Yargıtay · 4. Hukuk Dairesi

Yargıtay 4. Hukuk Dairesi 2023/11403 E. 2024/517 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
4. Hukuk Dairesi
Esas No
2023/11403
Karar No
2024/517
Karar Tarihi

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2020/24 E., 2023/526 K. DAVALILAR :1. ... vekilleri Avukat ..., Avukat ..., Avukat ..., 2.... vekilleri Avukat ..., Avukat ..., 3.... vekilleri Avukat ..., Avukat ..., Avukat ..., 4. ... vekilleri Avukat ..., Avukat ... 5.... mirasçıları a.... b....c.... d.... e. ... DAVA TARİHİ : 11.12.2006 HÜKÜM/KARAR : Kabul Taraflar arasında görülen muvazaalı işlemin iptali davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairenin 01.02.2011 tarih 2010/14668 Esas 2011/937 Karar sayılı kararı ile Mahkeme kararının bozulmasına karar verilmiştir. Mahkemece bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonunda davanın kabulüne karar verilmiş, bu karar da Yargıtay (kapatılan) 17. Hukuk dairesinin 10.04.2018 tarih 2016/17777 Esas 2018/3977 Karar sayılı kararı ile yeniden bozulmuştur. Mahkemece bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kabulüne karar verilmiştir. İstanbul Anadolu 1. Asliye Hukuk Mahkemesi kararı davalılar vekilleri tarafından temyiz edilmiş, incelemenin duruşmalı olarak yapılması davalılar ..., ..., ... ve ... vekili tarafından istenilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, 16.01.2024 tarihinde duruşma yapılmasına ve duruşma gününün taraflara davetiye ile bildirilmesine karar verilmiştir. Belli edilen gün ve saatte Davacı vekili Avukat ... ile davalılar ... ..., ... ve ... vekili Avukat ... ve davalı asil ... geldiler. Davalı asil ... ile tarafların vekilinin sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra işin incelenerek karara bağlanması için uygun görülen 16.01.2024 gününde Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlenerek dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı ... vekili, ... hakkında 12.12.2000 tarihinde Kadıköy 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2000/35 Esas sayılı dosyası ile iflas kararı verildiğini, müflisin iflasından önce alacaklılarından mal kaçırma amacı ile taşınmazlarını bir takım güvendiği ve yakın gördüğü kişilere bedelsiz olarak devrettiğini, dava konusu taşınmazların da bu kapsamda muvazaalı olarak devredildiğini belirterek tapunun iptali ile eski ... dönüştürülmesini talep etmiştir. II. CEVAP 1.Davalı ...... cevap dilekçesinde, davanın zaman aşımına uğradığını, ...'in diğer davalı ...na 30 daire satarak karşılığında 208.535,00 TL bedeli aldığını, kat irtifakı kurulmasının zaman alması nedeniyle üzerine dairelerin tapudan satışlarının uzadığını, ...'in de aldığı para karşılığında ...'na muhtelif tarihli kendi bono ve çeklerini imzalayarak teminat olarak verdiğini, ...'in piyasaya çok borçlandığını, daha sonra kat irtifakı işlemlerinin tamamlandığını ve kendisinin de tapudan işlem yapması için ...'nı vekil olarak tayin ettiğini, kat irtifakı işlemleri tamamlandıktan sonra da tapudaki devir işlemlerinin ...'nın çocukları diğer davalılar ..., ... ve ... adına yapıldığını, ...'e ait olan bono ve çeklerin de ...'e teslim edildiğini, daha sonrasında dairelerin iskan izinlerinin alınması aşamasında problemler çıktığını ve diğer davalılar ..., ... ve ... ile anlaştığını, anlaşma sonucunda ...'na taşınmazın 1/2 hissesini devrettiğini, dava konusu olan taşınmazlarla kendisinin hiçbir ilgisinin olmadığını, muvazaa iddiasının gerçek olmadığını, haksız açılan davanın reddi gerektiğini savunmuştur. 