Yargıtay · 4. Hukuk Dairesi

Yargıtay 4. Hukuk Dairesi 2022/755 E. 2022/13025 K. – Tazminat

Konu: Tazminat

Mahkeme
Yargıtay
Daire
4. Hukuk Dairesi
Esas No
2022/755
Karar No
2022/13025
Karar Tarihi
Konu
Tazminat

MAHKEMESİ :İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 40. Hukuk Dairesi İLK DERECE MAHKEMESİ : Çerkezköy 1. Asliye Hukuk Mahkemesi Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda verilen hükmün duruşmalı olarak temyizen tetkiki davacı vekilince istenmiş olmakla duruşma için tayin edilen 25.10.2022 Salı günü davacı vekili Avukat ... geldi. Davalılar tarafından gelen olmadı. Temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşıldıktan ve hazır bulunan davacı vekili dinlendikten sonra dosya incelendi gereği düşünüldü. K A R A R Davacı vekili; davacı ve davalı ...’nun İstanbul Anadolu 15. Aile Mahkemesi'nin 2011/876 Esas, 2013/370 Karar sayılı kararı ile boşanmış olduklarını, mal rejiminin tasfiyesi ile katkı payı alacaklarının tahsili talebi ile İstanbul Anadolu 10. Aile Mahkemesi'nde 2013/438 Esas sayısı ile dava açıldığını; ancak bu sırada davalı ... tarafından, 34 KRM 22 plaka sayılı aracın davalı ...’a, dava konusu taşınmazların ise 02.07.2013 tarihinde diğer davalılara devredildiğini, devirlerin kötü niyetle ve mal kaçırmak kastı ile yapıldığını belirterek gayrimenkullerin tapu kayıtlarının iptali ile davalı ... adına tapuya tesciline, aynı şekilde ... plaka sayılı aracın, mevcut trafik tescil kaydının iptali ile davalı ... adına tesciline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı ... vekili; davalı ...’nun, davacı ...'ı ve boşandığı eşi olan diğer davalı ...'nu tanımadığını, taşınmazlar üzerindeki ... üzerindeki hisselerin verilen vekaletname kapsamında dava dışı ...'dan satın aldığını belirterek davanın reddini savunmuştur. Davalı ...; kendisinin tapu kayıtlarına güvenerek iyiniyetle taşınmaz satın aldığını ve parasını da rayicine göre ödediğini belirterek davanın reddini savunmuştur. Diğer davalılar; davaya cevap vermemiştir. Mahkemece, davalı ... ve ...’ın söz konusu taşınmazları emlakçı vasıtası ile aldıkları, tapu kayıtlarındaki satış bedelleri, davalı beyanları ve tanık ifadeleri (Tanık ... ve ...’ın ifadeleri), taraflar arasında akrabalık ilişkisinin bulunmadığı, arkadaşlık ilişkisinin de ispat edilemediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacı vekili tarafından istinaf edilmiştir. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesince, tüm dosya kapsamına göre, davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince esastan reddine, davalı ... tarafından davalı ... ve ... lehine yapılan tasarruflar yönünden HMK'nin 362/1-a maddesi gereğince kesin olmak üzere karar verilmiş, Bölge Adliye Mahkemesi kararının davacı vekili tarafından temyizi ve kesin olduğu belirtilen kısımlar yönünden tashih talebi üzerine; Bölge Adliye Mahkemesince 14.10.2021 tarihli ek karar ile davalı ... ile davalı ... arasındaki tasarrufa ilişkin hüküm dışındaki hükümlerin miktar itibarıyla kesin nitelikte oldukları gerekçesiyle tashih/tavzih talebinin reddine karar verilmiş, 14.10.2021 tarihli ek karar davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir. 1-Bölge Adliye Mahkemesince 6100 sayılı HMK'nun 362/1-a maddesi hükmü gereğince verilen kararların kesin olduğunun belirtilmiş olmasına, davalı borçlu ... tarafından davalı 3. kişi ...’na devredilen taşınmazların gerçek değerinin toplam 33.199,00 TL olduğunun anlaşılmasına göre davacı vekilinin temyiz isteğinin reddine ilişkin 14.10.2021 tarihli ek kararı, davalı borçlu ... tarafından davalı 3. kişi ...’na devredilen taşınmazlara ilişkin tasarruf yönünden usul ve yasaya uygun bulunduğundan davacı vekilinin sair temyiz itirazlarının reddi ile