Yargıtay · 4. Hukuk Dairesi

Yargıtay 4. Hukuk Dairesi 2023/4060 E. 2024/10437 K.

Konu: Tasarrufun İptali

Mahkeme
Yargıtay
Daire
4. Hukuk Dairesi
Esas No
2023/4060
Karar No
2024/10437
Karar Tarihi
Konu
Tasarrufun İptali

MAHKEMESİ : Konya Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi SAYISI : 2022/2267 E., 2023/63 K. HÜKÜM/KARAR :Kısmen Kabul Taraflar arasındaki tasarrufun iptali davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Kararın davacı vekili ve davalı ... vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince davalı ... vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine davacı vekilinin istinaf başvurusunun kısmen kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararın kaldırılarak yeniden esas hakkında karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili ile davalılar ... ve tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikte ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; davalı borçlular ..., ... Gıda Ltd. Şti ve ... hakkında takip yapıldığını, takibin semeresiz kaldığını, borçluların mal kaçırma amacı ile dava konusu taşınmazlarını diğer davalılara sattığını belirterek, borçlu ile üçüncü kişiler arasındaki tasarrufların iptaline karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı ... vekili; dosyaya kesin veya geçici aciz belgesi sunulmadığını, icra takibi asıl borçlularının borcu karşılamaya yetecek yeterli menkul ve gayrimenkul mala sahip olduklarını, ipotek yükü ile satın alınan dava konusu taşınmazların ipotek borçlularının borcundan mahsup edilmek üzere ipotek alacaklısı Vakıfbank ...Ş'ye devredildiğini, ileri sürerek davanın reddini talep etmiştir. Davalı ..., ... vekili; iptali istenen tasarrufun kredi sözleşmesine konu hesabın kat edildiği 20.01.2015 tarihinden önce yapıldığını, haciz tutanağının geçici aciz belgesi niteliğinde olmadığını, talebe konu taşınmazları karşılığını vererek satın aldıklarını,belirterek davanın reddini istemiştir. Davalı ... vekili,müvekkilinin emekli maaşından yapmış olduğu birikimler ile 2012 yılında satın aldığı ... mahallesi, 42358 ada, 2 parselde kayıtlı arsa hissesi ile o zaman kaba inşaatı devam etmekte olan ... mahallesi, 17410 ada, 4 parselde kayıtlı 1.kat 4, 6 ve 7 numaralı bağımsız bölümleri takas ettiğini, takas işleminin tapuda satış şeklinde gösterildiğini, somut olayda İİK 277 vd. maddelerindeki tasarrufun iptali şartlarının oluşmadığını ileri sürerek davanın reddini talep etmiştir. Davalı ... vekili, davaya konu taşınmazların ihtiyacı için tam karşılığını vererek satın aldığını, halen ihtiyacına binaen kullandığını ileri sürerek davanın reddini talep etmiştir. Davalı ..., 2015/5 ayında emlakçının satın aldığı dava konusu taşınmazı 2015/12 ayında sattığını, dava tarihi itibariyle malik olmaması sebebiyle kendisine dava yöneltilmeyeceğini, taşınmazın emlakçı aracılığı ile satın alındığını belirtmiştir. Diğer davalılar, cevap dilekçesi sunmamıştır. III. İLK DERECE MAHKEME KARARI İlk Derece Mahkemesinin 14.07.2020 tarihli ve 2016/620 Esas 2020/291 Karar sayılı kararıyla, "... dava konusularında 17410 ada 4 parseldeki 4, 6 ve 7 nolu bağımsız bölümlere ilişkin tasarrufların gerçek değeri ile arasında yaklaşık 25-30 kat fark bulunduğu, İİK m. 278/3.2’ye göre iptale tabi oldukları ancak tasarruf tarihi ile ilk haczin yapıldığı 16.3.2015 tarihi