2.Davalılar ..., ..., ..., ... vekilleri cevap dilekçesinde; muvazaa iddiasının gerçek olmadığını, davanın tasarrufun iptali davası niteliğinde olduğunu, tasarrufa konu işlemin yapıldığı 1.12.1997 tarihinden itibaren de İİK 284.maddesi gereğince 5 yıllık hak düşürücü sürenin geçtiğini, davalı ...'nın 2274 ada, 496 parsel sayılı taşınmaz üzerinde yapılacak olan 30 dairenin tamamının bedelini 208.535,00 TL olarak nakden ve peşinen ...'e ödediğini, ancak bu arada ...'in çok borçlanması nedeniyle taşınmazı diğer davalı ...'na devrettiğini ve kat irtifakına konu işlemlerin ... üzerinden yürütüldüğünü, ...'na devredilen dairelerin borçlu ...'in talimatı ile kat irtifakı kurulur kurulmaz davalı ...'na devredileceğinin kararlaştırıldığını ve bu konuya özgü olarak 19.12.1997 tarihli anlaşma başlıklı bir metnin düzenlendiğini, tapuda devir işlemlerinin gecikmesi üzerine davalı ... tarafından ödenen bedelin teminatı olarak 8 adet çek ile bir adet bononun ... tarafından, ...'na verildiğini, kat irtifakı kurulduktan sonra da 30 adet dairenin tapudaki devir işlemlerinin davalı ...'nın oğulları olan diğer davalılar Selami,...i ve ... adına yapıldığını, müflisin diğer davalı ...'na yapılan taşınmaz devirlerinin inançlı işlem niteliğinde olduğunu, ...'nun da kendisine inançlı sözleşmeye uygun olarak devredilen taşınmazları 3.kişilere sattığını, dolayısı ile ... ile ... arasındaki taşınmaz devirlerinin geçerli işleme dayandıklarını, ... tarafından davalılar...i, ...ve Engin Haliloğullarına yapılan devirlerde muvazaa olgusunun gerçekleşmediğini ve bu devirlerin tasarrufun iptali davasına konu olması gerektiğini ancak onun içinde hak düşürücü sürenin geçtiğini belirterek davanın reddini istemiştir. III. MAHKEME KARARI(I) Mahkemenin 23.09.2008 tarihli ve 2006/629 Esas, 2008/311 Karar sayılı kararı ile yargılama için gerekli harcın yatırılamamış olması nedeni ile davanın açılmamış sayılmasına karar verilmiştir. IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ A. Bozma Kararı (I) 1. Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. 2. Dairenin 01.02.2011 tarihli ve 2010/14668 Esas, 2011/937 Karar sayılı ilamı ile "...Dosya içeriğinden, dava konusu taşınmazların değerini bildirmeden dava açıldığının belirlenmesi üzerine 13.02.2008 günlü oturumda davacıya, sonraki oturum tarihi olan 09.04.2008 gününe kadar dava değerini bildirip bu değer üzerinden peşin harç yatırılması için kesin önel verildiği, davacının anılan duruşma gününden önce, 03.04.2008 günü, ara kararı gereğini yerine getirerek, dava değerini 40.000 TL olarak bildirip bu değer üzerinden peşin harcı yatırdığı anlaşılmaktadır. Davanın açılması, harç ödenmesine bağlı bir usul işlemidir. Davanın açılması nedeniyle alınacak yargı harçlarının türü, ödeme yeri, zamanı ve usulü 492 sayılı Harçlar Yasası'nın 27 ve izleyen maddeleri ile Yasa'nın eki olan Harçlar Tarifesi'nde gösterilmiştir. Harcın eksik yatırılması halinde yapılacak işlemler ve izlenecek yol ile harcın yatırılmaması ve yaptırımı aynı Yasa'nın 27 ve 32. maddelerinde belirtilmiştir. 