İlk Derece Mahkemesi · İstanbul 18. Asliye Ticaret Mahkemesi
İstanbul 18. Asliye Ticaret Mahkemesi 2020/558 E. 2024/915 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Daire
- İstanbul 18. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2020/558
- Karar No
- 2024/915
- Karar Tarihi
T.C. İSTANBUL 18. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2020/558 Esas KARAR NO : 2024/915 DAVA : Tazminat (Trafik Sigorta Sözleşmesi Kaynaklı Rücuen) DAVA TARİHİ : 14/10/2020 KARAR TARİHİ : 17/12/2024 Taraflar arasında görülen davanın mahkememizde yapılan açık yargılaması sonunda: GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekilinin mahkememize sunmuş olduğu dava dilekçesinde özetle; 08.02.2018 tarihinde müvekkilinin kullandığı ... plakalı araçla ... ... isimli şahsın kullandığı ... plakalı araç arasında İstanbul ili, ... ilçesi, ... Mahallesi, ... Otoyolu, Ankara - Edirne istikameti, ... gişeleri dolaylarında trafik kazası meydana geldiğini, kaza sonucu müvekkilinin araçta sıkışarak ağır yaralandığını, olay günü ... plakalı aracın fren ve sinyal lambaları çalışmadığını, ... ... idaresindeki araç ani fren yapmış ve aracın arkasında bulunan fren lambaları yanmadığından müvekkili durumu fark edememiş ve öndeki aracın ağır kusuru nedeniyle kaza yaşandığını, müvekkili ağır yaralandığı için hastaneye kaldırıldığından kolluğun değerlendirmeleri ... plakalı aracın sürücüsü ... ...'nun tek taraflı anlatımlarına göre yapıldığını, dolayısıyla tutanaklar ve değerlendirmeler ciddi eksiklik ve yanlışlıklar içerdiğini, müvekkilinin meydana gelen kazadan sonra uzun bir süre hastanede tedavi gördüğünü, bir süre bakıma muhtaç bir şekilde yaşadığını, vücut fonksiyonları tam ve sapasağlam bir insan iken kendisine çarptıktan sonra sağlık görevlilerine haber vermek yerine olay yerini terk edip kaçan diğer kamyonun şoförünün kusurlu hareketi sebebiyle müvekkil sakat kaldığını, kazadan sonra meydana gelen maluliyetten dolayı asli mesleği olan şoförlüğü yapamaz hale geldiğini, kendi mesleğini icra edemediğinden dolayı Mersin ilinde maluliyetine rağmen kendisi ve ailesinin geçimini sağlayabilmek için bahçelerde işçi olarak çalıştığını, davanın kabulüne karar verilerek müvekkilinin uğradığı bütün maddi zararlar ile işlemiş ve işleyecek faizin davalı şirket üzerine bırakılmasını talep etmiştir. Davalı vekilinin mahkememize sunmuş olduğu cevap dilekçesinde özetle; müvekkili şirketin poliçe sebebiyle sorumluluğu sigortalı araç sürücüsünün kusur oranı ve poliçe limiti ile sınırlı olduğunu, yaralanma ve ölümlerde poliçe kişi başına azami teminatının 360.000,00-TL olduğunu, kaza tespit tutanağından anlaşılacağı üzere müvekkili şirkete sigortalı araç sürücüsünün hiçbir kusuru bulunmadığını, davacı taraf, kaza sebebiyle yaralamalı trafik kazasında yaralanarak malul kaybettiğini iddia ettiğini, davacının maluliyet iddiası ispata muhtaç olduğunu, geçici iş göremezlik tazminatı , trafik sigortası genel şartları ve karayolları trafik kanunu gereği trafik poliçesi teminatı kapsamı dışında olup SGK tarafından ödenmesi gerektiğini, sürücünün kusursuzluğu sebebiyle araç işletenin sorumlu olmadığı hallerde sigortacısının da sorumluluğu doğmayacağından müvekkili şirketin de bir tazminat sorumluluğu bulunmadığından davanın reddini talep etmiştir. Tüm dosya kapsamı birlikte incelendiğinde; Dava, trafik