arasında iki yıllık sürenin geçmiş olduğu anlaşıldığından ve tanık beyanları da göz önünde bulundurulduğunda bunun dışındaki iptal sebeplerinin davalı ... yönünden ispatlanamamış olduğu kanaatine varıldığından bu tasarruflara yönelik talebin reddine, 17409 ada 8 parseldeki 8 ve 14 nolu bağımsız bölümlere ilişkin yapılan değerlendirmede; davalı ...’un bu taşınmazları ipotekleriyle birlikte devraldığı, satış senedindeki 10.000 TL nin yanı sıra ipotekleri kaldırılması amacıyla 8 nolu parsel için 70.000 TL, 14 nolu parsel için de 75.000 TL bankalara ödeme yaptığı anlaşıldığından m. 278/3.2’e göre iptale tabi olmadığı, bu davalı yönünden başkaca bir iptal sebebinin de ispat edilemediği kanaatine varıldığından bu tasarruflara yönelik talebin reddine, 17409 ada 5 parseldeki 1, 5, 8 ve 12 nolu bağımsız bölümlere ilişkin olarak, satış senedinde belirtilen bedeller ile bilirkişilerin tespit ettiği değerlerin birbirine yakın olduğu anlaşıldığından m. 278/3.2’e göre iptale tabi olmadıkları, davalılar ... ve ... yönünden ileri sürülen iddianın tasarrufun iptali için tam bir kanaate götürmediği, bu tasarrufların tarafı olan davalılar ..., ... ve ... yönünden başkaca bir iptal sebebinin de ispat edilemediği kanaatine varıldığından bu tasarruflara yönelik talebin reddine, 17410 ada 4 parseldeki 40, 42 ve 43 nolu bağımsız bölümlere ilişkin yapılan değerlendirmede; bu taşınmazlarda davalı ...’ten taşınmazları devralan Vakıfbank lehine 03.09.2013 tarihinde 1,5 milyon TL bedelli 1. derecede ipotek tesis edilmiş olduğu, davalının ipotekli olarak bu taşınmazları devraldığı ve ipoteğe mahsuben sırsıyla 90.000 TL, 81.000 TL ve 90.000 TL bedellerle ipotek alacaklısına devrettiği, Vakıfbankın 17.02.2020 tarihli yazısından taşınmazların borçlu Makrohar şirketinin borcuna mahsuben devralındığının belirtildiğinden dava konusu tasarrufların davalı ...’ten asıl borçlunun malvarlığına geri döndüğü anlaşıldığından davalı ...’e yönelik davanın reddine, ... Köyü 408 parsel sayılı taşınmaz yönünden yapılan değerlendirmede; bu taşınmaz borçlu ... adına tam hisseyle kayılı iken 05/05/2014 tarihinde davalı ...’e 5.000 TL bedelle satış yoluyla devredildiği, davalının da 30.01.2015 tarihinde dava dışı ...’a devrettiği, bilirkişi raporuna göre taşınmazın gerçek bedeli ile davaya konu satış bedeli arasında 20 katı aşkın fark bulunduğu anlaşıldığından m. 278/3.2’e göre bu tasarrufun iptale tabi olduğu, İİK m. 283/2’ye göre bu taşınmazın elden çıkarıldığı tarihteki değeri (121.950 TL) nispetinde davalıyı nakden tazmine.." karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili ve davalı ... vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin 03.02.2021 tarihli ve 2020/1318 Esas 2021/100 Karar sayılı kararıyla , davalı ... vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile davalılar ..., ..., ..., ..., ..., ve ... Ticaret İnşaat Ltd. Şti.’ye yönelik davaların reddine, davalılar ... Tic. Ltd. Şti., ..., ... ve ...’a yönelik davanın kabulü'ne karar verilmiştir. V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ A. Bozma Kararı 1.Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekilive davalılar ..., ... vekili temyiz isteminde bulunmuştur. 