Yargıtay · 4. Hukuk Dairesi

Yargıtay 4. Hukuk Dairesi 2023/12289 E. 2024/2764 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
4. Hukuk Dairesi
Esas No
2023/12289
Karar No
2024/2764
Karar Tarihi

MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi SAYISI : 2021/191 E., 2023/713 K. DAVA TARİHİ : 17.03.2014 HÜKÜM/KARAR : Davanın Kısmen Kabulüne Taraflar arasında İlk Derece Mahkemesinde görülen maddi tazminat davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairece mahkeme kararının bozulmasına karar verilmiştir. Mahkemece bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Mahkeme kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalının trafik sigortacısı olduğu araçta yolcu olarak bulunan davacının trafik kazası neticesinde yaralandığını belirterek, fazlaya ilişkin haklarını saklı tutmak kaydıyla 15.000,00 TL maddi tazminatın davalıya başvuru yaptığı 11.04.2013 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte tahsilini talep etmiş, ıslah dilekçesi ile talebini 46.900,78 TL’ye yükseltmiştir. II. CEVAP Davalı Groupama Sigorta A.Ş. vekili cevap dilekçesinde; poliçe hükümlerini tekrarla davanın reddine karar verilmesini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEME KARARI Mahkemece tüm dosya kapsamına göre; davanın kabulü ile davacı ... için maddi tazminat olarak 46.900,78 TL'nin 20.04.2013 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı ... yönünden poliçe teminatı dahilinde olmak üzere alınarak davacıya ödenmesine karar verilmiştir. IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ A. Bozma Kararı Mahkeme kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. Yargıtay (Kapatılan) 17. Hukuk Dairesi'nin 21.11.2019 tarih 2017/5036 Esas 2019/10963 Karar sayılı ilamı ile; "1- Dosya içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince yapılan yargılamada toplanan delillerin takdirinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre davalı vekilinin aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir. 2-Dava,trafik kazasından kaynaklanan cismani zarara dayalı maddi tazminat istemine ilişkindir. Davacı vekili bozmadan sonra 24.03.2017 tarihli ıslah dilekçesi ile talebini 46.900,78 TL'ye yükseltmiştir. Bozmadan sonra ıslah yapılıp yapılamayacağı, Yargıtay İçtihatları Birleştirme Genel Kurulu'nda değerlendirilmiş ve Yargıtay İçtihatları Birleştirme Genel Kurulu'nun 06.05.2016 tarih ve 2015/1 Esas- 2016/1 Karar sayılı kararı ile "Her ne sebeple verilirse verilsin bozmadan sonra ıslah yapılamayacağına dair 04.02.1948 tarih ve 1944/10 E.-1948/3 K. sayılı YİBK'nın değiştirilmesine gerek olmadığına" karar verilmiştir. Somut olayda bozmadan sonra davacı için ıslah dilekçesi kabul edilerek karar verilmiştir. Bu durumda; mahkemece, bozmadan sonra ıslah yapılamayacağı kabul edilerek karar verilmesi gerekirken, bozmadan sonra ıslah edilen miktar üzerinden davanın kabulüne karar verilmesi doğru görülmemiştir. Kabule göre, haksız fiil sonucu çalışma gücü kaybının olduğu iddiası ve buna yönelik bir talebinin bulunması halinde, zararın kapsamının belirlenmesi açısından maluliyetin varlığı ve oranının belirlenmesi gerekmektedir. Söz konusu belirlemenin ise Adli Tıp Kurumu (ATK) İhtisas Dairesi veya Üniversite Hastanelerinin Adli Tıp Anabilim Dalı bölümleri gibi kuruluşların çalışma gücü kaybı olduğu iddia edilen kişide bulunan şikâyetler dikkate alınarak oluşturulacak uzman doktor heyetinden, haksız fiilin gerçekleştiği tarihte yürürlükte olan Sosyal Sigortalar Sağlık İşlemleri Tüzüğü veya Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği hükümleri dikkate alınarak yapılması gerekmektedir. Mahkemece, davacının maluliyet oranının tespiti için 24.03.2016 