kazasından kaynaklı cismani zarar istemine ilişkindir. Somut olayda davacı vekili tarafından mahkememize ibraz edilmiş olan dava dilekçesinde özetle; 08.02.2018 tarihinde davacının kullandığı ... plakalı araçla dava dışı ... ... isimli şahsın kullandığı, davalı şirket nezdinde sigortalanmış olan ... plakalı araç arasında meydana gelen trafik kazası neticesinde davacının yaralanması sebebiyle fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla davacının uğradığı bütün maddi zararlar için 500,00 TL'nin işlemiş ve işleyecek faizi ile birlikte davalı şirket üzerine bırakılmasına karar verilmesi isteminde bulunduğu, mahkememizin tensip zaptı ile birlikte davacı vekiline dava dilekçesinin netice-i talep kısmını açıklaması için HMK 119/2 maddesi uyarınca 1 haftalık süre verilmiş olup davacı vekili tarafından mahkememize ibraz edilmiş olan 28/10/2020 tarihli beyan dilekçesinde "Dava konusu alacak belirli ve likit olmadığından HMK 107. madde hükümleri uyarınca açılmıştır. Nitekim dilekçemizin başında fazlaya ilişkin hakkımızın saklı olduğu ifade edilmiştir. Dolayısıyla maddi zarardan doğan alacak miktarı belirli hale geldiğinde anılan kanun hükmü uyarınca artırım hakkımız kullanılacaktır." şeklinde beyanda bulunmuş olduğu ancak söz konusu maddi zarar kalemlerinin nelerden ibaret olduğunu belirtmemiş olduğu görülmekle maddi zarara ilişkin talep kalemleri belirlenmediğinden işbu kez mahkememizin 08.12.2022 tarihli celsesinde yeniden süre verilmiş olup 26.12.2024 tarihinde UYAP sistemi üzerinden sunulan beyan dilekçesinde özetle; "Huzurdaki davaya konu maddi zararalar TBK'nın 54. maddesinde anılan zarar kalemlerinini ihtiva etmektedir. Müvekkil dava tarihinde SGK kapsamında olduğundan ve ilaç ve tedavi gideri bulunmamaktadır. Ancak dilekçemizde belirtilen 500 TL zararın 200 TL'si ilaç, tedavi ve evde bakım giderlerini, 100 TL'si kazanç kaybını, 100 TL'si çalışma gücünün azalmasından ya da yitirilmesinden doğan kayıpları, 100 TL'si ise ekonomik geleceğin sarsılmasından doğan kayıpları ihtiva etmektedir." şeklinde maddi zarar kalemlerini açıklamış olduğu görülmüştür. Haksız Fiillerden doğan borç ilişkileri Türk Borçlar Kanununun 49. Ve devamı hükümlerinde düzenlenmiş olup 49. Maddenin "(1)Kusurlu ve hukuka aykırı bir fiille başkasına zarar veren, bu zararı gidermekle yükümlüdür. (2)Zarar verici fiili yasaklayan bir hukuk kuralı bulunmasa bile, ahlaka aykırı bir fiille başkasına kasten zarar veren de, bu zararı gidermekle yükümlüdür." şeklindeki düzenlemesi ve aynı kanunun Zararın ve kusurun ispatı başlıklı 50. Maddesinin "(1) Zarar gören, zararını ve zarar verenin kusurunu ispat yükü altındadır. (2)Uğranılan zararın miktarı tam olarak ispat edilemiyorsa hâkim, olayların olağan akışını ve zarar görenin aldığı önlemleri göz önünde tutarak, zararın miktarını hakkaniyete uygun olarak belirler." şeklindeki düzenlemesi uyarınca bir haksız fiil sonucunda zarar görenin tazminat isteminde bulunabilmesi için ortada haksız fiilin bulunması, failin kusur olması, talepte bulunan şahısta zararın meydana gelmiş olması ve zarar ile fiil arasında illiyet bağının olması gerekmektedir. 