Yargıtay · 4. Hukuk Dairesi
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi 2022/5687 E. 2023/12147 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 4. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2022/5687
- Karar No
- 2023/12147
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi SAYISI : 2022/231 - 2022/190 HÜKÜM/KARAR : Davanın kabulü /İtirazın reddi Taraflar arasındaki sigorta tahkim yargılaması sonunda Uyuşmazlık Hakem Heyetince davanın kabulüne karar verilmiştir. Karara karşı davalı vekili tarafından itiraz edilmesi üzerine, İtiraz Hakem Heyetince davalı vekilinin itirazının reddine karar verilmiştir. İtiraz Hakem Heyeti kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; 08.10.2015 tarihinde davalının trafik sigortacısı olduğu aracın yaya olan davacıya çarpması neticesinde meydana gelen trafik kazasında davacının yaralandığını, belirsiz alacak davası açtıklarını belirterek şimdilik 5.100,00 TL sürekli iş göremezlik tazminatının temerrüt tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile davalıdan tahsilini talep etmiştir. Yargılama sırasında dava değerini 272.337,84 TL 'ye yükseltmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacının sunduğu maluliyet raporunun mevzuata uygun düzenlenmediğini, usule uygun başvuru yapılmadığından başvurunun usulden reddi gerektiğini, kusurun tespiti gerektiğini beyanla davanın reddi gerektiğini savunmuştur. III. UYUŞMAZLIK HAKEM HEYETİ KARARI Uyuşmazlık Hakem Heyeti'nin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararında, davanın kabulü ile 272.337,84 TL sürekli iş göremezlik tazminatının 13.11.2020 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir. IV. İTİRAZ A.İtiraz Yoluna Başvuranlar Uyuşmazlık Hakem Heyeti'nin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili itiraz başvurusunda bulunmuştur. B. İtiraz Sebepleri Davalı vekili itiraz dilekçesinde; karara dayanak yapılan ve davacı tarafından sunulan maluliyet raporunun usule uygun düzenlenmediğini maluliyet oranının yüksek belirlendiğini, kazada sigortalının tam kusuru bulunmadığını, hesaplamaların, TRH 2010 Yaşam Tablosu ve %1,8 teknik faiz dikkate alınarak yapılması gerekirken TRH Yaşam Tablosu ve % 0 teknik faize göre yapılmasının hukuka aykırı olduğunu, kazada davacının müterafik kusuru olduğunu, davacı lehine 1/5 oranında vekalet ücreti yerine nispi tam vekalet ücretine hükmedilmesinin hatalı olduğunu belirterek kararın kaldırılmasını talep etmiştir. C. Gerekçe ve Sonuç: İtiraz Hakem Heyetinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile hükme esas alınan maluliyet raporunun kaza tarihindeki mevzuata uygun düzenlenmemiş ise de heyetçe seçilen adli tıp bilirkişi heyeti için takdir edilen bilirkişi ücretinin davalı tarafa verilen ve sonuçları hatırlatılan kesin süre içerisinde yatırılmadığından itiraz sebebinin ispat edilmemiş sayılmasına gerektiği hükme esas alınan kusur ve aktüer bilirkişilerin hazırladığı raporun ve hesaplama tekniğinin gerekçeli, mevzuata ve denetime uygun olarak ve Yargıtay uygulamaları gözetilerek düzenlenmiş olması sebebiyle karar vermeye yeterli olduğu ve vekalet ücreti takdirinde isabetsizlik bulunmadığı gerekçeleriyle davalı vekilinin itirazlarının reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar İtiraz Hakem Heyeti'nin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepler Davalı vekili temyiz dilekçesinde; itiraz dilekçesinde ileri sürdüğü itirazlarını tekrarla ve temerrüt tarihinin hatalı olduğu, ceza dosyasında uzlaşma yoluna gidildiği ve hatır taşıması indirimi yapılması gerektiğini belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık; davalı ... tarafından Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası (ZMSS) Poliçesi ile teminat altına alınan aracın karıştığı trafik kazası sonucu yaralan davacının uğradığı zarar nedeniyle sürekli iş göremezlik tazminatı talebine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 54 üncü maddesi, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 85, 89, 90, 91 inci maddeleri, 5684 sayılı Sigortacılık Kanunu'nun 30 uncu maddesi, Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları. 3. Değerlendirme 1.Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere, itiraz aşamasında ileri sürülmeyerek kesinleşen hususların incelenmesinin mümkün olmamasına göre, davalı vekilinin aşağıdaki bentlerin kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. 