Yargıtay · 4. Hukuk Dairesi
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi 2023/11276 E. 2024/9950 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 4. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2023/11276
- Karar No
- 2024/9950
- Karar Tarihi
MAHKEMES : Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi SAYISI : 2021/1813 Esas - 2023/760 Karar HÜKÜM/KARAR : Asıl davanın kısmen kabulü, birleşen davanın Güvence Hesabı yönünden kabulü, Ak Sigorta AŞ yönünden husumetten reddi/Esastan ret Toprak vekili ile davalı ... vekili İLK DERECE MAHKEMESİ : Şanlıurfa Asliye Ticaret Mahkemesi SAYISI : 2020/1154 Esas - 2021/497 Karar Taraflar arasındaki asıl ve birleşen davada trafik kazası sonucu ölüm nedeniyle maddi ve manevi tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince asıl davanın kısmen kabulüne, birleşen davanın ... yönünden kabulüne, Ak Sigorta AŞ yönünden husumetten reddine karar verilmiştir. Kararın asıl davada taraf vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvuruların esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacılar vekili, davalılar ... ve ... vekili ile davalı ... vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacılar vekili asıl dava dilekçesinde; müvekkilleri ...'in eşi ... ve ...'in babası ...'ın, davalı ...'ın sevk ve idaresindeki davalı ... adına kayıtlı bulunan ... plakalı araç ile seyir halindeyken davalı ...'ın sevk ve idaresindeki davalı ... adına kayıtlı bulunan ... plakalı traktöre arkadan çarpması sonucu vefat ettiğini, ...'ın gece vakti arka ışık donanımı olmayan römorklu traktörle seyahat ederek trafik akışını tehlikeye düşürmekten, diğer davalı ...'ın ise hızını far görüş mesafesine ayarlayamaması sebebiyle kusurlu bulunduğunu, birlikte haksız fiile sebebiyet verdiklerini, bu nedenle müştereken ve müteselsilen sorumlu olduklarını belirterek 90.000,00 TL maddi tazminat ile ... için 105.000,00 TL, ... için 50.000,00 TL, ... için 50.000,00 TL manevi tazminatın kaza tarihinden itibaren faiziyle birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiş, davacı vekili 26.09.2017 tarihli dilekçesiyle dava değerini yükseltmiştir. II. CEVAP Davalı asıl ... cevap dilekçesinde; kazanın meydana gelmesinde davacıların desteğinin yolcu olduğu aracın sürücüsünün kusurlu olduğunu, ceza dosyasının henüz kesinleşmemesi nedeniyle sonucunun beklenilmesi gerektiğini belirterek davanın reddini istemiştir. Davalı asıl ... cevap dilekçesinde; kazanın meydana gelmesinde davacıların desteğinin yolcu olduğu aracın sürücüsünün kusurlu olduğunu, ceza dosyasının henüz kesinleşmemesi nedeniyle sonucunun beklenilmesi gerektiğini belirterek davanın reddini istemiştir. Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; müvekkili ile desteğin aynı okulda çalıştığını, müvekkilinin henüz aldığı araba ile görev yaptığı okula giderken desteğin de aynı yere gideceğini belirtmesi üzerine yola çıktıklarını, hatır taşımasının söz konusu olduğunu, müvekkilinin kazada hafif kusurlu olduğunu, bu nedenle müştereken sorumluluğa gidilmesinin hukuka aykırı olduğunu, müvekkilinin kusuru oranında zarardan sorumlu olduğunu, kazanın meydana geldiği tarihte müvekkilinin aracı resmi olarak devralmadığını, davacıya sigorta şirketi tarafından ödeme yapılıp yapılmadığının araştırılması gerektiğini, talep edilen tazminatın fahiş olduğunu belirterek davanın reddini istemiştir. Birleşen davada davalı ... vekili cevap dilekçesinde; davanın yetkisiz mahkemede açıldığını, zamanaşımının dolduğunu, başvuru şartının yerine getirilmediğini, davacılara olay nedeniyle yapılan ödemelerin indirilmesi gerektiğini, kusur oranlarının belirlenmesi gerektiğini, olayda hatır taşıması söz konusu olduğunu ve bu nedenle indirim yapılması gerektiğini, faiz istemi ve başlangıç tarihinin haksız olduğunu belirterek davanın reddini istemiştir. Birleşen davada davalı ... AŞ vekili cevap dilekçesinde; müvekkili tarafından düzenlenen sigorta poliçesinin kazanın meydana gelmesinden sonra düzenlendiğini, kazanın müvekkiline bildirilmediğini, bu nedenle davacıların talebinin teminat