Yargıtay · 4. Hukuk Dairesi

Yargıtay 4. Hukuk Dairesi 2023/10223 E. 2024/441 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
4. Hukuk Dairesi
Esas No
2023/10223
Karar No
2024/441
Karar Tarihi

MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi SAYISI : 2021/485 Değişik İş, 2021/474 Karar SİGORTA TAHKİM KOMİSYONU İTİRAZ HAKEM HEYETİ SAYISI : 2021/İHK-16516 DAVA TARİHİ : 14.12.2020 HÜKÜM/KARAR : Davanın Kabulü / İtirazın Reddi SİGORTA TAHKİM KOMİSYONU UYUŞMAZLIK HAKEM HEYETİ SAYISI : K-2021/ 39708 Taraflar arasındaki sigorta tahkim yargılaması sonunda, Uyuşmazlık Hakem Heyetince davanın kabulüne karar verilmiştir. Karara davalı vekili tarafından itiraz edilmesi üzerine, İtiraz Hakem Heyetince itirazın reddine karar verilmiştir. İtiraz Hakem Heyeti kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; 15.09.2017 tarihinde davacının idaresindeki motosiklet ile davalı nezdinde Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası (ZMSS) poliçesi olan kamyonetin karıştığı çift taraflı trafik kazasında davacının yaralanarak malul kaldığını, davalının eldeki tahkim başvurusundan önce %15 oranlı maluliyet raporuna göre davacıya 19.08.2020 tarihinde 82.180,00 TL tazminat ödediğini, ancak daha sonra travma sonrası stres bozukluğu nedeniyle davacının maluliyetinde artış olduğunu, dosyaya sundukları ... Üniversitesi Tıp Fakültesi Adli Tıp Anabilim Dalı Başkanlığının 07.09.2020 tarihli raporuna göre davacının toplam maluliyetinin % 38,87 olarak tespit edildiğini, önceki raporda travma sonrası stres bozukluğu nedeniyle maluliyet verilmediğini, son alınan 07.09.2020 tarihli rapora göre davacının maluliyetinin arttığının belirlendiğini, davalıya bu nedenle tekrar başvuru yapıldığını ancak davalının cevap vermediğini belirterek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla belirsiz alacak olarak şimdilik 40.000,00 TL sürekli iş göremezlik tazminatının temerrüt tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte davalıdan tahsilini talep etmiş, talep artırım dilekçesi ile talebini 274.892,40 TL'ye yükseltmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; başvurunun kesin hüküm nedeniyle usulden reddine karar verilmesi gerektiğini, davacının davaya konu kazadaki yaralanması ve maluliyeti sebebiyle davalı aleyhine Sigorta Tahkim Komisyonu nezdinde 2019.E.43235 sayılı tahkim başvurusunda bulunduğunu, söz konusu başvuruda yargılama devam ederken davacı taraf ile sulh olunduğunu, taraflar arasında ibraname imzalandığını, ibranamede davacının yapılacak ödeme nedeniyle fazlaya ilişkin hak, alacak ve ferilerinden feragat ettiğini, sulh neticesinde davalının davacıya 19.08.2020 tarihinde 82.180,00 TL asıl alacak üzerinden ödeme yaptığını, feragatin kesin hüküm gibi sonuç doğuracağını, davacının Sigorta Tahkim Komisyonunun 2019.E.43235 sayılı dosyasında başvurudan feragat etmesi sebebiyle eldeki başvurunun usulden reddine karar verilmesi gerektiğini, davacının dosyaya sunduğu maluliyet raporunun hüküm kurmaya elverişli olmadığını, kusur raporu alınması ve müterafik kusur indirimi yapılması gerektiğini belirterek davanın reddine karar verilmesini istemiştir. III. UYUŞMAZLIK HAKEM HEYETİ KARARI Uyuşmazlık Hakem Heyetinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; kaza tespit tutanağına göre davalıya sigortalı aracın sürücüsünün kazanın meydana gelmesinde % 75 