Yargıtay · 4. Hukuk Dairesi

Yargıtay 4. Hukuk Dairesi 2023/4227 E. 2023/10839 K. – Kurum Zararında

Konu: Kurum Zararından Kaynaklanan Alacak

Mahkeme
Yargıtay
Daire
4. Hukuk Dairesi
Esas No
2023/4227
Karar No
2023/10839
Karar Tarihi
Konu
Kurum Zararından Kaynaklanan Alacak

İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2022/61 E., 2022/1918 K. HÜKÜM/KARAR : Siral İnş. ve Tur. Tes. AŞ yönünden ret, diğer davalılar yönünden kısmen kabul Taraflar arasındaki kurum zararından kaynaklanan alacak davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairece kararın bozulmasına karar verilmiştir. Mahkemece bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın Siral İnş. ve Tur. Tes. A.Ş. yönünden davanın reddine, diğer davalılar yönünden kısmen kabulüne karar verilmiştir. Mahkeme kararı davacı vekili, davalılar ... vekili ile ... tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikler yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; davalı ...'ün olay tarihinde davacı derneğin Bursa Şube Müdür vekili ve muhasebe müdürü olarak, diğer davalıların ise araç şoförü olarak görev yaptıklarını, 2004-2007 yılları arasında şubenin akaryakıt ihtiyacının isim değiştirilmiş halleriyle birlikte davalı şirket tarafından karşılandığını, müvekkili derneğin Genel Başkanlığının talimatları ile Teftiş Kurulu Başkanlığınca hazırlanan 15.11.2007 tarihli 14/49 sayılı raporda usulsüz işlemlerin tespit edildiğini, tespit edilen usulsüzlükler ile ilgili zimmet ve zimmete göz yumma eylemleri nedeniyle soruşturmaya başlanıldığını belirterek fazlaya ilişkin talep hakkı saklı kalmak üzere 404,00 TL'nin olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı ...'den tahsilini, 79,63 TL'nin olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı ...'dan tahsilini, 5.438,85 TL'nin fatura tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılar ..., ..., ..., ... ve Siral İnş. ve Tur. Tes. AŞ'den müştereken ve müteselsilen tahsilini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; müfettiş raporunun tamamen ihtimal ve varsayımlara dayalı olarak hazırlandığını, rapor içeriğinden bu hususun açıkça anlaşıldığını, yine raporda fazla alımın yapıldığı iddia edilen iki adet aracın genel olarak diğer davalı ... tarafından kullanıldığının belirlendiği, bu hususun dava konusu iddialarla müvekkilinin ilgisi olmadığını ortaya koyduğunu, raporda müvekkilin kusur atfedilen varillerin delik çıkması hususunda müvekkilinin söz konusu varillerin bakımından ve korunmasından sorumlu olmadığını, müvekkilinin kampta acilen akaryakıta ihtiyaç olması nedeniyle ilk bakışta delik olduğu anlaşılmayan varili araca yüklediğini, müvekkilinin hiçbir şekilde birden fazla araç için akaryakıt almadığını, soruşturma dosyasının bekletici mesele yapılması gerektiğini belirterek davanın reddini istemiştir. Davalı Siral İnş. ve Tur. Tes. A.Ş. vekili cevap dilekçesinde; dava dilekçesinde talep edilen zarar miktarının bir kısmının müvekkiline ödemesinin yapılmadığını, davacının sözleşme gereği yapması gereken ödemeleri geciktirdiğini, davacı tarafından düzenlenen müfettiş raporunun kabul edilmediğini, akaryakıt alımlarına ilişkin fişlerin müvekkilinin çalışanlarınca doldurulduğu iddiasının gerçek dışı olduğunu, müvekkilinin şube müdürünün imzası, mühür ve araç plakası yazılı olan fişlere istinaden akaryakıt verdiğini, davacının faiz talebinin haksız olduğunu belirterek davanın reddini istemiştir. Davalı ... cevap dilekçesinde; müfettiş raporunda usulsüzlük yapıldığı iddia edilen araçların akaryakıtının motorin olduğunu, halbuki kendisinin kullandığı aracın benzinli olduğunu, dava dilekçesinde aleyhine somut veya soyut bir iddia ileri sürülmediğini, usulsüzlük yapıldığı belirtilen fişlerin üzerinde yazı ve imzası olmadığını, kural ve usullere uygun davrandığının müfettiş