dışı olduğunu belirterek davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; asıl dava yönünden maddi tazminat isteminin kısmen kabulü ile davacı ... için 269.815,13 TL, davacı ... için 74.909,60 TL, davacı ... için 20.256,67 TL destekten yoksun kalma tazminatının haksız eylem tarihi olan 28.10.2007 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline, manevi tazminat isteminin kısmen kabulü ile ... için 30.000,00 TL, ... için 15.000,00 TL, ... için 15.000,00 TL olmak üzere toplam 60.000,00 TL manevi tazminatın haksız fiil olan 28.10.2007 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte müştereken ve müteselsilen davalılardan tahsiline, birleşen dava yönünden davalı ....'ye açılan davanın husumetten reddine, davalı ... aleyhine açılan davanın kabulü ile, ... için 57.945,97 TL, ... için 17.104,63 TL, ... için 4.949,40 TL olmak üzere toplam 80.000,00 TL (poliçe limiti ile sınırlı olmak kaydıyla) tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde asıl davada taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri Davacılar vekili istinaf dilekçesinde; müvekkillerinin maddi tazminat miktarının eksik hesaplandığını, güncel veriler esas alınarak tazminatın belirlenmesi gerektiğini, kısmen kabul kararının gerekçesinin açıklanmadığını, tanık dinlenilmesine muvafakatları olmadığını, hükmedilen manevi tazminat miktarlarının az olduğunu ileri sürerek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir. Davalı ... vekili istinaf dilekçesinde; müvekkilinin kaza tarihinde aracı davalı ...'a sattığını ancak henüz resmi satış işlemleri yapılamadan kaza meydana geldiğini, bu hususun davalı ...'ın ve tanıkların beyanından anlaşıldığını, kusur oranlarının kabulünün mümkün olmadığını, müvekkilinin sorumlu tutulmasının hukuka aykırı olduğunu ileri sürerek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir. Davalı ... vekili istinaf dilekçesinde; kusur oranlarının birbiri ile çeliştiğini, hatır taşıması nedeniyle indirim yapılması gerektiğini, desteğin emniyet kemeri takmaması nedeniyle müterafik kusur indirimi yapılması gerektiğini, zamanaşımının dolduğunu, talep edilmesine rağmen davanın sigorta şirketine ihbar edilmediğini, maddi tazminatın belirlenmesine ilişkin alınan raporun hatalı olduğunu ve fahiş tazminat belirlendiğini, davacılara sigorta şirketi tarafından ödeme yapılmış olmasına rağmen davacıların mükerrer şekilde talepte bulunduğunu, Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) tarafından yapılan ödemelerin tazminattan indirilmesi gerektiğini, davacı ...'ın evli olduğu yönünde kolluk araştırma tutanağı mevcut olduğunu, ancak hiç evlenmeyecekmiş gibi hesaplama yapıldığını, dini nikahla evlenmiş olma ihtimalinin göz ardı edildiğini ileri sürerek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir. Davalılar ... ve ... vekili istinaf dilekçesinde; olaya davalı ...'ın takip mesafesini korumamasının ve gerekli fren tedbirine başvurmamasının sebebiyet verdiğini, müvekkillerinden ...'ün kaza tarihinde araç maliki olduğunu, anılan müvekkilinin hem maddi hem de manevi tazminattan sorumlu tutulmasının hukuka aykırı olduğunu, kusur raporlarının çelişkili olduğunu, müteveffanın emniyet kemerini takmaması nedeniyle tazminattan indirim yapılması gerektiğini ileri sürerek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; olay aynı zamanda suç olduğundan ceza zamanaşımının uygulanması gerektiği ve 15 yıllık ceza zamanaşımı süresinin dolmadığı, sigorta şirketi tarafından yapılan ödemenin tazminattan indirildiği, olayda hatır taşımasının söz konusu olmadığı, desteğin yaralanma bölgeleri ve araçtan fırlamadığı değerlendirildiğinde müterafik kusur indirimi yapılmamasının yerinde olduğu, ceza dosyasında alınan kusur raporu ile İlk Derece Mahkemesince alınan kusur raporlarının birbiri ile benzer olduğu ve çelişkili olmadığı, hükmedilen manevi tazminat miktarlarının yerinde olduğu gerekçesiyle istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili, davalılar ... ve ... vekili ile davalı ... vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davacılar