Yargıtay · 4. Hukuk Dairesi

Yargıtay 4. Hukuk Dairesi 2023/5018 E. 2023/10207 K.

Konu: Tasarrufun İptali

Mahkeme
Yargıtay
Daire
4. Hukuk Dairesi
Esas No
2023/5018
Karar No
2023/10207
Karar Tarihi
Konu
Tasarrufun İptali

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2021/149 E- 2022/44 K HÜKÜM/KARAR :Davanın Kısmen Kabulüne/ Bozulmasına Taraflar arasındaki tasarrufun iptali davasından dolayı yapılan yargılama sonunda ilk derece mahkemesince verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Yargıtay 4. Hukuk Dairesince, Mahkeme kararının bozulmasına karar verilmiştir. Bozma sonrasında; mahkemece "davanın kısmen kabul kısmen reddine" dair verilen son karar; davalı ... vekili tarafından temyiz edilmiş olup; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve tetkik hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I.DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili tarafından davalılardan Alka İnşaat San.Tic.Ltd.Şti.’den olan alacaklarının tahsili için İstanbul 30. İcra Müdürlüğü tarafından icra takibi başlatıldığını, borcun dayanağının 8 adet çek olduğunu, borçlu şirket elinde bulunan Gökçeali köyü, 122 ada 28, 124 ada 21 parsel ve Elbasan Mahallesi, 764 parsel sayılı taşınmazları alacaklardan mal kaçırmak için muvazaalı olarak aynı gün ...'ye devrettiğini, söz konusu taşınmazlar yönünden yapılan muvazaalı satışın iptali ile cebri icra yapma yetkisinin tanınmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. II. CEVAP 1-Davalı Alka İnşaat San. Tic. Ltd. Şti. vekili; dosyaya sunulan aciz vesikasının bulunmadığını, aciz vesikasının sunulmasının dava şartı olduğunu dava konusu taşınmazları borcuna binaen ...'ye devrettiğini, taşınmazların devri sırasında davacı şirket lehine doğmuş bir borcun bulunmadığını ve devir tarihinde müvekkili şirket aleyhine herhangi bir takibin bulunmadığını beyan ederek davanın reddini savunmuştur. 2-Davalı ... vekili; geçici ya da kesin aciz vesikasının dava şartı olarak dosyaya sunulması gerektiğini, düzenlenen haciz tutanağının yeterli açıklıkta olmadığını, geçici aciz vesikası sayılamayacağını, yapılan devrin muvazaalı olmadığını, müvekkilinin davalı Alka İnşaat Şirketine vermiş olduğu borcun ödenmemesi üzerine, davalı şirkete ait olan dava konusu 3 adet taşınmazın kendisine devredildiğini, kısa bir süre sonra ise 3. kişilere satış yaptığını beyan ederek davanın reddine karar verilmesini savunmuştur. 3- Dahili davalılar ... ve ...; yetki itirazlarının bulunduğunu, kendilerinin davada 4. şahıs olduklarını bu nedenle husumet itirazlarının bulunduğunu, kendilerinin iyi niyetli olarak hareket ettiklerini, dava konusu taşınmazları emlakçı vasıtasıyla satın aldıklarını, emlak komisyon bedellerinin dahi ödendiğini, tüm ödemelere ilişkin makbuzların mevcut olduğunu beyan ederek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. III. İLK DERECE MAHKEME KARARI Mahkemenin 07.06.2016 tarihli ve 2015/205 E- 2016/446 K. sayılı kararı ile davanın reddine karar verilmiştir. IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ A. Bozma Kararı 1. Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz isteminde bulunmuştur. 