Yargıtay · 4. Hukuk Dairesi

Yargıtay 4. Hukuk Dairesi 2023/7106 E. 2024/8549 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
4. Hukuk Dairesi
Esas No
2023/7106
Karar No
2024/8549
Karar Tarihi

MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2020/147 Esas E., 2022/691 K. MAHKEMESİ : Kadıköy 5. Sulh Hukuk Mahkemesi SAYISI : 20211/476 Esas E., 2011/1009 K.

Taraflar arasında görülen rücuen tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Yargıtay (Kapatılan) 17. Hukuk Dairesince kararın bozulmasına karar verilmiştir.

İlk Derece Mahkemesince bozmaya direnme kararı verilmiştir. İlk Derece Mahkemesinin direnme kararı asıl/birleşen dosyada davacı vekili ve asıl dosyada davalı ...Sanayi ve Ticaret A.Ş. vekilince temyiz edilmekle, Yargıtay Hukuk Genel Kurulunca direnme kararının Dairemiz bozma kararında gösterilen nedenlerden dolayı bozulmasına karar verilmiştir.

İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; asıl davada davalı ... açısından davanın açılmamış sayılmasına ve davalı ... Sanayi ve Ticaret A.Ş. açısından kabulüne, birleşen davanın kabulüne karar verilmiştir.

İlk Derece Mahkemesi kararı asıl/birleşen davada davacı vekili ile asıl davada davalı ...Sanayi ve Ticaret A.Ş. vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA Davacı vekili asıl dava dosyasında; müvekkili şirkete kasko sigorta poliçesi ile sigortalı aracın seyir hâlindeyken davalılara ait özel hatta bağlı bulunan ve davalıların bakım sorumluluğunda bulunup yere düşen elektrik direğine çarpmak suretiyle hasarlandığını ileri sürerek sigortalısına ödenen toplam 5.860,13 TL hasar bedelinin ödeme tarihinden itibaren işleyecek faizi ile davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.

Davacı vekili birleşen dava dosyasında ise; asıl dava dosyasında yapılan yargılama sırasında zarara sebep olan elektrik diğerinin davalı ... San. ve Tic. Ltd. Şti.'ye ait aracın çarpması sonucu devrildiği bilgisini edindiklerini, bu davalının da oluşan zarardan sorumlu olduğunu ileri sürerek 5.860,13 TL’nin ödeme tarihinden işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan (ve asıl dosya davalılarından) müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP Asıl ve birleşen dosyada davalı vekilleri, ayrı ayrı verdikleri dilekçelerle, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin 08.03.2012 tarihli ve 2010/1704 Esas ve 2012/282 Karar sayılı kararı ile; 15.06.2011 tarihli celsede davacı tarafından davalılardan ... A.Ş. hakkındaki davanın kazanın tarafı olmaması nedeniyle takip etmediğinin bildirildiği, alınan bilirkişi raporu dosyanın oluşuna uygun görüldüğü, davacıya sigortalanan aracın seyir hâlindeyken ... plakalı aracın demir elektrik direğine çarpması sonucunda yola devrildiği ve hasar gördüğü, davacıya sigortalanan araç sürücüsünün herhangi bir asli ve tali kusurunun bulunmadığının ve diğer araç sürücüsünün olayda kusurlu olduğunun dosyada bulunan kaza tespit tutanağından da anlaşıldığı, hasar bedelinin ödenen faturayla uyumlu olduğu, davacı ... şirketinin bu meblağı sigortalısına ödeyerek rücuen isteyebileceği, davalı tarafın kazanın oluşumunda %100 kusurlu olduğundan bahisle davanın kabulüne karar vermek gerektiği, birleşen dosya bakımından yapılan zamanaşımı definin yerinde görülmediği, davalı ... A.Ş. (... Çimento) ve birleşen dosyanın davalısı kusur ve sorumluluklarının olmadığını belirtmişlerse de davalı tarafın kastı olmasa da kazanın oluşumunda ihmali hareketin olması nedeniyle bu yöndeki iddiaların yerinde görülmediği gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne; birleşen davada 4.966,21TL'nin 05.03.2010 tarihinden, 893,92 TL'nin 01.10.2010 tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile birlikte davacı tarafa ödenmesine, asıl davada davalılardan ... A.Ş. açısından HMK’nın 150. maddesi gereğince davanın açılmamış sayılmasına, 966,21 TL'nin 05.03.2010 tarihinden, 893,92 TL'nin 01.10.2010 tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile birlikte davacı tarafa ödenmesine karar verilmiştir.

IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ A. Bozma Kararı İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde asıl dosyada davalı ... San. ve Tic. A.Ş. vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

Yargıtay (Kapatılan) 17. Hukuk Dairesinin 24.06.2013 tarihli ve 2013/8525 Esas ve 2013/9795Karar sayılı ilâmı ile; “… Dava, TTK.nun 1301. maddesine (6102 Sayılı TTK'nun 1472/1.md.) göre açılan rücuen tazminat istemine ilişkindir. 1086 Sayılı HUMK'nun 388 ve 389. maddeleri ile 6100 Sayılı HMK'nun karşılık 297/1-2 maddeleri uyarınca, mahkeme kararında; hüküm sonucunun, taraflara yükletilen hak ve sorumlulukların şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde ayrı ayrı ve açıkça gösterilmesi gerekir. Bu hükümler yargıda açıklık ve netlik prensibinin gereği ve kamu düzeni ile ilgili olup, yasanın aradığı anlamda oluşturulacak kısa ve gerekçeli kararların hüküm fıkralarının açık, anlaşılır, çelişkisiz, uygulanabilir olmasının gerekliliği kadar, kararın gerekçesinin de, sonucu ile tam bir uyum içinde, ifadeleri özenle seçilmiş ve kuşkuya yer vermeyecek açıklıkta olması zorunludur. Yargıtay'ın hukuka uygunluk denetimini yapabilmesi için de ortada usulüne uygun şekilde oluşturulmuş bir hükmün bulunması gerektiği açıktır. Öte yandan; 1086 sayılı HUMK'nun 45. maddesi ile 6100 Sayılı HMK'nun karşılık 166. maddesi uyarınca, birleştirilen davalar birbirlerinden bağımsız ayrı bir dava niteliğini korurlar. Buna göre, asıl ve birleştirilen dava dosyalarının yalnızca tahkikat safhası müşterek olup, mahkemece usul hükümlerine göre her dava hakkında ayrı ayrı hüküm kurulması gerekir. Somut olayda, her iki dava yönünden ayrı ayrı hüküm fıkrası oluşturulmuş gibi görünse de, hüküm fıkrası taraflara yükletilen hak ve sorumluluklar ile infaza elverişlilik yönünden açık olmadığı gibi, hangi tarafın neden sorumlu tutulduğu yönünden şüphe ve tereddüt uyandıracak nitelikte olup, bu yön yukarıda açıklanan yasa maddelerine açık aykırılık oluşturduğundan hükmün bozulması gerekmiştir. Bozma neden ve şekline göre diğer temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine gerek görülmemiştir…” gerekçesi ile karar bozulmuştur.

B. İlk Derece Mahkemesince Verilen Direnme Kararı İlk Derece Mahkemesinin 10.12.2013 tarihli ve 2013/492 Esas, 2013/782 Karar sayılı kararı ile; ilk kararın davalılardan ...San. Tic. A.Ş. tarafından temyiz edildiği, temyiz dilekçesinde hiçbir şekilde yargılama giderine ilişkin gerekçe gösterilmediği, temyize konu edilmeyen bir konuda üstelik de mahkeme kararının hüküm fıkrasının hiçbir birleştirilen dosyada olmadığı kadar açık iken her bir dosyanın kendi içinde davalı ve davacısı için ayrı ayrı yargılama gideri belirtilmiş iken bozma kararı verildiği, birleştirilen Kadıköy 5. Sulh Hukuk Mahkemesinin 2011/476 E. sayılı dosyasında tek davalı olduğu, bu dosya için talep kabul edildiğinden yargılama giderinin davalı üzerinde bırakıldığı, 2010/1704 E. sayılı dosyasında ise zaten 2 tane davalı söz konusu olup, bu davalılardan ... A.Ş. açısından dava takip edilmediği için HMK’nın 150. maddesi gereğince davanın açılmamış sayılmasına karar verildiği, bu davalı açısından yargılama giderine hükmedilmediği gibi doğal olarak vekili için de lehine vekâlet ücretine hükmedildiği, geriye davalının .... San. ve Tic. A.Ş.’nin kaldığı, talep kabul edildiğinden yargılama giderinin de bu davalı üzerinde kalmasının işin doğasında olduğu, hüküm fıkrasında kastedilen davalının ...San. ve Tic. A.Ş olduğu hem hâkimlikçe hem de taraflarca aşikar olup bu konuda herhangi bir şüphe olmadığı, bu durumun davalı ... A.Ş.’nin temyiz dilekçesinden de belli olduğu, önceki kararın açık, sarih ve yargılama gideri anlamında şüpheden uzak ve infaz edilebilir görüldüğü gerekçesi ile direnme kararı verilmiştir.

