Yargıtay · 4. Hukuk Dairesi
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi 2023/12897 E. 2024/1187 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 4. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2023/12897
- Karar No
- 2024/1187
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi SAYISI : 2022/150 E., 2022/173 K. SİGORTA TAHKİM KOMİSYONU İTİRAZ HAKEM HEYETİ SAYISI : 2021/İHK-45303 DAVA TARİHİ :04.06.2021 HÜKÜM/KARAR : Davanın kısmen kabulü/İtirazın reddi SİGORTA TAHKİM KOMİSYONU UYUŞMAZLIK HAKEM HEYETİ SAYISI : K-2021/163879
Taraflar arasındaki sigorta tahkim yargılaması sonunda, Uyuşmazlık Hakem Heyetince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Karara karşı davalı vekilince itiraz edilmesi üzerine, İtiraz Hakem Heyetince davalı vekilinin itirazının reddine karar verilmiştir.
İtiraz Hakem Heyeti kararı, davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü;
I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin sürücüsü olduğu motosiklet ile zorunlu trafik sigortası bulunmayan aracın karıştığı 25.06.2017 tarihli çift taraflı trafik kazasında davacının yaralandığını, davadan önce sigorta şirketine başvurduklarını ancak ödeme yapılmadığını, belirsiz alacak olarak açtıkları davada fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla, şimdilik 5.050,00 TL sürekli iş göremezlik tazminatı ve 10,00 TL geçici iş göremezlik tazminatı, 10,00 TL tedavi gideri, 10,00 TL bakıcı gideri ve 10,00 TL rapor ücretinin kaza tarihinden itibaren avans faizi ile birlikte davalı taraftan tahsilini talep etmiş, dava değerini 330.000,00 TL sürekli iş göremezlik tazminatı ve 4.212,18 TL geçici bakıcı gider zararı olmak üzere artırmıştır. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; başvuru şartının gerçekleşmediğini, maluliyet raporunu kabul etmediklerini, sürekli maluliyetin bulunmadığını, tedavi giderlerinden, geçici iş göremezlik zararından ve rapor ücretinden sorumlu olmadıklarını, sigorta şirketinin sorumluluğunun sigortalısının kusuru oranında olduğunu, davacı kask takmadığı için müterafik kusur indirimi yapılması gerektiğini, temerrüdün gerçekleşmediğini, avans faizinden sorumlu olmadıklarını, davacı lehine vekalet ücretinin nispi ücretin 1/5'i oranında verilebileceğini beyanla, davanın reddi gerektiğini savunmuştur.
III. UYUŞMAZLIK HAKEM HEYETİ KARARI Uyuşmazlık Hakem Heyeti'nin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının başvuruda sunduğu maluliyet raporunda, kaza tarihinde yürürlükte olan Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırması Ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik hükümlerine göre % 43 sürekli iş göremezliğinin tespit edildiği, buna göre TRH 2010 Yaşam Tablosu ve progresif rant esasına göre belirlenen tazminatın hükme esas alındığı, davacının kazada müterafik kusurunun olmadığı, davalıya sigortalı aracın kazanın meydana gelmesinde %75 kusurlu olduğu gerekçesiyle, başvurunun kısmen kabulü ile 330.000,00 sürekli iş göremezlik ve 4.212,18 TL bakıcı gideri ve 10 TL tedavi gideri olmak üzere toplam 334.222,18 TL’nin 17.04.2021 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin 10,00 TL geçici iş göremezlik talebinin reddine karar verilmiştir.
IV. İTİRAZ A.İtiraz Yoluna Başvuranlar Uyuşmazlık Hakem Heyeti'nin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili itiraz başvurusunda bulunmuştur.