492 sayılı Harçlar Yasası'nın 27/son maddesinde; harç peşin veya süresinde ödenmemiş ise sonraki işlemlere ancak harç ödendikten sonra devam olunacağı vurgulanmış; 30. maddesinde de yargılama sırasında tespit olunan değerin dava dilekçesinde bildirilen değerden fazla olduğunun anlaşılması durumunda, yalnız o oturum için yargılamaya devam olunacağı, sonraki oturum gününe kadar eksik harç tamamlanmadığı takdirde davaya devam olunamayacağı, Hukuk Usulü Muhakemeleri Yasası’nın 409. maddesinde gösterilen süre içerisinde dosyanın işleme konulmasının eksik harcın ödenmesine bağlı olduğu belirtilerek eksik harcın tamamlatılmasına ilişkin özel bir düzenlemeye yer verilmiştir. Yerel mahkemece, eksik harcın tamamlanması durumunda belirtilen bu düzenlemelere uyulması gerektiği ve davacının bildirdiği değere davalının itiraz ettiği de gözetilerek, gideri davacı tarafından karşılanmak suretiyle dava konusu taşınmazların dava tarihindeki gerçek değerleri keşif yapılarak belirlendikten sonra gerektiğinde yukarıda belirtilen ilkeler doğrultusunda işlem yapılıp davacıya eksik harcı tamamlaması için önel verilmesi, Harçlar Yasası'nın 27 ve 32. maddeleri ile Hukuk Usulü Muhakemeleri Yasası’nın 409. maddesi gereğince bir değerlendirme yapılması gerekirken, aksine düşüncelerle yazılı biçimde karar verilmiş olması usul ve yasaya uygun düşmediğinden kararın bozulması gerekmiştir. " gerekçesi ile karar bozularak dosya kararı veren Mahkemeye gönderilmiştir. B. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar (II) Mahkeme 27.04.2015 tarih 2011/549 Esas 2015/180 Karar sayılı kararı ile; müflis ... ile davalı ... arasında düzenlenmiş 01.12.1997 tarihli protokolün inançlı sözleşme niteliğinde olduğu ve bu sözleşmede muvazaa olgusunun gerçekleştiği, davalı ... tarafından, diğer davalılara yapılan devirde de diğer davalıların bu protokolden haberdar olup, iyi niyetli konumunda bulunmadıkları gerekçesi ile davanın kabulüne karar verilmiştir. C. Bozma Kararı (II) 1. Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalılar vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur. 2.Yargıtay (kapatılan) 17. Hukuk Dairesinin 10.04.2018 tarihli ve 2016/17777 Esas, 2018/3977 Karar sayılı ilamı ile; "...Somut olayda, davacı ... müflisin iflasından önce alacaklılarından mal kaçırma amacı ile yaptığı bir takım muvazaalı işlemlerin diğer alacaklıların yararına olarak iptalini istemektedir.Mahkemece, müflis ... ile davalı ...... arasında düzenlenen 01.12.1997 tarihli inanç sözleşmesinin muvazaalı olduğundan geçersiz olup bu sözleşmenin diğer davalıların bilgisi dahilinde olduğundan yapılan devir işlemlerinin geçersiz olduğu gerekçesi ile davanın kabulüne karar verilmiş ise de varılan sonuç isabetli değildir. Dosya içeriği ve sunulan belgelere göre müflis ... iflasından önce dava konularından 2274 ada 494 parselle ilgili olarak öncesi 629 ada 3-4 parseller olan taşınmazını 13.08.1996 tarihinde dava dışı SS... Konut Yapı Kooperatifine noterde düzenlenen kat karşılığı inşaat sözleşmesi gereğince vermiştir. 01.12.1997 tarihinde ise ... ile davalı ...... arasında mahkeme gerekçesine esas alınan inanç sözleşmesi düzenlenmiştir.Bu sözleşmeye göre ... alacaklılarının haciz ve tedbirinden korunmak için bir kısım taşınmazlarını bedelsiz olarak davalı ......na devredecek, daha sonrada Ahmet'in belirlediği kişilere devrini yapıcaktır.Ancak davalılar bu sözleşmeden önce ...'in kat karşlığı inşaat sözleşmesi ile kendisine düşecek dairelerin 30 tanesini kat irtifakı kurulmadan davalı ...na satarak bedeli olan 208.535.000,00 TL aldığını, ancak ...na tapu verilmediğinden tapu devrine kadar ...'in teminat olarak 208.535,000,00 TL bono ve çeki ...na verdiğini, buna ilişkin olarak 19.12.1007 tarihli protokol düzenlendiği 31.12.1997 tarihinde ise tapunun davalı ...... tarafından ..."in talimatı ile Nazım Halioğullarının çocukları davalılar...i, ...ve Engin Haliloğularına devredildiği, bunun üzerine bono ve