Direnme kararının davacı vekilince tavzihinin istenmesi üzerine mahkemece tavzih isteminin reddine dair ek karar verilmiş; anılan karar davacı vekili tarafından temyiz edilmiş, direnme kararı ise asıl dosya davalısı ... ve Sanayi A.Ş. vekili tarafından temyiz edilmiştir.

C. Hukuk Genel Kurulunca Verilen Bozma Kararı Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 17.09.2019 tarihli ve 2017/17-2111 Esas, 2019/884 Karar sayılı ilâmı ile; "... Birleşen her iki dava yönünden ayrı ayrı hüküm fıkrası oluşturulmuş gibi görünse de, hükmün A bendinde “Kadıköy 5. Sulh Hukuk Mahkemesinin 2011/476 sayılı dosyası bakımından” başlığına yer verilmiş B bendinde ise “Mahkememizin 2010/1704 2011/476 sayılı dosyası bakımından” başlığı ile her iki dava dosyası yazılıp infazda tereddüte neden olacak şekilde, dosyalar karıştırılıp yeniden yazılarak karar verilmiştir. Mahkeme kararının gerekçesi kendi içinde çelişkili olduğu gibi hüküm fıkraları da verilen kararın gerekçesi ile uyumlu değildir. Gerekçe kısmı hüküm fıkrası ile birlikte denetlendiğinde bu çelişki nedeniyle hangi tarafın neden sorumlu tutulduğu anlaşılır olmadığından şüphe ve tereddüt uyandıracak nitelikte olan mahkeme kararı denetime olanak sağlayacak şekilde ve yukarıda açıklanan Kanun maddelerine uygun şekilde oluşturulmamıştır. Yargılama giderleri ve vekâlet ücretinden de hangi davalının ne oranda sorumlu olduğu açıkça belirtilmemiştir. Yukarıda belirtilen maddî ve yasal olgular dikkate alındığında; Kanun'un emredici düzenlemelerine aykırı şekilde oluşturulan karar infaz edilebilir nitelikte olmadığı gibi, denetime de elverişli nitelikte değildir. " gerekçesiyle asıl dosyada davalı ... ve Sanayi A.Ş. vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile direnme kararının Özel Daire bozma kararında gösterilen nedenlerden dolayı bozulmasına, verilen bu bozma kararının neden ve şekline göre temyiz eden davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının ve tavzih talebinin reddi kararını temyiz eden davacı vekilinin tüm temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına karar verilmiştir.

D. İlk Derece Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; birleşen Kadıköy 5. Sulh Hukuk Mahkemesinin 2011/476 Esas sayılı dosyası bakımından; davanın kabulü ile 5.860,13 TL'nin 4.966,21 TL'sinin 05.03.2010 tarihinden, 893,92 TL'sinin 01.10.2010 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı ... San ve Tic Ltd. Şti.'den tahsili ile davacı tarafa ödenmesine, mahkemenin 2010/1704 Esas sayılı asıl dosyası bakımından; davalılardan ... açısından HMK'nın 150 nci maddesi gereğince davanın açılmamış sayılmasına, davanın ...San. ve Tic. A.Ş. (... San ve Tic. A.Ş.) yönünden kabulü ile 5.860,13 TL'nin 4.966,21 TL'sinin 05.03.2010 tarihinden, 893,92 TL'sinin 01.10.2010 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı ...San. ve Tic. A.Ş. ... San ve Tic. A.Ş.)'den tahsili ile davacı tarafa ödenmesine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde asıl/birleşen dosyada davacı vekili ve asıl dosyada davalı ...Sanayi ve Ticaret A.Ş. vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri Asıl/birleşen dosyada davacı vekili temyiz dilekçesinde; davalı ... yönünden açılmamış sayılmasına karar verilmesinin hatalı olduğunu, ayrıca daha önce açılmamış sayılma kararı verildiğini, ... tarafından itiraz edilmemiş olup vekâlet ücreti yönünden şirketleri lehine usuli kazanılmış hak meydana geldiğini, bu husus gözetilmeden ilk karara göre yüksek vekâlet ücretine hükmedilmesinin hatalı olduğunu belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasını talep etmiştir.

