Yargıtay · 4. Hukuk Dairesi
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi 2022/4420 E. 2023/10025 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 4. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2022/4420
- Karar No
- 2023/10025
- Karar Tarihi
İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi SAYISI : 2021/1037 D.İş, 2021/1060 K. SİGORTA TAHKİM KOMİSYONU İTİRAZ HAKEM HEYETİ SAYISI : 2021/İHK-45094 HÜKÜM/KARAR : Davalının İtirazının Reddine / Davanın Kabulüne SİGORTA TAHKİM KOMİSYONU UYUŞMAZLIK HAKEM HEYETİ SAYISI : K-2021/121160 Taraflar arasındaki sigorta tahkim yargılaması sonunda Uyuşmazlık Hakem Heyetince davanın kabulüne karar verilmiştir. Karara davalı vekili tarafından itiraz edilmesi üzerine, İtiraz Hakem Heyetince itirazın reddine karar verilmiştir. İtiraz Hakem Heyeti kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; 10.05.2018 tarihinde davalıya Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Mesuliyet Sigortası (ZMMS) Poliçesi ile sigortalı aracın, davacının yolcu konumunda olduğu araçla karıştığı çift taraflı trafik kazası sonucu müvekkilinin yaralanarak malul kadığını, davalıya yapılan başvuru üzerine 17.04.2019 tarihinde 130.751,90 TL ödeme yapıldığını, ödemenin eksik olması nedeniyle davalıya 19.02.2021 tarihinde yeniden başvurulması üzerine ise 22.03.2021 tarihinde 55.591,99 TL ödeme yapıldığını, ancak bu ödemenin de eksik olduğunu belirterek açılan belirsiz alacak davasında 100,00 TL bakiye sürekli iş göremezlik tazminatının 10.05.2018 tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte davalıdan tahsilini talep etmiş; 27.08.2021 tarihli bedel artırım dilekçesi ile talebini 116.824,61 TL'ye artırmıştır. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; hesaplamanın TRH 2010 Yaşam Tablosu ve %1.8 teknik faize göre yapılması gerektiğini, davacıya yapılan iki ayrı ödeme ile poliçeden kaynaklı sorumluluğun yerine getirildiğini, sunulan maluliyet raporunu kabul etmediklerini, müterafik kusur durumunun araştırılmasını talep ettiklerini, avans faizi talebinin haksız olduğunu, yasal faize hükmedilebileceğini belirterek davanın reddini istemiştir. III. UYUŞMAZLIK HAKEM HEYETİ KARARI Uyuşmazlık Hakem Heyetinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile kaza tespit tutanağında emniyet kemerinin takılı olup olmadığına ilişkin bir belirleme bulunmadığı gözetilerek müterafik kusur indirimi yapılmadığı, hesap raporunun benimsendiği, sigortalı araç özel otomobil olup yasal faize hükmedildiği gerekçesiyle davanın kabulü ile 116.824,61 TL sürekli iş göremezlik tazminatının 24.05.2021 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir. IV. İTİRAZ A. İtiraz Yoluna Başvuranlar Uyuşmazlık Hakem Heyetinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili itiraz başvurusunda bulunmuştur. B. İtiraz Sebepleri Davalı vekili itiraz dilekçesinde; eksik bir ödeme bulunmadığını, kusur raporu alınmadan karar verildiğini, %75 kusur oranını kabul etmediklerini, maluliyet oranı fahiş olup yeni bir rapor alınması gerektiğini, hesaplamanın %1.8 teknik faize göre yapılabileceğini, hatır taşıması indirimi yapılması gerektiğini, müterafik kusur durumunun araştırılmasını ve tam vekalet ücretinin hatalı olduğunu belirterek Uyuşmazlık Hakem Heyetince verilen kararın kaldırılmasını talep etmiştir. C. Gerekçe ve Sonuç İtiraz Hakem Heyetinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile trafik kazasının farklı bir şekilde gerçekleştiği konusunda bir iddia ve delil bulunmadığı, bu nedenle kaza tespit tutanağındaki tespitler esas alınarak hesap yapılmasının yerinde