B. İtiraz Sebepleri Davalı vekili itiraz dilekçesinde; usulüne uygun başvuru yapılmadığını, dava şartı yokluğundan davanın reddi gerektiğini, maluliyet raporunu kabul etmediklerini, mevzuata aykırı rapor ile tazminat hesabı yapılamayacağını, raporlar arasındaki fahiş çelişkinin giderilmesi gerektiğini, kaza ile maluliyet arasındaki illiyetin ispatlanamadığını, hükme esas alınan kusur raporunun hatalı olduğunu, rapor ile kaza tespit tutanağı arasındaki çelişkinin giderilmesi gerektiğini, müterafik kusur indiriminin uygulanması gerektiğini, davacının ehliyetsiz ve koruyucu ekipmansız olduğunu, müterafik kusurun indiriminin teminat limiti üzerinden yapılması gerektiğini, tazminat hesaplamasının TRH Yaşam Tablosu ve %1,8 teknik faiz dikkate alınarak yapılması gerektiğini, bakıcı gideri, tedavi gideri ve rapor masraflarından müvekkili kurumun sorumluluğunun bulunmadığını, teminat limitinin aşıldığını, temerrüdün gerçekleşmediğini, davacı lehine tam vekalet ücretine hükmedilmesinin hatalı olduğunu, kararının kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç İtiraz Hakem Heyetinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile maluliyet raporunun ve hesap raporunun hükümde benimsenmesinde hata edilmediği, müterafik kusur indiriminin uygulanmamasının yerinde olduğu, hükme esas alınan kusur raporunun oluşa uygun olduğu, vekalet ücretinin doğru takdir edildiği, bu sebeple Uyuşmazlık Hakem Heyeti kararının usul ve yasaya uygun olduğu gerekçesiyle, davalı vekilinin itirazının reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar İtiraz Hakem Heyeti'nin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri Davalı vekili temyiz dilekçesinde; usulüne uygun başvuru yapılmadığını, hükme esas alınan maluliyet raporunun mevzuata uygun olmadığını, aktüer raporundaki hesaplamanın TRH 2010 Yaşam Tablosu ve %1,65 teknik faiz kullanılarak yapılması gerektiği ve itiraz dilekçesindeki diğer sebepleri tekrarla kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık; zorunlu trafik sigortası bulunmayan araç ile davacı sevk ve idaresindeki aracın karıştığı trafik kazasında yaralanıp malul kalan davacı sürücünün uğradığı zarar nedeniyle maddi tazminat istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 52 inci ve 54 üncü maddesi, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 85, 89, 90, 91 inci maddeleri, 5684 sayılı Sigortacılık Kanunu'nun 30 uncu maddesi, Sigortacılıkta Tahkime İlişkin Yönetmeliği'nin 16 ncı maddesi, Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi'nin 17 nci maddesi, Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları.
3. Değerlendirme 1-Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına, davadan önce sigorta şirketine başvurulmuş olmasına, zararın TRH 2010 Yaşam Tablosu ve progresif rant esasına göre belirlenmesinin yerinde olmasına, hesaplanan sürekli iş göremezlik tazminatından müterafik kusur indirimi yapılsa dahi sonuç tazminatın poliçedeki sürekli sakatlık teminat limitininin üzerinde kaldığı gözetildiğinde, davacının kask takmamasından kaynaklı müterafik kusuruna yönelik %20 oranında indirimin sonuca etkili olmamasına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre davalı vekilinin aşağıdaki bentlerin kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2-Somut olayda hükme esas alınan Necmettin Erbakan Üniversitesi Meram Tıp Fakültesi Hastanesi Başhekimliği'nin 26.01.2021 tarihli raporunda, Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurul Raporları Hakkında Yönetmelik ve ekindeki cetvellere göre davacının kazadan kaynaklı maluliyetinin %43 olduğu, bu oranın içinde organik kişilik değişikiği, zihinsel ruhsal davranışsal bozukluk, beyin hasarına bağlı ruhsal bozukluğuna ilişkin maluliyetinin ise %40 olduğu tespit edilmiştir. Davalı vekili maluliyet raporunun hatalı olduğunu, kaza ile illiyetinin olmadığını savunmaktadır. Rapor kaza tarihinde yürürlükte olan mevzuat hükümlerine göre tanzim edilmişse de davacının organik kişilik değişikliği arazının kişinin yaşamı boyunca devam edip etmeyeceği tespitinin yapılmadığı görülmüştür. Bu hali ile rapor yetersiz olup eksik inceleme ile karar verilmiştir.
Bu durumda, kaza tarihinde yürürlükte bulunan Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurul Raporları Hakkında Yönetmelik ve ekindeki cetvellere göre, davacı bizzat muayene edilmek suretiyle kazadan sonra oluştuğu belirtilen %40 oranındaki organik kişilik değişikiği zihinsel ruhsal davranışsal bozukluk, beyin hasarına bağlı ruhsal bozukluğuna ilişkin maluliyetinin ömür boyu aynı oranda sürüp sürmeyeceği ve sürekli değilse ne kadar süre devam edeceği konusunda içerisinde psikiyatri uzman doktorun da bulunduğu yetkili sağlık kurulundan gerekçeli, denetime elverişli rapor alınıp sonucuna göre (davalı lehine oluşan kazanılmış haklar da gözetilerek) karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm tesisi doğru görülmemiş kararın bozulması gerekmiştir.