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun 85/1. maddesinde, “bir motorlu aracın işletilmesi bir kimsenin ölümüne veya yararlanmasına yahut bir şeyin zarara uğramasına sebep olursa, araç işletenin bu zarardan sorumlu olacağı”, aynı yasanın 85/son maddesinde ise, “işleten ve araç işleticisi teşebbüsün sahibi, aracın sürücüsünün veya aracın kullanılmasına katılan yardımcı kişilerin kusurundan kendi kusuru gibi sorumludur” hükümlerine yer verilmiş, Karayolları Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları’nın A-1. maddesinde de, “sigortacı bu poliçede tanımlanan motorlu aracın işletilmesi sırasında bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına veya bir şeyin zarara uğramasına sebebiyet vermesinden dolayı 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’na göre işletene düşen hukuki sorumluluğu, zorunlu sigorta limitlerine kadar temin eder” şeklinde ifade edilmiştir. Bir zarar sigortası türü olan zorunlu mali sorumluluk sigortasında sigortacı işletenin sorumluluğunu yine ancak sorumlu olduğu çerçevede karşılamakla yükümlüdür. Bu bakımdan zorunlu mali sorumluluk sigorta poliçesi ile işletenin poliçe limiti dahilinde tazminat sorumluluğunu yüklenen sigorta şirketi gerçek zarardan, işletenin ve eylemlerinden sorumlu tutulduğu kişilerin kusuru oranında sorumlu tutulabilecektir. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 54. maddesinde, bedensel zarar kapsamına giren zarar türleri sayılmış olup bu maddeye göre vücut bütünlüğünün ihlali halinde mağdurun malvarlığında meydana gelmesi muhtemel olan azalmanın ve dolayısıyla maddi zararın türleri; tedavi giderleri, kazanç kaybı, çalışma gücünün azalmasından ya da yitirilmesinden doğan kayıplar ve ekonomik geleceğin sarsılmasından doğan kayıplar şeklinde düzenlenmiştir. Yargılama esnasında davacı asilin tedavi evrakları celp edilerek ATK'dan davacının maluliyetinin bulunup bulunmadığına ilişkin olarak rapor tanzim edilmesi istenilmiş olup dosyaya ibraz edilen 07.10.2022 tarihli ATK raporuna yönelik olarak davacının itirazda bulunması üzerine ATK Üst Kurulundan rapor tanzimi talep edilmiş olup mahkememize ibraz edilen 08.08.2023 tarihli raporda özetle; Kişinin Tüm Vücut Engellilik Oranının %12 (yüzdeoniki) olduğu, İyileşme (iş göremezlik) süresinin kaza tarihinden itibaren 18 (onsekiz) aya kadar uzayabileceği, Bir başkasının sürekli veya geçici olarak bakımına muhtaç durumda olmadığı Kanaatine varıldığı mahkememize bildirilmiştir. Alınan işbu maluliyet raporu esas alınmak sureti ile meydana gelen kazadaki tarafların kusur oranlarının tespiti, davacı asilin kaza tarihi itibari ile davalıdan talep edebileceği tazminat miktarının belirlenmesi için dosyanın 1 aktüerya uzmanı bilirkişisi, 1 trafik kazaları alanında uzman makine mühendisi bilirkişisi ve 1 doktordan oluşan 3 kişilik heyete tevdine karar verilmiş olup bilirkişi heyeti tarafından hazırlanılarak mahkememize ibraz edilmiş olan raporda özetle; Davalı tarafından zorunlu trafik sigorta poliçesi ile sigortalanmış bulunan ... plakalı aracın dava dışı sürücüsü ... ...'nun %100 (yüzde yüz) kusurlu olduğu, Davacı ... ...'un (... plakalı araç sürücüsü) kusurunun bulunmadığı , 01.07.1977 doğumlu ... ...'un kazada yaralanması nedeniyle tedavisi sürecinde; Kazada yaralanmasından dolayı dönemsel rayiç bedellerle 3.000,00 TL pansuman, bakım için tıbbi malzeme, ilaç ve yardımcı ortopedik için, 2.500,00 TL sağlık kurumlarına ulaşım ve bu süreçteki temel giderleri için toplam 5.500,00TL belgesiz tedavi gideri olacağının öngörüldüğü Kusur durumuna