Yargıtay · 4. Hukuk Dairesi
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi 2023/4185 E. 2024/6721 K. – Trafik Kazasında
Konu: Trafik Kazasından Kaynaklanan Maddi Tazminat
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 4. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2023/4185
- Karar No
- 2024/6721
- Karar Tarihi
- Konu
- Trafik Kazasından Kaynaklanan Maddi Tazminat
MAHKEMESİ : Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi SAYISI : 2022/2134 E., 2023/153 K. DAVA TARİHİ : 04.06.2021 HÜKÜM/KARAR : Davanın Davacı ... Yönünden Reddi/ Davacılar Songül ve İLK DERECE MAHKEMESİ : Samsun Asliye Ticaret Mahkemesi SAYISI : 2021/365 E., 2022/978 K. Taraflar arasındaki trafik kazasından kaynaklanan maddi tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın davacı ... yönünden reddine, davacılar ... ve ... yönünden kabulüne karar verilmiştir. Kararın taraf vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince taraf vekilerinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacılar ... ve ... vekili ve davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacılar vekili dava dilekçesinde; 18.09.2020 tarihinde davacı ...'in kardeşi, davacı ... ve davacı ...' ün çocukları olan ... 'in yolcu olduğu aracın karıştığı tek taraflı trafik kazasında vefat ettiğini, davacıların desteklerini yitirdiklerini iddia ederek her bir davacı için ayrı ayrı 10.000,00 TL destekten yoksun kalma tazminatının 08.10.2020 tarihinden itibaren işleyecek reeskont faizi ile birlikte davalıdan tahsilini talep etmiş, destekten yoksun kalma tazminatı taleplerini davacı ... için 258.324,02 TL'ye, davacı ... için 151.765,98 TL'ye artırmıştır. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacıların yapmış oldukları başvuru sonrasında yapılan değerlendirmede Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartlarının teminat dışında kalan haller başlıklı kısmında da belirtildiği üzere çalınan veya gasp edilen araçların sebep oldukları ve Karayolları Trafik Kanununa göre sigortalının sorumlu olmadığı zararların, aracın çalındığını veya gasp edildiğini bilerek binen kişilerin zarara uğramaları nedeniyle ileri sürülecek talepler ile çalan ve gasp eden kişilerin taleplerinin teminat dışında kaldığının açıkça belirtildiğini, somut olayda kazaya karışan aracın ...' nin sahibi olduğu işletmeye bırakılmış olduğunu, işletme sahibi tarafından gerekli dikkat ve özen gösterilmediğinden zarar meydana geldiğini, ayrıca aracın maliki olan ... Topçu'nun da aracın çalınmasında kusurunun olup olmadığının belirlenmesi gerektiğini, bu durumda Güvence Hesabının sorumluluğundan bahsedilemeyeceğini, kabul anlamına gelmemekle kusur ve tazminat durumunun araştırılması gerektiğini, tazminata hükmedilmesine karar verilmesi halinde hatır taşıması indirimi yapılması gerektiğini savunarak davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; tarafların iddia ve savunmalarına, toplanan delillere ve benimsenen bilirkişi raporlarına göre "... Bir motorlu aracın işletilmesi sırasında bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına yahut bir şeyin zarara uğramasına sebep olunması durumunda, poliçe limiti dahilinde işletenin sorumluluklarının karşılanmasını sağlamak üzere, mali sorumluluk sigortası yaptırılmasının zorunlu olduğu, çalınmış veya gasp edilmiş bir aracın karıştığı kazada işletenin sorumlu tutulamadığı hallerde kişiye gelen bedensel zararların karşılanması için ise Güvence Hesabının kurulduğu, yani Güvence Hesabının sorumluluğunun temelinde işletenin hukuki sorumluluğunun yattığı ve esasen üçüncü kişilerin haklarının zarar görmesini engellemek amacıyla Güvence Hesabının kurulduğu, bu durumda destekten yoksun kalma tazminatının da Sigortacılık Kanunu’nun 14. maddesinde belirtilen bedensel zarar kavramı kapsamında değerlendirilmesi gerektiği, aksi kabulün Güvence Hesabının kuruluş amacına da aykırı olacağı, ... Yönetmeliği’nin 16. maddesi ile de üçüncü kişilere yapılan ödeme nedeniyle zarardan sorumlu kişilere rücu hakkı tanındığı hususları gözetildiğinde davalı ... destekten yoksun kalma tazminatından da sorumludur. (Yargıtay 4. Hukuk Dairesi'nin 2021/4065 esas-2021/6584 karar, 2021/4160 esas -2021/5508 karar sayılı ilamları) Dosyada mevcut Samsun CBS'nin 2020/24053 sayılı soruşturma dosyasında alınan ifadelerden, kolluk araştırma tutanaklarından araç maliki ... Topçu'nun mahkememizce alınan beyanından tespit edildiği üzere sigortalı aracın ... tarafından aracın tamiri için bırakıldığı ...'nin iş yeri yakınından çalındığı, akabinde ...'