3-Dava konusu kazaya ilişkin olarak kaza tespit tutanağında, ... plakalı motosiklet sürücüsünün (davacı) 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 52/1-a maddesinde düzenlenen " a) Kavşaklara yaklaşırken, dönemeçlere girerken, tepe üstlerine yaklaşırken, dönemeçli yollarda ilerlerken, yaya geçitlerine, hemzemin geçitlere, tünellere, dar köprü ve menfezlere yaklaşırken, yapım ve onarım alanlarına girerken, hızlarını azaltmama kuralını ve yine aynı kanunun 54/1-b maddesinde düzenlenen ve asli kusurlardan olan, geçmenin yasak olduğu yerlerde önündeki aracı geçme kuralını ihlal ettiği, zorunlu trafik sigortası bulunmayan... plakalı araç sürücüsünün kazada kusurunun bulunmadığı tespit edilmiştir.
Olaya ilişkin olarak Karaman 1. Asliye Ceza Mahkemesi'nin 2018/19 Esas- 2023/21 Karar sayılı dosyasından yürütülen yargılamada, keşif sonucunda düzenlenen 26.06.2018 tarihli trafik bilirkişi raporunda,... plakalı araç sürücüsü...'un 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 53/1-b maddesinde düzenlenen sola dönüş kuralına riayet etmeme kuralını ihlal ederek kazada asli kusurlu olduğu , ... plakalı araç sürücüsü davacının 52/1-b maddesinde düzenlenen aracın hızını, kullandıkları aracın yük ve teknik özelliğine, görüş, yol, hava ve trafik durumunun gerektirdiği şartlara uydurmama kuralını ihlal ederek kazada tali kusurlu olduğu belirtilmiştir.
Asliye Ceza Mahkemesince Adli Tıp Trafik İhtisas Dairesinden alınan 28.02.2019 tarihli raporda; sürücü... idaresindeki otomobil ile olay mahalli kavşaktan sol tarafa dönüş manevrası yaparken müteyakkız olması, gerisinden gelen araçların seyir durumuna dikkat etmesi, akabinde sol tarafa dönüşünü kontrollü bir şekilde yapması gerektiği halde, bahsedilen bu hususlara riayet etmediği, kontrolsüz ve hatalı bir şekilde sol tarafa dönüş manevrası yaparak müşteki sürücü idaresindeki motosikletin seyir istikametini kapatması sonucu sebebiyet verdiği kazada dikkat ve özen yükümlülüklerine aykırı davranışları ile eş değer derecede kusurlu olduğu, sürücü ...'in ise idaresindeki motosiklet ile seyri sırasında kask takmadığı, olay mahalli kavşağa yaklaştığı sırada hızını her an tedbir alabileceği asgari seviyeye düşürmediği, önünde kendisiyle aynı istikamete doğru seyir halinde olan sanık sürücü idaresindeki otomobili, kavşak mahallinde kurallara aykırı bir biçimde solundan geçmek istediği, geçmek istediği bu otomobilin sola dönüşe geçmesi üzerine kazanın oluşumunu önlemek için etkin fren tedbiri almadığı, bu sebeple kazada dikkat ve özen yükümlülüklerine aykırı hareket etmiş olmakla eş değer derecede kusurlu olduğu belirtilmiştir.
Asliye Ceza Mahkemesince sanık... hakkında taksirle yaralamadan hüküm kurularak hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmiştir.
Eldeki davada yargılama sırasında alınan 26.08.2021 tarihli kusur bilirkişisi raporunda, kaza tespit tutanağına iştirak edilmediği, ceza yargılamasında alınan 26.06.2018 tarihli trafikçi bilirkişi raporunun olayın oluş ve özelliklerine uygun olduğu bu rapora iştirak edildiği, bu sebeple davacının kazada %25, karşı aracın ise %75 kusurlu olduğu belirtilmiştir. Hakem Heyetince bu rapora itibar edilerek davalının kazadaki %75 kusuruna göre belirlenen tazminata hükmedilmiştir. Ancak, hükme esas alınan kusur raporu, ceza yargılamasında alınan ve tarafların eşit oranda kusurlu olduklarını tespit eden Adli Tıp raporunu irdelemediği gibi kaza tespit tutanağı ile de çelişmektedir. Bu hali ile yetersiz bir rapordur.
818 sayılı B.K'nin 53. maddesi uyarınca hukuk mahkemesi ceza mahkemesince belirlenen kusur oranları ile bağlı değildir. Ancak ceza yargılaması sonucunda belirlenen maddi olgu hukuk mahkemesi için de bağlayıcıdır. Ancak somut olayda ceza mahkemesince, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmiş olması karşısında ceza mahkemesi kararı maddi olgu yönünden bağlayıcı kabul edilemez.