göre; davalının sorumluluğunda olan belgesiz tedavi giderlerinin (5.500,00 x %100) = 5.500,00 TL olacağı, Tedavi gideri teminat limiti içinde olan bakıcı gideri zararının poliçe limitini aşmadığı, Olay aynı zamanda iş kazası olup, SGK tarafından davacının istirahat süresinin 18.09.2019 tarihine kadar sürdüğü ve bu tarihe kadar davacıya toplam 19.438,08 TL geçici iş göremezlik ödeneği ödendiği bildirilmiştir. Bu durumda; Gerçek belli iken ATK tarafından farazi olarak belirlenen iyileşme süresine itibar edilmesi mümkün olmadığından, SGK tarafından fiili duruma göre belirlenen süreye itibar edilerek davacının kaza tarihinden, fiilen istirahatinin bittiği 18.09.2019 tarihine kadar geçen geçici iş göremezlik dönemindeki maddi zararı 9%100 malul gibi hesaplanarak bu dönemde SGK tarafından ödenen geçici iş göremezlik ödemelerinin rücuya tabi tutarları tenzil edilecektir. Davalının %100 kusur oranındaki sorumluluk durumuna göre davacı ... ...'un; -Geçici iş göremezlik dönemine ait maddi zararının = 15.148448 TL, -Sürekli iş göremezlik dönemine ait %12 maluliyeti ile ilgili maddi zararının = 676.467,88 TL olduğu, Davacının geçici ve sürekli iş göremezlik dönemine ilişkin maddi zararının davalının kaza itibariyle sorumlu olduğu sakatlık teminat limitinin üzerinde olması nedeniyle geçici ve sürekli iş gücü kaybı zararından davalının Sorumluluğunun 360.000,00 TL'lik limit ile sınırlı olacağı, Başvuru tarihine göre temerrüt tarihinin 23.09.2020 olarak belirlendiği, Kanaatine varıldığı mahkememize bildirilmiş olup alınan bu rapor akabinde davacı vekili tarafından rapora karşı herhangi bir itiraz dilekçesi sunulmaksızın 18.08.2024 tarihli bedel arttırım dilekçesinde ekonomik geleceğin sarsılmasından doğan kayıplara yönelik alacak taleplerinden feragat ettiklerini, diğer taleplerini toplam 360.000,00 TL'ye çıkarttıklarını beyan etmiş olduğu görülmüştür. Sunulan bedel arttırım dilekçesinin her bir alacak kalemi bakımından ne kadar dava değerinin arttırıldığını açıkça belirtmemesi sebebiyle davacı vekiline mahkememizin 15.10.2024 tarihli celsesinde yeniden süre verilmiş olup davacı vekili tarafından sunulan beyan dilekçesinde "08.04.2024 tarihli bilirkişi raporu nazara alınarak 5.500 TL belgesiz tedavi gideri, 15.148,48 TL geçici iş göremezlik tazminatı, 339.351,52 TL sürekli iş göremezlik tazminatı, ekonomik geleceğin sarsılmasından doğan kayıplar talebi olan 100 TL bakımından ise davadan feragat edilerek dava değeri tarafımızca toplam 360.100 TL'ye çıkarılmıştır." şeklinde talep sonucunu açıklamış oldukları görülmüştür. Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası; motorlu bir aracın karayolunda işletilmesi sırasında, bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına veya bir şeyin zarara uğramasına neden olması halinde, o aracı işletenin, zarara uğrayan 3. kişilere karşı olan sorumluluğunu belli limitler dahilinde karşılamayı amaçlayan ve yasaca yapılması zorunlu kılınan bir sorumluluk sigortası türü olup, sigorta şirketinin sorumluluğu poliçe limitiyle sınırlıdır. 