tarihli ATK’dan alınan rapora göre davacının sürekli maluliyeti olmadığı, 3 ay iyileşme süresinin olacağı belirtilmiştir. Davacının ATK raporunda sadece ortapedi incelemsi yapıldığı, beyine cerrahi tetkikleri dikkate alınmadığı itirazı nedeniyle Atatürk Üniversitesi Hastanesi Adli tıp Bilim Dalı Başkanlığından alınan 01.12.2016 tarihli maluliyet raporunda, %8.1 sürekli maluliyeti olacağı tespit edilmiştir. Dosya içerisinde davacının,davalı sigortaya sunduğu Özürlü Sağlık Kurulu raporunda ise %32 malul olduğu belirlenmiştir. Maluliyet raporları arasında önemli oranda farklılık mevcuttur. Buna göre, davacının maluliyetinin belirlenmesi için Adli Tıp Kurumu Genel Kurulundan olay tarihinde yürürlükte olan Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği'ne uygun çelişkiyi giderecek yeni bir rapor alınarak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ve araştırma sonucu hüküm kurulması doğru görülmemiştir. Kabule göre; Davalı ... kazaya neden olan aracın trafik sigortacısıdır. 2918 sayılı KTK'nun 98/1, 99/1 maddeleri ile ZMSS poliçesi Genel Şartlarının B.2 maddesi uyarınca rizikonun belge ve bilgileri ile birlikte sigortacıya ihbar edildiği tarihten itibaren 8 işgünü içinde sigortanın tazminatı ödeme yükümlülüğü bulunmakta bu sürenin sonunda ödememe halinde temerrüt gerçekleşmektedir. Dosya kapsamından sigorta şirketine başvuru yapıldığı anlaşılmakla, davalı ... yönünden faiz başlangıç tarihinin temerrüde düştüğü tarih belirlenmek suretiyle tespiti gerekirken (sigorta şirketine yapılan başvurunun davalıya ulaştığı tarih gözetilerek) davacı tarafından beyan edilen tarih dikkate alınarak temerrüt tarihi belirlenmesi de doğru değildir." gerekçesiyle karar bozulmuştur. Davacı vekili söz konusu karara karşı kararın düzeltilmesini talep etmiştir. Yargıtay (Kapatılan) 17. Hukuk Dairesi'nin 17.02.2021 tarihli 2020/2082 Esas 2021/1491 Karar sayılı ilamı ile "Davacı vekili, davalının trafik sigortacısı olduğu araçta yolcu olarak bulunan müvekkilinin, trafik kazası neticesinde yaralandığını belirterek, fazlaya ilişkin haklarını saklı tutmak kaydıyla 15.000,00 TL maddi tazminatın davalıya başvuru yaptığı 11.04.2013 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte talep etmiş, ıslah dilekçesi ile talebini 46.900,78 TL’ye yükseltmiştir. Davalılar, davanın reddini savunmuştur. Mahkemece, davanın kısmen kabulüne dair verilen kararın davalı tarafça temyizi üzerine Dairemizin, 21.11.2019 gün 2017/5036-2019/10963 sayılı kararı ile bozulmuş olup davacı vekili tarafından kararın düzeltilmesi istenilmiştir. 1-Dosya içeriğine, Yargıtay ilamında benimsenen gerektirici sebeplere göre 6100 sayılı HMK'nın geçici 3. maddesinin 2. fıkrası delaletiyle 1086 Sayılı HUMK'un 440. maddesinde sayılan nedenlerden hiç birisine uygun olmayan sair karar düzeltme itirazlarının reddi gerekmiştir. 2-22.07.2020 yürürlük tarihli 7251 sayılı Kanun ile değişen 6100 sayılı HMK’nın 177/2. maddesinde; “Yargıtayın bozma kararından veya bölge adliye mahkemesinin kaldırma kararından sonra dosya ilk derece mahkemesine gönderildiğinde, ilk derece mahkemesinin tahkikata ilişkin bir işlem yapması halinde tahkikat sona erinceye kadar da ıslah yapılabilir. Ancak bozma kararına uymakla ortaya çıkan hukuki durum ortadan kaldırılamaz.” düzenlemesine yer verilerek bozmadan sonra ıslah konusuna yasal açıklık getirilmiştir. Bu durumda, mahkemece bozmadan sonra ıslah talebinin kabul edilmesinde bir isabetsizlik bulunmamakla, davacı vekilinin karar düzeltme talebinin bu yönden kabulü Dairemizin 21.11.2019 gün ve 2017/5036-2019/10963 sayılı bozma ilamındaki bozmadan sonra ıslah yapılmayacağına ilişkin bozma nedeninin ortadan kaldırılmasına karar