Yargıtay · 4. Hukuk Dairesi
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi 2023/7283 E. 2024/1197 K.
Konu: Tasarrufun İptali
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 4. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2023/7283
- Karar No
- 2024/1197
- Karar Tarihi
- Konu
- Tasarrufun İptali
MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 40. Hukuk Dairesi SAYISI : 2020/2407 E., 2023/345 K. DAVALILAR : 1-... vekilleri Avukat ..., 2-... vekili Avukat ..., 3-... vekili Avukat ... DAVA TARİHİ : 09.04.2013 HÜKÜM/KARAR : Kısmen Kabul/ Kısmen Kabul İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul Anadolu 5. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2014/168 E., 2020/59 K. Taraflar arasındaki tasarrufun iptali davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince davalı ... başvurunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak davanın tümden kabulüne karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı ... vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikte ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; borçlu ... hakkında yapılan takibin sonuçsuz kaldığını, dava konusu İstanbul İli, Suadiye Mahallesi 342 ada 3 parselde bulunan 13 nolu taşınmazdaki 3/8 hissesini 12.06.2012 tarihinde kız kardeşinin eşi ...'e, Erenköy Mahallesi 1047 ada 31 parselde bulunan 26 nolu taşınmazı 24.03.2012 tarihinde davalı ...'a mal kaçırma amacı ile sattığını belirterek, borçlu ile üçüncü kişiler arasındaki tasarrufların iptaline karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP 1.Davalı ... vekili cevap dilekçesinde, dava konusu taşınmazın borçluya ve diğer paydaşlara miras yolu ile geçtiğini, tapu devrinin gerçek bedeli üzerinden ve banka kanalıyla yapıldığını beyan ederek; dosyanın resen tetkik edilerek davanın HMK 20 uyarınca açılmamış sayılmasına karar verilmesini, müvekkilinin borçlunun mali durumu hakkında bilgisi olmadığını belirterek davanın reddini savunmuştur. 2.Davalı ... vekili cevap dilekçesinde, müvekkilinin dava konu taşınmazda uzun yıllar ikamet ettiğini ancak eşi Ahmet Çağlar'ın 16 yıl önce taşınmazı borçluya sattığını, davalı ... ile dolar üzerinden evin kendisine satışı hususunda anlaştığını ve bedeli ödeyerek taşınmazı satın aldığını, aciz vesikası olmaması nedeniyle dava şartı yokluğundan davanın reddine karar verilmesi gerektiğini beyan etmiştir. 3.Davalı ... vekili, davacının aciz vesikası almadığından dava şartı yönünden davanın reddi gerektiğini, dava dilekçesi ve ekinde davayı ispata yönelik hiçbir belge sunmadığını, müvekkilinin asıl borçlu değil kefil olduğunu, müvekkilinin şirketine sermaye koymak amacıyla gayrimenkulleri gerçek değerinden satışa çıkardığını beyan ederek; davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalı borçlu ile davalı ... kanunda sayılan akrabalık bağlarına sahip olsalar da satışa konu taşınmaz hissesinin miras yoluyla intikal ettiği, hisseyi satın alan davalının önalım hakkına sahip olan kişilerden olduğu, yargılama sırasında dinlenen tanık ...'nun davalı ...'nın borçlu olduğuna dair davalı ...'in herhangi bir bilgisi olmadığı yönündeki beyanları ile hisse satışısın davalı ...'nın mal kaçırma gayesi ile yaptığını bilmediği, miras ile intikal eden taşınmazda hisse bütünlüğünü sağlama amacıyla satış tarihindeki yaklaşık gerçek bedeli ile satın aldığı kanaatine varıldığı gerekçesi ile davalı ... yönünden davanın reddine, davalı ...'nın ödemelere ilişkin herhangi bir ödeme makbuzu, banka dekontu veya yazılı delil başlangıcı sayılabilecek bir belge sunamadığı, somut olayın İİK'nun 278. maddesinde yer alan ivazsız tasarruflar düzenlemesine göre değerlendirilmesi gerektiği, davalı ... ile davalı ...'nın eşi arasında