Yargıtay · 4. Hukuk Dairesi

Yargıtay 4. Hukuk Dairesi 2023/11353 E. 2024/11921 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
4. Hukuk Dairesi
Esas No
2023/11353
Karar No
2024/11921
Karar Tarihi

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2021/280 E., 2023/152 K.

Taraflar arasında görülen tasarrufun iptali davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Yargıtay (Kapatılan) 17. Hukuk Dairesince Mahkeme kararının bozulmasına karar verilmiştir. Mahkemece bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın reddine karar verilmiştir. Mahkeme kararı asıl davada asli müdahil, birleşen davada davacı ..., asıl davada davalı ... ve asıl ve birleşen davada asli müdahiller ..., ... Sanayi ve Ticaret Ltd. Şti. ve ... San. ve Tic. A.Ş vekili tarafından temyiz edilmiş, incelemenin duruşmalı olarak yapılması asıl davada asli müdahil, birleşen davada davacı ... tarafından istenilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, 26.11.2024 tarihinde duruşma yapılmasına ve duruşma gününün taraflara davetiye ile bildirilmesine karar verilmiştir. Belli edilen gün ve saatte asıl ve birleşen davada asli müdahil ..., .... Sanayi ve Ticaret Ltd. Şti. ve ... San. ve Tic. A.Ş vekili Avukat ... ile davalı ... vekili Avukat ... geldiler. Diğer taraflar adına gelen olmadı. Taraflar vekilinin sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra işin incelenerek karara bağlanması için uygun görülen 02.12.2024 tarihinde Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; taraflar arasında akdedilen ek protokolün 3. maddesinde belirtildiği üzere davacı ... tarafından davalı ...'na daha önce ödenen toplam 190.000,00 TL bedelin iadesi amacıyla satıcı ... tarafından davacıya ilki 25.12.2013 tarihli 95.000,00 TL bedelli, ikincisi ise 25.01.2014 tarihli 95.000,00 TL bedelli olmak üzere toplam iki adet çek verildiğini, ancak 25.01.2014 tarihli çekin vade tarihinde ödenmediğini, bunun üzerine Kayseri 3. İcra Müdürlüğünün 2014/1687 esas sayılı icra takip dosyası ile davalı ... aleyhine icra takibi başlatıldığını, ancak davalı adına kayıtlı 18 adet aracı ile iki adet taşınmazının kayıtları üzerinde haciz ve rehin şerhlerinin bulunması nedeniyle davacının alacağını tahsil imkanının kalmadığını, davalının davaya konu 19 nolu bağımsız bölümü 11.04.2013 tarihinde davalılardan ...'a tapudan gerçek satış bedelinden daha düşük bir bedel gösterilmek suretiyle devredildiğini, ayrıca muvazaalı satılan taşınmazın kaydı üzerinde 29.03.2012 tarihli ipotek şerhi bulunduğunu, diğer dava konusu 70 nolu bağımsız bölümün de 27.02.2013 tarihinde davalı ...'e tapudan yine gerçek bedelinden daha düşük bir bedel gösterilmek suretiyle devredildiğini belirtmek suretiyle yapılan tasarrufların iptali ile davacıya Kayseri 3. İcra Müdürlüğünün 2014/1687 esas sayılı dosyası ile ilgili olarak dava konusu taşınmazlar üzerinde cebri icra yetkisi tanınmasına karar verilmesini talep etmiştir. Birleşen dosyada davacı ... ve asli müdahil ... vekili dava dilekçesinde; davacı ve asli müdahilin davalı ...'na karşı alacaklı sıfatına sahip olduklarını, davalının ortağı bulunduğu ... Un Fabrikası ..., ... ve Ortakları Adi Komandit Şti. adına kayıtlı bulunan davaya konu taşınmazları alacaklılardan mal kaçırmak maksadıyla kardeşi ...'na 05.08.2013 tarihinde gerçek değerinin altında bir değer göstermek suretiyle tapudan devrettiğini belirtmek suretiyle yapılan tasarrufların iptali ile müvekkillerine Kayseri 3. İcra Müdürlüğünün 2014/1687, Kayseri 1. İcra Müdürlüğünün 2013/1090 ve Kayseri 3. İcra Müdürlüğünün 2013/11613 esas sayılı dosyası ile ilgili olarak dava konusu taşınmazlar üzerinde cebri icra yetkisi tanınmasına karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalılar vekilleri; davanın reddini istemiştir. III. MAHKEME KARARI Mahkemenin 27.03.2018 tarihli ve 2014/74 Esas, 2018/94 Karar sayılı kararı ile; asli müdahillerden ... Sanayi Ticaret AŞ'nin davasını takip etmediği ve üç aylık yasal süre içerisinde de yenilemediği gerekçesi ile adı geçen müdahil yönünden davanın açılmamış sayılmasına, davacı ... ve asli müdahil Haşim tarafından davalılar ... ve ... aleyhine açılan davanın, anılan davalılara yapılan satışlarda bedel farkı olmadığı gibi bu davalıların borçlunun mali durumunu bilen veya bilmesi lazım gelen kişilerden olduğunun ispatlanmamış olması nedeni ile reddine, davalı borçlu ...’in ... Un Fabrikası ...