oranında kusurlu olduğu, davacının dosyaya sunduğu ... Üniversitesi Tıp Fakültesi Adli Tıp Anabilim Dalı Başkanlığının 07.09.2020 tarihli raporuna göre davacının kazadan kaynaklanan toplam maluliyetinin % 38,87 oranında olduğunun tespit edildiği, TRH 2010 Yaşam Tablosu ve % 1,8 teknik faize göre tazminatın aktüer bilirkişi tarafından hesaplandığı, davalının eldeki davadan önce davacıya 19.08.2020 tarihinde 82.180,00 TL kısmi ödeme yaptığı, kısmi ödemenin ödeme tarihindeki verilere göre yetersiz olduğunun tespit edildiği, kısmi ödemenin güncelleştirilmiş halinin rapor tarihindeki verilere göre hesaplanan tazminattan mahsup edilerek bakiye tazminat miktarının belirlendiği gerekçesiyle başvurunun kabulü ile 274.892,40 TL sürekli iş göremezlik tazminatının 19.08.2020 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir. IV. İTİRAZ A. İtiraz Yoluna Başvuranlar Uyuşmazlık Hakem Heyetinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili itiraz başvurusunda bulunmuştur. B. İtiraz Sebepleri Davalı vekili itiraz dilekçesinde; başvurunun kesin hüküm nedeniyle usulden reddine karar verilmesi gerektiğini, davacının davaya konu kazadaki yaralanması ve maluliyeti sebebiyle davalı aleyhine Sigorta Tahkim Komisyonu nezdinde 2019.E.43235 sayılı tahkim başvurusunda bulunduğunu, söz konusu başvuruda yargılama devam ederken davacı taraf ile sulh olunduğunu, taraflar arasında ibraname imzalandığını, ibranamede davacının yapılacak ödeme nedeniyle fazlaya ilişkin hak, alacak ve ferilerinden feragat ettiğini, sulh neticesinde davalının davacıya 19.08.2020 tarihinde 82.180,00 TL asıl alacak üzerinden ödeme yaptığını, feragatin kesin hüküm gibi sonuç doğuracağını, davacının Sigorta Tahkim Komisyonunun 2019.E.43235 sayılı dosyasında başvurudan feragat etmesi sebebiyle eldeki başvurunun usulden reddine karar verilmesi gerektiğini, davacının eldeki tahkim başvurusunda sunduğu maluliyet raporundaki %38,87’lik özür oranının fahiş olduğunu, raporun Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik hükümlerine uygun hazırlanmadığını, kusur oranının hatalı olduğunu, kusur raporu alınmamasının doğru olmadığını, kaza tespit tutanağına göre davacı sürücünün koruyu tertibat kullanmadığını, bu nedenle müterafik kusur indirimi yapılması, davacı lehine 1/5 oranında nispi vekalet ücretine hükmedilmesinin gerektiğini belirterek, Uyuşmazlık Hakem Heyetince verilen kararın kaldırılmasını talep etmiştir. C. Gerekçe ve Sonuç İtiraz Hakem Heyetinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davaya konu ibranamenin tarihinin 17.08.2020, eldeki tahkim başvurusunun tarihinin ise 14.12.2020 olduğu, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 111 inci maddesinin 2 nci fıkrasına göre davacının başvurusunun süresinde olduğu, davalının davacıya yaptığı ödemenin yetersiz olduğu, davacının dosyaya sunduğu ... Üniversitesi Tıp Fakültesi Adli Tıp Anabilim Dalı Başkanlığının 07.09.2020 tarihli raporuna göre davacının toplam maluliyetinin % 38,87 oranında olduğunun tespit edildiği, söz konusu raporun hüküm kurmaya elverişli olduğu, kaza tespit tutanağına göre davalıya sigortalı aracın sürücüsünün kazanın meydana gelmesinde % 75 oranında kusurlu olduğu, davacının müterafik kusurunun bulunmadığı, Uyuşmazlık Hakem Heyetince davacı lehine tam oranda nispi vekalet ücretine hükmedilmesine isabetsizlik olmadığı