vekili temyiz dilekçesinde; istinaf dilekçesinde ileri sürülen nedenlerle Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını talep etmiştir. Davalı ... vekili temyiz dilekçesinde; istinaf dilekçesinde ileri sürülen nedenlerle Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını talep etmiştir. Davalı ... ve ... vekili temyiz dilekçesinde; istinaf dilekçesinde ileri sürülen nedenlerle Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını talep etmiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, asıl ve birleşen davada davalıların sürücüsü, işleteni ve zorunlu mali sorumluluk sigortacısı olduğu araçların karıştığı trafik kazası sonucunda davalılar ... ve ...'ın aracında yolcu olan davacıların eşi ve babası olan ...'ın ölümü nedeniyle destekten yoksun kalma tazminatı ve manevi tazminat istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (6098 sayılı Kanun) 49, 51 ve 53 üncü maddeleri, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun (2918 sayılı Kanun'un) 85, 90 ve 91 inci maddeleri, 5684 sayılı Sigortacılık Kanunu'nun 14 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (b) bendi. 3. Değerlendirme 1. Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına, hükmedilen manevi tazminat miktarlarının hakkaniyete uygun olmasına, hükme esas alınan kusur raporunun ayrıntılı, gerekçeli ve denetime elverişli olmasına, destek yolcu olduğundan tam kusur üzerinden müştereken ve müteselsilen tazminata hükmedilmesinde isabetsizlik olmamasına, eş yönünden yeniden evlenme ihtimalinin değerlendirilmiş olmasına, olayda hatır taşıması olmamasına, kazanın oluş şekli ve kaza sonrası çekilen fotoğraflar dikkate alındığında emniyet kemeri takmamanın desteğin ölümüne bir etkisi olmaması ile temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre davacılar vekilinin tüm, davalılar ... ve ... vekili ile davalı ... vekilinin aşağıdaki bentlerin kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. 2. Davalılar ... ve ... vekili ile davalı ... vekilinin diğer temyiz itirazlarına gelince; a. Dosyanın incelenmesinde; davacılardan ...'ın eşi, diğer davacıların babası olan ...'ın olay tarihi olan 28.10.2007 tarihinde, davalı ...'in işleteni, davalı ...'ın sürücüsü olduğu araçta yolcu olduğu, bu sırada araç sürücüsü davalı ...'ın, davalı ...'ün işleteni, davalı ...'ın sürücüsü olduğu traktöre çarptığı ve meydana gelen kazada destek ...'ın öldüğü, desteğin yolcu olduğu aracın zorunlu mali sorumluluk sigortacısı tarafından 04.09.2008 tarihinde davacılara 71.222,00 TL ödeme yapıldığı, hükme esas alınan bilirkişi raporunda ise ödemenin yeterliliğinin değerlendirilmediği anlaşılmaktadır. O hâlde; öncelikle ödeme tarihi itibarıyla yapılan ödemenin yetersiz olup olmadığının belirlenmesi gerekir. Bunun için ödeme tarihindeki veriler (ödeme tarihindeki desteğin geliri vs.) dikkate alınarak tazminatın belirlenmesi, bulunan tutar ile ödeme miktarının karşılaştırılarak ödemenin yeterli olup olmadığının araştırılması; ödeme yeterli ise davacının bakiye zararı kalmadığından davanın reddine karar verilmesi; ödeme yetersiz ise davalılar lehine oluşan usuli kazanılmış haklar gereğince 2017 yılı verileri dikkate alınarak tazminat hesaplanması, zarar ve yararın denkleştirilmesi ilkesi gereğince hesap raporunun düzenlendiği tarihe kadar geçen süre için yasal faiz uygulanmak suretiyle hesaplanan tutardan davalı tarafından yapılan ödeme mahsup edilerek bakiye zarar yönünden talebin kabulüne karar verilmesi gerekmektedir. Kararın açıklanan nedenle bozulması gerekmiştir. b. Destekten yoksun kalma tazminatına esas zararın tespitinde, destekten yoksun kalanlara, ölenin sağlığında sağlamış olduğu yardımın miktarı doğru şekilde belirlenmelidir. Dairemizin yerleşik uygulamasına göre; desteğin çocuğu yok ise gelirini eşi ile eşit paylaşacağı kabul edilerek gelirden destek ile eşin %50’şer pay alacağı; desteğin çocuğu var ise destek ile eşin 2’şer, her bir çocuğun 1’er pay alacağı; desteğin eşi, çocuğu, ana ve babası var ise destek ile eşin 2’şer, çocuklar ile ana ve babanın 1’er pay alacağı kabul