Yargıtay · 4. Hukuk Dairesi
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi 2023/5915 E. 2026/1008 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 4. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2023/5915
- Karar No
- 2026/1008
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi SAYISI : 2021/21 40... /948 Karar İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul 16. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2020/2 85... /105 Karar BİRLEŞEN AYNI MAHKEMENİN 2020/298 ESAS SAYILI DOSYASI
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili asıl dava dilekçesinde; davalı tarafından kaleme alınan Aralık 2020'de ilk baskısı yapılan "... 2: ..." isimli kitapta ve "... ..." isimli Youtube Kanalında sarf ettiği söz ve ifadeler nedeniyle avukat olarak görev yapan müvekkilinin itibarının zedelendiğini, gerçek dışı iddia ve isnatlarla müvekkilinin kişilik haklarının saldırıya uğradığını, ifade özgürlüğü sınırlarının aşıldığını belirterek 100.000,00 TL manevi tazminatın 03.12.2020 tarihinden işleyecek yasal faizi ile beraber davalıdan tahsili ile kararın ilanını talep etmiştir. Davacı vekili birleşen dava dilekçesinde; davalı tarafından 17.12.2020 tarihinde ...'da yapılan paylaşım nedeniyle müvekkilinin kişilik haklarının saldırıya uğradığını, ifade özgürlüğü sınırlarının aşıldığını belirterek 100.000,00 TL manevi tazminatın 17.12.2020 tarihinden işleyecek yasal faizi ile beraber davalıdan tahsilini talep etmiştir.
II. CEVAP Davalı vekili asıl ve birleşen dava cevap dilekçesinde; dava konusu kitap, röportaj ve tweette sarf edilen söz ve ifadeler incelendiğinde davacının adının geçmediğinin tespit edileceğini, kamuoyunun bilgilendirilmesi amacıyla isim kullanılmadan bir takım iddiaların ortaya atıldığını belirterek davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava konusu kitap, röportaj ve tweette davacının adının geçmediği, bu nedenle de davacıya yönelik olarak hakaret ya da onur kırıcı bir söylemin bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine; Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava konusu söz ve ifadeler incelendiğinde davacının isminin ve sıfatının açıkça belirtilmediği, "cumhurbaşkanına yakın bir avukat ifadesinin" davacıya mahsus bir sıfat olmadığı, ortalama bir kişinin bu ifadelerin muhatabının davacı olduğunu anlayamayacağı, kullanılan ifadelerin davacıya matuf olmadığı gerekçesi ile istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde; müvekkilinin sistematik şekilde davalının köşe yazılarında yer aldığını, bu nedenle matufiyet unsurunun gerçekleşmediği gerekçesinin hatalı olduğunu; konuşmada kişinin adından açıkça söz edilmese de sözlerin ona yönelik olduğunun anlaşılması halinde matufiyetin varlığının kabul edilmesi gerektiğini, verilen kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu belirtmiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık; asıl davada "... 2: ..." isimli kitapta ve "... ..." isimli Youtube Kanalında sarf edilen söz ve ifadeler nedeniyle davacının kişilik haklarının saldırıya uğradığı iddiasıyla manevi tazminat ve kararın ilanı; birleşen davada 17.12.2020 tarihinde ...'da yapılan paylaşım nedeniyle davacının kişilik haklarının saldırıya uğradığı iddiasıyla manevi tazminat talebine ilişkindir. 1. Birleşen davada davacı vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesinde; Miktar veya değeri kesinlik sınırını geçmeyen davalara ilişkin nihai kararlar, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 362 maddesi uyarınca temyiz edilemez. Temyize konu edilen miktarın kesinlik sınırının altında kalması hâlinde anılan Kanun’un 366 maddesi atfıyla aynı Kanun’un 352/1-b maddesi uyarınca temyiz dilekçesinin reddine karar vermek gerekir. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (HMK) 362/1-a maddesinde öngörülen kesinlik sınırı, 6763 sayılı Kanun’un 44 maddesiyle HMK’ya eklenen Ek-Madde 1’de öngörülen yeniden değerleme oranı dikkate alındığında 2023 yılı için 238.730,00 TL’dir. Birleşen davada davacı tarafından kişilik haklarına saldırı iddiası ile davalıdan 100.000,00 TL manevi tazminat talep edildiği, İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verildiği, davacı vekilinin istinaf başvurusu üzerine Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verildiği anlaşılmaktadır. Şu durumda, birleşen davada davacı tarafından temyize konu edilen miktar 100.000,00 TL olup, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 362/1-a maddesi gereğince karar tarihi itibarıyla Bölge Adliye Mahkemeleri tarafından verilen kararların kesinlik sınırı olan 238.730,00 TL'nin altında kaldığı anlaşılmakla; birleşen davada davacı vekilinin temyiz dilekçesinin miktar nedeniyle reddine karar vermek gerekmiştir. 2. Asıl davada davacı vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesinde; Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile matufiyet koşulunun gerçekleşmemiş olduğuna ilişkin gerekçenin yerinde olduğunun anlaşılmasına göre usul ve kanuna uygun olup temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR 1. Değerlendirme bölümünün (1) numaralı bendinde açıklanan sebeplerle birleşen davada davacı vekilinin temyiz dilekçesinin miktardan REDDİNE, 2. Değerlendirme bölümünün (2) numaralı bendinde açıklanan sebeplerle asıl davada davacı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1 maddesi uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı temyiz harcının temyiz eden davacıya yükletilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 22.01.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.