bu ek kararın onanmasına, 2-Dava; BK'nun 19. maddesine dayalı olarak açılan muvazaalı işlemin iptaline ilişkindir. Bu davalarda dava değerini, takibe konu alacak miktarı ile iptali istenilen tasarruf bedelinden hangisi az ise o bedel oluşturmaktadır. Somut olayda, davalı borçlu ... ile davalı 3. kişi ... arasındaki taşınmazların devrine ilişkin tasarruf yönünden yapılan incelemede, davacının takip konusu alacak miktarı toplam 158.158,73 TL, davalı ...’a devredilen dava konusu 5 adet parselin toplam gerçek değeri ise 155.400,00 TL olup, bu davalılar yönünden dava değerinin 155.400,00 TL olduğu anlaşılmaktadır. 6100 sayılı Hukuk Mahkemeleri Kanununun 362/1-a maddesinde öngörülen kesinlik sınırı, 6763 sayılı Kanunun 44. maddesiyle HMK'ya eklenen EK-Madde 1'de öngörülen yeniden değerleme oranı da dikkate alındığında 2021 yılı için 78.635,577 TL’dir. Buna göre; davalı borçlu ... ile davalı 3. kişi ... arasındaki taşınmazların devrine ilişkin tasarruf yönünden HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince Bölge Adliye Mahkemesi kararının kesin olduğundan bahisle davacı vekilinin temyiz talebinin reddine dair 14.10.2021 tarihli ek kararının kaldırılarak davacı vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesi gerekmiştir. 3-Dava dilekçesindeki ileri sürüşe ve yargılama sırasındaki sözlü ve yazılı açıklamalara göre dava; niteliği itibarıyla TBK'nın 19. maddesinde tanımını bulan muvazaa hukuksal nedenine dayalı iptal davasıdır. Muvazaa davası borçlunun yaptığı tasarrufi işlemlerin gerçekte hiç yapılmamış olduğunu tespit ettirmeyi amaçlar. Bu sebeple kural olarak muvazaa nedeniyle hakları ihlal olunan ve zarar gören 3. kişiler tek taraflı veya çok taraflı hukuki işlemlerin geçersizliğini ileri sürebilirler. Kişinin danışıklı işlem ile hakkının zarar gördüğünün benimsenebilmesi için onun danışıklı işlemde bulunandan bir alacağının var olması ve bu alacağın ödenmesini önlemek amacıyla danışıklı bir işlem yapılması gerekir. Davacının bu davadaki amacı alacağını tahsil edebilmek için muvazaa nedeniyle temelde geçersiz olan işlemin hükümsüzlüğünü sağlamaktır. Somut olayda; İlk Derece Mahkemesince; davalı borçlu ... ile davalı 3.kişi ... arasındaki taşınmazların devrine ilişkin tasarruf yönünden, ...’ın söz konusu taşınmazları emlakçı vasıtası ile aldıkları, gerek dosya içerisine alınan tapu kayıtlarındaki satış bedelleri, gerek davalı beyanları ve tanık ifadeleri (Tanık ... ve ...’ın ifadeleri), taraflar arasında akrabalık ilişkisinin bulunmadığı, arkadaşlık ilişkisinin de ispat edilemediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmişse de, yapılan araştırma ve inceleme hüküm vermeye yeterli değildir. Dosya kapsamından, davalı ... tarafından davalı ...’a devredilen dava konusu 5 adet parsel üzerine davacı ... Korkmaz tarafından davalı ... aleyhine açılan boşanma davası sırasında 19.09.2011 tarihinde ihtiyati tedbir konulduğu, boşanma davasında verilen kararın kesinleşmesi üzerine 24.06.2013 tarihinde tedbirlerin kaldırıldığı, tedbirlerin kaldırılmasından bir hafta sonra 02.07.2013 tarihinde davalı ...’a devredildiği, taşınmazların devri sırasında davalı ...’e ...’ın, davalı ...’a ise ...’un vekillik ettiği anlaşılmaktadır. Yargılama sırasında tanık olarak dinlenen ...; davalı ... ile aynı fabrikada çalıştıklarını, 2007 yılında davalı ...'ı ...'ın yanına götürdüğünü, ...’ın, ...'a davaya konu taşınmazı 40.000,00 TL karşılığında satması konusunda anlaştıklarını, ...’ın taşınmazlarla ilgili sorunlar olduğunu, taşınmazın ...'na bir çalışanı tarafından satıldığını, kendisinin ... ile görüşüp taşınmazın ...'a devrini sağlayacağını söylediğini, taşınmazların üzerine ... lehine tedbirler olduğunu, tedbirlerin kaldırılması üzerine taşınmazları ...'a devrettiğini beyan etmiş, yine tanık olarak dinlenen ...; bu taşınmazları ... adlı kişiden aldığını ve ...'a sattığını ancak taşınmazlar ile ilgili intikal problemleri olduğu için resmi satışını gerçekleştiremediğini, bu arada yanında çalışan ...’