlenen edimini 21.05.2021 tarihinde yerine getirildiği anlaşıldığı, bu durumda uyuşmazlığın konusunun daha önce yapılan arabuluculuk anlaşması ile kesinleşen kararın bu başvuru yönünden kesin hüküm teşkil etmesi, yeniden dava açılmasının mümkün olmaması, davada hukuki yarar bulunmaması ve anlaşma nedeniyle talep hakkı bulunmaması gözetilerek dava reddedilmiştir. ekte sunulan ödeme dekontu incelendiğinde müvekkil kurumun davacı ile müvekkil kurum arasında gerçekleşen arabuluculuk süreci sonunda anlaşmaya varılmış ve davacı tarafından imzalanan tutanak gereği, 21.05.2021 tarihinde 26.500 TL, davacıya ödeme yapıldığı sabittir. Zarar, sosyal güvenlik kurumları tarafından karşılandığı ölçüde müvekkil kurumun da sorumluluğu sona ermektedir. Hiçbir şekilde, kazada bir başka aracın kusurlu olduğunu kabul anlamına gelmemekle birlikte, aleyhe tazminata hükmedilmesi halinde müteveffanın yaş küçüklüğü dikkate alınarak bakım ve gözetim yükümlülüğü ihlali nedeniyle TBK m. 52 gereği en az %20 müterafik kusur indirimi uygulanmalıdır. haksız davanın esastan reddine, yargılama gideri ve vekalet ücretinin karşı taraf üzerine bırakılmasına karar verilmesini..." savunmuştur. DELİLLER: Hasar tespit tutanağı,... Asliye Ceza Mahkemesi'nin 2022/680 Esas sayılı dosyası, sigorta dosyası, tedavi evrakları, soruşturma dosyası, SGK kayıtları, ve tüm dosya kapsamı. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Dava; haksız filliden kaynaklı olarak destekten yoksun kalma tazminatı ve cenaze giderleri tazminatı talebine ilişkindir. 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu’nun 18. Maddesine 7036 sayılı Kanunla eklenen 5. fıkraya göre, “Arabuluculuk faaliyeti sonunda anlaşmaya varılması hâlinde, üzerinde anlaşılan hususlar hakkında taraflarca dava açılamaz.” Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği'nin 21. Maddesinin 7. Fıkrasında da aynı düzenlemeye yer verilmiştir. Bu düzenleme, Kanun’un gerekçesine göre, “dava açma yasağı” olarak nitelendirilmektedir. 7036 sayılı Kanunla eklenen "dava açma yasağına" ilişkin madde gerekçesine göre, “...Anlaşılan hususların bilahare dava edilemeyeceği dikkate alındığında arabulucu tarafından düzenlenecek ve taraflar ve varsa temsilcileri veya avukatları tarafından imzalanacak anlaşma tutanağında “anlaşılan hususların” net bir şekilde ortaya konulmasında zorunluluk bulunmaktadır..." “Anlaşılan hususlar” arabuluculuk anlaşma belgesinde net bir şekilde görülebilmeli ve dava açma yasağına tabi olan bu hususlar tereddüde yer vermeyecek şekilde açıkça tespit edilebilmelidir. Anlaşma belgesinin ilâm niteliğinde belge sayılacağı hükmünden (HUAK m. 18) hareketle artık anlaşılan hususlarda tarafların dava açma ihtiyacının ortadan kalktığı söylenebilir. Bu sebeple dava açma yasağı, dava şartlarından olan hukukî yarar bulunması (HMK m. 114/1, h) şartının özel bir görünümüdür, daha açık bir ifadeyle özel bir dava şartıdır. ...Arabuluculuk faaliyeti sonucunda anlaşmaya varılan konularda dava açma yasağı, kanımızca, hukukî yararın bulunmasına ilişkin genel dava şartının özel bir görünümü niteliğinde, Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu’nda düzenlenen özel bir dava şartı olduğundan , arabuluculuk faaliyeti sonunda anlaşılan konularda dava açılması durumunda, dava şartı yokluğundan davanın usûlden reddi gerekir (HMK m. 115/2). Arabuluculuk faaliyeti sonunda anlaşmaya varılması hâlinde, üzerinde anlaşılan hususlar hakkında taraflarca dava açılamayacağına ilişkin hüküm, dava açılmasında hukukî yararın bulunması (HMK m. 114/1, h) dava şartının özel bir görünümüdür. Bu anlamda anlaşılan hususlarda dava açma yasağı,özel bir dava şartıdır. İster dava açılmadan önce ister dava açıldıktan sonra, taraflar arabuluculuk anlaşma belgesini imzalasınlar, her iki durumda da artık anlaşılan hususlar, dava konusu yapılamayacağı için mahkemenin bu sebeple davayı dava şartı yokluğundan usûlden reddetmesi gerekir. Ayrıca Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'nun genel gerekçesi ve