Yargıtay · 4. Hukuk Dairesi
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi 2023/5610 E. 2023/11330 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 4. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2023/5610
- Karar No
- 2023/11330
- Karar Tarihi
İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2014/100 Esas 2023/17 Karar HÜKÜM/KARAR : Davanın Reddi Taraflar arasında İlk Derece Mahkemesinde görülen kurum zararına dayalı alacak davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairece kararın bozulmasına karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın reddine karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; gerçekleştirme görevlisi, ihale yetkilisi ve harcama yetkilisi olan davalıların 2008 Aralık, 2009 Şubat ve Mart aylarında Sakarya Arifiye Huzurevi'nin tefrişatı kapsamında yapılan alımlarda Sakarya Ticaret ve Sanayi Odası Başkanlığından istenen o tarihteki rayiç fiyatların karşılaştırılması neticesinde daha uygun fiyata alınabilme imkanı varken ihaleye çıkılmadan piyasadan yüksek bedelle doğrudan temin usulü ile alım yaptıklarının tespit edildiğini, davalıların Kamu İhale Kanunu'nun gereklerine aykırı hareket ederek kurum zararına sebep olduklarını belirterek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere teftiş raporu ile belirlenen 15.909,02 TL alacağın ödeme tarihlerinden yasal faizi ile beraber davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili isteminde bulunmuştur. II. CEVAP Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; Sakarya 4. Asliye Ceza Mahkemesinin 2010/601 Esas sayılı dosyasında müvekkili hakkında görevi kötüye kullanma suçundan beraat kararı verildiğini, kurum zararına sebep olduğu iddiasını kabul etmediklerini belirterek davanın reddini istemiştir. Davalı ... cevap dilekçesinde; huzurevine alınacak ürünlerin sınıflandırılarak niteliklerine göre alımlarının yapıldığını, ihaleye çıkmaktan kaçınma durumunun söz konusu olmadığını, huzurevinin kısa süre içerisinde faaliyete geçmesi için piyasadan satın alma yolunun tercih edildiğini belirterek davanın reddini istemiştir. Davalı ... davaya cevap vermemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin 19.07.2012 tarihli 2010/360 Esas 2012/366 sayılı kararı ile; davalılar hakkında görevi kötüye kullanma suçundan yapılan ceza yargılamasında Sakarya 4. Asliye Ceza Mahkemesinin 2010/601 Esas 2012/295 sayılı kararı ile beraat kararı verildiğini, denetime uygun 14.11.2011 tarihli ve 25.03.2012 tarihli raporlar hükme esas alınarak davalıların kurum zararına sebep olmadıkları gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir. IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ A. Bozma Kararı İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. Dairenin 09.09.2013 tarihli 2012/14984 Esas 2013/13863 sayılı kararı ile "... Davalıların davaya konu edilen eylemleriyle ilgili olarak görevi kötüye kullanma suçundan Sakarya 4. Asliye Ceza Mahkemesinin 2010/601 E.,2012/295 K. sayılı dosyası ile yargılanıp beraatlerine karar verildiği, ancak kararın temyiz incelemesinde olduğu ve henüz kesinleşmediği anlaşılmaktadır. 818 sayılı BK 53. ve 6098 sayılı TBK 74. maddesi düzenlemesine göre; hukuk hakimi ceza mahkemesinin kararı ile bağlı değilse de, olgu belirlenmesi ve mahkumiyet kararları ile bağlıdır. Somut olayın niteliği de gözetilerek yerel mahkemece, ceza davasının sonucunun beklenmesinde, varılacak sonuç bakımından yarar olduğu anlaşılmaktadır. Şu halde, ceza davasının sonucu beklenmeli ve mahkemece gerek görülmesi halinde uzman bilirkişilerden rapor alınarak varılacak sonuca göre karar verilmelidir. Mahkemece bu yönlerin gözetilmemiş olması doğru görülmemiş ve bozmayı gerektirmiştir." gerekçesi ile hükmün bozulmasına karar verilmiştir. B. İlk Derece Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; Sakarya 4. Asliye Ceza Mahkemesinin 2019/622 Esas 2020/175 sayılı kararı ile davalılar hakkında verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına dair kararın hukuk hakimi için bağlayıcı olmadığı, ceza mahkemesi kararı ve alınan bilirkişi raporunda davalıların davacıyı zarara uğratacak bir eylemde bulunduklarına dair herhangi bir tespitin bulunmadığı, davalıların davaya