Yargıtay · 4. Hukuk Dairesi

Yargıtay 4. Hukuk Dairesi 2023/108 E. 2023/9885 K. – Tazminat

Konu: Tazminat

Mahkeme
Yargıtay
Daire
4. Hukuk Dairesi
Esas No
2023/108
Karar No
2023/9885
Karar Tarihi
Konu
Tazminat

MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesi SAYISI : 2022/1701 E., 2022/1960 K. HÜKÜM/KARAR : Red - Esastan red İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul 2. Asliye Ticaret Mahkemesi SAYISI : 2021/437 E., 2022/243 K. Taraflar arasındaki tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir. Kararın davacı tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı tarafından temyiz edilmekle;kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; motosiklet sürücüsü olan müvekkili ile davalıya sigortalı araç sürücüsünün 11.07.2018 tarihinde yaptığı kaza neticesinde davacının yaralandığını, kazada davacının kusurunun olmadığını ve malul kaldığını belirterek belirsiz alacak davası olarak ikame ettiği davada şimdilik 5.000,00 TL sürekli iş göremezlik tazminatı, 900,00 TL geçici iş göremezlik tazminatı, 100,00 TL bakıcı giderini olmak üzere toplam 6.000,00 TL tazminatın başvuru tarihinden itibaren 8 gün sonrasından itibaren işletilecek avans faizi ile birlikte davalıdan müştereken ve müteselsilen tahsilini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacıdan talep edilen eksik belgelerin davalıya iletilmediğini, davacının maluliyetini ispatlaması gerektiğini, maluliyetin tespiti maksadı ile dosyanın Adli Tıp Kurumu 3 İhtisas Kurumu'na sevk edilmesini talep ettiklerini, poliçede yazılı teminat ile sınırlı sorumlulukları olduğunu, uzlaşma halinde dava açılamayacağını, hesaplamada %1.8 teknik faizin uygulanması gerektiğini, kusur oranlarının tespiti maksadı ile dosyanın Adli Tıp Kurumu Trafik İhtisas Dairesi'ne gönderilmesi gerektiğini, geçici iş göremezlik tazminatı ve tedavi giderlerinden sorumlu olmadıklarını, hesaplanacak tazminattan kaza nedeni ile elde edilen kazanımların mahsubu gerektiğini, dava tarihinden itibaren yasal faize hükmedilebileceğini savunarak davanın reddini talep etmiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava konusu kazaya ilişkin Konya Cumhuriyet Başsavcılığı'nın 2018/4925 dosyasında yürütülen soruşturma sırasında uzlaşma işlemlerinin yürütüldüğü, son alınan yazı cevabına göre ise uzlaşma görüşmesinde tarafların "edimsiz" uzlaşmış olduğu, gönderilen uzlaştırma raporunda CMK uyarınca bu kazayla ilgili tazminat davası açma hakkı kalmayacağının davacı asile açıkça bildirilmiş olduğu, uzlaştırma raporunun davacı asil tarafından uzlaşmanın hukuki sonuçlarını anladığı belirtilerek hür iradesiyle imzaladığı beyan edilerek ihtirazi kayıtsız ve şartsız imzalanmış olduğu, bu nedenle taksirle bir kişinin yaralanmasına neden olma suçu yönünden tarafların (müşteki ..., şüpheli ... Işıcık) uzlaşması nedeniyle Konya Cumhuriyet Başsavcılığınca 10.08.2018 tarihli ve 2018/41078 K. sayılı kovuşturmaya yer olmadığı karar verilmiş olduğu, bu kararın taraflara tebliğ edilmiş olduğu, herhangi bir itiraza uğramadığı, dolayısıyla kovuşturmaya yer olmadığı kararının itirazsız kesinleşmiş olduğu, davacı vekili uzlaştırma beyanının yanlış anlaşıldığı, davacının şikayette vazgeçme iradesi olmadığı yönünde beyanda bulunmuş ise de uzlaştırma raporunda suçun mahiyeti ve tarafların açıkça yazıldığı, davacı hakkında açılan soruşturmada ise mala zarar verme ve trafik güvenliğini tehlikeye atma suçlarından dolayı ek kovuşturmaya yer olmadığı kararı verildiği, maddi hataya dayalı olarak savcılık tarafından taksirle yaralama fiili nedeni ile kovuşturmaya yer olmadığı kararı verildiği iddiasının yerinde olmadığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri Davacı vekili istinaf dilekçesinde; müvekkilinin kendi yaralanmasından dolayı dava dışı araç sürücüsü ile uzlaşmasının söz konusu olmadığını, uzlaştırma tutanağında müvekkilinin beyanı incelendiğinde “şüphelinin (dava dışı sürücü ... Işıcık’ın) tarafıma yönelttiği taksirle bir kişinin yaralanmasına neden olma suçu (yani ...’nın şüpheli olduğu dosya yönünden) ile ilgili olarak uzlaşmak için herhangi bir maddi ve manevi tazmin talebim yoktur” dediğini, müvekkilinin müşteki olduğu, ... Işıcık’ın ise şüpheli olduğu dosya yönünden herhangi bir uzlaştırmanın söz konusu olmadığını, savcılıkça sehven yanlış anlaşılarak kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verildiğini, soruşturma dosyası incelendiğinde müvekkilinin kendisinin bizzat uğradığı zararlardan dolayı herhangi bir şikâyetten vazgeçmesi veya maddi ve manevi tazminat taleplerinden vazgeçmesi gibi bir durumun olmadığının görüleceğini, hatta ifadesi incelendiğinde dava dışı sürücüden davacı ve şikâyetçi olduğunun görüleceğini belirterek istinaf başvurusunda bulunmuştur. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile uzlaşmanın sağlanması halinde soruşturma konusu suç nedeni ile tazminat davası açma hakkının ortadan kalkacağını, Konya Cumhuriyet Başsavcılığı'nın 2018/4925 soruşturma dosyasında Kovuşturmaya Yer Olmadığına dair karar verildiği, savcılık tarafından 5271 sayılı Ceza Muhakemeleri Kanunu'nun 253 üncü maddesi kapsamında uzlaştırma faaliyetlerinde bulunulduğu, kazadaki yaralanma nedeniyle tarafların uzlaştıklarına dair uzlaştırma raporu düzenlendiği, dosyada bulunan uzlaşma tutanağının Cumhuriyet savcısı tarafından onaylandığı, davacının fazlaya ilişkin hakları ile sigorta şirketine başvuru hakkını saklı tutmadığı ve tutanağın davacının imzasını taşıdığı, uzlaştırma teklif formunda davacının mağdur olarak, uzlaştırmacı görüşme tutanağında ise davalının şüpheli olarak gösterildiğini, uzlaştırma görüşme tutanağı ve raporunda bir hata yapılmadığı, dosyada mevcut kaza tutanağında kazada bir adet yaralı bulunduğunun yazılı olduğu ve soruşturma dosyasında da bu durumun tespitli olup onun da davacı motosiklet sürücüsü olduğu, diğer araç sürücüsünün kazada yaralanmadığı, incelenen soruşturma dosyasında davacı hakkında taksirle yaralama suçundan şüpheli sıfatıyla başlatılmış bir soruşturma bulunmadığı, davacı hakkında sadece mala zarar verme suçundan ve trafik güvenliğini tehlikeye atma suçundan soruşturma başlatıldığı ancak davacı hakkında kaza sonrası 10.8.2018 tarihinde bu iki suçtan Ek kovuşturma yapılmasına yer olmadığına dair kararı verilmiş olduğu, taksirle yaralama suçundan aleyhine soruşturma yapılan sadece şüpheli ..., müşteki de kazada tek yaralanan olan davacı olup bu suretle soruşturma dosyasında bulunan uzlaşma tutanağının usulüne uygun ve geçerli olarak düzenlendiğinin anlaşıldığı, bu durumda uzlaşma tutanağı ilam mahiyetinde olduğundan ve uzlaşmanın sağlanması halinde, soruşturma konusu suç nedeniyle tazminat davası açılamayacağı ve açılmış olan davadan feragat edilmiş sayılacağından İlk Derece Mahkemesince 5271 sayılı Kanun'un 253/19. bendine göre davanın reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığı gerekçesi ile davacının istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353 üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinin (1) inci alt bendi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler ile kararın bozulmasını istemiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, davalı ... tarafından Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası (ZMSS) Poliçesi ile teminat altına alınan aracın karıştığı 11.07.2018 tarihli trafik kazası sonucu yaralanıp malul kalan davacı sürücünün uğradığı zarar nedeniyle sürekli iş göremezlik ve geçici iş göremezlik tazminatı ile bakıcı gideri talebine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Kanun'un 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 166 ncı maddesinin üçüncü fıkrası, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 54 üncü maddesi ve 166 ncı maddesinin birinci fıkrası, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 85, 89, 90, 91 inci maddeleri, Karayolları Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları, 5271 sayılı Kanun'un 253 üncü maddesinin birinci fıkrasının (17) ve (19) numaralı bentleri. 3. Değerlendirme Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere; 11.07.2018 tarihli kazada davacının yaralanmış olması, uzlaştırmanın taksirle yaralama fiili nedeni ile davacı ve davalıya sigortalı araç sürücüsü arasında yapılmış olması, tutanakta uzlaşılan suçun açıkça belirtilmiş olması, uzlaşma neticesinde Savcılık tarafından verilen kovuşturmaya yer olmadığı kararının 11.12.2018 tarihinde davacıya tebliğ edilmiş olmasına göre, karar usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Davacı vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddi ile temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı temyiz harcının temyiz eden davacıya yükletilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 27.09.2023 tarihinde Üye ...'un karşı oyu ve oyçokluğu ile karar verildi. KARŞI OY Karayolları Trafik Kanunu'nun 111/2 maddesi gereğince, davacının talep hakkı bulunduğu görüşünde olduğumdan Sayın Çoğunluğun onama görüşüne katılmamaktayım.

Atıf: Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, E. 2023/108, K. 2023/9885, T. 27.09.2023, www.arakarar.com/karar/yargitay-4-hukuk-dairesi-2023-108-e-2023-9885-k-6d258385a8ab