gerekçesiyle davalı vekilinin itirazının reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar İtiraz Hakem Heyetinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davalı vekili temyiz dilekçesinde; Uyuşmazlık Hakem Heyeti kararına karşı yaptığı itiraz başvurusuna konu ettiği nedenlerle, İtiraz Hakem Heyeti kararının bozulmasını istemiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık; davalı ... şirketi tarafından Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası (ZMSS) Poliçesi ile teminat altına alınan aracın karıştığı trafik kazası sonucu yaralanıp malul kalan davacı sürücünün sürekli iş göremezlik tazminatı talebine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 310, 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 nci maddeleri, aynı Kanunun 114, 115, 307, 309 ve 311 inci maddeleri, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 52 ve 54 üncü maddeleri, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 85, 89, 90, 91 ve 111 inci maddeleri, Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları. 3. Değerlendirme 1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 114 üncü maddesinin 1 inci fıkrasında; "Aynı davanın, daha önceden kesin hükme bağlanmamış olması" dava şartı olarak düzenlenmiş olup, aynı Kanunun 115 inci maddesinin 1 inci fıkrasında; "(1) Mahkeme, dava şartlarının mevcut olup olmadığını, davanın her aşamasında kendiliğinden araştırır. Taraflar da dava şartı noksanlığını her zaman ileri sürebilirler.", 2 nci fıkrasında "(2) Mahkeme, dava şartı noksanlığını tespit ederse davanın usulden reddine karar verir. Ancak, dava şartı noksanlığının giderilmesi mümkün ise bunun tamamlanması için kesin süre verir. Bu süre içinde dava şartı noksanlığı giderilmemişse davayı dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddeder." hükümleri bulunmaktadır. Yine aynı Kanunun 307 nci maddesinde; “(1) Feragat, davacının, talep sonucundan kısmen veya tamamen vazgeçmesidir.”, 309 uncu maddesinde “(1) Feragat ve kabul, dilekçeyle veya yargılama sırasında sözlü olarak yapılır. (2) Feragat ve kabulün hüküm ifade etmesi, karşı tarafın ve mahkemenin muvafakatine bağlı değildir. (3) Kısmen feragat veya kabulde, feragat edilen veya kabul edilen kısmın, dilekçede yahut tutanakta açıkça gösterilmesi gerekir. (4) Feragat ve kabul, kayıtsız ve şartsız olmalıdır.”, 311 inci maddesinde “(1) Feragat ve kabul, kesin hüküm gibi hukuki sonuç doğurur. İrade bozukluğu hâllerinde, feragat ve kabulün iptali istenebilir.” şeklinde düzenleme mevcuttur. Dosya kapsamından, davacının davaya konu kazadaki yaralanması ve maluliyeti sebebiyle davalı ... şirketi aleyhine Sigorta Tahkim Komisyonu nezdinde 2019.E.43235 sayılı tahkim başvurusunda bulunduğu, Uyuşmazlık Hakem Heyetinin 23.09.2019 tarihli K-2019/77488 sayılı kararı ile başvurunun kısmen kabulüne, 93.948,10 TL (sürekli ve geçici iş göremezlik tazminatı ile bakıcı gideri tazminatı kapsamında) tazminatın 29.04.2019 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsiline, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verildiği, karara davalı vekili tarafından itiraz edilmesi üzerine İtiraz Hakem Heyetinin 11.11.2019 tarihli 2019/İHK-16592 sayılı kararı ile davalı vekilinin itirazının reddine karar verildiği, kararın davalı vekili tarafından temyiz edildiği, dosyanın temyiz incelemesi