Yargıtay · 4. Hukuk Dairesi

Yargıtay 4. Hukuk Dairesi 2023/5732 E. 2023/10860 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
4. Hukuk Dairesi
Esas No
2023/5732
Karar No
2023/10860
Karar Tarihi

MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi SAYISI : 2021/122 Esas-2021/507 Karar HÜKÜM/KARAR : Davanın Kısmen Kabulü Taraflar arasında İlk Derece Mahkemesinde görülen ve istinaf incelemesinden geçen tazminat davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairece Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılmasına ve İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacılar vekili dava dilekçesinde; 19.07.2015 tarihinde davalı ... tarafından ZMMS ile sigortalı olan aracın devrilmesi ve takla atarak düşmesi neticesinde araçta yolcu olarak bulunan müvekkilleri davacıların eşi ve babası olan ...'ın vefat ettiğini, müvekkillerinin murislerinin desteğinden yoksun kaldıklarını belirterek her bir davacı yönünden 500,00'er TL olmak üzere 1.000,00 TL destekten yoksun kalma tazminatının temerrüt tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. Davacılar vekili ıslah dilekçesi ile dava değerini, davacı ... için 175.778,06 TL, davacı ... için ise 7.815,20 TL olmak üzere toplam 183.593,26 TL olarak belirtmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; aracın müvekkili şirket nezdinde ZMMS poliçesi ile 268.000,00 TL poliçe limiti ile sigortalı olduğunu, dava konusu kazada istiap haddinin aşıldığını ve bu durumun müvekkili şirkete rücu hakkı verdiğinden davacıların müteveffanın mirasçısı olmaları nedeniyle alacaklı ve borçlu sıfatlarının birleştiğini, bu nedenle davanın reddi gerektiğini, müteveffanın işleten olduğunu ve kazaya kendi kusuru ile sebebiyet verdiğinden sigortalıya rücu hakkı doğduğunu, davacıların taleplerinin teminat dışı olduğunu, ancak mahkeme aksi kanaatte ise, meydana gelen kazadaki kusur oranlarının, davacıların uğradığı zararın ve davacıların ölenin desteğine muhtaç olup olmadıklarının belirlenmesi gerektiğini, belirlenecek tazminattan müterafik kusur nedeniyle indirim yapılması gerektiğini belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin 15.03.2018 tarihli ve 2016/892 Esas, 2018/335 Karar sayılı kararıyla; davacıların desteği ...'ın vefat ettiği, bu kazada araç sürücüsü Uğur Saka'nın %100 oranında kusurlu olduğu, KTK'nun 85. Maddesi uyarınca işletenin, aracın sürücüsünün veya aracın kullanılmasına katılan yardımcı kişilerin kusurundan kendi kusuru gibi sorumlu olacağı, kural olarak 3. Kişilerin uğradığı zararlardan davalının KTK'nun 85, 88 ve 91. maddeleri gereğince sorumlu olduğu, ancak yukarda açıklanan 01.11.2017 tarihli HGK kararına göre, desteğin kusurunun davacıya karşı ileri sürülebileceği, işletenin kendi kusurundan yararlanamayıp, yansıma yoluyla destek tazminatı isteyenlerin kendilerine destek sağlayan kişinin sahip olduğu haktan fazlasına sahip olabilmelerinin hukuken mümkün bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. Gerekçe ve Sonuç Adana Bölge Adliye Mahkemesinin 29.04.2019 tarihli ve 2018/1904 Esas, 2019/726 Karar sayılı kararıyla; davacıların desteklerinin %100 oranında kusurlu olarak sorumlu olduğu kabul edilen kaza sonucunda vefat etmesi nedeniyle tazminat talebinde bulunmuşsa da, müteveffa kendi kusuruyla kazaya ve ölüme sebebiyet verdiğinden mahkemece desteğin %100 oranındaki kusuruna isabet eden zarardan bu aracın sigortasını yapan davalının sorumlu tutulamayacağı anlaşıldığından davanın reddine karar verilmesinin usul ve yasaya uygun olduğu gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1. maddesi gereğince esastan reddine karar verilmiştir. V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ A. Bozma Karar Yargıtay (kapatılan) 17. Hukuk Dairesinin 2019/3706 Esas - 2020/6994 Karar sayılı 12.11.2020 tarihli kararı ile; davacıların ölenin salt mirasçısı sıfatıyla değil, destekten yoksun kalan üçüncü kişi sıfatıyla dava açtığı, ölüm nedeniyle doğrudan davacı üzerinde doğan destekten yoksunluk zararının oluşumundaki kusurun davacıya yansıtılamayacağı, 19.07.2015 tarihinde gerçekleşen kazada davacıların desteği olan ...'