Yargıtay · 4. Hukuk Dairesi

Yargıtay 4. Hukuk Dairesi 2023/12362 E. 2024/7306 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
4. Hukuk Dairesi
Esas No
2023/12362
Karar No
2024/7306
Karar Tarihi

İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2021/466 E., 2022/69 K. Mahkeme kararı davacı vekili ve davalılar ..., ... ve ... mirasçıları vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili asıl ve birleşen dava dilekçesinde; dava dışı ...'in ve Gençler Tarım Otomotiv Petrol San. ve Tic. Ltd. Şti.’nin davacı bankadan ticari kredi kullandığını, kredilerin ödenmemesi üzerine kredi borçluları aleyhine icra takibi başlatıldığını ve takiplerin acizle sonuçlandığını, söz konusu kredilerin davalılar tarafından görevleri ile bağdaşmayacak ve mevzuata aykırı olacak şekilde usulsüz bir şekilde kullandırıldığını, davalıların bu eylemi nedeniyle davacı bankanın zarara uğradığını belirterek dava dışı borçlulardan tahsil edilemeyen krediler nedeniyle asıl davada 204.014,61 TL'nin (13.999,09 TL ana para+189.985,02 TL işlemiş faiz+BSMV ve masraflar toplamı) birleşen davada ise 391.553,55 TL'nin (35.000,00 TL asıl alacak+356.393,25 TL işlemiş faiz+BSMV ve masraflar toplamı) ödeme gününe kadar reeskont faizi ile birlikte asıl ve birleşen davada kredi tespit kurulu üyesi, bölge müdürü ve bölge müdür yardımcısı olan davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini istemiştir. II. CEVAP Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; davalı müvekkilinin Aralık 1997 tarihinde dava konusu kredinin verildiği şubeden ayrıldığını, dava konusu talebin zamanaşımına uğradığını, kredi borçluları tarafından yapılan ödemeler mahsup edilerek gerçek zarara yasal faiz işletilmesi gerektiğini, reeskont faizi isteminin yerinde olmadığını, bölge müdürlüğü tarafından istihbarat raporu ve risk bilgileri olmadan krediye onay verilmemesi gerektiğini, hal böyle iken kredinin onaylandığını ve şubeye gönderildiğini, bu nedenle kredinin kullandırılmasında sakınca olmadığını, kredilerin kefalet karşılığı kullandırıldığını ve usulüne uygun sözleşme imzalandığını belirterek davanın reddine karar verilmesini istemiştir. Davalı ... cevap dilekçesinde; davanın zamanaşımına uğradığını, dava dışı firma ile 1996 yılından itibaren kredi ve mevduat çalışması yapıldığını, bölge müdürlüğünce düzenlenen 31.03.1997 tarihli mali tahlil ve istihbarat raporu bulunduğunu, olumlu kredi değerlendirmesi dikkate alınarak kredi komitesince bölge yetkisinde kredi onayı verildiğini belirterek davanın reddine karar verilmesini istemiştir. Davalı ... cevap dilekçesinde; kredi kullandırılan dava dışı firma ile ilgili 31.03.1997 tarihli istihbarat raporunda herhangi bir olumsuzluk bulunmadığını, Bölge Baş Müdürlüğü tarafından belirtilen olumlu görüşlerden dolayı kredi talebinin onaylandığını, kullandırma yetkisinin şube takdir ve yetkisine bırakıldığını, ilgili firmanın bankadaki dosyasının incelenmesinde kredinin bir aylık vadeler şeklinde spot olarak kullandırıldığını ve vadenin sonunda kapatıldığını, dava konusu talebin zamanaşımına uğradığını belirterek davanın reddine karar verilmesini istemiştir. Davalı ... cevap dilekçesinde; dava konusu talebin zamanaşımına uğradığını, dava dışı firmaya küçük miktarlar halinde spot kredi tahsis edildiğini, genel olarak spot kredilerin faizlerinin aylık olarak tahsil edildiğini, bu kredi dilimlerinin bazılarının faizlerinin sehven