-... ve ortakları Adi Komandit Şirketindeki %20 hisse ile tapuda adına kayıtlı davaya konu taşınmazları davalı kardeşi Ümit’e devrettiğinden, İİK’nın 280 ve İİK’nın 278. maddeleri gereğince iptaline karar verilmiştir. IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ A. Bozma Kararı 1. Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı ... vekili ve davalılar ..., ..., .. Un Fabrikası ...... ve Ortakları Adi Komandit Şirketi vekili temyiz isteminde bulunmuştur. 2. Yargıtay (Kapatılan) 17. Hukuk Dairesinin 02.03.2021 tarihli ve 2020/1598 Esas, 2021/2098 Karar sayılı ilamı ile; "...Bu tür davaların dinlenebilmesi için diğer dava koşullarının yanında borçlunun aciz halinin sabit olması gerekir. Somut olayda, borçlunun adresinde yapılmış bir haciz bulunmamaktadır. Bu durumda İİK'nın 105. madde kapsamında geçici aciz belgesi niteliğinde bir haciz olmadığı gibi İİK'nın 143. maddesi gereği alınmış bir aciz belgesi de sunulmadığından davanın, dava koşulu bulunmadığı gerekçesi ile reddine karar verilmesi gerekirken hatalı değerlendirme ile yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırıdır." gerekçesi ile karar bozularak dosya kararı veren mahkemeye gönderilmiştir. B. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; eldeki davanın dinlenebilmesi için borçlunun aciz halinin sabit olması gerektiği, oysa davalı borçlu ... adına kayıtlı 3 adet araç ile 27 adet taşınmaz bulunduğu, alacakların bu mal varlığından tahsil kabiliyeti bulunmadığını davacı ve asli müdahillerin ispat edemediği, şu halde gerek asıl gerekse birleşen davada dava ön koşulunun gerçekleşmediği gerekçesiyle asıl davada asli müdahil ... San. Tic. Aş.'nin davasının açılmamış sayılmasına, asıl ve birleşen davada davacılar ve asli müdahiller davasının dava şartı yokluğu nedeniyle reddine, karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde asıl davada asli müdahil, birleşen davada davacı ... vekili, asıl davada davalı ... vekili ve asıl ve birleşen davada asli müdahiller ..., .... San. ve Tic. Ltd. Şti., .... San. ve Tic. A.Ş. vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Asıl davada asli müdahil, birleşen davada davacı ... vekili temyiz dilekçesinde; yargılama devam ederken annesinin vefatı nedeniyle onun mallarını iktisap eden davalı borçlu ...'in, davanın başında ve şu aşamada sahip olduğu mal varlığı aynı olmamakla; bu malların davalıya ne zaman intikal ettiği, dava başında sahip olduğu mallara kıyasla oranı, dava başında sahip olunan malların akıbeti, geçmiş ve güncel malvarlığının takyidat bilgilerinde yer alan şerh, beyan, rehin ve ipoteklerin neler olduğu, yine bu mallara dava dışı kişiler tarafından konulmuş herhangi bir haciz olup olmadığı, bu hacizlerin huzurdaki davaya dayanak icra takibinden önce mi yoksa sonra mı sıra cetveline alınacağı, bu hususun tespitine müteakip belirtilen mal varlığının güncel değerinin ne olduğu, bu değerin önceki ve öncelikli borçlardan mahsubu ile tahsil kabiliyetinin oluşup oluşmayacağı gibi hususların tartışılmadığını, bu kıstasların aciz haline olan etkisinin de irdelenmediğini, ilk takip ve dava tarihinde borçlunun sahip olduğu malvarlığının 18 araç ve 2 taşınmazdan ibaret olduğunu, davalının bu malvarlığına rağmen aciz halde olup olmadığı hususunda ise dosyada mübrez 03.06.2016 tarihli bilirkişi raporunda açıkça davalı borçluya ait anılı taşınır ve taşınmaz malvarlığının hem haciz sırası hem