edilmektedir. Türk aile yapısıyla da uyumlu olan bu sistemde desteğin geliri aile bireyleri tarafından birlikte paylaşılmakta, aile bireyleri (özellikle çocuklar) arttıkça gelirden alınacak pay düşmekte, azaldıkça gelirden alınacak pay artmaktadır. Yine istikrarlı uygulamamız gereğince; çocukların pay dağılımından çıkması durumunda, bu çocuğun payı destek, eş ve diğer çocuklara dağıtılmakta, ana ve babaya verilmemektedir. Ana ve babadan birinin pay dağılımından çıkması hâlinde ise payı diğerine aktarılmakta, ana ve baba ile çocukların tamamının pay dağılımından çıkması durumunda ise desteğin gelirini eşi ile eşit paylaşacağı varsayımı ile gelirden destek ile eşin %50’şer pay alacağı kabul edilerek tazminat hesaplanmaktadır. Somut olayda; desteğin bütün geliri kendisi, eşi ve çocukları arasında paylaştırılmış olup desteğin ana ve babasının sağ olup olmadığı araştırılmamıştır. Destek paylarını belirlerken desteğin gelirinin bir kısmını kendisine, bir kısmını da eş, çocukları ile sağ olan ana ve babasına ayıracağı varsayıldığından destekten yoksun kalanlardan bir kısmının destekten yoksun kalma tazminatı talebinde bulunmadığı durumda, talepte bulunmayan kişilerin paylarının da hesaplamada göz önünde tutulması gerekmektedir. Bu durumda; desteğin anne ve babasını da gösterir şekilde nüfus kayıt örneği dosya arasına alınarak desteğin anne ve babasının sağ olup olmadıklarının araştırılması ve sonucuna göre destek paylarının belirlenmesi, daha sonra Dairemizin yerleşik uygulamaları ile belirlenen ve yukarıda ifade olunan destek payları esas alınmak suretiyle bilirkişiden ek rapor alınarak (usuli kazanılmış haklar gözetilmek suretiyle) davacıların talep edebileceği tazminat miktarının belirlenmesi gerekirken eksik incelemeyle yazılı şekilde hüküm tesis edilmesi doğru görülmemiştir. Kararın açıklanan nedenle de bozulması gerekmiştir. VI. KARAR 1. Değerlendirme bölümünün (1) numaralı bendinde açıklanan nedenlerle davacılar vekilinin tüm, davalılar ... ve ... vekili ile davalı ... vekilinin diğer temyiz itirazlarının REDDİNE, 2. Değerlendirme bölümünün (2/a ve b) numaralı bentlerinde açıklanan nedenlerle davalılar ... ve ... vekili ile davalı ... vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA, 3. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA, Aşağıda dökümü yazılı temyiz harcının temyiz eden davacılardan alınmasına, Peşin alınan temyiz harcının istek halinde davalılar ..., ... ve ...'a iadesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 21.10.2024 tarihinde Üye Hulusi Akdere'nin karşı oyu ve oy çokluğuyla karar verildi. (Karşı Oy) Davacılar 427,60 TL 0.H. 269,85 TL P.H. 157,75 TL Kalan KARŞI OY İlk Derece Mahkemesinin 03.11.2017 tarihli, 2015/556 Esas ve 2017/696 Karar sayılı kararı ile asıl davada davalılar ... ve ... sorumluluğuna isabet eden miktarlardan hatır taşıması nedeniyle indirim yapılmak suretiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmesi üzerine karara karşı davacılar vekili, asıl davada davalı ... vekili ile asıl davada davalılar ... ve ... vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesinin 24.06.2019 tarihli, 2018/624 Esas ve 2019/1307 Karar sayılı kararı ile davalılar ... ve ...'ün olayda kusurları olmadığını savunmalarına rağmen kusur raporu alınmamış olması, desteğin müterafik kusuru olup olmadığının tartışılmaması ve hatır taşıması indirimi yapılmaması gerekiği gerekçeleriyle davacılar vekili, davalılar ... ve ... vekili ve davalı ... vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile Şanlıurfa 1. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 03.11.2017 tarihli ve 2015/556 Esas ve 2017/696 Karar sayılı kararının 6100 sayılı Kanun'un 353 üncü maddesinin birinci fıkrasının (a) bendinin (6) numaralı alt bendi gereğince kaldırılmasına ve dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir. Bilindiği üzere Bölge Adliye Mahkemesi, esastan inceleme sonrası vakıa ve hukuki değerlendirme bakımından istinaf konusu yapılan İlk Derece Mahkemesi kararına usul ve esas yönünden hukuka aykırı bulmamışsa, istinaf başvurusunun reddine karar vermelidir (HMK 353/1,v). Bu red kararı İlk Derece Mahkemesinin incelenmesinde ve kararın usul ve esas yönünde bir eksiklik olmadığı anlamına gelir. İstinaf başvurusunun yerinde olması, yani İlk Derece Mahkemesi kararında usul veya esas yönünden hukuka aykırılık tespit edilmesi durumunda, Bölge Adliye Mahkemesince verilecek kararlar değişik şekilde karşımıza çıkmaktadır. 