unutulduğunu ve farkına varıldığında firma yetkilisi ile görüşüldüğünü, firmadan tam yanıt alamayınca ipoteği tesis edilemeyen kredi borcundan düşüldüğünü, firmanın borcunun kanuni takibe düşmesi sonucu alınmayan faizlerin borcun üstüne eklendiğini, kredi kullandırma yetkisinin şube müdürüne ait olduğunu ve tarafına kusur atfedilemeyeceğini belirterek davanın reddine karar verilmesini istemiştir. Davalı ... cevap dilekçesinde; davanın zamanaşımına uğradığını, bölge baş müdürü ve şube kredi komitesinde ismi yazılı Mehmet Eren hakkında dava açılmamış olmasının usuli eksiklik olduğunu, bölge kredi komitesi olarak dava dışı firmanın kredisi onaylanırken 31.03.1997 tarihli şube kredi teklif mektubundaki olumlu görüş ve Bölge İstihbarat Müdürlüğünce düzenlenen 31.03.1997 tarihli istihbarat raporundaki olumlu kredi değerlendirme sonuçlarına göre kredinin onaylandığını, kredi onaylanırken kredi kullandırılmasının şubenin yetki ve takdirine bırakıldığını, bankanın uğradığı zararın, kredinin şube tarafından kullandırılması aşamasında teminatlandırılmasında ve borçlu firma ve kefilleri hakkında yapılan bir dizi hatalar sonucu meydana geldiğini, 08.12.1997 tarihinde Kuruköprü/Adana Şube Müdürlüğüne atandığını, zararlandırıcı işlemlerin banka tarafından gerçekleştirildiğini ve işlemlere etki ve katılımının olmadığını belirterek davanın reddine karar verilmesini istemiştir. III. MAHKEME KARARI Mahkemenin 07.10.2008 tarihli, 2006/37 Esas ve 2008/309 Karar sayılı ilamı ile; davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmiştir. IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ A. Birinci Bozma Kararı Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz isteminde bulunulması üzerine Dairenin 15.03.2010 tarihli, 2010/322 Esas ve 2010/2847 Karar sayılı ilamı ile ''...Borçlar Yasası'nın 60/1. maddesinde öngörülen bir yıllık zamanaşımı süresi, zarara uğrayanın, zararın varlığını ve zarar vereni öğrendiği günden itibaren işlemeye başlar. Tüzel kişiler yönünden ise bu süre, dava açma emrini vermeye yetkili makamın zararı ve zarar vereni öğrendiği günden itibaren başlar. Somut olayda, zarara ilişkin soruşturma raporlarının 13.04.2001 ve 24.05.2002 günlerinde düzenlendiği, davacı idare yönetim kurulunca 21.11.2003 gününde dava açılmasına karar verildiği ve 10.02.2004 günü de asıl ve birleştirilen davaların, bir yıllık zamanaşımı süresi içinde açıldığı anlaşılmaktadır. Yerel mahkemece açıklanan yönler gözetilerek, uyuşmazlığın esasının çözümlenmesi gerekirken, yerinde olmayan gerekçeyle, yazılı biçimde karar verilmiş olması usul ve yasaya uygun düşmediğinden kararın bozulması gerekmiştir.'' gerekçesiyle karar bozulmuştur. B. Mahkemece Birinci Bozmaya Uyularak Verilen Karar Mahkemenin 30.11.2017 tarihli, 2010/493 Esas ve 2017/634 Karar sayılı ilamı ile; bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonucunda asıl ve birleşen davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmiştir. C. İkinci Bozma Kararı Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili ve davalı ... tarafından temyiz isteminde bulunulması üzerine Dairenin 11.04.2019 tarihli, 2018/4109 Esas ve 2019/2259 Karar sayılı ilamı ile; ''...Mahkemece, davanın zamanaşımı nedeniyle reddine dair verilen ilk karar, Dairemizin, 15.03.2010 tarihli ve 2010/322 esas, 2010/2847 karar sayılı ilâmıyla; zarara ilişkin soruşturma raporlarının 13.04.2001 ve 24.05.2002 