2.Dairenin 23.02.2022 tarihli ve 2021/16888 Esas, 2022/3086 Karar sayılı ilâmı ile; "...1-Dosya içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına, göre, davalılar ... ve ... vekillerinin tüm, davacı vekilinin aşağıdaki bent kapsamı dışında kalan yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir. 2. Borçlunun aciz ya da iflasından önce yaptığı iptale tabi tasarrufları, üç grup altında ve İİK.nun 278, 279 ve 280. maddelerinde düzenlenmiştir. Ancak, bu maddelerde iptal edilebilecek bütün tasarruflar, sınırlı olarak sayılmış değildir. Kanun, iptale tabi bazı tasarruflar için genel bir tanımlama yaparak hangi tasarrufların iptale tabi olduğu hususunun tayinini hakimin takdirine bırakmıştır ( İİK.md.281 ). Bu yasal nedenle de, davacı tarafından İİK.nun 278, 279 ve 280.maddelerden birine dayanılmış olsa dahi, mahkeme bununla bağlı olmayıp, diğer maddelerden birine göre iptal kararı verebilir (Y.H.G.K.25.11.1987 Tarih, 1987/15-380 Esas ve 1987/872 Karar sayılı ilamı). Genelde denilebilir ki, borçlunun iptal edilebilecek tasarrufları, alacaklılarından mal kaçırılmasına yönelik olarak yapılan ivazsız veya aciz halinde yapılan tasarruflar ile alacaklılarına zarar verme kastıyla yapılan tasarruflardır. a)Somut olayda, davalı ... dava konusu 17409 ada 8 parsel 8 ve 14 nolu bağımsız bölümleri borçlulardan ...Ltd.Şti den 10.12.2014 ve 08.12.2014 tarihlerinde satın almıştır.Taşınmazın tapudaki satış bedelleri ile bilirkişi tarafından tesbit edilen gerçek değerleri arasında önemli bir oransızlık bulunmamıştır. Anılan davalı arasında akrabalık ve yakınlık tesbit edilememiştir. Ancak dosya kapsamından 13.07.2016 tarihli haciz sırasında davalı ... kendi satın aldığı dairelerin keşfi sırasında borçlulardan ... ve ...'ü tanıdığını taşınmazları 1,5 yıl önce rehinli olarak aldığını ve rehin bedelini ödediğini belirtmiş ise de bu borçluları nereden ve nekadar zamandır tanıdığı açıklığa kavuşmamıştır. Mahkemece, bu beyan üzerinde durularak, davalı üçüncü kişinin tekrar dinlenerek bu ifadesindeki tanıma olgusunun hangi sebep ve sürece dayandığı açıklattırılarak, oluşacak sonuca göre karar verilmesi gerekmektedir. b)Davalı ..., 17409 ada 8 parsel 8 ve 12 nolu bağımsız bölümleri 22.09.2014 tarihinde satın almıştır. 8 nolu parseli tapuda 45.000,00 TL ye 12 nolu bağımsız bölümü 45.000,00 TL ye satın almıştır. Her iki bağımsız bölüm dahil 1-12-4-5-6-8-11-12 nolu bağımsız bölümler üzerine 21.011.2013 tarihinde Burganbak Aş 'nin 1.500.000,00 TL ipoteği bulunmaktadır. Bilirkişi taşınmazların satış tarihindeki gerçek değerlerinin 8 nolu bağımsız bölümün 60.000,00 TL 12 nolu bağımsız bölümün 55.000,00 TL olduğunu tesbit etmiştir.Anılan davalının borçlular ile bir akrabalığı veya tanışıklığı ispat edilmemiştir. Ancak ipotek bedeli dikkate alıdığından ivazlar arasınada önemli oransızlık bulunmaktadır. Bu durumda yapılacak iş, taşınmazlar üzerinde ipotek alacağı olan Burganbank AŞ'den taşınmazların 22/09/2014 satış tarihindeki ipotek alacağının miktarı ve davalı ...'ın satın aldığı bağımsız bölümler üzerine isabet eden ipotek borcunun araştırılarak, oluşacak sonuca göre karar vermekten ibarettir. c) Kabule göre de, davanın İİK'nın 283/1 .maddesi gereğince davanın bedele dönüşmesi halinde bu bedelden sadece davalı üçüncü kişinin sorumlu olması gerekirken, 408 paselle ilgili olarak mahkemece hükmedilecek bedelden davalı borçlu ...'ün de sorumlu tutulması isabetsiz ise de borçlu ...'