de rehin ve ipotek gibi öncelikli haklardan kaynaklı olarak davaya konu borcu karşılamaktan oldukça uzak olduğunun tespit edildiğini belirterek yerel mahkeme kararının bozulmasını talep etmiştir. Asıl davada davalı ... temyiz dilekçesinde; bozma ilamında belirtilen davalıların birleşen dosya davalıları olduğunu, sadece birleşen dosya yönünden bozma kararı verilmesi nedeniyle ilk derece mahkemesinin ... yönünden davanın reddine dair kararının usulen asıl dosya davalısı olan ... yönünden kesinleştiğini, bozma ilamı ile; birleşen dosya tarafları yönünden bozma kararı verildiğini, ... yönünden usuli kazanılmış hak oluştuğunu, bu nedenlerle de davanın usulden reddinin hatalı olduğunu belirterek yerel mahkeme kararının bozulmasını talep etmiştir. Asıl ve birleşen davada asli müdahiller ..., .... San. ve Tic. Ltd. Şti., .... San. ve Tic. A.Ş. vekili temyiz dilekçesinde; 20.08.2021 ve 14.09.2021 tarihinde yapılan haczin aciz vesikası nitelikli tutanak olduğunu, mahkemeye sunulan tutanakların geçici aciz vesikası hükmünde olmasına rağmen haksız şekilde usulden red kararına hükmedildiğini, mahkemenin sunulan belgeler dahilinde, borçlunun aczine karar verebilmek için bilirkişi raporu aldırılmasına ve ilgili rapor uyarınca alacağın tahsilinin mümkün olup olmadığına ilişkin karar vermesi gerektiğini, ancak mahkemece ilgili değerlendirmeler yapılmadan borçlunun 3 adet araç ve 27 adet taşınmazı olması sebebiyle alacaklıların alacağını haciz takibiyle tahsil edebileceğinin ifade edildiğini, halbuki ilgili malların hepsinde 100'den fazla haciz kaydı bulunduğunu belirterek yerel mahkeme kararının bozulmasını talep etmiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Dosya içeriğine, bozmanın mahiyeti ve kapsamına göre taraflar arasındaki uyuşmazlık, İİK 277 ve devamı maddelerine göre açılmış tasarrufun iptali istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (1086 sayılı Kanun) 428 inci maddesi, 438 inci maddesinin yedi, sekiz ve dokuzuncu fıkraları ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrası, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 277 ve devamı maddeleri. 3. Değerlendirme 1.Mahkemenin, Yargıtay'ın bozma kararına uyması ile bozma kararı lehine olan taraf yararına usuli kazanılmış hak doğabileceği gibi bazı konuların bozma kararı kapsamı dışında kalması yolu ile de usuli kazanılmış hak durumu oluşabilir. Yargıtay tarafından bozulan bir hükmün bozma kararının kapsamı dışında kalmış olan kısımları kesinleşir. Bozma kararına uymuş olan mahkeme, kesinleşen bu kısımlar hakkında yeniden inceleme yaparak karar veremez. Bir başka anlatımla; kesinleşmiş bu kısımlar, lehine olan taraf yararına usuli kazanılmış hak oluşturur. "Usuli kazanılmış hak" kavramı ise, davaların uzamasını önlemek, hukuki alanda istikrar sağlamak ve kararlara karşı genel güvenin sarsılmasını önlemek amacıyla Yargıtay uygulamaları ve öğretide kabul görmüş usul hukukunun vazgeçilmez ana temellerinden olup bir davada, mahkemenin ya da tarafların yapmış olduğu bir usul işlemi ile taraflardan biri lehine doğmuş ve uyulması zorunlu olan hakkı ifade eder. Mahkemece 27.03.2018 tarih ve 2014/74 Esas, 2018/94 Karar sayılı davanın reddine ilişkin kararın; davacı ... vekili ve davalılar ..., ..., ... Un Fabrikası .... ve Ortakları Adi Komandit Şirketi vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay (Kapatılan) 17. Hukuk Dairesinin 02.03.2021 tarihli ve 2020/1598 Esas, 2021/2098 Karar sayılı ilamı ile; bozulmasına karar verildiği, ancak asıl davada davacı ... tarafından kararın temyiz edilmediği, buna göre asıl davada davacı ... ile şu an temyiz eden ... hakkındaki davanın reddine ilişkin kararın kesinleştiği anlaşılmaktadır. Bu durumda mahkemece asıl davada davalı ... lehine usuli kazanılmış hak oluştuğunun göz önüne alınarak karar verilmesi gerekirken yazılı olduğu üzere karar verilmesi doğru görülmemiştir. Öte yandan asıl davada, davanın esastan reddine ilişkin karar asli müdahiller , .... San. ve Tic. Ltd. Şti. ve .... San. ve Tic. A.