Yargıtay · 4. Hukuk Dairesi
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi 2023/6065 E. 2023/10924 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 4. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2023/6065
- Karar No
- 2023/10924
- Karar Tarihi
İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : Sivrihisar Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2022/94 E., 2022/204 K. HÜKÜM/KARAR : Karar Verilmesine Yer Olmadığına/Bozulmasına Hükmüne uyulan Yargıtay (Kapatılan) 17. Hukuk Dairesinin 17.02.2021 gün, 2020/11920 E., 2021/1444 K. sayılı bozma ilamına uyularak yapılan yargılama neticesinde, ilk derece mahkemesince davanın konusuz kalması sebebi ile karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir. Karar vekalet ücreti ve yargılama masrafları yönünden davacı vekili tarafından temyiz edilmiş, kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; davalı Tasfiye Halinde Uludağ Gübre ve Tarım Ürünleri Paz. San. ve Tic. Ltd. Şti’nin davacı vergi dairesine borçlu olduğunu, davalı borçlu aleyhine icra takibi yapıldığını, davalı borçlunun adına kayıtlı gayrımenkulünü davalılara devrettiğini beyan ederek davalılar arasındaki tasarrufun iptalini talep ve dava etmiştir. II. CEVAP Davalılar .... ve.... vekili davanın reddini savunmuştur. III. İLK DERECE MAHKEME KARARI Mahkemenin 27.02.2014 tarih ve 2009/41 E., 2014/37 K. sayılı kararı ile davalı borçlu ... Uludağın şirket ortaklığından ayrıldıktan sonra taşınmazları sattığını, 4. kişi olan davalıların borçlunun ekonomik durumunu bilmediklerini ve tasarruf tarihinde kesinleşmiş bir borcun bulunmaması nedeniyle davanın reddine karar verilmiştir. IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ A. Bozma Kararı Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz talebinde bulunulmuştur. Yargıtay (Kapatılan) 17. Hukuk Dairesi'nin 12.09.2017 tarihli, 2016/2707 E., 2017/619 K. sayılı ilamı ile; "davalılardan ...’nin kamu borçlusu ...’ın annesi olduğu, davalı ...’in ise borçlu ile yakın akrabalığının bulunmadığı ancak dava konusu 412 ada 60 parseli 12.01.2000 tarihinde tapuda 1.650,00 TL sına almasına rağmen taşınmazın gerçek değerinin 3.940,00 TL olarak belirlendiği, anılan davalının tapudaki ödeme dışında bir bedel ödediğinin ispatlanmadığı bu hali ile taşınmazın satışında bedel farkı olduğu gibi aynı davalının dava konusu 654 ada 6 parselin 4/48 hissesini 25.12.1998 tarihinde borçludan satın aldıktan sonra 13.07.1999 tarihinde hissesini borçlunun annesi ...’ye devrettiği, 09.11.2000 geri aldığı ve 27.05.2001 de yeniden ...’ye devrettiği bu yakın ilişkiye göre davalı...’in borçlunun mali durumunu bildiğinin kabulü gerektiği, ancak anılan davalının 412 ada 60 parseli 25.06.2001 tarihinde sattığı davalı ...’nin, 999 parsali 02.07.2003 tarihinde sattığı davalı İbrahim’in kötü niyeti ispatlanmadığından bu taşınmazların davalı...’in elinden çıkardığı tarihteki değerleri oranında tazminatla sorumlu tutulması gerekirken reddine karar verilmesinin doğru olmadığı ve dava konularından 654 ada 6 parselle ilgili olarak kat irtifakına geçildiği 5 nolu bağımsız bölümü...’den satın alan davalı ...’