raporunda belirlendiğini, sorumlu olmadığı, kullanmadığı ve tarafına zimmetlenmeyen araçlarda yapılan usulsüzlüklerden sorumlu olmadığını belirterek davanın reddini istemiştir. Davalı ... cevap dilekçesinde; söz konusu akaryakıt yolsuzluğunun dava dışı ...'nun uyarması sonucunda tarafınca derinlemesine yapılan araştırma sonucunda ortaya çıkarıldığını, dava dilekçesinde araç plakası bulunmadığı halde davalı şirkete ödendiği belirtilen 116,00 TL ve 138,00 TL yakıt bedeline ilişkin ödemelerin sehven gözden kaçırıldığını, bu hususun 2005 yılı teftişinde de gözden kaçtığını, ortada herhangi bir ihmal olmadığını ve bu bedellerin davalı şirketten tahsil edildiğini, dava dilekçesinde şubeye ait olmayan araçlara ilişkin olduğu belirtilen 150,00 TL'lik akaryakıt bedeline ilişkin faturanın da dava konusu olması nedeniyle davalı şirkete ödenmediğini, davacının Bursa Şubesine bağlı pek çok birim olduğunu ve bu birimlerin muhasebe ve insan kaynakları işlerinin sadece kendisi ve yardımcısı tarafından yürütüldüğünü, bu kadar geniş alanda faaliyet gösteren Şubenin işlemlerinin iki kişi tarafından yürütülmesinin beklenemeyeceğini, bu hususun Şubenin 2007 yılı teftişini yapan müfettişlerce de tespit edildiğini, şahsına yöneltilen iddiaları kabul etmediğini belirterek davanın reddini istemiştir. Davalı ... cevap dilekçesinde; kendi adına zimmetli olan araca ilişkin yapılan incelemelerde usulsüzlük tespit edilmediğini, usulsüzlük yapıldığı belirtilen fişlerin üzerinde yazı ve imzası olmadığını, gerçek sorumluyu tespit edemeyen davacının diğer şoförlerle beraber kendisine de zimmet suçlamasında bulunmasının haksız olduğunu, kendisine zimmetli olan araç dışında herhangi bir araca veya bidonla yakıt alınmadığını belirterek davanın reddini istemiştir. Davalı ... davaya cevap vermemiştir. III. MAHKEME KARARI Mahkemenin 14.05.2015 tarihli, 2012/168 Esas ve 2015/974 Karar sayılı kararı ile davanın kısmen kabulüne, 140,00 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı ...'den tahsiline, 2.174,00 TL'nin davalı ..., ..., ... ve ...'dan zarar tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte müteselsilen tahsiline, ... ve ... yönünden davanın reddine karar verilmiştir. IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ A. Bozma Kararı 1. Mahkeme kararına karşı süresi içinde davalı ... vekili temyiz isteminde bulunmuştur. 2. Dairenin 04.06.2020 tarihli 2020/120 Esas ve 2020/1641 Karar sayılı ilamıyla; "1- 6100 sayılı HMK’nın 297. maddesinin 2. fıkrasında, “Hükmün sonuç kısmında, gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, taleplerden her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, sıra numarası altında; açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gereklidir.” şeklinde düzenleme yer almaktadır. Söz konusu düzenleme kamu düzenine ilişkindir. Dosyanın incelenmesinde; davacı vekilinin, dava dilekçesinde davalılardan Siral İnşaat ve Tur. Tes. A.Ş.’ye karşı davasını yöneltmiş olmasına rağmen kısa karar ve gerekçeli kararda adı geçen davalı bakımından olumlu ya da olumsuz bir karar tesis edilmediği anlaşılmaktadır. Şu halde; mahkemece, yukarıdaki kanuni düzenleme dikkate alınmak suretiyle her bir davalı açısından davacının talebi de göz önüne alınarak karar verilmemiş olması doğru olmamış kararın bu sebeple bozulması gerekmiştir. 2- Mahkemece, davacı vekilinin dava dilekçesinde, davalılar ..., ..., ..., ..., ... ve Siral İnşaat ve Tur. Tes. A.Ş.’yi davalı göstermek suretiyle davasını açmasına karşın, dava dışı ve davanın tarafı olmayan ... ve ... hakkında davanın reddine yönelik hüküm kurulduğu anlaşılmaktadır. Şu halde, mahkemece dava dilekçesinde aleyhine dava açılan davalılar nazara alınmaksızın, davada davalı sıfatı bulunmayanlar hakkında hüküm tesis edilmiş olması usule aykırı olup kararın bu sebeple bozulması gerekmiştir." gerekçesiyle kararın bozulmasına karar verilmiştir. B. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; davacı Türkiye Kızılay Derneği Bursa Şubesinin yakıt temini için davalılardan Siral İnşaat ve Tur. Tes. A.Ş. ile anlaştıkları, yakıt alımında Derneğin Bursa Şubesinde görevli olan davalıların usulsüzlük yaptıkları, kurumca düzenlenen müfettiş raporları ve bilirkişi raporuna göre kurumun zarar ettirildiği hususunun tespit edildiği, uğranılan zararın bir kısmının şirket dışındaki davalılarca davacıya ödendiği ancak ödeme tarihine kadar işlemiş faiz tutarlarının ödenmediği, mahkememizce itibar edilen bilirkişi raporunda tespit olunan 140,00 TL'den davalı ...'ün, 2.174,00 TL'den ..., ..., ... ve ...'ın müteselsilen sorumlu oldukları, davalı ...'ın vefatı sonrası dahili davalı ...'ın bu kişinin borcundan sorumlu olduğu, bu davalılar yönünden belitilen tutarlar üzerinden davanın kabulü gerekeceği, öte yandan davalı Siral İnşaat ve Tur. Tes. A.Ş.'nin akaryakıt temini için anlaşma yapılan şirket olduğu, dosyaya konu yersiz ödemeler ve akaryakıt teslimi konusunda herhangi bir sorumluluğunun bulunmadığı, bahsi geçen şirketin anlaşma uyarınca akaryakıt teminini gerçekleştirdiği, şirket çalışanları dava dışı ... ve ...'in de ceza dosyasından beraat ettikleri dolayısıyla davalı şirketin zarardan sorumlu olmadığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, 140,00 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı ...'den tahsiline, 2.174,00 TL'nin davalı ..., ..., ... ve ...'dan zarar tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müteselsilen tahsiline, davalı şirket Siral A.Ş. yönünden davanın reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuran Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili, davalı ... vekili ve davalı ... temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde; müvekkili kurumun uğradığı zararın fatura tarihinden itibaren işleyecek faizi ile birlikte tahsilinin gerektiğini, bilirkişi raporunda faiz hesabının hatalı yapıldığını, hatalı bilirkişi raporuna istinaden hüküm tesisinin hukuka aykırı olduğunu, davalı şirket yönünden davanın reddine karar verilmesinin hatalı olduğunu, davalı şirketin üzerinde tarih, imza, mühür ve araç plakası yazılı olan akaryakıt fişlerine istinaden satış yapması gerekirken sözleşmeye aykırı davranarak imzasız, mühürsüz ve plaka yazılı olmayan fişlerle akaryakıt satışı yapıldığını, bu şekilde davacıya ait olmayan araçlar için akaryakıt alınmasına göz yumulduğunu, davalı şirketin sözleşmeye aykırı hareket ettiğini, aleyhe vekalet ücretine hükmedilmesinin hukuka aykırı olduğunu, bilirkişi raporunda müvekkilinin alacağının eksik hesaplandığını ileri sürerek İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasını talep etmiştir. Davalı ... vekili temyiz dilekçesinde; hükme esas alınan bilirkişi raporunun tahmin ve varsayıma dayalı müfettiş raporuna dayandığından denetime elverişli olmadığını, fazla alım yapıldığı iddia edilen araçların müvekkili tarafından kullanılmadığını, müvekkilinin eylemleri ile fazladan alımlar arasında illiyet bağı olmadığını, bilirkişi raporu içeriğinden varsayım üzerine hesaplama yapıldığının açıkça belirtildiğini, müvekkiline bilirkişi raporu ile kusur isnat edilmemişken salt ceza dosyası dikkate alınarak müvekkiline farazi kusur yüklendiğinin açıkça ortada olduğunu, diğer davalıların sorumlu oldukları zarardan müvekkilinin müteselsilen sorumlu tutulmasının hatalı olduğunu ileri sürerek İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasını talep etmiştir. Davalı ... temyiz dilekçesinde; dosya kapsamında aleyhine hiçbir delil bulunmadığını, dava konusu olaya ilişkin ceza dosyasında da beraatine karar verildiğini, aleyhine hüküm tesisinin hatalı olduğunu ileri sürerek İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasını talep etmiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, davalılar tarafından gerçekleştirildiği iddia olunan usulsüz işlemler nedeniyle davacı kurumun zarara uğratılmasına dayalı alacak istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) geçici madde 3 atfıyla halen uygulanmakta olan 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (1086 sayılı Kanun) 427 vd maddeleri, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 49 uncu maddesi (818 sayılı Mülga Borçlar Kanunu'nun 41 inci maddesi), Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi'nin (AAÜT) 13 üncü maddesinin üçüncü fıkrası. 3. Değerlendirme 1. Temyizen incelenen kararın bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; davalılardan ... vekili ile ...'in tüm, davacı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. 2. Davacı vekilinin diğer temyiz itirazlarına gelince; Karar tarihinde yürürlükte olan AAÜT'nin 13 üncü maddesi "(1) Bu Tarifenin ikinci kısmının ikinci bölümünde gösterilen hukuki yardımların konusu para veya para ile değerlendirilebiliyor ise avukatlık ücreti, davanın görüldüğü mahkeme için bu Tarifenin ikinci kısmında belirtilen maktu ücretlerin altında kalmamak kaydıyla (7 nci maddenin ikinci fıkrası, 10 uncu maddenin üçüncü fıkrası ile 12 nci maddenin birinci fıkrası, 16 ncı maddenin ikinci fıkrası hükümleri saklı kalmak kaydıyla) bu Tarifenin üçüncü kısmına göre belirlenir. (2) Ancak, hükmedilen ücret kabul veya reddedilen miktarı geçemez. (3) Maddi tazminat istemli davanın kısmen reddi durumunda, karşı taraf vekili yararına bu Tarifenin üçüncü kısmına göre hükmedilecek ücret, davacı vekili lehine belirlenen ücreti geçemez. (4) Maddi tazminat istemli davaların tamamının reddi durumunda avukatlık ücreti, bu Tarifenin ikinci kısmının ikinci bölümüne göre hükmolunur." şeklinde düzenlenmiştir. Dosyanın incelenmesinde; mahkemece davanın kısmen kabulüne karar verildiği, kabul edilen miktar üzerinden davacı lehine 2.314,00 TL vekalet ücretine hükmedildiği ve davalılardan ...'ın hükmedilen vekalet ücretinin 2.174,00 TL'sinden sorumlu olduğunun belirlendiği, reddedilen miktar yönünden ise kendisini vekille temsil ettiren davalı ... lehine 3.237,85 TL vekalet ücretine hükmedildiği anlaşılmaktadır. Karar tarihinde yürürlükte olan AAÜT'nin 13 üncü maddesinin üçüncü fıkrası gereğince davanın kısmen reddi durumunda davalı yararına hükmedilen vekalet ücreti davacı yararına hükmedilen vekalet ücretini geçemeyeceğinden mahkemece, davalı ... yararına Tarife'nin anılan maddesine aykırı şekilde vekalet ücretine hükmedilmesi doğru değildir. Ne var ki bu yanılgının giderilmesi yeniden yargılamayı gerektirmediğinden hükmün 6100 sayılı HMK'nın geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası delaletiyle halen uygulanmakta olan 1086 sayılı Kanun'un 438 inci maddesinin 7 nci fıkrası gereğince düzeltilerek onanmasına karar vermek gerekmiştir. VI. KARAR 1. Değerlendirme bölümünün (1) numaralı bendinde açıklanan nedenlerle davalılardan ... vekili ile ...'in tüm, davacı vekilinin diğer temyiz itirazlarının REDDİNE, 2. Değerlendirme bölümünün (2) numaralı bendinde açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının hüküm fıkrasının (8) numaralı bendinde yer alan “3.237,85 TL” ibaresinin çıkartılarak yerine "2.174,00 TL” ibaresinin yazılması suretiyle kararın DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 492 sayılı Harçlar Kanun'un 13/J maddesi uyarınca davacıdan harç alınmamasına, Aşağıda yazılı temyiz harcının temyiz eden davalılar ... ve ...'e iadesine, Dosyanın mahkemeye gönderilmesine, 16.10.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, E. 2023/4227, K. 2023/10839, T. 16.10.2023, www.arakarar.com/karar/yargitay-4-hukuk-dairesi-2023-4227-e-2023-10839-k-12ba2629dff2