olduğu, karşı sürücüye atfedilen asli kusur uyarınca karşı sürücünün %75 kusurlu kabul edilmesinin yerinde olduğu, hükme esas alınan maluliyet raporunun rapor tarihi itibariyle yürürlükte olan Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik hükümlerine uygun olarak düzenlendiği, araç sürücüsü ile davacının arkadaş olduğu ve taşımanın salt zarar gören yararına yapıldığı konusunda delil bulunmadığı gözetilerek hatır taşıması olmadığının anlaşıldığı, kaza tespit tutanağında emniyet kemerinin takılı olup olmadığının tespit edilemediği, vekalet ücreti takdirinde hata bulunmadığı gerekçesiyle davalı vekilinin itirazının reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar İtiraz Hakem Heyetinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davalı vekili temyiz dilekçesinde; tahkim öncesi yapılan başvuruda yönetmeliğe uygun rapor sunulmadığından başvurunun usulden reddi gerektiğini, yeni bir maluliyet raporu alınmasını, kusur raporu alınmadan karar verildiğini, atfedilen kusur oranını kabul etmediklerini, %1.65 teknik faize göre hesap yapılması halinde müvekkilinin başkaca bir sorumluluğu kalmadığının ortaya çıkacağını, hatır taşıması ve müterafik kusur indirimi gerektiğini, tam vekalet ücretinin hatalı olduğunu belirterek İtiraz Hakem Heyeti kararının bozulmasını istemiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık; davalı ... tarafından Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası (ZMMS) Poliçesi ile teminat altına alınan aracın, davacının yolcu konumunda olduğu araçla karıştığı 10.05.2018 tarihli trafik kazası sonucu yaralanıp malul kalan davacı yolcunun sürekli iş göremezlik tazminatı talebine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 51, 52 ve 54 üncü maddeleri, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 85, 89, 90 ve 91 inci maddeleri, 5684 sayılı Sigortacılık Kanunu'nun (5684 sayılı Kanun) 30 uncu maddesi, Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin (AAÜT) 17 nci maddesi, Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları. 3. Değerlendirme 1. Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere, özellikle karşı aracın hatır taşıması indiriminden yararlanması mümkün olmadığı gibi hatır taşıması indirimi yapılabilmesi için davalının bu yönde savunma getirmesi gerekmesine, yargılama sırasında öne sürülmeyen hatır taşıması savunmasının temyiz aşamasında öne sürülememesine, hesap yönteminin yerinde olmasına göre davalı vekilinin aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. 2. Haksız fiil sonucu çalışma gücünde kayıp olduğu iddiası ve buna yönelik bir talebin bulunması hâlinde, zararın kapsamının tespiti açısından varsa geçici iş göremezlik süresi ile sürekli iş göremezlik oranının doğru bir şekilde belirlenmesi gerekmektedir. Söz konusu belirleme için ise bağlı oldukları mevzuat uyarınca sağlık kurulu raporu vermeye yetkili hastanelerin adli tıp anabilim dalı başkanlıkları ve benzeri kuruluşların çalışma gücü kaybı olduğu iddia edilen kişide bulunan şikâyetler dikkate alınarak oluşturulacak uzman doktor heyetinden kaza tarihinde yürürlükte bulunan mevzuata göre sağlık kurulu raporu alınmalıdır. 