Şu durumda İtiraz Hakem Heyetince, dosyada mevcut kaza tespit tutanağı, ceza yargılamasında alınan trafikçi bilirkişi ve Adli Tıp raporu ile hükme esas alınan kusur raporundaki tespitler de irdelenmek suretiyle, İstanbul Teknik Üniversitesi Ulaştırma Ana Bilim Dalından oluşturulacak heyetten kusur oranlarının duraksamaya yer vermeyecek şekilde tespiti ve çelişkilerin giderilmesi yönünden ayrıntılı, gerekçeli ve denetime açık rapor alınması, ondan sonra dosyadaki tüm deliller birlikte değerlendirilip varılacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken, eksik incelemeyle yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir.
4-6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun (TBK) 52 nci maddesi uyarınca zarar gören, zararı doğuran fiile razı olmuş veya zararın doğmasında ya da artmasında etkili olmuş yahut tazminat yükümlüsünün durumunu ağırlaştırmış (müterafik kusur hâli söz konusu) ise hâkim, tazminatı indirebilir veya tamamen kaldırabilir. Müterafik kusura ilişkin savunma bir def’i olmadığından bu yönde bir savunma olmasa da resen dikkate alınması gerekir. 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun 78 inci ve Karayolları Trafik Yönetmeliği’nin 150 nci maddesi ve eki Cetvel uyarınca; bisiklet, elektrikli bisiklet, motorlu bisiklet ve motosikletlerde sürücülerin koruma başlığı ve koruma gözlüğü, yolcuların ise koruma başlığı (kask) takması zorunludur. Davacının motosiklet sürücüsü olmasına rağmen koruma başlığı (kask) takmaması nedeniyle zararın oluşumunda veya artmasında katkısının bulunduğu, dolayısıyla müterafik kusur indirimi yapılması gerektiğine dair davalının savunması İtiraz Hakem Heyetince kabul edilmemiştir. Somut olayda; davacı motorsiklet sürücüsünün trafik kazası sonucu yaralandığı ve koruyucu başlık (kask) takmadığı hususu yaralanmanın kafa bölgesinden olması olgusu ile sabittir. Buna göre; davacının koruyucu başlık (kask) takmaması nedeniyle zararın oluşumunda veya artmasında katkısının bulunduğu gözetilerek TBK’nın 52 nci maddesi gereğince Dairemizin yerleşik uygulamasına göre davacının 4.212,18 TL geçici bakıcı gideri ve 10,00 TL tedavi gideri zararından %20 oranında müterafik kusur indirimi yapılmak suretiyle davalının sorumlu olduğu tazminat miktarının belirlenmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm tesisi doğru görülmemiştir.
5-5684 sayılı Kanun'un 30 uncu maddesinin (17) numaralı fıkrası, Sigortacılıkta Tahkime İlişkin Yönetmelik’in 16/13 üncü ve AAÜT’nin 17/2 nci maddeleri bir bütün olarak yorumlandığında tarafların avukat ile temsil edildiği hâllerde, taraflar aleyhine hükmedilecek vekâlet ücretinin, her iki taraf için de AAÜT’de yer alan asliye mahkemelerinde görülen işler için hesaplanan vekâlet ücretinin beşte biri olarak hükmolunması gerektiği anlaşılmaktadır.
Bu itibarla; Uyuşmazlık Hakem Heyetince davacı lehine hükmedilecek vekâlet ücretine ilişkin olarak anılan mevzuat uyarınca maktu vekâlet ücretinin altında kalmamak kaydıyla asliye mahkemelerinde görülen işler için hesaplanan vekâlet ücretinin 1/5’i oranında vekâlet ücreti yerine nispi ve tam vekalet ücretine hükmedilmesi ve İtiraz Hakem Heyetince davalı vekilinin bu yöne ilişkin itirazının reddine karar verilmesi doğru olmamıştır.
VI. KARAR 1- Değerlendirme bölümünün (1) numaralı bendinde açıklanan sebeplerle davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının REDDİNE,
2- Değerlendirme bölümünün (2), (3), (4) ve (5) numaralı bentlerinde açıklanan sebeplerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile temyiz olunan İtiraz Hakem Heyeti kararının BOZULMASINA,
Peşin alınan temyiz harcının istek hâlinde davalıya iadesine,
Dosyanın, mahkemeye gönderilmesine,
06.02.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi