Yargıtay · 4. Hukuk Dairesi
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi 2023/9056 E. 2026/4887 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 4. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2023/9056
- Karar No
- 2026/4887
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : ... Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesi SAYISI : 2023/633 E., 2023/1036 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalılar vekili tarafından temyiz edilmiş, incelemenin duruşmalı olarak yapılması davalılar ... A.Ş., ... ve ... A.Ş. vekili tarafından istenilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, 28.04.2026 tarihinde duruşma yapılmasına ve duruşma gününün taraflara davetiye ile bildirilmesine karar verilmiştir. Belli edilen gün ve saatte davacılar vekili Avukat ... geldi. Davalılar adına gelen olmadı. Davacılar vekilinin sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra işin incelenerek karara bağlanması için uygun görülen 28.04.2026 gününde Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlenerek dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA Davacılar vekili dava dilekçesinde; müvekkillerinin ... İli ... İlçesi, ... Mahallesi, 1 39... ve 1 40... parsel sayılı taşınmazın maliki olduğunu, bu taşınmaz üzerinde müvekkillerine ait ev ve müştemilatların bulunduğunu, davalıların kullanımında olan taş ocaklarında yapılan patlatmalar ve arazinin alt kısmından malzeme alınması nedeniyle müvekkillerinin taşınmazının heyelana maruz kaldığını, heyelanın tehlikesinin halen devam ettiğini, bu patlamalar sonrasında müvekkillerinin can kaybına uğrama riskinin bulunduğunu, taşınmazda meydana gelen heyelanın davalıların işlettiği taş ocaklarındaki patlamalar sonucunda oluştuğunun ... Üniversitesi Mühendislik Fakültesi tarafından hazırlanmış bulunan rapora göre sabit olduğunu, taş ocaklarında yapılan patlatmaların yönetmelik sınırını aştığını, taşınmazda meydana gelen heyelan sonrasında ... Valiliği ... Müdürlüğü can kaybı olmaması açısından taşınmazdan müvekkillerinin tahliyesini talep ettiğini, bu bölgede gelen zararların tanzimi bakımından ... 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2019/586 Esas, 2019/538 Esas ve 2019/75 Esas sayılı dosyaları kapsamında örnek yargılamanın mevcut olduğunu belirterek ve belirsiz alacak davası olarak, davalıların taş ocağında yaptığı patlatmalar ve arazinin alt tarafından malzeme alınmasından dolayı meydana gelen heyelan nedeniyle müvekillerinin maliki bulundukları evler, müştemilat ve fındık bahçesinde meydana gelen zararlar ile taşınmazı heyelan tehlikesi nedeniyle terk edecek olmalarından kaynaklanan tüm zararların tazmini için 1.000,00 TL maddi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacılara hisseleri oranında ödenmesine karar verilmesini talep etmiş, bedel artırım dilekçesiyle taleplerini 681.797,91 TL'ye tamamlamıştır. II. CEVAP Davalı ... AŞ vekili cevap dilekçesinde; davacılar tarafından müvekkili ve diğer davalı şirketler tarafından yapılan hukuka aykırı müdahaleler nedeniyle taşınmazlarına zarar geldiğini belirterek huzurdaki belirsiz alacak davasının ikame edilmesinin haksız ve hukuki dayanaktan yoksun olup, haksız kazanç sağlamaya yönelik olduğunu, öncelikle zamanaşımı itirazlarının bulunduğunu, TBK 72. maddesinde haksız fiilden kaynaklanan zararların tazmini için öngörülen sürenin 10 yıl olduğunu, davacılar tarafından taleplerinin süresi içerisinde açılmadığını, müvekkili firmanın devlet tarafından kendisine verilen yetki ve izin ile ocaklarda faaliyet gösterdiğini, davacılar tarafından davaya konu taşınmaz üzerinde yapılan yapının usul ve yasaya aykırı bir yapı olduğunu, buradan oluşan zararın müvekkili ve diğer