anlaşma belgesinin tarafları bağlaması da, dava açma yasağının gerekliliğinin ve re’sen dikkate alınmasının diğer gerekçeleridir. Anlaşma belgesinde yer alan anlaşılan hususlarda dava açılmasının mümkün olduğu hâller mevcuttur. Örneğin, irade fesadı hâlleri (Bunlardan ilki anlaşma belgesine karşı ileri sürülebilecek irade fesadı hâlleridir, bu durumda anlaşmaya varılan hususlarla ilgili olarak bu sözleşmenin iptali Türk Borçlar Kanunu (m. 30 vd., m. 39) hükümleri çerçevesinde talep edilerek dava açılabilir. Elbette anlaşma belgesinin ehliyetsizlik, emredici hukuk kurallarına, kamu düzenine, ahlaka, kişilik haklarına ve şekle aykırılık gibi sebeplerle mutlak butlanla sakatlanması da düşünülebilir. Böyle bir durumda butlanın tespiti mahkemeden istenebilir. Bu anlamda, Türk Borçlar Kanunu’nun 27. maddesindeki kanunun emredici hükümlerine, ahlaka, kamu düzenine, kişilik haklarına aykırı veya konusu imkânsız olan sözleşmelerin kesin hükümsüzlüğüne dayanılabilir. Aşırı yararlanmanın koşulları varsa bu konuda da mahkemede dava açılabilir TBK m. 28), anlaşma belgesinin sahte olması, anlaşmanın geçersizliği, anlaşma hükümlerinin yorumlanmasına ihtiyaç bulunması, icra edilebilir bir anlaşma bulunmaması gibi durumlarda dava açılması ve bu hususların mahkemece incelenip karara bağlanması mümkündür. ...1 tarih ve ...dosya numaralı arabuluculuk anlaşma belgesinin içeriğinde "Taraflardan ... ve ... İşçi kaza tarihinde geçerli kara yolları motorlu araçlar zorunlu trafik sigorta poliçesi bulunmayan ... plakalı aracın 09.04.2021 tarihinde yaptığı kaza sonucu murisleri ...'nin vefat etmesi sonucunda oluşan destekten yoksun kalma tazminatının, cenaze ve defin giderlerinin, her türlü maddi tazminatın, yaptığı her türlü masrafın ve bu alacakların faizlerinin kendilerine ödenmesini ve avukatlarına vekalet ücreti ödenmesini istemişler ve bu alacak talepleri üzerinde taraflarla müzakere yapılmıştır. Diğer taraf ... Hesabı, ...' ve ... İşçi'nin talep ettiği alacaklara karşılık ...'ye 26.500-TL, ... İşçi'ye ....-TL ödemeyi kabul etmiştir. ... ve ... İşçi ise anlaşılan toplam bedelin tam ve eksiksiz ödenmesi halinde ... Hesabı'ndan başka hiçbir nam ve ad altında bir alacaklarının kalmadığını beyan ve kabul etmiş, taraflar bu husus üzerinde anlaşmaya varmışlardır." hususlarında anlaşmaya varıldığı anlaşılmıştır. Davacı taraf 14.02.2025 tarihli dilekçesinde; ... Cumhuriyet Savcılığı'nın 16.06.2021 tarihli bilirkişi raporunda ...'nin asli kusurlu davalı ... Hesabı'nın sürücüsünün tali kusurlu olduğunun tespit edildiğini, bu rapor doğrultusunda arabuluculuk görüşmesi yapıldığını, daha sonra ... 3. Asliye Ceza Mahkemesi ... Esas sayılı dosyasından aldırılan 20.02.2023 tarihli ATK raporunda davalı ... Hesabı'nın sürücüsünün asli kusurlu ...'nin tali kusurlu olduğunun tespit edildiğini, taraflar arasında anlaşmaya esas alınan kusur oranının değiştiğini, ödenen tazminat miktarı ile gerçek kusura göre hesaplanacak tazminat arasında fahiş bir fark olduğunu, 12/05/2021 tarihli arabuluculuk anlaşma belgesinin aşırı yararlanma (gabin) nedeniyle iptali gerektiğini iddia etmiştir. ... Bölge Adliye Mahkemesi 14.03.2023 tarihli kararında,“…Ayrıca; Tarafların yapmış oldukları sözleşmede, borçlandıkları edim ve karşıedim arasında açık bir oransızlık bulunabilir. Gerçekten taraflardan birinin borçlandığı edim, diğerinin ediminden açık bir şekilde fazla veya az olabilir. Ancak, edimler arasında mevcut olan her açık oransızlık aşırı yararlanmayı meydana getirmez. Zira sözleşme hukukunda geçerli olan irade özerkliği ve sözleşme özgürlüğü ilkeleri gereğince taraflar sözleşmenin şartlarını, dolayısıyla edim ve karşı edim arasındaki denge ve oranı diledikleri gibi kararlaştırabilirler. Kanun bu konuda edimler arasında bulunması gereken denge ve oran hususunda objektif bir ölçü koymuş değildir. Yalnız, taraflardan biri karşı tarafın içinde bulunduğu zayıf durumdan yararlanarak onu sömürmek isteyebilir. İşte aşırı yararlanmadan bahsedebilmek için edim ve karşı