vermek gerekmiştir. Sonuç: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin sair karar düzeltme isteminin reddine, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin karar düzeltme isteminin kabulü ile Dairenin 21.11.2019 gün 2017/5036-2019/10963 sayılı bozma ilamının 2) numaralı bendinde yer alan "Davacı vekili bozmadan sonra 24.03.2017 tarihli ıslah dilekçesi ile talebini 46.900,78 TL'ye yükseltmiştir. Bozmadan sonra ıslah yapılıp yapılamayacağı, Yargıtay İçtihatları Birleştirme Genel Kurulu'nda değerlendirilmiş ve Yargıtay İçtihatları Birleştirme Genel Kurulu'nun 06.05.2016 tarih ve 2015/1 Esas- 2016/1 Karar sayılı kararı ile; "Her ne sebeple verilirse verilsin bozmadan sonra ıslah yapılamayacağına dair 04.02.1948 tarih ve 1944/10 E.- 1948/3 K. sayılı YİBK'nın değiştirilmesine gerek olmadığına" karar verilmiştir. Somut olayda bozmadan sonra davacı için ıslah dilekçesi kabul edilerek karar verilmiştir. Bu durumda; mahkemece, bozmadan sonra ıslah yapılamayacağı kabul edilerek karar verilmesi gerekirken, bozmadan sonra ıslah edilen miktar üzerinden davanın kabulüne karar verilmesi doğru görülmemiştir." kabule göre ibarelerinin ortadan kaldırılmasına, Dairemiz ilamındaki diğer bozma bentlerinin aynen muhafazasına karar verilmiştir. B. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; bozma ve karar düzeltme ilamı doğrultusunda kaza tarihinde yürürlükte olan mevzuata göre rapor alındığı, mahkemece verilen ilk hükmü davacı tarafın temyiz etmemesi nedeniyle usuli kazanılmış hak ilkesi uyarınca bozmadan önce hükme esas alınan rapor tarihindeki verilere göre yapılan hesaplamanın hükme esas alındığı, karar düzeltme ilamı doğrultusunda davacı tarafın ıslahının dikkate alındığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile, 36.354,04 TL maddi tazminatın 07.05.2013 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazla istemin reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz başvurusunda bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde; karar tarihine en yakın güncel asgari ücret verilerine göre karar verilmesi gerekirken bozma öncesi verilere göre karar verilmesinin yerinde olmadığını belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık; davalı ... tarafından Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası (ZMSS) Poliçesi ile teminat altına alınan aracın karıştığı trafik kazası sonucu yaralanıp malul kalan davacı yolcunun maddi tazminat talebine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (1086 sayılı Kanun) 428 inci maddesi, 438 inci maddesinin yedi, sekiz ve dokuzuncu fıkraları ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrası, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 54 üncü maddesi, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 85, 89, 90 ve 91 inci maddeleri, Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları. 3. Değerlendirme Mahkemelerin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Kanun'un 428 inci maddesi ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen mahkeme kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, özellikle bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı ve maddi tazminata ilişkin hesaplamanın benimsenmesinde usulsüzlük bulunmadığı anlaşılmakla; davacı vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Davacı vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA, Aşağıda yazılı temyiz harcının temyiz eden davacıya yükletilmesine, Dosyanın mahkemesine gönderilmesine, 14.03.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, E. 2023/12289, K. 2024/2764, T. 14.03.2024, www.arakarar.com/karar/yargitay-4-hukuk-dairesi-2023-12289-e-2024-2764-k-60d9120f37c2