çeklerin iade edildiği belirtilerek belgeler sunulmuştur. Diğer dava konusu 7872 parsel 3 nolu bağımsız bölüm ise bu satışdan doğan cezai şart gereğince davalılara devredilmiştir. Bu durumda, iddia edildiği gibi müflis ... iflasından ve davalı ... ... ile imzaladıkları 01.12.1997 tarihinden önce 13.08.1996 tarihli kat karşılığı inşaat sözleşmesi gereği kendisine düşen dava konularından 30 adet taşınmazı davalı ...na sattığı ve bedelini aldığının tespiti halinde, 01.12.1997 tarihinden önce davalı ...nın kötü niyetli olarak taşınmazları satın aldığı hususunda bilgi bulunmadığından sonradan düzenlenen 01.12.1997 tarihli inanç sözleşmesi ve bunu bilerek satın alındığı gerekçesi dayanaksız kalacaktır. Yapılacak iş, müflisin 1996 ve 1997 tarihli ticari defterlerinde davalı ...na teminat olarak verildiği idda edilen 208.535.000,00 TL lık çek ve senetle ilgili olarak kayıtların yer alıp almadığı ve var ise ne zaman kaydedildiği, muhasabe konusunda uzman bilirkişi raporu ile tespit edilerek, bu kaydın 01.12.1997 tarihinden önce var olduğunun anlaşılması halinde, davalı üçüncü kişilerin kötü niyetli oldukları ispatlanamadığından tüm taşınmazlar yönünden davanın reddine aksi durumda ise 2 nolu gerekçede belirtilen çerçevede kabulüne karar verilmesi gerekmektedir. Mahkemece, bu maddi ve hukuki olgular dikkate alınadan eksik inceleme ile yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykıdır. 2-Kabule göre ise, a)Davanın konularından birinin 2274 ada 496 parsel sayılı taşınmazın davalılara şatışı yapılan 30 adet bağımsız bölüme ilişkin satışın iptali istemi olmasına rağmen, hangi bağımsız bölümlerin davalılar...i, ...ve ...e ait olduğu belirlenmeden, el değiştirmiş ise devir alan kişilerin davaya dahili konusunda davacıdan sorulması ve dahil edilmesi halinde BK'nun 19. maddesine göre dördüncü kişilerin kötü niyeti tartışılmadan ve hangi bağımsız bölüm için karar verildiği belirtilmeden infazda kuşku yaratacak şekilde karar verilmesi de usul ve yasaya aykırıdır. b)BK’nun 19.maddesine dayalı olarak açılan muvazaalı işlemin iptali davasından amaçlanan davacı alacaklıya alacağını tahsil etme imkanı olduğundan davanın kabulü halinde İİK’nun 283/1 maddesinin kıyasen uygulanması gerekmektedir. Anılan madde de “davacı iptal davası sabit olduğu takdirde bu davaya konu teşkil eden mal üzerinde cebri icra yolu ile hakkını almak yetkisini elde eder ....” hükmünü içermektedir. Somut olayda davacıya davacının alacakları ile sınırlı olarak haciz ve satış yetkisi verilmesi gerekirken yazılı şekilde tapunun iptali ile Müflis adına tesciline karar verilmesi de isabetsiz olmuştur..." gerekçesi ile bozularak dosya kararı veren Mahkemeye gönderilmiştir. D. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar (III) Mahkeme yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; "...Yargıtay ilamında işaret edilen hususlarda, ilgili iflas müdürlüğüne müzekkere yazılarak uyuşmazlığa konu çek ve senetlerin mevcut olup olmadığı sorulmuş, yine vergi dairelerine müflisin tutmakla mükellef olduğu defter bulunup bulunmadığı hususlarında müzekkere yazılmış, dosya müflisin 1996 ve 1997 tarihli ticari defterlerinde ...na teminat olarak verildiği iddia olunan 208.535.000,00 TL lik çek ve senetle ilgili olarak kayıtların yer alıp almadığı ve var ise ne zaman kaydedildiği (01.12.1997 tarihinden önce olup olmadığı) tespit edilerek rapor düzenlenmesi için mali müşavir bilirkişiye tevdi edilmiş bilirkişi Mehmet Yıldırım tarafından mahkememize sunulan 06.04.2021 havale tarihli raporda; müflis ... tarafından Nazım Haliloğulllarına verildiği iddia edilen çekler ve senete ait ticari defterde herhangi bir kayıt olmadığı hususlarında değerlendirme yapıldığı anlaşılmış, mahkememizce ilgili banka ve iflas müdürlüğü ile yapılan yazışma neticesinde de Yargıtay ilamında belirtilen senetlerin bulunduğuna yönelik mahkememize cevap verilmemiş, bu minvalde Yargıtay bozma ilamına uygun olarak mahkememizce gerekli araştırma yapılmış, davaya konu taşınmazların güncel tapu kayıtları getirtilerek incelenmiş, halen davalılar adına kayıtlı olduğu anlaşılmış, davalı yanın taleplerinden olarak ilgili iflas müdürlüğüne güncel alacak miktarı sorulmuş yapılan yazışmalar neticesinde güncel alacak bildirilmemiş ise de tasfiyenin devam ettiği ve Yargıtay ilamında da işaret edildiği üzere Türk Borçlar Kanununun 19.maddesine dayalı olarak açılan muvazaalı işlemin iptali davasında amaçlanan davacı alacaklıya alacağını tahsil etme imkanı olduğundan davanın kabulü halinde İİK’nun 283/1 maddesinin kıyasen uygulanması gerekmekte olduğu anılan maddenin de “davacı iptal davası sabit olduğu takdirde bu davaya konu teşkil eden mal üzerinde cebri icra yolu ile hakkını almak yetkisini elde eder ....” hükmünü içerdiği dolayısıyla verilecek hükümde masa alacağı ve ferilerini geçmeyecek şekilde hüküm kurulabileceği ve güncel alacak miktarının kararın infazı aşamasında değerlendirilebileceği hususu gözetilerek uyulmasına karar verilen Yargıtay ilamında işaret edilen hususlar da gözetilerek davanın esasına tesir edebilecek toplanmamış başkaca delil bulunmadığı kanaatine ulaşıldığı..." gerekçesi ile davanın kabulüne karar vermiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalılar ..., ..., ..., ... vekilleri ile ...,..., ..., ... ... temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri 1.Davalılar ..., ..., ..., ... vekilleri temyiz dilekçesinde; mahkemece iflas idaresinden alacak durumunun ne olduğunu istemesine rağmen cevap verilmediğini, bu eksikliğe rağmen dosyanın kararı çıkarıldığını ve böylece bozma kararı yerine getirilmeden karar verildiğini belirterek mahkeme kararının bozulmasını talep etmiştir. 2.Davalılar ...,..., ..., ... ... temyiz dilekçesinde; davalı ...... mirasçıları olarak davaya dahil edildiklerini, ancak yargılama sırasında İstanbul (Anadolu) 12.Sulh Hukuk Mahkemesinin 2016/933 Esas- 2016/875 Karar sayılı kararı ile mirası red ettiklerinden, pasif dava ehliyetleri olmadığından davanın kendileri yönünden reddi ile aleyhe yargılama giderlerine mahkum edilmelerinin hatalı olduğunu belirterek mahkeme kararının bozulmasını talep etmiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Dosya içeriğine, bozmanın mahiyeti ve kapsamına göre taraflar arasındaki uyuşmazlık, 818 sayılı TBK'nın 18. maddesine göre açılmış muvazaalı işlemin iptali istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (1086 sayılı Kanun) 428 inci maddesi, 438 inci maddesinin yedi, sekiz ve dokuzuncu fıkraları ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrası, 818 sayılı Borçlar Kanunu'nun 18. maddesi . 3. Değerlendirme 1.Taraf ehliyeti dava koşullarından olup mahkemece öncelikle ve resen incelenmesi gereken hususlardandır. Somut olayda, davalı ......'nun yargılama devam ederken 27.10.2016 tarihinde vefat ettiği, mirasçılarının ise İstanbul (Anadolu) 12. Sulh Hukuk Mahkemesi’nin 22.12.2016 tarih 2016/933 E., 2016/875 K. sayılı kararı ile murisin mirasını reddettikleri ve verilen kararın kesinleştiği anlaşılmaktadır. M.K.'nun 605 ve devamı maddeleri uyarınca davalının en yakın mirasçıları mirası reddettiğinden terekenin iflas hükümlerine göre çözümlenmesi gereklidir. Bu durumda, mirasın reddi kararının mahallin Sulh Hukuk Hakimine bildirilerek mirasın iflas kurallarına göre tasfiyesi sağlanmalı, anılan mahkemece atanacak ve yetkilendirilecek tereke temsilcisinin huzuru ile davaya devam olunmalıdır. Mirasın tasfiyesi işlemleri talebe bağlı işlemler olmayıp mirasın reddedildiğinin anlaşılması ile res'en yapılması gereken işlemlerdendir. Talep üzerine yapılabilirliği bu özelliğini ortadan kaldırmaz. (Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 27.1.1995 gün ve 1995/13145,1995/947; HGK'nun 29.1.1975 gün 1682-100 ve 3.7.2002 gün 15/572-577 sayılı kararları aynı doğrultudadır) Ayrıca yine murisin ölüm gününde terekenin borca batık olduğunun şayi ve sabit olması durumunda da miras reddedilmiş olacağından ve bu tespit için sınırlayıcı bir süre yasaca öngörülmediğinden bu yönüyle de mahkemece işlem yapılması imkanı vardır. Hal böyle olunca Mahkemece usuli işlemlerin yerine getirilip taraf teşkili temin edildikten sonra sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken yazılı olduğu üzere hüküm kurulması doğru değildir. 2.Davacı ... memurları tarafından düzenlenen 21.03.2023 tarihli belgede , "... İflas İdaresince alacakların miktarı ve akibeti yukarıdaki gibi tespit edilmiştir. Dosyadaki tahsil edilen ve nemalandırılan para miktarı dosyada ödeme yapılacak olan sıralardaki alacakları karşılamaya yeterli olduğu değerlendirilmiş olup, İflasın Kapanmasına Uygun olarak bilirkişi tarafından dağıtım raporunun hazırlanmasına, bilirkişi olarak ... ...in görevlendirilmesine, kendisine 10.000 TL Ücret Takdirine, ücretin raporu sunması akabinde İflas Müdürlüğünce kendisine ödenmesine, 03.10.2022 tarihli İflas İdaresi Kararı gereğince 120.000 TL Masa Borcu olarak karar verilen miktarın masa avukatlığı yapmış olan Av. ...'a ödenmesine karar verilmiştir.." denilmiştir. Öte yandan UYAP kayıtlarında davacı ... idaresinin faaliyet durumunun "Terkin" olarak belirtildiği görülmüştür. Bu halde mahkemece, davacı ... idaresinin ödemesi gereken alacak kaydı olup olmadığı tesbit edilerek, şayet ödenmemiş alacak bulunmadığı tespit edildiği takdirde, konusu kalmayan dava hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilmesi gerekmektedir. 3.Bozma ilamının kapsam ve şekline göre, davalılar vekillerinin diğer temyiz itirazları şimdilik incelenmemiştir. VI. KARAR 1. Değerlendirme bölümünün (1) numaralı bendinde açıklanan sebeplerle davalı ...... mirasçıları ...,..., ..., ... , ...'nun, (2) numaralı bendinde açıklanan sebeplerle davalılar ..., ..., ..., ... vekillerinin temyiz itirazlarının kabulü ile Mahkeme kararının BOZULMASINA, 2. Değerlendirme bölümünün (3) numaralı bendinde açıklanan sebeplerle bozma ilamının kapsam ve şekline göre davalı ...... mirasçıları ...,..., ..., ... ...'nun ve ..., ..., ..., ... vekillerinin temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, 17.100,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak duruşmada vekille temsil olunan davalılar ... ..., ... ve ...'na verilmesine, Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde davalılar ... ..., ..., ..., ...,..., ...,... ve ...'na iadesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, 16.01.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, E. 2023/11403, K. 2024/517, T. 16.01.2024, www.arakarar.com/karar/yargitay-4-hukuk-dairesi-2023-11403-e-2024-517-k-149e4991e495