kurumlara yükletilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğundan davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı ...Tic. Ltd. Şti. vekili cevap dilekçesinde; davacılar tarafından açılan davayı kabul etmediklerini, dosya kapsamında öncelikle zamanaşımı itirazlarının bulunduğunu, haksız fiilde sorumluluk şahsi olup olayın meydana geldiği çalışma alanındaki taş ocağı madeni ...Bakanlığına bağlı ... tarafından verilen maden ruhsatı ile müvekkili şirkete devredildiğini, müvekkil firma tarafından verilen ruhsata istinaden ilgili taş ocağında faaliyet gösterildiğini, dava konusu bölge afet bölgesi olup hiçbir çalışma olmasa dahi zaman içinde doğal nedenlerle kayma ve heyelan olması kuvvetle muhtemel olduğundan bahis ile açılan davanın reddini talep etmiştir. Davalı ...Turz. Tic. Ltd. Şti. vekili cevap dilekçesinde; davacılar tarafından dava konusu ... ilçesi, ... mahallesi, 139 ada, 27 parsel ile 140 ada, 12 parsel sayılı taşınmazlar yönünden tazminat davasına öncelikle zamanaşımı itirazında bulunduklarını, zira taş ocaklarında yapılan patlatmaların yerleşim yerlerinde can ve mal güvenliğini tehlikeye attığı iddiası ile ... Valiliğine birtakım şikayetler yapıldığını, bunun üzerine ... Valiliği tarafından 05.09.2018 tarihinde komisyon marifeti ile yerinde inceleme yapılmış, ... Mahallesi'nde faaliyette bulunan taş ocakları hakkında ve mesken ile fındık bahçelerinde görülen hasarın neden gerçekleştiği, faaliyette bulunan taş ocaklarının hasarların oluşumunda etkisinin bulunup bulunmadığı, ocaklarda yapılacak patlatmaların arazi ve meskenlerde görülen hasarları artırıp artırmayacağı konularında rapor hazırlanmasının istendiğini, bu durumda davacılar, ... Valiliği tarafında 05.09.2018 tarihinde komisyon marifeti ile yerinde yapılan inceleme sırasında zararlarını öğrenmiş olup, dava tarihi olan 22.01.2021 tarihinde 2 yıllık zamanaşımı süresinin dolduğunu, müvekkili firmanın ...Bakanlığı, ... Müdürlüğü'nden alınan II. Grup (...) İşletme İzni ile ... İl Özel İdaresi'nin Madencilik Faaliyetleri İçin İşyeri Açma ve Çalışma Ruhsatı ile faaliyet göstermekte olduğunu, müvekkili şirket faaliyetleri sırasında çevredeki konutlara ve taşınmazlara herhangi bir zarar vermemiş ve çalışmalardan ötürü yörede heyelanlara sebep olmadığını, zira dava konusu taşınmazlar ile müvekkili şirket tarafından işletilen taş ocağı arasındaki mesafenin yaklaşık olarak 450-500 metre olduğundan bahis ile açılan davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı ...Ş. vekili cevap dilekçesinde; davacılar tarafından açılan davayı kabul etmediklerini, davacılar tarafından belirsiz alacak olarak açılan davanın usul ve yasaya aykırı olduğunu, dosya kapsamında öncelikle zamanaşımı itirazlarının bulunduğunu, taşınmazda meydana gelen zarara hangi davalı şirketin sebebiyet verdiğinin belli olmadığını, jeolojik yapısından kaynaklı yer hareketleri oluştuğunu, müvekkili firmanın resmi izin ve yetkiler ile birlikte söz konusu alanda faaliyet gösterdiğinden bahis ile açılan davanın reddini talep etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile "...Davalı şirketler meydana gelen zarardan sorumlulukları bulunmadığını savunmuşlar ise de; 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunun 71. maddesinin 1. fıkrasında "Önemli ölçüde tehlike arzeden bir işletmenin faaliyetinden zarar doğduğu takdirde, bu zarardan işletme sahibi ve varsa işleten müteselsilen sorumludur," şeklinde belirtilmiştir. Madde gerekçesinde ise "Bu nedenle, önemli ölçüde tehlike arz eden bir işletmenin faaliyetlerim yürüten kişiler, bu faaliyetlerin gerektirdiği izni veya ruhsatı almış olsalar bile. tipik tehlike olgusunun doğurduğu tipik zarardan sorumlu olmaktan