ın bahse konu araç ile arkadaşları , ... ve Murat Bolat'ı aldığı, sonrasında ise şüpheli ...'ın sürücüsü olduğu bu araçla kaza yaparak araç içerisinde bulunan ...ve ... ın ölümüne sebebiyet verdiği, Murat Bolat'ın beyanına göre sürücü ...'ın aracı kendi aracım diyerek tanıttığı, desteğin aracın çalıntı olduğunu bildiğine dair dosyaya yansıyan herhangi bir delil bulunmadığı, aracın tamir için bırakıldığı iş yerinden çalınması sebebi ile aracın çalınmasında işletene yansıtılması gereken bir kusur bulunmadığı, işletenin ve dolayısıyla trafik sigortacısının zarardan sorumlu tutulamayacağı, bu sebeple davalının pasif husumetinin var olduğu değerlendirilmiş meydana gelen zarardan sorumlu olmadıklarına ilişkin savunmaları yerinde görülmemiştir. ...Davacı Sanem Karagüzel müteveffanın kardeşi olup destekten yoksun kalma tazminatı talep etmiştir. Ancak müstekar Yargıtay içtihatlarında da açıklandığı üzere müteveffanın kardeşine destek olduğunun kabulü için eylemli ve düzenli olarak yardım ilişkisinin ispatı gerekmektedir. Zira kural olarak kardeşlerin birbirlerine karşı bakım ödevi bulunmamaktadır. Bu davacının özel bakımı gerektirecek derecede sakat veya iyileşmeyen bir hastalığının bulunduğuna dair iddia ve herhangi bir delil olmadığı, buna karşı desteklik yapacak müteveffanın gerek parasal yönden, gerekse yaşam koşulları içinde bakım gücünün ve olanlarının bulunduğu, refah içerisinde olduğunun iddia ve ispat edilemediği gibi, müteveffanın kaza tarihi itibariyle davacı kardeşine eylemli ve düzenli olarak destek içerisinde bulunduğu hususu sabit olmadığından, davacı Sanem Karagüzel yönünden destekten yoksun kalma tazminat talebinin reddine karar vermek gerekmiştir..." gerekçeleri ile; Sanem Karagüzel yönünden açılan davanın reddine, davacı ... için 258.234,02 TL'nin, davacı ... için 151.765,98 TL' nin 11.03.2021 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar ... ve ... vekili ile davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri Davacılar ... ve ... vekili istinaf dilekçesinde; faiz başlangıç tarihi konusunda maddi hata yapıldığını, faiz başlangıç tarihinin 01.03.2021 olması gerektiğini belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir. Davalı vekili istinaf dilekçesinde; meydana gelen zarardan müvekkilinin sorumluluğunun bulunmadığını, hesaplamanın teknik faiz ile yapılması gerektiğini, müterafik kusur indirimi ve hatır taşıması indiriminin hatalı hesaplandığını, faiz başlangıç tarihinin de hatalı olduğunu, faiz başlangıç tarihinin dava tarihi olması gerektiğini belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile "...... Yönetmeliği'nin 9. Maddesinde Güvence Hesabına başvuru yapılabilecek haller düzenlenmiş, "çalınmış veya gasp edilmiş bir aracın karıştığı kazada, 13/10/1983 tarihli ve 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu uyarınca işletenin sorumlu tutulmadığı hallerde, kişiye gelen bedensel zararlar" bu kapsamda tutulmuştur. Mahkemesince toplanan deliller, dinlenen tanık beyanları ve alınan bilirkişi raporları uyarınca kazaya konu aracın çalınmasında araç sahibine yüklenilecek bir kusurun bulunmadığı, müteveffanın kaza anında araçtan fırlaması, emniyet kemerinin takılı olmaması sebebiyle %20 oranında müterafik kusur indiriminin uygulanması gerektiği, müteveffanın gezinti amacıyla kazaya konu araca binmiş olması sebebi ile %20 oranında hatır indirimi uygulanması gerektiği ve bu indirimlerin bilirkişi tarafından belirlenen miktarlar üzerinden sırası ile yapılmasına ilişkin değerlendirmede isabetsizlik bulunmadığı, belirlenen tazminat bedellerine uygulanacak faizin başlangıç tarihine ilişkin yapılan değerlendirmenin usul ve yasaya uygun olduğu, gerekçede hata edilmediği anlaşılmakla..." gerekçesi ile taraf vekillerinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar ... ve ... vekili ile davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davacılar ... ve ... vekili temyiz dilekçesinde; faiz başlangıcının davalı