Yargıtay · 4. Hukuk Dairesi
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi 2023/404 E. 2023/10936 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 4. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2023/404
- Karar No
- 2023/10936
- Karar Tarihi
İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi ( Asliye Ticaret Mah.sıfatıyla) SAYISI : 2022/309 Esas 2022/687 Karar HÜKÜM/KARAR : Kısmen Kabul Taraflar arasında görülen tazminat davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairece mahkeme kararının bozulmasına karar verilmiştir. Mahkemece bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Mahkeme kararı davacılar vekili ve davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacılar vekili dava dilekçesinde; 29.07.2011 günü ... plakalı aracın davacıların murisi olan ...'nin sevk ve idaresindeki plakasız motosiklete çarpması sonucunda ...'nin vefat ettiğini, söz konusu kazada ... plakalı aracın asli kusurlu, müteveffa ...'nin ise tali kusurlu olduğunu, müteveffanın ölmeden önce çiftçilikle uğraştığını, murisin kullandığı araç tescilsiz olduğundan davalı şirkete dava açmak zorunda olduklarını, müvekkillerinin, murisin ölümü nedeniyle maddi-manevi zarara uğradıklarını beyanla, belirsiz alacak davası olarak ikame ettikleri davada şimdilik 3.000,00 TL maddi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. Davacı vekili fazlaya dair haklarını saklı tutarak 13.07.2015 tarihinde taleplerini 49.863,00 TL olarak artırmıştır. Davacı vekili 13.09.2022 tarihinde 121.289,92 TL bedel artırımı yapmıştır. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; tüm delillerin kendilerine tebliğini talep ettiklerini, tazminat ödemesi yapılması halinde davacılara rücu yapılacağından ve davacıların ayrıca borçlu konumuna düşeceğinden husumet itirazında bulunduklarını, teminat limiti ve kusur oranları ile sınırlı sorumlulukları olduğunu bu nedenle kusur incelemesi yapılmasını talep ettiklerini, aktüerya raporunda asgari ücretin esas alınmasını, eşin evlenme ihtimali, çocukların askerlik durumlarının dikkate alınması gerektiğini savunarak davanın reddini talep etmiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin 06.10.2015 tarih, 2014/471 Esas, 2015/445 Karar sayılı kararı ile; " davanın ölüm nedeni ile destekten yoksun kalma tazminatı istemi olduğunu, müteveffanın kullandığı motosikletin tescilsiz olması nedeni ile davalının sorumluluğunun bulunduğu, davalı vekili, davacıların alacaklı ve borçlu sıfatının birleştiğini iddia etmişse de destek tazminatının bizzat davacıların uğramış olduğu zarar olması nedeni ile alacaklı ve borçlu sıfatının birleşmediği, aktüerya raporu ile davacıların alabileceği tazminatı miktarının belirlendiği," gerekçesi ile davanın kabulüne 49.863,00 TL destekten yoksun kalma tazminatının dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir. IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ A. Birinci Bozma Kararı İlk Derece Mahkemesi kararına karşı davalı vekili temyiz isteminde bulunmustur. Yargıtay (Kapanan) 17. Hukuk Dairesinin 22.11.2018 tarihli 2016/591 Esas 2018/11166 sayılı kararı ile "Davacılar vekilinin, davaya konu trafik kazası nedeniyle Groupama Sigorta A.Ş. aleyhine Akşehir 2.Asliye Hukuk Mahkemesinin 2012/184 Esas sayılı dosyasında destekten yoksun kalma tazminatı talepli dava açtığı, Mahkemece 04.07.2013 tarihinde davanın kısmen kabulüne karar verildiği, Groupama Sigorta A.