kurtulamazlar." denilmiştir. Madde metni ve gerekçesi de dikkate alınarak anılan hükmün emredicilik ihtiva ettiği nazara alınmış davalı şirketler meydana gelen zarardan müteselsilen sorumlu tutulmuşlardır. Tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde;bilirkişi kurulu raporlarının ayrıntılı, gerekçeli, denetime ve hüküm vermeye elverişli olduğu, davacıların toprak kaymaları heyelan ve patlamalar neticesinde uğramış oldukları zararın; 10.05.2022 havale tarihli inşaat bilirkişi raporu ile 1 39... parsel için 247.105,82-TL, 1 40... parsel için 401.312,97-TL olduğu, 11.03.2022 havale tarihli ... bilirkişi raporu ile 3.811,00-TL olduğu toplam 681.797,91-TL olduğu, davalıların oluşan bu zarardan kusursuz sorumluluk ilkesi gereğince sorumlu oldukları değerlendirilmiş, davalıların eylemi ile davacıların oluşan zararı arasında illiyet bağının mevcut olduğu ve kusursuz sorumlu olan davalıların, olayla zarar arasında illiyet bağının bulunmadığını kanıtlayamadığı nazara alınarak davanın kabulüne karar verilmiştir. Bilirkişi raporunda, davalı taş ocağı işletmelerince patlatmalar yapılmamış ve yamaç topuğundan -şevinden malzeme alınmamış olsaydı heyelanı tetiklememiş olacak ve bölgede herhangi bir zarar, tahribatın meydana gelmeyeceğini belirtilmiştir. Dolayısıyla usulüne uygun olmayan bir şekilde faaliyette bulunulduğu ve zararın bu nedenle meydana geldiği sabittir. TBK 71/4 hükmünden faydalanabilmek için Önemli ölçüde tehlike arz eden işletmenin ilgili mevzuata uygun bir şekilde faaliyetine başlamış, sürdürmüş olmalıdır. Mevzuata uygun olmayan şekilde faaliyete başlamış veya faaliyetini sürdürmüşse, bundan doğacak zararlardan işletme sahibi ve işleten kusursuz olsa da sorumlu olacağı gibi, burada TBK 71/4 hükmündeki indirim söz konusu olmayacaktır. (Borçlar Hukuku Genel Hükümler Cilt 2, Prof.Dr.M..., ..., ... 2016) Yine, davacılar uhdesinde mahsup edilebilecek bir yarar da bulunmadığından bu hususa ilişkin bir değerlendirme yapılmamıştır. Davalılar vekilleri süresinde sundukları cevap dilekçesi ile zamanaşımı defi savunmasında bulunmuş ise de; dava açıldıktan sonra dahi heyelanın devam ettiği nazara alınarak taraf vekillerinin zamanaşımı defi savunmasına kıymet verilmemiştir." şeklindeki gerekçeler ile davanın kabulüne, 681.797,91 TL alacağın 652.229,79 TL’si bakımından 22.01.2021 dava tarihinden, 29.568,12 TL’si bakımından 27.06.2022 ıslah itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacılara hisseleri oranında verilmesine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde tüm davalılar vekilleri tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine; Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalıların istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davalı ... vekili temyiz dilekçesinde; zamanaşımı itirazlarının dikkate alınmadığını, görev ve husumet itirazları olduğunu, bölgede meydana gelen şikayetlerin müvekkilinin söz konusu alanda çalışmaya başlamasından çok uzun zaman öncesine dayandığını, müvekkilinin faaliyete başlama tarihinin 13.04.2017 olduğunu, usulüne uygun alınan izinler kapsamında ve yol yapımı işi üstlenmiş olması sebebiyle Karayolları Genel Müdürlüğü adına söz konusu alanda faaliyet yürüttüğünü, patlamaların tekniğe uygun yapılması halinde davacının taşınmazında hasar meydana gelmesinin beklenmeyeceğini, yapılan araştırmalarda müvekkili tarafından yapıldığı tespit edilebilen herhangi bir patlatma faaliyetine rastlanılamadığını, yapılmış kabul edilse dahi yapılan patlatmalarda tekniğe aykırı bir durumun tespit edilemediğini, ocaklardaki faaliyetlerin durdurulmasından sonra da şikayetlerin artarak devam ettiği hususlarının dosya kapsamında tespit edilmiş olduğunun tartışmasız olduğunu, dava