kurumun ret cevabı tarihinden başlayacağını, ret yazısının tarihinin karara hatalı geçtiğini belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir. Davalı vekili temyiz dilekçesinde; aracın gasp edildiğini ya da çalındığını bilerek araca binen kişinin uğradığı zararların poliçe teminatı dışında kaldığını, aracın tamir için bırakılan yerden çalındığını, gerekli dikkat ve özenin işyeri sahibi tarafından gösterilmediğini, oluşan zarardan işyeri sahibi ve aracı çalan kişinin sorumlu olduğunu, aracın malikinin de kusuru bulunup bulunmadığının araştırılması gerektiğini, kusuru bulunuyor ise zarardan işletenin sorumlu olacağını, Güvence Hesabının sorumluluğu bulunmayacağını, hesaplamanın teknik faiz ile yapılmamasının hatalı olduğunu, müterafik kusur ve hatır taşıması indiriminin poliçe limiti üzerinden yapılması gerektiğini, faiz başlangıcının da hatalı olduğunu, dava tarihinden itibaren faize hükmedilebileceğini belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, çalıntı aracın karıştığı trafik kazasında araçtaki yolcunun vefatı nedeniyle desteğinden yoksun kalanların destekten yoksun kalma tazminatı talebine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 49, 51, 52 ve53 üncü maddeleri, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 85, 87, 89, 90, 91 ve 92 inci maddeleri, Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları, ... Yönetmeliği. 3. Değerlendirme 1. Davacı ... vekili ile davalı vekilinin bu davacıya yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde; Miktar veya değeri kesinlik sınırını geçmeyen davalara ilişkin nihai kararlar, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 362 nci maddesi uyarınca temyiz edilemez. Temyize konu edilen miktarın kesinlik sınırının altında kalması hâlinde anılan Kanun’un 366 ncı maddesi atfıyla aynı Kanun’un 352 nci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi uyarınca temyiz dilekçesinin reddine karar vermek gerekir. Davacılar ihtiyari dava arkadaşı olup temyiz sınırı, her bir dava arkadaşının davası için kabul edilen miktarlar bakımından ayrı ayrı belirlenecektir. Davacılardan ... yönünden hüküm altına alınan ve temyize konu edilen miktarın Bölge Adliye Mahkemesinin karar tarihi itibariyle kesinlik sınırı olan 238.730,00 TL’ nin altında kaldığı anlaşılmakla; davacılar vekilinin bu davacı yönünden kurulan hükme yönelik ve davalı vekilinin bu davacıya yönelik temyiz dilekçelerinin ayrı ayrı miktardan reddine karar vermek gerekmiştir. 2. Davacı ... vekili ile davalı vekilinin bu davacıya yönelik kurulan hükme karşı yaptığı temyiz itirazlarının incelenmesine gelince; Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre davalı vekilinin tüm, davacı ... vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. 3-... vekilinin diğer temyiz itirazlarına gelince; İlk Derece Mahkemesi kararında faiz başlangıcının davalı Kurumun ret yazı tarihinden itibaren başlayacağı yazılı ise de faiz başlangıcı olarak bu tarihin kararda hatalı olarak yazıldığı anlaşılmıştır. Bu şekilde faiz başlangıcının hatalı yazılması doğru olmayıp bozma nedeni ise de; yapılan yanlışlığın giderilmesi yargılamanın tekrarını gerektirir nitelikte görülmediğinden hükmün 6100 sayılı HMK'nın 370/2 nci maddesi gereğince düzeltilerek onanmasına karar vermek gerekmiştir. VI. KARAR 1. Değerlendirme bölümünün (1) numaralı bendinde açıklanan sebeplerle davacı ... vekili ile davalı vekilinin bu davacıya yönelik temyiz dilekçelerinin ayrı ayrı miktardan REDDİNE, 2. Değerlendirme bölümünün (2) numaralı bendinde açıklanan sebeplerle davalı vekilinin tüm, davacı ... vekilinin diğer temyiz itirazlarının REDDİNE, 3. Değerlendirme bölümünün (3) numaralı bendinde açıklanan sebeplerle davacı ... vekilinin temyiz itirazının kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının 2 numaralı bendinde yer alan "11.03.2021" ibaresinin çıkartılarak yerine "01.03.2021" ibaresinin yazılmasına ve kararın bu şekliyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA;Aşağıda yazılı fazla alınan temyiz harcının temyiz eden davalıya iadesine, Peşin alınan temyiz harcının istek hâlinde davacılar ... ve ...'e iadesine,Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 01.07.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.