Asıl dosyada davalı ...Sanayi ve Ticaret A.Ş. vekili temyiz dilekçesinde; davalı müvekkili şirkete ait enerji nakil hattından yüzlerce olup, elektrik kesintisi olmadığı veya şirkete bir ihbar gelmediği taktirde direklerin zarar görüp görmediğinin bilinmesinin teknik olarak mümkün olmadığını, kaldı ki somut olayda da müvekkili şirkete bu şekilde bir ihbar gelmemiş olup kasti bir şekilde enerji nakil hattının yolda bırakılmadığını, bu nedenle davalı müvekkilinin kusurlu olmadığını belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasını talep etmiştir.

C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık; asıl ve birleşen davada kasko sigorta poliçesinden kaynaklanan rücuen tazminat istemine ilişkindir.

2. Değerlendirme 1.Temyizen incelenen kararın bozmaya uygun olmasına, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmamasına göre asıl dosyada davalı ...Sanayi ve Ticaret A.Ş. vekilinin tüm, asıl/birleşen dosyada davacı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışındaki temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.

2.Asıl/birleşen dosyada davacı vekilinin davalı ....'ye yönelik diğer temyizlerine gelince; bir davada mahkemenin veya tarafların yapmış oldukları bir usul işlemi nedeniyle taraflardan biri lehine, dolayısıyla diğeri aleyhine doğan ve gözetilmesi zorunlu olan hakka, usuli kazanılmış hak denilir. Bu nedenle mahkeme kararının, Yargıtay ilgili hukuk dairesi tarafından bozulmasından ve yerel mahkemece bozmaya uyulmasından sonra, mahkemece, hükmün Yargıtay bozma kararı dışında kalarak kesinleşmiş olan kısımları hakkında yeni bir karar verilemez.

Dosya kapsamından, mahkemenin ilk kararı ile asıl davada davalı ....'ye yönelik olarak davanın açılmamış sayılmasına karar verildiği, bu hükmün asıl/birleşen davada davacı taraf ile asıl davada davalı .... tarafından temyiz edilmediği, açılmamış sayılmasına yönelik karar ve ferisi niteliğindeki vekâlet ücretinin asıl/birleşen davada davacı ve asıl davada davalı ... yönünden kesinleştiği anlaşılmaktadır. O halde, mahkemece, ilk mahkeme hükmünde asıl davada davalı ... lehine hükmedilen vekâlet ücretinin aynısına hükmetmesi gerekirken daha fazla vekâlet ücreti takdir edilmesi usul ve yasaya aykırıdır. Ne var ki bu yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden 6100 sayılı Kanun'un geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Kanun'un 438 inci maddesinin yedinci fıkrası hükmü uyarınca mahkeme kararının düzeltilerek onanması gerekmiştir.

VI. KARAR 1. Değerlendirme bölümünün (1) numaralı bendinde açıklanan sebeplerle asıl dosyada davalı ...Sanayi ve Ticaret A.Ş. vekilinin tüm, asıl/birleşen dosyada davacı vekilinin yerinde görülmeyen diğer tüm temyiz itirazlarının REDDİNE,

2. Değerlendirme bölümünün (2) numaralı bendinde açıklanan sebeplerle asıl/birleşen dosyada davacı vekilinin temyiz itirazının kabulü ile mahkeme hükmünün "B- Mahkememizin 2010/1704 Sayılı Dosyası Bakımından;" başlığı altında yer alan (a-2) numaralı bendindeki "5.500,00 TL" ibaresinin çıkartılarak yerine "600,00 TL" ibaresinin yazılmasına ve kararın bu şekliyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA;

Aşağıda dökümü yazılı temyiz harcının temyiz eden asıl davada davalı ...Sanayi ve Ticaret A.Ş.'den alınmasına,

Peşin alınan temyiz harcının istek halinde asıl ve birleşen davada davacıya iadesine,

Dosyanın Mahkemesine gönderilmesine,03.10.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, E. 2023/7106, K. 2024/8549, T. 03.10.2024, www.arakarar.com/karar/yargitay-4-hukuk-dairesi-2023-7106-e-2024-8549-k-a7944d95a914