Yargıtay · 9. Hukuk Dairesi
Yargıtay 9. Hukuk Dairesi 2025/3486 E. 2025/4077 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 9. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2025/3486
- Karar No
- 2025/4077
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ :İş Mahkemesi SAYISI : 2024/324 E., 2025/7 K. DAVA TARİHİ : 14.07.2021 İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak verilen karar; davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin Türkiye Enerji, Su ve Gaz İşçileri Sendikasının (...) üyesi olduğunu, davacının davalıya ait işyerlerinde davalıdan ihale ile iş alan alt işverenler nezdinde işletme mesul teknisyeni olarak çalıştığını, davacının ilgili işçi sendikasına Yüksek Hakem Kurulunca karara bağlanan toplu iş sözleşmesinin karar tarihinden önce üye olduğunu, davacının üyesi bulunduğu işçi sendikası ile ilgili alt işverenler arasında yürütülen toplu iş sözleşmesi görüşmelerinin uyuşmazlıkla sonuçlanması üzerine 6356 sayılı Sendikalar ve Toplu İş Sözleşmesi Kanunu'nun (6356 sayılı Kanun) 51. maddesi gereğince konunun Yüksek Hakem Kuruluna intikal ettirildiğini, Yüksek Hakem Kurulunca ilgili alt işverenlerin taraf olduğu toplu iş sözleşmeleri karara bağlandığı, toplu iş sözleşmesi hükümlerinin davacı hakkında uygulanmadığını ve bir kısım alacaklarının ödenmediğini, davalı işverenin ödenmeyen alacaklardan asıl işveren sıfatıyla sorumlu olduğunu ileri sürerek toplu iş sözleşmesinden kaynaklanan ve davacıya ödenmeyen sosyal yardım ile fark ücret ve ikramiye alacaklarının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; davanın zamanaşımı yönünden reddini talep ettiklerini, davalı Kurumun ihale makamı olduğunu, ihalelerin anahtar teslim mahiyetinde olduğunu, davalının asıl işveren olduğundan söz etmenin mümkün olmadığını, davacı dava dışı Şirket ve kişilerin işçisi olduğundan davanın husumet yokluğundan reddini talep ettiklerini, davalı ile davacı arasında iş ilişkisi olmadığını, davalının bahsi geçen toplu iş sözleşmelerinin tarafı olmadığını ve davacı ile davalı arasında hukuki bir bağlantı bulunmadığını savunarak davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin 15.06.2022 tarihli kararı ile; davacının dava dışı yüklenici firma işçisi olarak davalıya ait işyerinde çalıştığı, davalı işverenin asıl işveren sıfatıyla davacının çalışmalarından doğan alacaklardan sorumlu olduğu, davacının sendika üyesi olduğu, toplu iş sözleşmesinden yararlanma hakkı bulunduğu, toplu iş sözleşmesinden kaynaklanan alacaklarının ödenmediği, dosyada bulunan bilirkişi raporunun denetime elverişli olduğu gerekçesiyle toplanan kanıtlar ve alınan bilirkişi raporuna dayanılarak davanın kabulüne karar verilmiştir. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin 15.06.2022 tarihli kararına karşı süresi içinde davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine, Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesinin 17.11.2022 tarihli kararı ile; davacının davalı ...'a ait trafo merkezinde dava dışı alt işverenler yanında çalışmaya devam ettiği, davalı ... tarafından iş alım ihalelerinin 4734 sayılı Kamu İhale Kanunu'nun ( 4734 sayılı Kanun) 3/g hükmü gereğince yapıldığı, davacının sendika üyesi olduğu, ancak söz konusu toplu iş sözleşmesinden kaynaklanan hak ve alacaklarının ödenmediği, davalı ile davalıdan ihale ile iş alan yüklenici firmalar arasında asıl işveren alt işveren ilişkisi bulunduğu, asıl işveren olan davalının, 4857 sayılı İş Kanunu'nun 2/7 hükmüne göre toplu iş sözleşmesi uyarınca davacıya ödenmesi gereken işçilik alacaklarından sorumlu olduğu, hükme esas alınan bilirkişi raporundaki tespitlerin yerinde olduğu, hesaplamalarda hata bulunmadığı, İlk Derece Mahkemesinin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden kanuna aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ Bölge Adliye Mahkemesinin 17.11.2022 tarihli kararının süresi içinde davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece; diğer temyiz itirazlarının reddine karar verilerek 6356 sayılı Kanun'un 39. maddesinde yer alan açık hüküm gereği davacının sendikaya ikinci kez üyelik tarihinin toplu iş sözleşmesinin imza tarihinden sonra olduğu görüldüğünden davacının ancak bu üyeliğininin işverene bildirim tarihinden itibaren 15.04.2016-14.04.2018 yürürlük süreli toplu iş sözleşmesinden yararlanmasının mümkün olabileceği bu itibarla davacının Tes-İş Sendikasına 20.11.2017 tarihli ikinci üyeliğinin işverene bildirimine ilişkin 28.11.2017 tarihli yazının işverene tebliğ edilip edilmediğinin araştırılarak, davacının tebliğ tarihinden itibaren yeniden toplu iş sözleşmesinden ve koşulları mevcut olduğu takdirde bu toplu iş sözleşmesinin art etkisinden yararlanabileceğinin kabulü ile alacaklarının hesaplanması gerektiği gerekçesiyle Bölge Adliye Mahkemesi kararının ortadan kaldırılmasına ve İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davacının 20.11.2017 tarihli ikinci üyeliğinin 01.12.2017 tarihinde işverene bildirildiği tespit edilerek bozma doğrultusunda yeniden hesaplama yapan ek bilirkişi raporu doğrultusunda davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. VI. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davalı vekili temyiz dilekçesinde; 1. Davalı ...'ın ihale makamı konumunda bulunduğunu, davacının çalışmaları sebebiyle herhangi bir sorumluluğu bulunmadığını, 2. Alt işverene verilen iş alım işinin 4734 sayılı Kanun'un 3/g hükmü kapsamında ihale edildiğini, aynı Kanun'un 62/1-(e) hükmündeki fiyat farkından kaynaklı ödemelerin bu madde kapsamındaki işlere ilişkin olduğunu, ihale edilen işlerin bu kapsamda yer almadığını, 3. Hesaplamaların fahiş yapıldığını bu nedenle de davacı lehine ve müvekkili lehine de hatalı vekâlet ücretine hükmedildiğini ileri sürmüştür. B. Değerlendirme ve Gerekçe Dosya içeriğine, bozmanın mahiyeti ve kapsamına göre taraflar arasındaki uyuşmazlık, davacı işçinin toplu iş sözleşmesinden yararlanabileceği tarihin tespiti ile buna göre talep edilen alacakların ispatı ile hesaplanmasına ilişkindir. Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen İlk Derece Mahkemesi kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; davalı vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VII. KARAR Açıklanan sebeplerle; Davalı vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, 06.05.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.