ın aracının davalı ... şirketine sigortalı olduğu, desteğin araçta yolcu olduğu ve sigorta poliçesinin 20.08.2014 tarihinde başladığı dikkate alındığında yukarıda yapılan açıklamalar kapsamında davacıların destekten yoksun kalma tazminatı talep etme hakları olmasına rağmen davanın reddinin hatalı olduğu gerekçesiyle kararın bozulmasına karar verilmiştir. B. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; dosya önceki hesap bilirkişisine tevdi edilmiş olup bilirkişi tarafından düzenlenen raporda özetle davacı ...'ın poliçe limiti dahilinde olan destek zararının 278.776,27 TL olduğu, ...'ın poliçe limiti dahilinde olan destek zararının ise 7.582,42 TL olduğu, ZMMS poliçesi kapsamında ve poliçe limitiyle sınırlı kalmak üzere sorumlu olduğu anlaşılmakla, davacı vekili tarafından sunulan ıslah dilekçesi ve davacıların desteğinin istiap haddinin 5 kişi olan araçta 7 kişiyle birlikte seyahat ederek istiap haddi aşılan araçta bilerek ve isteyerek bulunmasının müterafik kusur teşkil edeceği dikkate alındığında hesaplanan tazminattan %20 oranında müterafik kusur indirimi yapılması gerektiği gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, davacı ... için 175.778,06 TL, davacı ... için 6.252,16 TL olmak üzere toplam 182.030,22 TL destekten yoksun kalma tazminatının, 1.000,00 TL'sinin 30.11.2015 tarihinden itibaren işleyecek, 181.030,22 TL'sinin ise ıslah tarihi olan 31.08.2018 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine karar verilmiştir. VI. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davalı vekili temyiz dilekçesinde davacılar desteğinin; kullanılması zorunlu olan emniyet kemerini kullanmamış olması nedeni ile ayrıca istiap haddinin aşılması sebepleriyle tazminat tutarından %40'tan aşağı olmamak üzere indirim yapılması gerekirken yalnızca istiap haddinin aşılması sebebiyle indirim yapılmış olmasının usul ve yasaya aykırı olduğunu ileri sürerek kararın bozulmasını talep etmiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık; davalı ... tarafından Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası (ZMSS) Poliçesi ile teminat altına alınan aracın karıştığı trafik kazası sonucu ölüm nedeniyle ölenin desteğinden yoksun kalanların destekten yoksun kalma tazminatı talebine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 369 uncu maddesinin birinci fıkrası, 370 ve 371 inci maddeleri ile 373 üncü maddesinin 4 üncü fıkrası, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 85, 89, 90, 91 ve 92 nci maddeleri, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 53 üncü maddesi. 3. Değerlendirme Temyizen incelenen İlk Derece Mahkemesi kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, kaza tespit tutanağında emniyet kemerinin takılması hususunun belirsiz olarak işaretlendiği anlaşılmakla; temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VII. KARAR Açıklanan sebeplerle Davalı vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA, Aşağıda dökümü yazılı temyiz harcının temyiz eden davalıdan alınmasına, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, 17.10.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, E. 2023/5732, K. 2023/10860, T. 17.10.2023, www.arakarar.com/karar/yargitay-4-hukuk-dairesi-2023-5732-e-2023-10860-k-639997ee2869