ın elindeki vekaletnameye dayanarak taşınmazları ...’e devrettiğini, taşınmazların haksız olarak ...’de bulunduğunu, taşınmazlar üzerinde tedbir olduğunu, ...'a vekaletname verdiğini ve tedbirler kalkınca ...'a devredildiğini belirtmiş olup, mahkemece belirtilen bu hususların gerçek olup olmadığı, davalı ...’in bu taşınmazları kimden edindiği, taşınmazları ...’ın kendi üzerine neden alamadığı ya da ...’a neden devredemediği, tüm bu beyanlara göre davalı ... ile davalı ...’ın birbirlerini tanıyıp tanımadığı, taşınmazları tasarruf tarihinden önce ve sonra fiilen kimin kullandığı, taşınmazlar üzerine davacı tarafından konulan tedbirler olduğunu bilmelerine rağmen tedbirler kalkar kalkmaz taşınmazların davalı ... tarafından alınmasının davalı ...’ın davalı borçlu ...’in borçlu olduğunu ve mal kaçırma kastını bilebileceğini gösterip göstermeyeceği üzerinde durulmadan belirtilen tüm bu hususların tartışılmadan yazılı olduğu üzere karar verilmiş olması doğru görülmemiştir. 4-BK'nun 19. maddesine dayalı olarak açılan muvazaalı işlemin iptaline ilişkin davalarda; davacının iddiasını kanıtlaması halinde iddianın tasarruf konusu şeyin aynına ilişkin olmadığı, alacağın tahsiline yönelik bulunduğu gözetilerek İİK 283/1,2 maddesi kıyasen uygulanarak iptal ve tescile gerek olmaksızın davacının taşınmaz ya da araçların haciz ve satışını isteyebilmesi yönünden hüküm kurulması gerekecektir. Bu madde sadece davacıya haciz ve satış isteme yetkisinin kıyasen uygulanması olup üçüncü kişinin tazminatla sorumlu olacağı anlamına da gelmemelidir. Dava konusu edilen 34 KRM 22 plaka sayılı aracın 02.07.2013 tarihinde davalı ... tarafından dava dışı ... isimli kişiye, 08.07.2013 tarihinde ... tarafından davalı 4.kişi ...’a devredildiği anlaşılmaktadır. Bu tasarruf konusu araç ile ilgili satışın iptaline karar verilebilmesi için aracı devir silsilesi içindeki tüm satışların muvazaalı olduğunun ispatlanması gerekir. Bu halde ise, öncelikle aracın devrine ilişkin noter senetlerinin dosyaya getirtilmesinden sonra, davalı ...’ndan aracı devralan dava dışı ...’ın da davaya dahil edilerek, taraf delilleri toplanarak, davacı tarafından bu aracın davalı ... tarafından devredilmesine rağmen halen onun tarafından kullanıldığı iddia edilmiş olup bu husus da araştırılarak oluşacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken bu hususun göz ardı edilmesi de isabetsiz olmuştur. SONUÇ: Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin Bölge Adliye Mahkemesinin 14.10.2021 tarihli ek kararına ilişkin sair temyiz itirazlarının reddine, (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile ek kararın davalı ... ile ... arasındaki tasarruflar yönünden kabulü ile ek kararın bu yöne ilişkin kısımlarının KALDIRILMASINA, (3) ve (4) nolu bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile temyize konu yerel mahkeme kararının HMK 371. maddesi gereğince BOZULMASINA; HMK 373/1 maddesi gereğince Bölge Adliye Mahkemesinin esastan red kararının kaldırılarak dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 40. Hukuk Dairesine gönderilmesine ve 8.400,00 TL vekalet ücretinin davalılardan alınarak duruşmada vekille temsil olunan davacıya verilmesine, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davacıya geri verilmesine 25.10.2022 gününde oybirliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, E. 2022/755, K. 2022/13025, T. 25.10.2022, www.arakarar.com/karar/yargitay-4-hukuk-dairesi-2022-755-e-2022-13025-k-86b221cc2534