6111 sayılı Kanun'un 59.maddesi ile değişik Karayolları Trafik Kanunu'nun 98.maddesinde Sosyal Güvenlik Kurumu'nca karşılanacak sağlık hizmeti bedellerinin neler olduğu açıklanıp sınırlandırılmıştır. KTK'nın 98.maddesi gereği SGK Başkanlığı'nın sorumlu olduğu sağlık giderleri, trafik kazaları nedeniyle üniversitelere bağlı hastaneler ve diğer resmi ve özel sağlık kuruluşlarında yapılan tıbbi tedaviye ilişkin sağlık hizmet bedellerinden ibarettir. SGK'nın hangi sağlık giderlerinden sorumlu olduğu kanunla belirlenmiştir. Yerleşik yargıtay içtihatları, TBK'nın 54.maddesi ile KTK'nın 98.maddesi hükümleri birlikte değerlendirildiğinde, kazadaki yaralanmadan kaynaklanan geçici işgöremezlik ve bakıcı giderine ilişkin zararından sorumluluk, zarara neden olanlar ile bu kişilerin sorumluluğunu poliçe ile üstlenen sigorta şirketine aittir. Nitekim mahkememizin işbu dosyası ile benzer mahiyette bulunan Yargıtay 4. Hukuk Dairesi'nin 2021/2511 Esas, 2021/2452 Karar Sayılı İlamı ve Yargıtay 17. Hukuk Dairesi'nin 2019/6271 Esas, 2020/8104 Karar Sayılı İlamı, Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesinin 2021/2156 Esas, 2022/1585 Karar Sayılı, 21/10/2022 Tarihli ilamı, Adana Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesinin 2021/2933 Esas, 2023/1562 Karar Sayılı, 21/09/2023 Tarihli ilamı da bu yöndedir. Davacının tedavi gideri alacağına yönelik olarak tazminat talebi bakımından yapılan incelemede mahkememizin işbu dosyası ile benzer mahiyette bulunan Konya Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesinin 2022/262 Esas, 2022/335 Karar Sayılı, 17/02/2022 Tarihli "... TBK 50 maddesi gereğince zarar gören, zararını ve zarar verenin kusurunu ispat yükü altındadır. Sağlık kuruluşunda yapılan sağlık hizmeti harcamaları rahatlıkla fatura ve benzeri belgeler ile ispatlanabilir. Ancak bazı giderler var ki her zaman belge temin edilmesi mümkün değildir. Bu gibi durumlardaTBK 50/2 maddesi gereği uğranılan zararın miktarı tam olarak ispat edilemiyorsa hakim, olayların akışını ve zarar görenin aldığı önlemleri göz önünde tutarak zararın miktarını hakkaniyete uygun olarak belirleyecektir.(Trafik kazalarından doğan cismani zararlar ve tazmini- Konya barosu yayınları. Shf 11, Yargıtay üyesi: Hüseyin TUZTAŞ) Bu nedenle kişinin haksız eylemden zarar gördüğünün ve bedensel zarara uğradığının ispatlanması yeterli olup ayrıca iyileşme harcamaları için fatura ve makbuz gibi belgeler bulunup getirilmesi şart değildir. Hiç bir belge sunulmasa bile, hakim, görevlendireceği uzman bilirkişilere tedavi ve tüm iyileşme giderlerini hesaplatmakla ve hüküm altına almakla yükümlüdür. (HGK .26/04/1995 ,1995/11-122 E 1995/430 K) Davaya konu olayda davacının yaralanması nedeniyle, bu tedavi sürecinde yapılan tüm giderlerin belgeye bağlanması mümkün olmadığı gibi, hayatın olağan akışına göre de davacı taraftan bu yönde bir belgelemenin beklenmesi hakkaniyetle bağdaşmayacaktır. Tedavi sürecinde yapılması muhtemel yol ve ulaşım giderleri, belgeye bağlanamamış tıbbi malzeme, ilaç vs. giderleri olması kaçınılmazdır." şeklindeki gerekçeli ilamı da göz önünde bulundurulduğunda davacının talep etmiş olduğu tedavi giderinden de davalının sorumlu olduğu kanaatine varılmakla işbu alacak kalemi bakımından talebinin kabulüne karar vermek gerekmiştir. Tüm dosya kapsamı, alınan hüküm kurmaya ve denetime elverişli bilirkişi raporları uyarınca Yargıtay 17. Hukuk Dairesinin 2019/4875 Esas, 2020/720 Karar Sayılı, 04/02/2020 Tarihli "... 