Ş. vekilinin 04.04.2014 tarihli beyan dilekçesi ile tarafların 20.02.2014 tarihinde 53.000,00 TL üzerinden sulh olduklarını ifade ederek; aynı tarihte davacılara ödeme yapıldığına yönelik belgeleri ibraz ettiği, söz konusu dava dosyasında temyiz yoluna başvurulmadığı anlaşılmakla, Akşehir 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2012/184 Esas sayılı dosyası, dosyadaki sulh-ibraname protokolü ve ödeme belgeleri ile birlikte dosyaya getirtilerek, söz konusu dava dosyasında verilen kararın kesinleşip kesinleşmediği de incelenmek suretiyle eldeki dosyaya etkisi üzerinde durularak varılacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken eksik araştırma ve inceleme ile karar verilmesi doğru görülmemiş ve bozmayı gerektirmiştir." gerekçesi ile hükmün bozulmasına karar verilmiştir. B. Ikinci Bozma Kararı Davalı vekilinin karar düzeltme isteminde bulunması üzerine, Yargıtay 17. Hukuk Dairesinin 08.02.2021 tarihli 2019/4008 Esas 2021/930 sayılı kararı ile; "Somut olayda, davalı ... murisin kullandığı aracın zorunlu mali sorumluluk sigortasına tabi olup olmadığı, cinsinin belirlenmesi gerektiği itirazında bulunmuştur. Murisin kullandığı araç kaza tespit tutanağında tescilsiz motosiklet olarak belirtilmiş olup başkaca hiçbir bilgi olmadığından dosya kapsamından aracın trafik sigortası yaptırması zorunlu bir araç olup olmadığı anlaşılamamaktadır. Bu durumda mahkemece, trafik sigortası bulunmayan araç nedeniyle zararın doğduğu ve davalı ...'nın zarardan sorumlu olduğu davacı tarafça iddia edildiğine göre, aracın trafik sigortası yaptırması zorunlu araçlardan olduğunun ispat yükünün de davacı üzerinde olduğu gözetilmek suretiyle; ceza dosyası da irdelenerek, söz konusu motosiklete ilişkin bilgilerin sorulması, davacıların desteğinin idaresindeki tescilsiz motosiklete ilişkin faturanın sunulması için davacı tarafa uygun bir süre verilip belgenin temin edilmesi; bahsi geçen motosikletin davacı elinde bulunması halinde, araç üzerinde, aksi halde ceza mahkemesi dosya kapsamamında elde edilen CD ve fotoğraflar üzerinden uzman makine mühendisi marifetiyle inceleme yapılıp araç motor silindir hacminin belirlenmesi; silindir hacminin 50 cm küpün üzerinde trafik sigortası yapılması zorunlu araçlardan olduğunun anlaşılması halinde davalı ...'nın sorumlu olduğu gözetilerek işin esasına girilmesi gerekirken aracın niteliği konusunda eksik inceleme yapılarak karar verilmesi doğru olmadığından bu yöne ilişkin karar düzeltme isteğinin kabulü gerekmiştir." gerekçesi ile hükmün bozulmasına karar verilmiştir. B. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; "Yargıtay bozma kararı sonrasında makine mühendisi bilirkişinden alınan rapor ile dava konusu motosikletin silindir hacminin 50 cm küpün üzerinde olduğu, trafik sigortası yaptırma zorunluluğunun bulunduğunun beyan edildiği, talimat yolu ile aldırılan ek aktüerya raporu ile her bir davacının destek tazminatlarının hesaplandığı, %25 kusur oranına denk gelen tazminatların belirlendiği, davacı vekilinin taleplerini ıslah ettiği, ancak mahkemece verilen ilk kararın davacı vekili tarafından temyiz edilmediği, bu durumun davalı lehine usuli kazanılmış hak oluşturması nedeni ile daha önce alınan rapor uyarınca belirlenen toplam 49.863,00 TL tazminata hükmedilmesi gerektiği," gerekçesi ile 49.863,00 TL tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili ve davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde; maddi tazminat taleplerinin reddinin hatalı olduğu, vekalet ücretlerinin hatalı hükmedildiği gerekçeleri ile kararı temyiz etmiştir. Davalı vekili temyiz dilekçesinde; aracın tescilsiz oması nedeni ile ve 01.06.2015 tarihli Genel Şartlar gereği tazminat teminat kapsamında olmadığından sorumluluklarının olmadığı gerekçeleri ile kararı temyiz etmiştir. C. Gerekçe 1.Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası (ZMSS) Poliçesi bulunmayan aracın karıştığı 29.07.2011 tarihli trafik kazası sonucu ölüm nedeniyle ölenin desteğinden yoksun kalanların destekten yoksun kalma tazminatı talebine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (1086 sayılı Kanun) 428 inci maddesi, 438 inci maddesinin yedi, sekiz ve dokuzuncu fıkraları ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrası, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 53 üncü maddesi, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 85, 89, 90 ve 91 inci maddeleri. 3. Değerlendirme 1. Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere, davacı vekilinin 06.10.2015 tarihli kararı temyiz etmemesi nedeni ile davalı yararına usuli kazanılmış hak doğmasına, kaza tarihi itibari ile davalının destek tazminatından sorumlu olmasına, alınan rapor ile motosikletin tescile tabi araçlardan olduğunun belirlenmiş olmasına göre davalı vekilinin tüm, davacılar vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. 2. Davacılar vekilinin diğer temyiz nedenlerine gelince; Karar gününde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi’nin 13. maddesi gereğince, (1) Bu Tarifenin ikinci kısmının ikinci bölümünde gösterilen hukuki yardımların konusu para veya para ile değerlendirilebiliyor ise avukatlık ücreti, davanın görüldüğü mahkeme için bu Tarifenin ikinci kısmında belirtilen maktu ücretlerin altında kalmamak kaydıyla (7 nci maddenin ikinci fıkrası, 10 uncu maddenin üçüncü fıkrası ile 12 nci maddenin birinci fıkrası, 16 ncı maddenin ikinci fıkrası hükümleri saklı kalmak kaydıyla) bu Tarifenin üçüncü kısmına göre belirlenir. (2) Ancak, hükmedilen ücret kabul veya reddedilen miktarı geçemez,(3) Maddi tazminat istemli davanın kısmen reddi durumunda, karşı taraf vekili yararına bu Tarifenin üçüncü kısmına göre hükmedilecek ücret, davacı vekili lehine belirlenen ücreti geçemez. Dosya kapsamında davacı lehine 06.10.2015 tarihli mahkeme kararında 5.784,93 TL vekalet ücretine hükmedilmiştir. Bozmadan sonra verilen 25.10.2022 tarihli kararda da davalının usuli kazanılmış hakkı olduğu gerekçesi ile davacı yararına tekrar 5.784,93 TL vekalet ücretine hükmedilmiş ise de karar tarihindeki AAÜT dikkate alınarak davacı lehine vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken, 2015 tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT uyarınca vekalet ücretine hükmedilmesi, ayrıca davalı lehine hükmedilen vekalet ücretinin davacı lehine hükmedilen vekalet ücretini geçemeyecek olmasına rağmen davalı lehine daha yüksek miktarda vekalet ücreti verilmesi doğru görülmemiştir. Ne var ki, bu yanılgının giderilmesi yeniden yargılamayı gerektirmediğinden, 6217 sayılı Kanun'un 30. maddesi ile 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'na eklenen "Geçici madde 3" atfıyla uygulanmakta olan 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 438/7 maddesi gereğince kararın düzeltilerek onanması uygun görülmüştür. VI. KARAR 1. Değerlendirme bölümünün (1) numaralı bendinde açıklanan sebeplerle davalı vekilinin tüm, davacılar vekilinin diğer temyiz itirazlarının REDDİNE, 2. Değerlendirme bölümünün (2) numaralı bendinde açıklanan sebeplerle davacılar vekilinin temyiz itirazının kabulü mahkeme kararının 3. bendinde yer alan " 5.784,93 TL" ibaresi çıkartılarak yerine "7.329,45 TL" ibaresinin yazılmasına, 4. bendinde yer alan "10.085,00 TL" ibaresi çıkarılarak yerine "7.329,45 TL" ibaresinin yazılmasına ve kararın bu şekliyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA; Aşağıda yazılı temyiz harcının temyiz eden davalıya yükletilmesine, İstek hâlinde peşin alınan temyiz harcının davacılara iadesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, 18.10.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.