ün temyizi olmadığından temyiz edenin sıfatına göre bozma nedeni yapılmamıştır... " gerekçesi ile kararın bozularak Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir. B. Bölge Adliye Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile "... Dava konusu 17409 ada 8 parseldeki 8 ve 14 nolu bağımsız bölümlere ilişkin yapılan değerlendirmede; Yargıtay'ın bozma ilamı doğrultusunda davalı ...'un dinlenmiş olup; davaya konu olan 8 nolu bağımsız bölümde kiracı olarak oturmakta iken oturduğu evin, davalı ... ve ...'ya ait olduğunu, dava konusu taşınmazın satışa çıktığını duyunca 8 ve 14 nolu bağımsız bölümleri ipotekleri ödeyerek kaldırdığını ve satın aldığını, 8 senedir oturduğunu beyan etmiş; davalının bu taşınmazları ipotekleriyle birlikte devraldığı, satış senedindeki 10.000 TL nin yanı sıra ipotekleri kaldırılması amacıyla 8 nolu parsel için 70.000 TL, 14 nolu parsel için de 75.000 TL bankalara ödeme yaptığı anlaşıldığından m. 278/3.2’e göre iptale tabi olmadığı, bu davalı yönünden başkaca bir iptal sebebinin de ispat edilemediği kanaatine varıldığından bu tasarruflara yönelik talebin reddi yönünde karar verilmesi yerindedir. Dava konusu 17409 ada 5 parseldeki, 8 ve 12 nolu bağımsız bölümlere ilişkin yapılan değerlendirmede; Yargıtay bozma ilamı doğrultusunda Burgan Bank'a yazılan müzekkere cevabının incelenmesinde dava konusu taşınmazlar üzerindeki ipoteklerin davalı ... tarafından 135.000,00 TL nakit teminat karşılığında ipoteklerin kaldırıldığı, satış senedinde belirtilen bedeller ile bilirkişilerin tespit ettiği değerlerin birbirine yakın olduğu anlaşıldığından m. 278/3.2’e göre iptale tabi olmadığı, Davalı ... yönünden başkaca bir iptal sebebinin de ispat edilemediği kanaatine varıldığından bu tasarruflara yönelik talebin reddi yönünde karar vermek gerekmiştir. Dava konusu 17409 ada 5 parseldeki, 1 ve 5 nolu bağımsız bölümlere ilişkin yapılan değerlendirmede; satış senedinde belirtilen bedeller ile bilirkişilerin tespit ettiği değerlerin birbirine yakın olduğu, taşınmazı ipotekli satın aldığı anlaşılmakla bu tasarruflara yönelik talebin reddi yönünde karar verilmesi yerindedir. Dava konusu ... Köyü 408 parsel sayılı taşınmaz yönünden yapılan değerlendirmede; bu taşınmaz borçlu ... adına tam hisseyle kayılı iken 5.5.2014 tarihinde davalı ...’e 5.000 TL bedelle satış yoluyla devredildiği, davalının da 30.1.2015 tarihinde dava dışı ...a devrettiği anlaşılmıştır. Bilirkişi raporuna göre taşınmazın gerçek bedeli ile davaya konu satış bedeli arasında 20 katı aşkın fark bulunduğu anlaşıldığından m. 278/3.2’e göre bu tasarrufun iptale tabi olduğu anlaşılmıştır. İİK m. 283/2’ye göre bu taşınmazın elden çıkarıldığı tarihteki değeri (121.950 TL) nispetinde davalıyı nakden tazmine mahkum etmek gerekmiştir..." gerekçesi ile davalı ... vekilinin istinaf başvurusunun reddine, davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile kararın HMK’nin 353/1-b maddesinin (2) numaralı alt bendi uyarınca düzeltilmek üzere ,davalılar ..., ..., ..., ..., ..., ve ... Ticaret İnşaat Ltd. Şti.’ye yönelik davaların reddine, davalılar ... Tic. Ltd. Şti.,..., ... ve ...’a yönelik davanın kabulüne karar verilmiştir. VI. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili ve davalı ... Tengir vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde ; davalı ... ipotek yükümlülüğü ile beraber 08/12/2014 tarihinde davalı borçlulardan devraldığı 7 adet taşınmazdan dava konusu 3 adet taşınmazı, iş bu ipotek yükümlülüğü ile ipotek alacaklısı bankaya devretmiş, dava dışı borçlu ... taşınmazların alacağa mahsuben Vakıfbank ...O ya devredildiğini 13/07/2016 tarihli dosyaya sunulan haciz tutanağında beyan ettiğini, ... ile davalı-borçlular arasındaki bağlantı bilgileri dikkate alındığında davalı-alıcının satıcı borçluların mali durumunun bozuk olduğunu ve mal kaçırma kastı ile hareket ettiğini de bildiğini gösterdiğini, davalı ...'nın ipotek yükümlülüğü ile beraber devraldığı taşınmazların devir bedeli ve ipotek limiti ile taşınmazların rayiç değeri karşılaştırıldığında misli fark bulunduğunu, davalı ... 'un , davalı borçlu ... ve dava dışı ...’yı tanıdığını, dava dışı borçlu ..., davalı ... ’u tanıdığını 13/07/2016 tarihli haciz tutanağında beyan ettiğini, dava dışı borçlu ...’cının eşi ...'nın Aksaraylı olup, ... Baro Başkanı olan davalı ... ile borçlular arasında hemşehrilik ve iş ilişkisi bulunduğunu, dolayısıyla taşınmazları devralan alıcı ... süre gelen iş/hemşehrilik ilişkileri sebebiyle dava dışı borçlu ...'yı ve dolayısıyla ortağı olduğu davalı borçlu şirketleri tanıdığını; borçluların mali durumunun bozuk olduğunu, mal kaçırma kastı ile hareket ettiğini bilebilecek durumda olduğunu, davalı borçlu şirketin 2 adet taşınmaz aynı gün davalı ...’a 1.500.000-TL bedelli 1.derece Burgan Bank lehine 20/11/2013 tarih 44518 Yev. Nolu müşterek ipotek yükümlülüğü ile devrettiğini, İİK 278 maddesi ile yapıldığı sırada borçlu aleyhine ivazlar arasında açık bir nispetsizlik bulunan akitler bağışlama olarak kabul edildiğinden bu tasarrufun iptaline karar verilmesi gerektiği belirterek, mahkeme kararının bozulmasını istemiştir. Davalı ... vekili temyiz dilekçesinde, müvekkilinin borçlular ile bir akrabalık veya yakınlığı olmadığını, davanın hacizden itibaren geriye doğru 2 yıllık sürede açılmadığını, müvekkilinin bu taşınmazları alabilmek için başka taşınmazlarını satın aldığını, ivazlar arasında fark olmadığını, borçluların mali durumunu bilmediğini belirterek , kararın bozulmasını talep etmiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Dosya içeriğine, bozmanın mahiyeti ve kapsamına göre uyuşmazlık, İİK'nın 277 ve devamı maddelerine dayalı olarak açılan tasarrufun iptali istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 2.2008 sayılı İcra ve İflas Kanunun'un 277 ve devamı maddeleri. 3. Değerlendirme 1.Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. 2. Temyizen incelenen İlk Derece Mahkemesi kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesinin hukukça mümkün olmadığı, davalı ... vekilinin ilk karara yönelik temyizi red edilerek onun yönünden kararın bu tarihte kesinleşmiş olduğu anlaşılmakla; temyiz dilekçelerinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VII. KARAR Açıklanan sebeple; Davacı vekilinin ve davalı ... vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA, Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz eden davacı ve davalı ...'e yükletilmesine, Dosyanın ilk derece mahkemesine , kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,05.11.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, E. 2023/4060, K. 2024/10437, T. 05.11.2024, www.arakarar.com/karar/yargitay-4-hukuk-dairesi-2023-4060-e-2024-10437-k-8a4ec1cadf9a