konu mal alımlarında, serbest piyasadan teklif almak suretiyle 4734 sayılı Kamu İhale Kanunu ilgili hükümleri çerçevesinde hareket ettikleri, davalıların davaya konu eylemleri nedeniyle oluşan herhangi bir kurum zararının bulunmadığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde; davalıların 4734 sayılı Kamu İhale Kanunu uyarınca açık ihale usulü ile alınması gereken malzemeleri kanuna aykırı şekilde doğrudan temin yoluyla satın almaları sebebiyle kurum zararına sebep olduklarını, ceza yargılamasının sonucunun beklenmesine ilişkin bozma yapılması neticesinde Yargıtay 5. Ceza Dairesi tarafından davalıların görevi kötüye kullanma suçunu işlediklerinin sabit kabul edildiğini, bu karara rağmen davanın reddedilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık; gerçekleştirme görevlisi, ihale yetkilisi ve harcama yetkilisi olan davalıların 2008 Aralık, 2009 Şubat ve Mart aylarında Sakarya Arifiye Huzurevi'ne tefrişat alımında kurum zararına sebep oldukları iddiası ile teftiş raporuna dayalı alacak istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk Olay tarihinde yürürlükte olan 818 sayılı Borçlar Kanunu'nun 41 inci maddesi, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun geçici 3 üncü maddesi atfıyla uygulanmasına devam olunan 1086 sayılı HUMK'un 427 vd. maddeleri, Kamu İhale Kanunu'nun 5 inci maddesi 3. Değerlendirme Dosya kapsamından; eldeki davada, gerçekleştirme görevlisi, ihale yetkilisi ve harcama yetkilisi olan davalıların 2008 Aralık, 2009 Şubat ve Mart aylarında Sakarya Arifiye Huzurevi'nin tefrişatı kapsamında yapılan alımlarda ihaleye çıkılmadan piyasadan yüksek bedelle doğrudan temin usulü ile alım yaptıkları iddiası ile oluşan kurum zararının tahsilinin talep edildiği; mahkemenin 19.07.2012 tarihli 2010/360 Esas 2012/366 sayılı ilk kararı ile davalıların kurum zararına sebep olmadıkları, haklarında beraat kararı verildiği gerekçesi ile davanın reddine karar verildiği, Dairenin 09.09.2013 tarihli 2012/14984 Esas 2013/13863 sayılı kararı ile davalılar hakkında yürütülen ceza yargılamasının sonucunun beklenmesi gerektiğinden bahisle hükmün bozulduğu anlaşılmıştır. Davalılar hakkında zincirleme görevi kötüye kullanma suçundan verilen beraat kararının Yargıtay 5. Ceza Dairesinin 23.05.2014 tarihli 2013/1755 Esas 2014/5669 sayılı kararı ile "... Olay tarihinde sanıklardan Yahya'nın Sakarya Sosyal Hizmetler Müdürlüğü ambar memuru, Ali'nin Sakarya Sosyal Hizmetler İl Müdürü ve Kenan'ın Arifiye Huzurevi müdür vekili olarak görev yaptıkları; gerçekleştirme görevlisi, ihale yetkilisi ve harcama yetkilisi olarak huzurevinin tefrişatı kapsamındaki, aynı ihale konusu içinde yer alabilecek nitelikte olan işleri; elektronik, sağlık, kırtasiye, hırdavat ve temizlik şeklinde bölümlere ayırarak 4734 sayılı Yasanın 5. maddesine aykırı biçimde aynı Yasanın 22/d maddesi kapsamında kalacak şekilde doğrudan temin yoluyla alımlarını yaparak görevlerinin gereklerine aykırı hareket ettikleri, bu alımlar nedeniyle malzeme alınan kişilere yarar sağladıkları gibi, tefrişat işinin ihale yoluyla temini durumunda bu ihaleyi alacak kişi ya da kişiler yönünden de mağduriyete neden oldukları, böylece üzerlerine atılı zincirleme görevi kötüye kullanma suçunu işledikleri sabit olduğu halde, yazılı şekilde yanılgılı değerlendirmeyle beraetlerine karar verilmesi yerinde görülmediğinden..." gerekçesi ile bozulduğu, bozma sonrası mahkemece davalılar hakkında atılı suçtan hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildiği anlaşılmıştır. Somut olayda, davalıların zincirleme görevi kötüye kullanma suçunu işledikleri açıklanan Yargıtay 5. Ceza Dairesinin 23.05.2014 tarihli 2013/1755 Esas 2014/5669 sayılı kararı ile sabit olmakla, gerekirse Ticaret Odalarından temin edilecek rayiç bedeller de dosyaya kazandırılarak zarar kapsamının uzman bilirkişi heyetinden alınacak rapor ile belirlenmesi gerekirken yazılı şekilde eksik inceleme ile karar verilmesi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir. VI. KARAR Değerlendirme bölümünde açıklanan sebeplerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA, Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, 25.10.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.