tarihlerinde düzenlendiği, davacı idare yönetim kurulunca, 21.11.2003 tarihinde dava açılmasına dair "olur" verildiği ve 10.02.2004 tarihinde asıl ve birleşen davanın açıldığı, bu şekilde davaların bir yıllık zamanaşımı süresi içerisinde açıldığı anlaşıldığından uyuşmazlığın esasının çözümlenmesi gerektiği belirtilerek bozma kararı verilmiştir. Dosyanın incelenmesinde; mahkemece, bozma ilâmına uyulmasına karar verildiği hâlde aynı gerekçe ile ikinci kez davanın zamanaşımı nedeniyle reddine dair hüküm kurulduğu, mahkemece, bozmaya uyulduğu ve bozma ilamı, lehine olan taraf yönünden usuli kazanılmış hak teşkil ettiği halde; bozma gereği yerine getirilmeyerek karar verilmiş olması usul ve yasaya uygun düşmemiş, bu durum kararın bozulmasını gerektirmiştir. '' gerekçesiyle karar bozulmuştur. D. Mahkemece İkinci Bozmaya Uyularak Verilen Karar Mahkemenin 28.01.2020 tarihli, 2019/191 Esas ve 2020/43 Karar sayılı ilamı ile; mahkemece bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonucunda alınan bilirkişi raporu benimsenerek asıl ve birleşen dava yönünden hesaplanan asıl alacak ve işlemiş faiz toplamı üzerinden davacının dava dışı usulsüz kredi kullandırılan müşterilerinden kısmi tahsilat sağlaması ve bu kredi müşterilerinin 1996 yılı istihbarat raporlarının olumlu olması nedeniyle %50 oranında hakkaniyet indirimi uygulanmasının yerinde olduğu gerekçesiyle asıl davanın kısmen kabulü ile 12.442,16 TL'nin davalı ...'den ve 4.147,38 TL'nin davalı ...'dan dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte tahsiline, birleşen davanın kısmen kabulü ile 17.850,00 TL'nin davalı ...'den, 17.850,00 TL'nin davalı ... Kılıçarslan'dan, 5.950,00 TL'nin davalı ...'dan, 5.950,00 TL'nin davalı ...'dan, 5.950,00 TL'nin davalı ...'dan dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte tahsiline ve fazlaya ilişkin tüm taleplerin reddine karar verilmiştir. E. Üçüncü Bozma Kararı Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına süresi içinde davacı vekili, davalılar ..., ..., ..., ... vekilleri ve davalı ... mirasçıları vekili tarafından temyiz isteminde bulunulması üzerine Dairenin 15.02.2021 tarihli, 2020/3734 Esas ve 2021/668 Karar sayılı ilamı ile; ''...2) Davacının diğer temyiz itirazına gelince; Asıl ve birleşen dava, davalıların usulsüz kredi kullandırmaları nedeniyle davacı bankanın zararının tazmini istemine ilişkindir. Mahkemece, asıl ve birleşen davanın kısmen kabulüne karar verilmiş; hüküm, taraf vekillerince temyiz edilmiştir. Davacı vekili; müvekkili bankanın Yavuzlar Şubesi ticari kredi müşterisi olan dava dışı borçlu firmalardan tahsil edilemeyen krediler nedeniyle oluşan zararın asıl ve birleşen davada kredi tespit kurulu üyesi, bölge müdürü ve bölge müdür yardımcısı olan davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili isteminde bulunmuştur. Davalılar davanın reddi gerektiğini savunmuşlardır. Mahkemece; bozmadan sonra bilirkişiden alınan raporda asıl ve birleşen dava yönünden hesaplanan asıl alacak ve işlemiş faiz toplamı üzerinden % 50 oranında hakkaniyet indirimi yapılmış, kalan miktarın davalılardan kusurları oranında dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte tahsiline karar verilmiştir. Asıl ve birleşen davada davacı vekili, banka zararının davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili isteminde bulunmuştur. Uyuşmazlık haksız eylemden kaynaklı olup, olay tarihi itibariyle yürürlükte bulunan 818 sayılı Borçlar Kanunu’nun haksız eylem halinde müteselsil sorumluluğu düzenleyen 50. maddesi uyarınca; birden ziyade kimseler birlikte bir zarar ika ettikleri takdirde, zarardan müteselsilen mesul olurlar. Bu nedenle davalıların kusurları oranında tahsile karar verilmiş olması doğru değildir. Hesaplanan zarardan, asıl ve birleşen dava davalılarının müştereken ve müteselsilen sorumluluğuna karar verilmelidir. Açıklanan nedenle kararın bozulması gerekmiştir. 