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunun 99/1 maddesi ile Zorunlu Mali Mesuliyet Sigortasının Genel Şartlarının B-2 maddelerinde sigortacının zarar giderim yükümlülüğü, zararın ihbarı ve gerekli belgelerin sigortacıya bildirildiği tarihten itibaren 8 iş günü içinde zorunlu mali sorumluluk sigortasının poliçe limiti dahilinde tazminatı ödemekle yükümlü olup, bu sürenin sonunda ödeme yapılmadığı takdirde temerrüt gerçekleşeceği öngörülmüştür. Sigortacının kısmi ödeme yapması halinde ise, söz konusu ödeme tarihi temerrüt tarihi olarak esas alınacaktır." şeklindeki gerekçeli ilamı da göz önünde bulundurulduğunda davadan önce davalı tarafça herhangi bir ödeme yapılmamış olması sebebi ile davalının 23.09.2020 tarihinde temerrüde düşmüş olduğu kabul edilmekle davacının geçici iş göremezlik ve tedavi giderine yönelik alacak kalemleri bakımından davasının kabulüne, diğer fazlaya ilişkin talepleri bakımından davasının reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir. HÜKÜM :Gerekçesi yukarıda açıklanmış olduğu üzere; Davacının davasının KISMEN KABULÜ KISMEN REDDİ ile; 1-Davacının ekonomik geleceğin sarsılmasından doğan kayıplara yönelik alacak taleplerinin feragat nedeniyle reddine, 2-08.02.2018 tarihinde meydana gelen trafik kazasından kaynaklı olarak 5.500 TL tedavi gideri, 15.148,48 TL geçici iş göremezlik tazminatı, 339.351,52 TL sürekli iş göremezlik tazminatı olmak üzere toplam 360.000,00 TL'nin temerrüt tarihi olan 23.09.2020 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, 3-Alınması gerekli olan 24.591,60-TL karar ilam harcından dava açılırken başlangıçta peşin olarak alınan 54,40-TL, tamamlama harcı olarak yatırılan 6.120,00-TL harcın mahsubu ile bakiye eksik kalan 18.417,20-TL harcın davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına, 4-Davacı tarafından sarf edilen dava açılış gideri: 6.236,60-TL (başvurma, vekalet harcı, peşin harcı ve tamamlama harcı) davetiye, posta gideri: 2.471,10-TL, bilirkişi ücreti: 7.500,00-TL, ATK Faturalar bedeli toplam: 6.405,00-TL olmak üzere toplam: 22.612,70-TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 5-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden kabul edilen miktar üzerinden AAÜT uyarınca hesap ve takdir olunan 57.600,00-TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 6-Davacının ekonomik geleceğin sarsılmasından doğan kayıplara yönelik alacak taleplerinin feragat etmiş olması sebebiyle davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden reddedilen miktar üzerinden AAÜT uyarınca hesap ve takdir olunan 100,00-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 7-Tarafların dava şartı olan arabuluculuk toplantısına katıldıkları halde anlaşamadıkları, arabuluculuk son tutanağı aslından anlaşıldığından 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanun'un 18/A-14 bendi uyarınca ve Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği tarife hükümleri uyarınca Suçüstü Ödeneğinden ödenen 1.320,00-TL'nin davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına, 8-Taraflarca yatırılan gider avansın arta kalan kısmı karar kesinleştiğinde ilgilisine iadesine, Dair, davacı vekilinin yüzüne karşı, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde mahkememize verilecek dilekçe ile İstanbul Bölge Adliye Mahkemesine İSTİNAF yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 17/12/2024 Katip ... ¸e-imzalıdır Hakim ... ¸e-imzalıdır * İş bu karar 5070 Sayılı Kanun hükümlerine göre güvenli elektronik imza ile imzalanmıştır.