konusu alanın heyelan alanı (paleoheyelan) olduğunu, bu durumda da davacıların heyelan alanına ev yapmış olduklarını bu hali ile heyelan mıntıkasına ev inşa eden ve bunu hiçbir izin ve ruhsata tabi olmaksızın ve hiçbir teknik hususa riayet etmeksizin inşa eden davacının da müterafik kusurlu olacağını, patlamalar ile hasar arasında doğrudan bir illiyet bağı tespit edilemediğini, ... raporunda patlatma yapılmasında herhangi bir sakınca bulunmadığının belirlendiğini, zararın, önemli ölçüde tehlike arz eden bir faaliyetten değil, önemli ölçüde tehlike arz eden bir işletmenin faaliyetinden doğmasının şart olduğunu, dava konusu alanın bir maden ocağı olduğu ve anılan yasal düzenleme karşısında "önemli ölçüde tehlike arz eden bir işletme" olarak nitelendirilemeyeceğini, müvekkilinin bu işletmeyi ticari amaçla işletmediğini ve Karayolları Bölge Müdürlüğü tarafından verilen ihaleye istinaden yol yapım işinde ve yine ihaleyi veren kurumun denetim ve gözetimi altında yerine getirdiğini, dava konusu alanın Cumhurbaşkanlığının 661 sayılı kararı doğrultusunda Afete Maruz Bölge ilan edildiğini beyan etmiştir. Davalı ...ve Tic. Ltd. Şti. vekili temyiz dilekçesinde; davanın zamanaşımı nedeniyle reddinin gerektiğini, dava konusu taşınmazların kaymasına neden olanın büyük patlatmaların yapıldığı 2010-2016 yılları arasında değil 2018 yılında çok kısa bir dönem (1 ay kadar) çalışma yapıldığını, müvekkilin husumeti olmadığından reddinin gerektiğini, maden ruhsatı öncesinde Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı zemin etüdü ve proje hazırlatıp, çevreye olumsuz etkisi olmayacağı garantisi vererek para karşılığı şirket veya şahıslara devredildiğin i bu nedenle alınan ruhsatı veren Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığının oluşan zarardan asıl sorumlu olduğunu, zarar hizmet kusuru neticesi meydana gelmiş olup yargı yolunun idari yargı olduğunu, idarenin yapmak zorunda olduğu kamu hizmetini özel ve tüzel kişilere yaptırması ve zararın bu hizmetin yürütümü sırasında meydana gelmesinin yürütülen hizmetin kamu hizmeti niteliğini değiştirmeyerek idarenin tazmin sorumluluğunu ortadan kaldırmayacağını, dosyada yapılan keşfin eksik olduğunu, zarar gördüğü iddia edilen yapının zaten çok eski bir yapı olup, projesi ve mühendislik alt yapısı olmadığını, bölgede meydana gelen şikayetlerin müvekkilin söz konusu alanda çalışmaya başlamasından çok uzun zaman öncesine dayandığını, müvekkilin usulüne uygun alınan izinler kapsamında maden çıkarma işini üstlenmiş olması sebebiyle Karayolları Genel Müdürlüğü adına söz konusu alanda faaliyet yürüttüğünü, patlamaların tekniğe uygun yapılması halinde davacının taşınmazında hasar meydana gelmesinin beklenmeyeceğini, yapılan araştırmalarda müvekkil tarafından yapıldığı tespit edilebilen herhangi bir patlatma faaliyetine rastlanılamadığını, yapılmış kabul edilse dahi yapılan patlatmalarda tekniğe aykırı bir durumun tespit edilemediğini, ocaklardaki faaliyetlerin durdurulmasından sonra da şikayetlerin artarak devam ettiği hususlarının dosya kapsamında tespit edilmiş olduğunun tartışmasız olduğunu, kullandıkları patlayıcı madde şiddetinin diğer şirketlerin 5'te biri oranında olduğunu, davacı yanın eski evi yan yattıktan sonra keşif sırasında görülen 2. evini inşa ettiğini, yeni yapıyı herhangi bir inşaat ruhsatı almadan kaçak olarak inşa ettiklerini, dosyada hukuka uygunluk hali olduğunu zira müvekkili şirketin kamu yararına iş ve hizmet yapan kurumlara malzeme verdiğini, müvekkili şirketin devletin hüküm ve tasarrufu altında olan madenleri almış olduğu yasal izinle bedel ödeyerek işletmiş olup bir zarar doğmuş ise sadece ruhsat almış olduğu için sorumlu tutulamayacağını, ruhsatı veren devletin