sırasında davacı taraf ile davalı ... şirketinin sulh olduğu, davacı tarafın 17.08.2020 tarihli ibranameyi imzaladığı, ibranameye göre davalının davacıya 82.180,00 TL asıl alacak olmak üzere ferileriyle birlikte 105.738,54 TL tazminatı ödemeyi kabul ettiği, ibranamede davacı tarafın yapılacak ödeme nedeniyle fazlaya ilişkin hak ve alacaklarından feragat ettiği, söz konusu ibraname uyarınca davalının davacıya 19.08.2020 tarihinde 82.180,00 TL tazminat(asıl alacak) ödediği, davacı vekilinin dosyaya sunduğu 13.10.2020 tarihli dilekçe ile davadan feragat ettiklerine ilişkin beyanda bulunduğu, bunun üzerine Yargıtay (Kapatılan) 17.Hukuk Dairesinin 15.12.2020 tarihli 2020/9485 Esas, 2020/8449 Karar sayılı ilamı ile İtiraz Hakem Heyetince davaya konu feragat nedeniyle ek karar verilmesi için dosyanın mahalline geri çevrilmesine karar verildiği, İtiraz Hakem Heyetinin 23.03.2021 tarihli ek kararı ile taraflar arasında uzlaşma sağlanmış olması sebebiyle Uyuşmazlık Hakem Heyetinin 23.09.2019 tarihli K-2019/77488 sayılı kararının kaldırılmasına, sağlanan uzlaşma sebebiyle konusuz kalan başvurunun reddine karar verildiği anlaşılmıştır. Somut olayda, davacının davaya konu trafik kazasındaki yaralanması ve maluliyeti sebebiyle eldeki dava açılmadan önce davalı ... şirketi aleyhine Sigorta Tahkim Komisyonu nezdinde tahkim başvurusunda bulunduğu, söz konusu yargılama devam ederken davacı ile davalının sulh olduğu, taraflar arasında ibraname imzalandığı, davacı vekilinin 13.10.2020 tarihli dilekçesi ile davadan feragat ettiğine ilişkin beyanda bulunduğu, İtiraz Hakem Heyetinin 23.03.2021 tarihli ek kararı ile davacının davadan feragat etmesi sebebiyle başvurunun reddine karar verildiği, davacı vekilinin 14.12.2020 başvuru tarihli eldeki tahkim dosyasında ise maluliyetin arttığı gerekçesiyle bakiye tazminat talebinde bulunduğu, İtiraz Hakem Heyetince davacı vekilinin sulh ve feragat beyanını içeren söz konusu dilekçe ve ekleri değerlendirilmeksizin karar verildiği görülmüştür. Şu durumda; İtiraz Hakem Heyetince, yukarıdaki yasal düzenlemeler göz önünde bulundurularak, davacının davaya konu trafik kazasındaki yaralanması sebebiyle oluşan maluliyeti kapsamında eldeki dava açılmadan önce açtığı davada (2019.E.43235 sayılı tahkim başvurusu) davalı ... şirketini ibra ettiği ve davasından feragat ettiği, feragat ve kabulün, kesin hüküm gibi hukuki sonuç doğuracağı değerlendirilerek davanın reddine karar verilmesi gerekirken yanılgılı değerlendirmeyle davanın kabulüne karar verilmesi doğru değildir. Açıklanan nedenle kararın bozulması gerekmiştir. 2. Bozmanın kapsam ve şekline göre davalı vekilinin diğer temyiz itirazları incelenmemiştir. VI. KARAR 1. Değerlendirme bölümünün (1) nolu bendinde açıklanan sebeplerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile temyiz olunan İtiraz Hakem Heyeti kararının BOZULMASINA, 2. Değerlendirme bölümünün (2) nolu bendinde açıklanan sebeplerle davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, Peşin alınan temyiz harcının istek hâlinde davalıya iadesine, Dosyanın mahkemeye gönderilmesine, 15.01.2024 tarihinde Başkan ...'