bir takım ticari ilişkilerinden kaynaklı alacak verecek ilişkilerinin bulunduğu, bu ilişki sebebiyle davalı ...'nın eşi vasıtasıyla İİK'nun 278. maddesine göre davalı ...'nın borçlularından mal kaçırma gayesini bilebilecek durumda olduğu gerekçesi ile davalı ... yönünden davanın kabulüne karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri Davacı vekili istinaf dilekçesinde, dava konusu Suadiye'deki taşınmazı devralan ...'in, borçlunun kardeşi ...'in eşi olduğu...'in, hem davalı borçlunun kardeşi hem de borçlu... Örme'nin eski ortağı olduğu...'in aynı zamanda taşınmazı devralan ... ile birlikte, borçlu şirketle aynı alanda faaliyet gösteren ... Kumaş San. ve Tic. Ltd. Şti.'nin de ortağı oldukları ve birlikte çalıştıklarının tespit edildiğini; dava konusu taşınmazın şufa hakkı sebebiyle satın alındığı iddiasının hukuki dayanaktan yoksun olduğunu, zira TMK'nın 732. maddesine göre şufa hakkının ancak paydaşlar tarafından kullanılabileceğini, dava konusu taşınmazda davalı ...'in mirasçı veya paydaş olmadığını, dolayısıyla eşi adına şufa hakkını kullandığı gerekçesinin kabul edilmesine olanak bulunmadığını, davalı ...'in, borçlunun kardeşinin eşi olması nedeniyle İİK'nın 278/1. maddesine göre dava konusu tasarrufun bağışlama hükmünde olup iptale tabi olduğunu, ayrıca olayda İİK'nın 280. maddesi gereğince tasarrufun iptaline karar verilebilmesi için koşulların tümünün oluştuğunu, Yerel Mahkemenin dava konusu tasarrufun iptali hakkındaki taleple ilgili, İİK'nın 278. 279. 280. maddelerinde belirtilen tüm iptal sebeplerini araştırarak karar vermesi gerektiğini, bu nedenle davalı ...'in taraf olduğu tasarruf yönünden davanın reddine karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu beyan ederek ilk derece mahkemesince verilen kararın kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile malvarlığı borçlarına yetmeyen davalı borçlu ...'in, alacaklılarına zarar vermek kastıyla tasarruf konusu taşınmazdaki 3/8 oranındaki hissesini, kayın biraderi diğer davalı 3. kişi ...'e devrettiği; davalı ...'in de, davalı borçlunun içinde bulunduğu mali durumu ve zarar verme kastını bildiğinin kabul edilmesi gerektiği; dolayısıyla somut uyuşmazlıkta İİK'nın 280/1. maddesi gereğince tasarrufun iptaline karar verilebilmesi için aranılan esasa ilişkin koşulların oluştuğu kanısına varıldığı gerekçesi ile davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesinin davanın kısmen kabule ilişkin kararının kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak sureti ile davanın kabulüne karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı ... vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davalı ... vekili temyiz dilekçesinde, tasarrufa konu taşınmaz hissesinin müvekkilinin kayınpederinden intikal ettiğini ön alım hakkı olduğunu, İİK'nın 280/1 madde uygulamasının varsayımsal yapıldığını, dinlenen tanıkların müvekkilinin borçlunun mali durumunu bilmediğini belirttiğini, davanın görülmesi için gerekli aciz belgesinin sunulmadığını belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, İİK'nın 277 ve devamı maddelerine dayalı olarak açılan tasarrufun iptali istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 277, 278, 279, 280, 281, 282, 283 ve 284 üncü maddeleri. 3. Değerlendirme 1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. 2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalı ... vekili tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Davalı ... vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddi ile temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz eden davalı ...'e yükletilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 06.02.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.