6100 sayılı Kanun'un 353 üncü maddesinin birinci fıkrasının (a) bendinin (6) numaralı alt bendine göre, mahkemece, uyuşmazlığın çözümünde etkili olabilecek ölçüde önemli delillerin toplanmamış veya değerlendirilmemiş olması ya da talebin önemli bir kısmı hakkında karar verilmemiş olması halinde bölge adliye mahkemesi, esası incelemeden kararın kaldırılmasına ve davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye veya kendi yargı çevresinde uygun göreceği başka bir yer mahkemesine ya da görevli ve yetkili mahkemeye gönderilmesine duruşma yapmadan kesin olarak karar verir. Yine aynı maddenin birinci fıkrasının (b) bendinin (3) numaralı alt bendine göre ise yargılamada bulunan eksiklikler duruşma yapılmaksızın tamamlanacak nitelikte ise bunların tamamlanmasından sonra başvurunun esastan reddine veya yeniden esas hakkında, duruşma yapılmadan karar verilir. Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesinin 24.06.2019 tarihli, 2018/624 Esas ve 2019/1307 Karar sayılı kararına gerekçe olan kusur raporu alınmamış olması, müterafik kusurun tartışılmamış olması ile hatır taşıması indirimi yapılmaması gerektiğine dair gerekçeler dikkate alındığında 6100 sayılı Kanun'un 353 üncü maddesinin birinci fıkrasının (a) bendinde belirtilen durumlardan hiç birisinin bulunmadığı görülmektedir. Bu durumda Bölge Adliye Mahkemesinde kusur raporu alınmak suretiyle müterafik kusur ve hatır taşıması hususu da karar yerinde tartışılmak suretiyle karar verilebilir. Ayrıca dosyanın incelenmesinde; 28.10.2007 tarihinde meydana gelen trafik kazası sonucunda davacıların eşi ve babası olan destekleri ...'ın vefat etmesi nedeniyle asıl davada maddi ve manevi tazminat, birleşen davada ise maddi tazminat talep edildiği, davacıların maddi tazminat miktarlarının 09.05.2017 tarihli bilirkişi raporu ile belirlendiği ve davacılar vekili tarafından davanın ıslah edildiği, İlk Derece Mahkemesinin 03.11.2017 tarihli, 2015/556 Esas ve 2017/696 Karar sayılı kararı ile asıl davada davalılar ... ve ... sorumluluğuna isabet eden miktarlardan hatır taşıması nedeniyle indirim yapılmak suretiyle davanın kısmen kabulüne karar verildiği, kararın davacılar vekili, asıl davada davalı ... vekili ile asıl davada davalılar ... ve ... vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesinin 24.06.2019 tarihli, 2018/624 Esas ve 2019/1307 Karar sayılı kararı ile davacılar vekili, davalılar ... ve ... vekili ve davalı ... vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile Şanlıurfa 1. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 03.11.2017 tarihli ve 2015/556 Esas ve 2017/696 Karar sayılı kararının 6100 sayılı Kanun'un 353 üncü maddesinin birinci fıkrasının (a) bendinin (6) numaralı alt bendi gereğince kaldırılmasına ve dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine karar verildiği, İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonunda 09.06.2021 tarihli, 2020/1154 Esas ve 2021/497 Karar sayılı kararı ile davacıların maddi tazminat istemi yönünden 09.05.2017 tarihli bilirkişi raporunda belirlenen miktarlar üzerinden maddi tazminata hükmedildiği, kararın davacılar vekili tarafından güncel veriler esas alınmak suretiyle zararın belirlenmesi gerektiğine yönelik istinaf edildiği ve Bölge Adliye Mahkemesince davacıların istinaf başvurusunun esastan reddine karar verildiği anlaşılmaktadır. Davacılar vekili tarafından aşamalarda istinaf ve temyiz yoluna başvurulduğuna göre Bölge Adliye Mahkemesince; davacıların zararının güncel asgari ücret verileri esas alınarak belirlenmesi gerektiğini düşündüğümden sayın çoğunluğun "Değerlendirme" bölümünün (1) numaralı bendindeki temyiz itirazlarının reddi kararına katılmıyorum.