2-6100 Sayılı HMK'nın 94. maddesi uyarınca kesin süreye ilişkin ara kararının hiçbir duraksamaya yer vermeyecek biçimde açık olması taraflara yüklenen yükümlülüklerin, yapılması gereken işlerin neler olduğunun ve her iş için yatırılacak ücretin hiçbir şüpheye yer vermeyecek şekilde açıklanması gerekir. Ayrıca verilen sürenin amaca uygun, yeterli ve elverişli olması, kesin süreye uymamanın doğuracağı hukuki sonuçların açık olarak anlatılması ve anlatılanların tutanağa geçirilmesi, bunlara uyulmaması durumunda mevcut kanıtlara göre karar verilip, gerektiğinde davanın reddedileceğinin açıkça bildirilmesi suretiyle ilgili tarafın uyarılması gerektiği her türlü duraksamadan uzaktır. Bazı hallerde kesin sürenin kaçırılması, o delile veya hakka dayanamamak gibi ağır sonuçları birlikte getirmekte, davanın kaybedilmesine neden olmaktadır. Böyle bir durumda, geciken adaletin adaletsizlik olduğu düşünülerek, davaların uzamasını veya uzatılmak istenmesini engellemek üzere getirilen kesin süre kuralı, kanunun amacına uygun olarak kullanılmalıdır. Bu cümleden olarak, kesin sürenin amacına uygun olarak kullanılması ve yeterli uzunlukta olmasının yanı sıra, tarafların yargılamadaki tutumları ile süreye konu işlemin özelliğinin de göz önünde bulundurulması gerekir. Somut olayda İtiraz Hakem Heyetince, davalı vekilinin maluliyet raporuna ilişkin itirazına ilişkin olarak ara kararla, Komisyona kayıtlı bilirkişi heyeti oluşturulmasına ve belirlenen bilirkişi ücretlerinin davalı .... vekili tarafından 5 günlük kesin süre içerisinde Sigorta Tahkim Komisyonu hesabına yatırılmasına ve verilecek dilekçe ekinde dekont sureti ibrazı ile masrafını belgelenmesine karar verilmiş, ara kararla verilen kesin sürede bilirkişi ücretini yatırılmadığı belirtilerek itiraz sebebi ispat edilemediğinden bahisle davalı vekilinin maluliyet raporuna yönelik itirazının reddine karar verilmiştir. Davalının itirazı maluliyet raporuna ilişkin olup, söz konusu raporun tahkim yargılamasında temini için Sigorta Tahkim Komisyonu'nun vereceği ara kararla, kaza tarihinde yürürlükte olan mevzuata uygun olarak Adli Tıp Kurumu 3. İhtisas Dairesi’nden ya da Üniversite Hastanelerinin Adli Tıp Anabilim Dalı Başkanlıklarından davacının müracaatı ile alınması gerekmektedir. Bu durum Dairemiz yerleşik içtihatları ile de sabittir. Ancak İtiraz Hakem Heyetince yukarıda belirtilen ilgili kurumlardan değil, Hakem Heyetince teşekkül ettirilen bilirkişi heyetinden rapor alınması gerektiği yönünde hatalı olarak verilen ara kararda ayrıca rapor masrafının davalı tarafa yükletilmesi de tahkim yargılamasına ve yukarıda izah edilen yasal düzenlemelere ve hukuki olgulara aykırı olmuştur. Bu durumda İtiraz Hakem Heyetince; davacının maluliyet oranının tespiti ve kaza ile illiyet bağının saptanması için, Adli Tıp Kurumu 3. İhtisas Dairesi’nden ya da Üniversite Hastanelerinin Adli Tıp Anabilim Dalı Başkanlıklarından olay tarihi olan 08.10.2015 tarihinde yürürlükte olan Özürlülük Ölçütü Sınıflandırması Ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik hükümlerine uygun, muayeneli olarak yeni bir rapor alınıp sonucuna göre karar verilmesi ( maluliyet rapor masrafının da hükümde yargılama gideri olarak haklılık durumuna göre hükmedilmesi gerektiği gözetilerek) gerekirken eksik inceleme ve araştırma sonucu hüküm kurulması doğru görülmemiştir. 3- 5684 sayılı Kanun'un 30 uncu maddesinin (17) numaralı fıkrası, Sigortacılıkta Tahkime İlişkin Yönetmelik’in 16/13 üncü ve AAÜT’nin 17/2 nci maddeleri bir bütün olarak yorumlandığında tarafların avukat ile temsil edildiği hâllerde, taraflar aleyhine hükmedilecek vekâlet ücretinin, her iki taraf için de AAÜT’de yer alan asliye mahkemelerinde görülen işler için hesaplanan vekâlet ücretinin beşte biri olarak hükmolunması gerektiği anlaşılmaktadır. Bu itibarla; İtiraz Hakem Heyetince davacı lehine hükmedilecek vekâlet ücretine ilişkin olarak anılan mevzuat uyarınca maktu vekâlet ücretinin altında kalmamak kaydıyla asliye mahkemelerinde görülen işler için hesaplanan vekâlet ücretinin 1/5’i oranında vekâlet ücreti yerine nispi ve tam vekalet ücretine hükmedilmesi doğru olmamıştır. VI. KARAR 1. Değerlendirme bölümünün (1) numaralı bendinde açıklanan sebeplerle, davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının REDDİNE, 2. Değerlendirme bölümünün (2) ve (3) numaralı bentlerde açıklanan sebeplerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, Peşin alınan temyiz harcının istek halinde davalıya iadesine, Dosyanın mahkemesine gönderilmesine, 09.11.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.