3) Davalıların diğer temyiz itirazlarına gelince; a) Mahkemece, davacının dava dışı usulsüz kredi kullandırılan müşterilerinden kısmi tahsilat sağlaması ve bu kredi müşterilerinin 1996 yılı istihbarat raporlarının olumlu olması nedeniyle zararın %50'sinin banka üzerinde bırakılmasının hakkaniyete uygun olduğu belirtilmiştir. Ne var ki, yapılan işin niteliği ve hacmi, bankanın faaliyet alanı olan kredi tahsilatının tabii bir risk taşıması, bankanın müşteri portföyünün genişletilmesinin amaçlanması gözetildiğinde yapılan bu indirim oranı hak ve adalete uygun olmayıp azdır. Şu durumda, mahkemece daha yüksek oranda hakkaniyet indirimi yapılması gerekirken, davalılar yararına yapılan indirimin düşük tutulması doğru olmamış, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir. b) Davacı banka asıl ve birleşen davada, dava dışı kredi müşterilerinin ana para borçlarının reeskont faizi işletilerek dava tarihinde ulaştığı toplam miktarın işleyecek reeskont faiziyle birlikte davalılardan tazmini isteminde bulunmuştur. 6098 sayılı TBK’nın 121. maddesinin 3. fıkrası (818 sayılı BK’nın 104. maddesinin 3. fıkrası) uyarınca, temerrüt faizine ayrıca temerrüt faizi yürütülemez. Anılan yasağa rağmen mahkemece, bilirkişi raporunda hesaplanan ana para ve 1998-2002 yılları arası işlemiş faiz toplamının % 50'sinden davalılar sorumlu tutulmuş, bir de davalıların kusurları oranında sorumlu oldukları belirlenen tutarların dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte tahsiline karar verilmiştir. Şu halde mahkemece, faize faiz yürütülmesine neden olacak şekilde asıl alacağa işlemiş faiz miktarı eklenerek ulaşılan toplam miktara dava tarihinden itibaren yeniden faiz işletilmesi doğru olmamış, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir. c) Davacının usulsüz kredi kullandırılan dava dışı banka müşterilerinden de dava konusu alacağı tahsil imkanı bulunduğu göz önüne alınarak, mahkemece tahsilde tekerrüre yol açmayacak biçimde karar verilmesi gerekirken, bu hususun gözetilmemesi doğru olmamış, kararın bu nedenle de bozulması gerekmiştir.'' gerekçesiyle karar bozulmuş; tarafların diğer temyiz itirazlarının reddine karar verilmiştir. F. Mahkemece Üçüncü Bozmaya Uyularak Verilen Karar Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonucunda asıl dava dosyası yönünden; dava dışı Murat Osman Genç'e kullandırılan krediler nedeni ile oluşan ve tespit edilen zarardan 3/4 oranında yapılan hakkaniyet indirim sonrası tespit edilen 8.294,77 TL'nin tahsilde tekerrür olmamak kaydıyla (Davacının usulsüz kredi kullandırılan dava dışı banka müşterilerinden de dava konusu alacağı tahsil imkanı bulunduğu göz önüne alınarak) davalı ... ve davalı ...'dan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine, birleşen dava yönünden; dava dışı Gençler Tarım Otomotiv Petrol San. ve Tic. Ltd. Şti.'ne kullandırılan krediler nedeni ile oluşan ve tespit edilen zarar tutarından 3/4 