2. Yargıtay (Kapatılan) 17.Hukuk Dairesi'nin 17.02.2021 tarihli, 2016/14853 E- 2019/3907 K sayılı ilamı ile; " Aciz belgesi davanın her aşamasında hatta karar düzeltme aşamasında dahi ibraz edilebilir. Davalı borçlunun aczini gösteren kesin ya da geçici aciz vesikası dava şartı olduğundan,mahkemece tarafları farklı olan dava ve icra dosyaları incelenerek aciz hali belirlenemez. Bu durumda davanın dava şartı yokluğundan reddine karar verilmesi gerekirken hatalı değerlendirme ile yazılı şekilde esastan reddedilmesi doğru değil bozma nedeni ise de; sonuç itibarı ile davanın reddine dair verilen karar bu yönü ile isabetli olup, ancak davanın dava şartı yokluğundan reddedilmesi gerekmesine göre; Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin 7/2. maddesi gereğince davalı vekili lehine maktu vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken nispi vekalet ücreti takdiri doğru görülmemiş olup yukarıda açıklanan gerekçeyle hükmün gerekçesi değiştirilerek ve hükmün 4. bendindeki “2.400,00 TL" ibaresi hükümden çıkarılarak yerine “1.800,00 TL maktu” ibaresi eklenerek 6100 sayılı HMK.nun geçici 3/2.maddesi delaletiyle 1086 sayılı HUMK.nun 438/7.maddesi uyarınca hükmün düzeltilerek onanmasına" karar verilmiştir. 3. Davacı vekili tarafından kararın düzeltilmesi talep edilmiştir. 4.Yargıtay (Kapatılan) 17. Hukuk Dairesi'nin 17.02.2021 tarih, 2020/11 E- 2021/1502 K sayılı ilamı ile "davacı alacaklı vekili karar düzeltme aşamasında 27.03.2015 tarihli haciz tutanağını ibraz etmiştir. İcra dosyası içeriğinden borçlunun alacağa yeterli taşınır ve taşınmaz malının bulunmadığı, ibraz edilen haciz tutanağının İİK’nun 105. madde kapsamında aciz belgesi niteliğinde olduğu anlaşılmış ve dosyanın esas yönünden yapılan incelemesi sonucunda: Mahkemece, yapılan yargılama sonunda davalı üçüncü kişi ... ve dördüncü kişiler ... ve ... yönünden iyiniyetli olduklarından bahisle davanın esastan reddine karar verilmiştir. Davalı borçlu şirket vekili ve üçüncü kişi ... vekilinin beyanlarından, borçlunun dava konusu taşınmazı, üçüncü kişinin alacağına karşılık olarak verdiği konusunda mutabık oldukları dosya kapsamı ile sabittir. Bu halde borca karşılık olarak yapılan devrin İİK’nın 279/2-2. maddesi gereğince mutad ödeme vasıtası olmadığından borçlu şirket ile davalı ... arasındaki satışın iptali ile davalı ... ve ...’un kötü niyeti ispatlanmadığından bunlar hakkındaki davanın reddine, davalı ...'in taşınmazı elinden çıkardığı 10.02.2015 tarihindeki değeri oranında tazminatla (alacak ve ferilerini geçmeyecek şekilde) sorumlu tutulması gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olmuştur" gerekçesi ile davacı vekilinin karar düzeltme talebinin kabulüne karar verilmiştir. B. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile yapılan yargılama neticesinde; Davacının davalılar Alka İnşaat San. Tic. Ltd. Şti. ile ... hakkındaki davasının kabulü ile; 1-Dava konusu İstanbul İli, Çatalca İlçesi, Gökçeali Mahallesi, 122 ada, 28 parsel ile aynı yer 124 ada 21 parsel sayılı taşınmazlar ile İstanbul İli, Çatalca İlçesi, Elbasan Mahallesi, 112 Ada 54 Parsel (eski 764 parsel) sayılı taşınmazların davalı-borçlu Alka İnşaat San. Tic. Ltd. Şti. tarafından, davalı 3. Kişi olan ...'ye 30/12/2014 tarihli satışlara ilişkin tasarrufun davacı yönünden iptali ile, İİK'nın 283/2 maddesi uyarınca, İstanbul 30. İcra Müdürlüğünün 2015/6450 Esas sayılı takip dosyasındaki alacak ve ferileri ile sınırlı kalmak kaydı ile davalı 3. Kişi ...'den tahsili ile davacıya ödenmesine, 2-Davacının davalılar ... ve ...'ya yönelik davasının reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı ... vekili temyiz başvurusunda bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davalı ... vekili temyiz dilekçesinde; usule uygun bir aciz vesikasının ibraz edilemediğini, yerel mahkemece herhangi bir gerekçenin sunulmadığını, karar düzeltme ilamından bahsedilmesinin yeterli olmadığını beyan ederek kararın bozulmasını talep etmiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Dosya içeriğine, bozmanın mahiyeti ve kapsamına göre taraflar arasındaki uyuşmazlık, davalılar arasındaki tasarrufun iptali isteğinden kaynaklanmaktadır. 