zarar ortaya çıktığında gereken ödemeyi de yapması gerektiğini beyan etmiştir. Davalı ... AŞ vekili temyiz dilekçesinde; zamanışımı nedeniyle davanın reddi gerektiğini, belirsiz alacak davası açılamayacağını, müvekkili şirketin çalışma yaptığı ocakta çalışmanın uzun süredir durduğunu, oluşan zarardan Karayolları 7. Bölge Müdürlüğü Ve Enerji Ve Tabii Kaynaklar Bakanlığının sorumlu tutulması gerektiğini, davacıların taşınmazı zaten heyelan gölgesinde bulunduğunu, dosyada yer alan ... Üniversitesi tarafından hazırlanmış raporda patlatma yapılmasında herhangi bir sakınca bulunmadığının belirtildiğini, müvekkili şirketin 1 nolu ocakta çalıştığını dava konusu bölgede başkaca şirketlerce de faaliyette bulunulduğunu, söz konusu taşınmazın jeolojik yapısından kaynaklı yer hareketleri oluştuğunu, davacıların hangi tarihte hangi şirketin faaliyetleri neticesinde zararının doğduğunun tespiti gerektiğini, müvekkili şirketin taş ocağında yaptığı çalışmaların davacının taşınmazında meydana gelen heyelan ile hiçbir ilgisinin olmadığını, mahkemece patlayıcı maddelerin ... Valiliğinin izin ve talimatları doğrultusunda kullanıldığının dikkate alınmadığını, dava konusu taşınmazın bulunduğu alanın Cumhurbaşkanlığının kararı ile afete maruz bölge ilan edildiğinden davacılara mahkemenin hükmetmiş olduğu bedel ödendiği takdirde sebepsiz zenginleşme olacağını beyan etmiştir. Davalı .... Turz. Gıd. İç ve Dış Tic. Ltd. Şti. vekili temyiz dilekçesinde; dosya kapsamında bulunan bilirkişi heyeti raporunun hüküm kurmaya elverişli olmadığını, zarar verici eylemin hangi taş ocağının faaliyetinden kaynaklandığının tespit edilebileceğini, sundukları ... raporu hazırlanırken her ocaktaki ayrı ayrı patlatmalardan sonra en yakın ev ile bölgede mevcut bulunan evlerin patlatma derecelerinin aletler ile ölçüldüğünü, raporda da bilgisayar ortamında verilerin çalıştırılması sonucu elde edilen bilimsel verilere yer verildiği bu veriler yeteri kadar incelenmeden bilirkişi raporunun hazırlandığını, bilirkişi heyetinin zeminde su olduğunu, mevcut ocakların işletmelerde bulunmaması durumunda bu zemindeki suyun heyelana neden olmayacağı gibi bir ön yargıya vardığını, oysaki zeminde suyun nereden kaynaklandığı hakkında raporlarında bir bilgi verilmediğini, söz konusu evlerden kaynaklanan foseptik sularının zeminin doygun hale gelmesine neden olduğunu, zemindeki suyun akış yolunu bulamadığını, zeminin gözenekli bir yapıya sahip olduğunun bilirkişilerce raporda bahsedilmiş olup bazalt zemin doygun ve geçirimsiz bir tabakaya sahip olduğunu beyan etmiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, tehlike sorumluluğu hukuki sebebine dayalı haksız fiilden kaynaklanan tazminat istemine ilişkindir. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere, davalı taş ocağı işletmelerince patlatmalar yapılmamış ve yamaç topuğundan, şevinden malzeme alınmamış olsaydı heyelanın tetiklenmemiş olacağı ve bölgede herhangi bir zarar ve tahribatın meydana gelmeyeceğinin belirtilmiş olmasına, davacıların toprak kaymaları, heyelan ve patlatmalar neticesinde uğramış oldukları zararın da alınan bilirkişi kurulu raporlarıyla belirlenmiş olmasına göre usul ve kanuna uygun olup temyiz dilekçelerinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Davalılar vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddi ile temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1 maddesi uyarınca ONANMASINA, 40.000,00 TL vekalet ücretinin davalılardan alınarak duruşmada vekille temsil olunan davacılara verilmesine, Aşağıda yazılı fazla alınan temyiz harcının istek hâlinde davalılara iadesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 28.04.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.