ın karşı oyu ve oy çokluğuyla karar verildi. (Karşı Oy) KARŞI OY Davacı eldeki davayı artan maluliyet iddiası ile açmış olup daha evvel Sigorta Tahkim Komisyonu nezdinde 2019.E.43235 sayılı tahkim başvurusundaki dava dayanağı sağlık kurulu raporunda davacının %15 sürekli iş göremezliği olduğunun tespit edildiği, davacının davasından feragat ettiği anlaşılmaktadır. Eldeki davada davalının hukuki durumunun, kaza tarihinde yürürlükte olan yönetmelik hükümleri uyarınca alınacak yeni bir raporda, artan maluliyet ile gelişen durum olup olmadığı sorunu çözüldükten sonra değerlendirilmesi gerekir. Gelişen durumun varlığı hâlinde gelişen durum yönünden yeniden dava açılabilmesi mümkündür. Gelişen durum; olay sonucu meydana geldiği hâlde, başlangıçta bilinen yaralanmalar dışında, sonradan ortaya çıkan veya gelişen, olaya bağlı vücut bütünlüğünü bozan sonuçlar olarak tanımlanabilir. Trafik kazası sonucu yaralanmalar nedeni ile ortaya çıkan zarar, kendi özel yapısı içerisinde, sonradan değişme eğilimi gösteriyor, zararı doğuran eylem veya işlemin doğurduğu sonuçlarda (zararın nitelik veya kapsamında) bir değişiklik ortaya çıkıyor ise artık “gelişen durum” ve dolayısıyla gelişen bu durumun zararın nitelik ve kapsamı üzerinde ortaya çıkardığı değişiklikler söz konusu olmaktadır. Böyle hâllerde zararın kapsamını belirleyecek husus, gelişmekte olan bu durumdur ve bu gelişme sona ermedikçe zarar henüz tamamen gerçekleşmiş sayılamaz. Gelişen durumun söz konusu olup olmadığı her olaya özgü olarak dosyaya sunulan delillere göre belirlenir. Bu itibarla; davacıdaki yaralanmanın hangi tarihli tedaviyle tamamen iyileştiği, iyileşme sonrası aynı yaralanma nedeniyle gelişen bir durumun bulunup bulunmadığı, varsa gelişen durumun hangi tarihte sona erdiği kesin olarak belirlenmelidir. Çünkü tedavinin ne zaman sona erdiği ve sürekli iş göremezlik oranının hangi tarihte kesin olarak belirlenebilir hâle geldiği, gerçek zararın tespiti açısından önemlidir. İtiraz Hakem Heyetince; davacının %15 oranında sürekli iş göremezliğini belirleyen rapor ile davacının dosyaya sunduğu %38 oranında sürekli iş göremezliğini belirleyen rapor karşılaştırılarak ilk rapor ile sonraki raporlar arasında maluliyet oranının belirlenmesine etki eden fiziksel ve fonksiyonel arazlarda zaman içinde gelişim olup olmadığını belirlemeye elverişli, feragat tarihi ile eldeki başvuru tarihleri arasındaki süreçte davacıdaki arazların gelişim gösterip göstermediği hususunda yeni bir sağlık kurulu raporu alınmalıdır. Söz konusu rapor, oluşturulacak farklı bir uzman doktor heyetince, kaza tarihinde yürürlükte bulunan yönetmelik hükümlerine göre, bağlı oldukları mevzuat uyarınca sağlık kurulu raporu vermeye yetkili hastaneler veya sağlık kuruluşları tarafından çalışma gücü kaybı olduğu iddia edilen kişide bulunan şikâyetler dikkate alınarak ve bizzat muayene edilerek düzenlenmelidir. Açıklanan nedenlerle; davacıdaki yaralanmanın gelişen durum olup olmadığı ve davaya konu kaza nedeniyle davacının artan maluliyetinin bulunup bulunmadığı hususlarında gerekçeli, denetime elverişli ve kaza ile illiyet bağının kurulduğu yeni bir rapor alınarak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ve araştırma sonucu yazılı şekilde hüküm kurulmasının hatalı olduğu ve kararın bu nedenle bozulması gerektiği kanaatinde olduğumdan, sayın çoğunluğun bozma kararına gerekçesi yönünden katılmıyorum.

Atıf: Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, E. 2023/10223, K. 2024/441, T. 15.01.2024, www.arakarar.com/karar/yargitay-4-hukuk-dairesi-2023-10223-e-2024-441-k-41ea647c0469