2.İlgili Hukuk 1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) Geçici 3/2 maddesi gereğince uygulanmasına devam olunan 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 427 inci vd. maddeleri. 2. 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunun 277 ve devamı maddeleri 3. Değerlendirme 1.Dosyadaki yazılara kararın dayandığı delillerle gerektirici sebeplere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına, karar düzeltme talebi sırasında ibraz edilen haciz tutanağının, İİK 105 kapsamında aciz vesikası hükmünde olduğunun kabul edilmiş olmasına göre davalı ... vekilinin aşağıdaki bent haricindeki sair temyiz itirazlarının reddine karar verilmiştir. 2.Mahkemece bozma ilamına uyulduğu belirtilmişse de bozma ilamının gereği yerine getirilmemiştir. İİK.nun 282. maddesi gereğince iptal davaları borçlu ve borçlu ile hukuki muamelede bulunan veya borçlu tarafından kendilerine ödeme yapılan kimseler ile bunların mirasçıları aleyhine açılır. Ayrıca, kötü niyetli üçüncü şahıslar hakkında da iptal davası açılabilir. Buradaki üçüncü kişiden maksat, borçlu ile doğrudan işlem yapan değil, borçlu ile işlemde bulunan kişiden mal veya hakkı satın alan kişi olup uygulamada buna dördüncü kişi denilir. Borçlu ile işlemde bulunmayan dördüncü veya ondan sonraki kişiler hakkında dava açılıp açılmaması davacının isteğine bağlıdır ve bu kişiler yönünden iptal kararı verilebilmesi kötü niyetli olduklarının yani borçlunun alacaklılara zarar verme kastı ile hareket ettiğini bilen veya bilmesi gereken kişilerden olduklarının kanıtlanmasına bağlıdır. İİK’nın 283/II maddesine göre de iptal davası, üçüncü şahsın elinden çıkarmış olduğu mallar yerine geçen değere taalluk ediyorsa, bu değerler nispetinde üçüncü şahıs nakden tazmine (davacının alacağından fazla olmamak üzere) mahkûm edilmesi gerekir. Bu ihtimalde 3. kişinin sorumlu olduğu miktar, elden çıkarılan malın elden çıkardığı tarihteki gerçek değeridir. Yargıtay (Kapatılan) 17. Hukuk Dairesinin 17.02.2021 tarih, 2020/11 E- 2021/1502 K karar düzeltme ilamında; davalı ... ve ...'un kötü niyetinin ispat edilemediğinden bu davalılar yönünden davanın reddine davalı ...'in de dava konusu gayrımenkulleri davalı ... ve ...'a devrettiği 10.02.2015 tarihteki gerçek değerlerinin bilirkişi marifeti ile belirlenecek değerleri nispetinde tazminat ile sorumlu tutulması gerektiği gerekçesi ile kararın bozulmasına karar verilmesine, mahkemece de bozma ilamına uyulduğu belirtilmesine rağmen, bozma gereği yerine getirilmeyerek taşınmazın gerçek değeri nisbetinde takip konusu alacak ve fer'ileri ile sınırlı olmak üzere tazminatla sorumlu tutulması gerekirken, infazda tereddüt oluşturacak şekilde iptale karar verilmesi doğru görülmemiştir. VI. KARAR Değerlendirme bölümünün (1) nolu bendinde açıklanan nedenlerle davalı ... vekilinin sair temyiz itirazlarının REDDİNE; (2) nolu bendinde açıklanan nedenlerle davalı ... vekilinin temyiz itirazlarının kabulüne, kararın BOZULMASINA, Peşin alınan temyiz harcının istek halinde davalıya iadesine, 04.10.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, E. 2023/5018, K. 2023/10207, T. 04.10.2023, www.arakarar.com/karar/yargitay-4-hukuk-dairesi-2023-5018-e-2023-10207-k-d9fd561005b9