oranında yapılan hakkaniyet indirimi sonrası tespit edilen 26.775,00 TL'nin tahsilde tekerrür olmamak kaydıyla (Davacının usulsüz kredi kullandırılan dava dışı banka müşterilerinden de dava konusu alacağı tahsil imkanı bulunduğu göz önüne alınarak) davalılar ..., ..., ..., ... ve müteveffa davalı ... mirasçıları olan dahili davalılar ..., ..., ...'dan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine ve fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde; dava dışı firma hakkında mali konuda tüm istihbarat raporları olumsuz olmasına rağmen davalı banka görevlileri tarafından kredi kullandırıldığını, davalılar tarafından usulsüz kredi kullandırılması nedeniyle davacı bankanın zarara uğradığını, tamamen davalıların kusuru ile meydana gelen olayda mahkemece benimsenen bilirkişi raporunda aciz belgesi rakamları üzerinden hesaplama yapılmamasının, hesaplanan banka zararı üzerinden %50 oranında hakkaniyet indirimi yapılmasının ve davalıların kusuru oranında sorumluluklarına karar verilmesinin hukuka ve iyiniyet kurallarına aykırı olduğunu, asıl alacak tutarlarına işletilecek faiz oranı ve faiz tutarlarına dair gerekçeli karar metninde herhangi bir tespite yer verilmediğini, mahkeme kararının bu hali ile infaza elverişli olmayıp 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 297 nci maddesine aykırı hüküm tesis edildiğini, dava konusu uyuşmazlığın banka çalışanları ve yöneticilerinin sorumluluğuna ilişkin olduğu gözönüne alındığında ticari iş niteliğinde olduğunu ve 3095 sayılı Yasa'nın 2/2 nci maddesi gereğince reeskont faizine karar verilmesi gerektiğini ve gerekçeli karar başlığında davalılar kısmında müteveffa ...'a yer verildiğini, gerekçeli karar metninde ise müteveffanın yasal mirasçıları olan ..., Burcunur Kılıçaslan ve ...'a dahili davalı olarak yer verildiğini, diğer yasal mirasçı olan ...'a ise yer verilmediğini ileri sürerek kararın bozulmasını istemiştir. Davalılar ..., ... ve davalı ... mirasçıları vekilleri temyiz dilekçesinde; davalılar lehine maktu vekalet ücreti takdir edilmesinin hatalı olduğunu ve kusurlu işlem ve eylemleri bulunmayan, bu sebeple mali sorumluluğuna gidilmesi uygun olmayan davalılar yönünden davanın reddine karar verilmesi gerektiğini ileri sürerek kararın bozulmasını istemiştir. B. Gerekçe Mahkemelerin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Kanun'un 428 inci maddesi ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen mahkeme kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı ve davalı ... Kılıçarslan'ın mirasçısı olan dahili davalı ...'ın ismine yer verilmemiş olmasının maddi hatadan kaynaklandığı ve mahallinde düzeltilebileceği anlaşılmakla bozma nedeni yapılmamış olduğu gözetildiğinde davacı vekili ve davalılar ..., ... ve davalı ... mirasçıları vekillerinin temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Davacı vekili ve davalılar ..., ... ve davalı ... mirasçıları vekillerinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA, Aşağıda yazılı temyiz harcının temyiz eden davalılar ..., ... ve ...'a yükletilmesine,Aşağıda yazılı temyiz harcının temyiz eden davacıya yükletilmesineDosyanın mahkemeye gönderilmesine, 11.07.2024 tarihinde oy birliği ile karar verildi.

Atıf: Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, E. 2023/12362, K. 2024/7306, T. 11.07.2024, www.arakarar.com/karar/yargitay-4-hukuk-dairesi-2023-12362-e-2024-7306-k-0168f6a53134