Ş.vekilleri tarafından da temyiz edilmediğinden, bu müdahiller yönünden de karar kesinleşmiş olduğundan, asıl davanın davacı ..., davalı ... ve asli müdahiller .... San. ve Tic. Ltd. Şti., ve ... San. ve Tic. A.Ş. İle ilgili olarak yeniden karar verilmesine yer olmadığına karar verilmesi gerekirken hatalı değerlendirme ile yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olmuştur. 2.İptal davasının koşullarından biri alacaklının elinde kesin (İİK.143) veya geçici (İİK.105/II) aciz belgesinin bulunması gerektiğidir. Kesin veya geçici aciz vesikasının bulunması, iptal davası için ön koşul ise de bunun davanın açılmasından önce alınması zorunlu değildir. Davanın açılmasından sonra alınabileceği gibi, temyiz aşamasında ve hatta bozmadan sonra karar düzeltme aşamasında bile alınıp ibraz edilmesi yeterlidir. Ayrıca borçlunun haczi kabil malının bulunmaması halinde durumu tespit eden haciz zaptı da, geçici aciz belgesi niteliğinde kabul edilebilir. Davacılar ve asli müdahillerin alacağına ilişkin başlatılan icra takip dosyalarında 20.08.2021, 14.09.2021 ve 27.10.2021 tarihlerinde yapılan hacizlerde; haciz işleminin yapılamadığı ve borçlunun haczi kabil malının olmadığının belirtildiği anlaşılmaktadır. Ancak; mahkemece davalı borçlu ... adına kayıtlı 3 adet araç ile 27 adet taşınmaz bulunduğu, alacakların bu mal varlığından tahsil kabiliyeti bulunmadığını davacı ve asli müdahillerin ispat edemediği gerekçesiyle davanın dava şartı yokluğundan reddine karar verilmişse de; borçlu adına kayıtlı olduğu belirtilen 3 adet araç ve 27 adet taşınmazın üzerinde çok sayıda haczin bulunduğu iddia edilmiş olup, bu şekilde hacizler var ise değerleri yönünden mahkemece kıymet takdiri için bilirkişi raporu alınmadığından davacı ve asli müdahillerin icra takiplerine konu alacaklarını karşılayıp karşılamayacağı, böylece aciz halinin gerçekleşip gerçekleşmediği de sabit olmamıştır. Bu durumda; mahkemece borçlu davalı ... adına kayıtlı olduğu tespit edilen 3 adet araç ve 27 adet taşınmazın üzerindeki haciz ve ipotekleri de gösteren takyidatlı tapu kayıtları getirtilerek bilirkişi aracılığı ile kıymet takdirinin yapılarak, üzerindeki haciz, rehin ve ipoteklerle beraber asıl dava da asli müdahil , birleşen davada davacı ... için her iki davada ve birleşen davada asli müdahiller , .... San. ve Tic. Ltd. Şti., .... San. ve Tic. A.Ş. için birleşen davada ilgili icra dosyalarına konu toplam alacağını karşılamaya yetip yetmediği yani davalı borçlunun aciz halinin gerçekleşip gerçekleşmediğinin buna göre değerlendirilmesi gerekirken; mahkemece kıymet takdiri için keşif yapılmasına ve bilirkişi raporu alınmasına karar verilmeden, davalı borçlu ... adına kayıtlı 3 adet araç ile 27 adet taşınmaz bulunduğu, alacakların bu mal varlığından tahsil kabiliyeti bulunmadığını davacı ve asli müdahillerin ispat edemediği gerekçesiyle davanın dava şartı yokluğundan reddine karar verilmesi usul ve yasaya aykırıdır. VI. KARAR 1. Değerlendirme bölümünün (1) ve (2) numaralı bentlerinde açıklanan nedenlerle asıl davada davalı ...'ın, asıl davada asli müdahil, birleşen davada davacı ... vekili, asıl ve birleşen davada asli müdahiller ..., .... San. ve Tic. Ltd. Şti., .... San. ve Tic. A.Ş. vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile temyiz olunan Mahkeme kararının BOZULMASINA, Peşin alınan temyiz harcının istek hâlinde asıl davada asli müdahil, birleşen davada davacı ..., asıl davada davalı ... ve asıl ve birleşen davada asli müdahiller ..., ... . San. ve Tic. Ltd. Şti., .... San. ve Tic. A.Ş.'ye iadesine, Dosyanın mahkemeye gönderilmesine,02.12.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, E. 2023/11353, K. 2024/11921, T. 02.12.2024, www.arakarar.com/karar/yargitay-4-hukuk-dairesi-2023-11353-e-2024-11921-k-1dbdc87d5b1a