ın taşınmaz üzerindeki kooperatif ortağı olarak taşınmazı...’den almak zorunda kaldığı, başından itibaren borçlunun 5 nolu bağımsız bölüme denk gelen bir hakkının olmadığı anlaşıldığından buna ilişkin davanın reddi yerinde ise de 9 nolu bağımsız bölüm 27.05.2001 tarihinde ...’ye devredildiği, 28.09.2007 tarihinde ...’nin borcu nedeni icrada satıldığı anlaşıldığından, taşınmazın 27.05.2001 tarihindeki gerçek değeri üzerinden tazminatın takip konusu alacak ve ferilerini geçmeyecek şekilde... ve ...’den mütesilsilen, 28.08.2007 tarihindeki cebri icradaki satış bedeli 27.05.2001 tarihindeki gerçek değer arasındaki farkın sadece ...’den tahsiline karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesinin de usul ve yasaya aykırı" olduğu gerekçesi ile hükmün bozulmasına karar verilmiştir. Mahkemece bozma ilamına uyularak yapılan yargılama neticesinde; 23.06.2020 gün, 2019/126 E- 2020/110 K sayılı karar ile davanın kabulüne karar verilmiştir. Yargıtay (Kapatılan) 17. Hukuk Dairesi'nin 17.02.2021 gün, 2020/11920 E- 2021/1444 K sayılı ilamı ile " temyiz aşamasında, davalı borçlu ...’ın dava konusu borcu ödediğini, herhangi bir borcunun kalmadığını beyan ettiği, vadesi geçmiş borcunun da bulunmadığına dair Vergi Dairesinden yazı alındığının anlaşılmış olmasına göre; davanın konusu kalıp kalmadığının, davalı borçlunun dava konusu borcu ödeyip ödemediği, davacının da beyanı alınarak araştırılarak bir karar vermek üzere hükmün bozulmasına" karar verilmiştir. B. İlk Derece Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Kararı Mahkemenin 21.11.2022 tarih, 2022/94 E., 2022/204 K. sayılı uyulan bozma kararı doğrultusunda davanın konusuz kalması sebebi ile karar verilmesine yer olmadığına, davacı tarafından yapılan giderlerin davacı üzerinde bırakılmasına karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili tarafından yargılama masrafları ve vekalet ücreti yönünden temyiz başvurusunda bulunulmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde, davanın davalılar sebebi ile açıldığını, dava devam ederken borcun ödendiği bu sebeple davalıların yargılama masrafı ve vekalet ücretinden sorumlu olduğunu beyan ederek kararın bozulmasını talep etmiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Dosya içeriğine, bozmanın mahiyeti ve kapsamına göre taraflar arasındaki uyuşmazlık, davalılar arasındaki tasarrufun iptali istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun geçici 3/2 maddesi delaletiyle 1086 sayılı HUMK'nun 427 ve devamı maddeleri, 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanunun 24 ve devamı maddeleri. 3. Değerlendirme Dosya içeriğine, iş bu davanın açılmasına davalıların sebep olduğunun anlaşılmasına, dava konusu borcun dava devam ederken ödenmesine, davalıların haklı olmadıklarının anlaşılmış olmasına göre davacı lehine 136 Sayılı Avukatlık Kanunun 168.maddesinde değişiklik yapan 5904 Sayılı yasanın 35.maddesi “6183 sayılı Yasanın uygulanmasından doğan her türlü davalar için avukatlık ücreti tutarı maktu olarak belirlenir” hükmü gereğince maktu vekalet ücreti takdiri ve yargılama masraflarının da davalılar üzerinde bırakılmasına karar verilmesi gerekirken , yazılı olduğu şekilde karar verilmesi doğru değil bozma nedeni ise de; bu yöndeki yanılgının giderilmesi de yargılamanın tekrarını gerektirir nitelikte bulunmadığından hükmün 6100 sayılı HMK nın geçici 3/2 maddesi delaletiyle 1086 sayılı HUMK nun 438/7 maddesi gereğince düzeltilerek onanması gerekmiştir. VI. KARAR Değerlendirme bölümünde açıklanan sebeplerle, davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün 3. Bendinin tamamen çıkartılmasına, yerine "Karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT'ye göre taktir ve tayin edilen 9.200,00 TL vekalet ücretinin davalılardan alınarak davacıya ödenmesine, şeklinde bent eklenmesine, Ayrı bir bent olarak da davacı kurum tarafından yapılan 1981,10 TL yargılama masraflarının da davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsil edilerek davacı kuruma verilmesine" şeklinde yazılmasına, hükmün bu şekli ile DÜZELTİLEREK ONANMASINA, Dosyanın mahkemesine gönderilmesine, 18.10.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.