edim arasındaki açık oransızlık, taraflardan birinin diğerinin içinde bulunduğu zayıf durumdan yararlanmak suretiyle gerçekleştirilmelidir. Somut olayda taraflar arasında düzenlenen arabuluculuk tutanağındaki edimler arasında aşırı nispetsizlik hali bulunmakla arabuluculuk tutanağının 6098 Sayılı Yasa’nın 28. Maddesi hükümleri gereği gabin nedeniyle de iptali gerekmiştir…” İlgili kararda, edimler arasında sadece oransızlık bulunmasının aşırı yararlanmayı oluşturmayacağı, aşırı yararlanmadan söz edilebilmesi için edim karşı edim arasındaki açık oransızlığın taraflardan birinin diğerinin zayıf durumundan yararlanması suretiyle ortaya çıkması gerektiği belirtilmiştir. Tüm dosya kapsamı ve deliller birlikte değerlendirildiğinde; 09/04/2021 tarihinde sürücü ...'nin sevk ve idaresindeki ... plaka sayılı aracın yaya ...'ye çarpması neticesinde ölümlü trafik kazası meydana geldiği, davacı tarafça maddi tazminat talepleri açısından arabuluculuk sürecine girildiği, ... tarih ve ...dosya numaralı arabuluculuk dosyasında davacı yanın ... tarafından temsil edildiği, tarafların trafik kazası nedeniyle maddi tazminat (cenaze ve defin giderleri ile destekten yoksun kalma tazminatı ) bedellerinin ödenmesi konularını müzakere ettikleri, maddi tazminatın ödenmesine ilişkin tarafların anlaştıkları, ... Hesabının maddi tazminat ödemeyi kabul ve beyan ettiği, davacının avukat ile arabuluculuk faaliyetini temsilen yürüttüğü bu haliyle almış olduğu hukuki yardım itibariyle de imzalanan sözleşmenin sonuçlarını bilebilecek konumda olduğu, davacı tarafça sunulan kusur raporu ile gabin iddiasında bulunulmuşsa da, yukarıda belirtilen ... Bölge Adliye mahkemesi kararında da belirtildiği üzere davalı tarafın, davacı yanın zayıf durumundan yararlanmasının söz konusu olmadığı, iş bu dava tarihi olan 08/12/2023 tarihinden önce, 12/05/2021 tarihinde dava konusunu oluşturan destekten yoksun kalma tazminatı ve cenaze giderleri için arabuluculuk faaliyeti sonunda anlaşmaya varıldığı, davacının 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu’nun 18/5. “Arabuluculuk faaliyeti sonunda anlaşmaya varılması hâlinde, üzerinde anlaşılan hususlar hakkında taraflarca dava açılamaz.” maddesine aykırı olarak arabuluculukta anlaşılan hususlarda dava açmış olduğu anlaşılmakla davanın usulden reddine dair aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir. HÜKÜM : Ayrıntısı ve gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davanın usulden reddine, 2-Karar tarihi itibariyle 492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 615,40TL harçtan peşin alınan 269,85TL'nin mahsup edilerek bakiye ‭345,55‬TL harcın davacıdan alınarak hazineye irat kaydına, 3-Davacı tarafından yapılan giderlerin kendi üzerinden bırakılmasına, 4-Davalı tarafından yapılan herhangi bir masraf bulunmadığından bu konuda karar verilmesine yer olmadığına, 5-Davalı vekil ile temsil edildiğinden yürürlükte olan AAÜT gereğince dava değeri olan 100,00TL üzerinden hesaplanan 100,00TL'nin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 6-6325 Sayılı Yasa'nın 18/A-14 maddesi ile Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği'nin m.26 hükmüne göre Adalet Bakanlığı bütçesinden karşılanan 3.120,00TL arabuluculuk ücretinin davacıdan tahsili ile hazineye irat kaydına, 7-Taraflarca yatırılan gider ve delil avansından arta kalan kısmın karar kesinleştiğinde HMK.m.333 hükmü uyarınca ilgili tarafa iadesine, Dair; davacı vekilinin yüzüne karşı, davalı tarafın yokluğunda verilen gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki haftalık süre içinde mahkememize veya bulunulan yer asliye ticaret mahkemesine dilekçe ile başvurmak koşuluyla İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf kanun yolu açık olmak üzere karar verildi.16/04/2025 Katip ¸e-imza Hakim ¸e-imza

Atıf: İstanbul 3. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2023/791, K. 2025/299, T. 16.04.2025, www.arakarar.com/karar/istanbul-3-asliye-ticaret-mahkemesi-2023-791-e-2025-299-k-80e2acdaf3b3