11.10.2008 tarihinden önce Sosyal Sigorta Sağlık İşlemleri Tüzüğü, 11.10.2008 ilâ 01.09.2013 tarihleri arasında Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği, 01.09.2013 ilâ 01.06.2015 tarihleri arasında Maluliyet Tespiti İşlemleri Yönetmeliği, 01.06.2015 ilâ 20.02.2019 tarihleri arasında Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurul Raporları Hakkında Yönetmelik ve 20.02.2019 tarihinden sonra ise Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik yürürlükte olduğundan kaza tarihinde geçerli mevzuat uyarınca sağlık kurulu raporu düzenlenmelidir. Eldeki davada kaza, 10.05.2018 tarihinde meydana gelmiştir. Somut olayda; hakem heyeti tarafından karara esas kabul edilen ve İzmir Atatürk Eğitim ve Araştırma Hastanesi tarafından düzenlenen 21.09.2020 tarihli ve davacının kaza nedeniyle maluliyetini %23 olarak belirleyen rapor ise kaza tarihinde yürürlükte olan Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik hükümlerine göre düzenlenmemiştir. Bu durumda İtiraz Hakem Heyetince; davacı tarafından kararın temyiz edilmediği göz önüne alındığında davalının usuli kazanılmış hakları gözetilerek davacının kazaya ilişkin tüm tedavi evrakı eklenip (eksik varsa temini ile) dosyada bulunan sağlık kurulu raporu da irdelenmek ve bizzat muayene edilmek suretiyle kaza tarihinde yürürlükte olan Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurul Raporları Hakkında Yönetmelik hükümlerine uygun olarak ve yukarıda açıklandığı üzere yetkili sağlık kurulundan rapor alınıp sonucuna göre karar verilmesi gerekirken yazılı olduğu şekilde hüküm kurulması bozmayı gerektirmiştir. 3. 6100 sayılı Kanun'un 266 ve devamı maddeleri gereğince, çözümü özel veya teknik bilgiyi gerektiren hâllerde bilirkişinin oy ve görüşünün alınmasına karar verilir. Somut olayda, kazaya ilişkin kaza tespit tutanağında kazaya karışan her iki aracın kural ihlalinde bulunduğunun belirtildiği, ancak İtiraz Hakem Heyetince trafik kazasında tarafların kusur oranları belirlenmeden, kaza tespit tutanağındaki kural ihlallerine ilişkin tespitler esas alınarak davalıya sigortalı araç sürücüsünün %75 oranında kusurlu olduğu kabul edilerek yapılan hesaplamaya itibar edildiği anlaşılmaktadır. Şu durumda, İtiraz Hakem Heyetince dava konusu trafik kazasına ilişkin ceza dosyası da dosya arasına alınarak tüm deliller değerlendirilmek suretiyle tarafların olaydaki kusur oranlarının tespiti için üniversite öğretim üyelerinden veya Karayolları Genel Müdürülüğünde görevli fen heyetinden seçilecek uzman bilirkişilerden denetime elverişli, ayrıntılı ve gerekçeli rapor alınıp sonucuna göre karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ile yazılı şekilde karar verilmesi doğru değildir. 4. 5684 sayılı Kanun'un 30 uncu maddesinin (17) numaralı fıkrası, Sigortacılıkta Tahkime İlişkin Yönetmelik’in 16 ncı maddesinin (13) numaralı fıkrası ve AAÜT’nin 17 nci maddesinin (2) numaralı fıkrası bir bütün olarak yorumlandığında tarafların avukat ile temsil edildiği hâllerde, taraflar aleyhine hükmedilecek vekâlet ücretinin, her iki taraf için de AAÜT’de yer alan asliye mahkemelerinde görülen işler için hesaplanan vekâlet ücretinin beşte biri olarak hükmolunması gerektiği anlaşılmaktadır. Bu itibarla; İtiraz Hakem Heyetince davacı lehine hükmedilecek vekâlet ücretine ilişkin olarak anılan mevzuat uyarınca maktu vekâlet ücretinin altında kalmamak kaydıyla asliye mahkemelerinde görülen işler için hesaplanan vekâlet ücretinin 1/5’i oranında vekâlet ücreti yerine nispi ve tam vekalet ücretine hükmedilmesi doğru olmamıştır. VI. KARAR 1. Değerlendirme bölümünün (1) numaralı bendinde açıklanan nedenlerle davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının REDDİNE, 2. Değerlendirme bölümünün (2), (3) ve (4) numaralı bentlerinde açıklanan sebeplerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile temyiz olunan İtiraz Hakem Heyeti kararının BOZULMASINA, Peşin alınan temyiz harcının istek hâlinde davalıya iadesine, Dosyanın mahkemeye gönderilmesine, 02.10.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.