Yargıtay · 4. Hukuk Dairesi
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi 2022/3246 E. 2023/1986 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 4. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2022/3246
- Karar No
- 2023/1986
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi HÜKÜM/KARAR : Kısmen Kabul Taraflar arasındaki kişilik haklarına saldırı nedeniyle manevi tazminat istemli davadan dolayı yapılan yargılama sonunda davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Mahkeme kararının taraf vekillerince temyiz edilmesi üzerine, Dairemizce bozma kararı yerinde bulunarak direnme kararı incelenmek üzere dosya Hukuk Genel Kuruluna gönderilmiştir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 18.11.2021 tarihli ve 2017/4-1743 Esas 2021/1446 Karar sayılı ilamı ile direnme kararının yerinde olduğuna karar verilerek bozma nedenine göre davanın esasına yönelik diğer temyiz itirazları incelenmediğinden taraf vekillerinin temyiz itirazlarına ilişkin inceleme yapılmak üzere dosya Dairemize gönderilmiştir. Hukuk Genel Kurulu tarafından dosya Dairemize gönderilmiş olmakla Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; davacının 22.11.2003 tarihinde Nazilli Devlet Hastanesinde görevli ve nöbetçi hemşire iken, servisin uzman ve icapçı dokturu olan davalının, hastane ortamında mesai arkadaşları ve hasta yakınları yanında kendisine hakaretler ederek tokat attığını, halen olayın etkisinde olduğunu, davalının ceza mahkemesinde yargılanarak cezalandırıldığını ileri sürerek, uğramış olduğu fiili ve sözlü saldırı nedeni ile 25.000 TL manevi tazminatın davalıdan tahsilini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; davanın zamanaşımına uğradığını, davacı tarafın iddialarının aksine olayın davacının haksız ve görevi ile bağdaşmayan söz ve davranışi ile başladığını, davacının ağır kusurlu olduğunu, talep edilen tazminatın çok yüksek olduğunu ileri sürerek davanın reddini istemiştir. III. MAHKEME KARARI Mahkemenin 30.11.2010 tarih ve 2009/247 Esas, 2010/509 Karar sayılı kararıyla; "... davacı hemşirenin görevi icabı rahatsızlanan hastadan dolayı davalı icapçı doktoru hastaneye çağırdığı, davalı doktorun icapçı olduğundan hastanede bulunması gerekir iken hastanede bulunmadığı, kendisini hastaneye çağıran ve görevini yapan davacı hemşireye haksız eylemde bulunduğu, kusurun tamamen davalıda olduğu anlaşıldığından, davacının davalının haksız fiillerine maruz kalmış olduğu" gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile "... 12.000,00 TL manevi tazminatın olay tarihi olan 23.11.2003 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine" karar verilmiştir. IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ A. Bozma Kararı 1. Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur. 2. Dairenin 20.09.2012 tarih ve 2011/5643 Esas, 2012/13158 Karar sayılı ilamıyla; "...somut olayda; davacı, icapçı hekim olan davalının kendisine hakaret etmesi ve yaralaması nedeniyle tazminat istediğine göre yukarıda anılan ilkeler gereği davanın husumetten reddi gerekirken işin esasına girilmesinin usul ve yasaya aykırı görüldüğü ..." gerekçesiyle mahkeme kararı bozulmuştur. B. Mahkemece Bozma Kararı Üzerine Verilen Karar: Mahkemenin 30.05.2013 tarih ve 2013/162 Esas, 2013/233 Karar sayılı kararıyla direnme kararı verilerek hüküm bölümünde " ..Mahkememizin 30/11/2010 tarihli 2009/274 esas 2010/509 karar sayılı kararında direnilmesine ..." şeklinde karar verilmiştir. C. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu Kararı 1. Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur. 2. Hukuk Genel Kurulunun 26.02.2014 tarih ve 2013/4-2345 Esas, 2014/186 Karar sayılı ilamıyla; "...Somut olaya gelince; mahkemece aslolan kısa kararda yukarıda açıklanan mevzuata uygun hüküm fıkrası oluşturulmamış sadece "önceki kararda direnilmesine denilerek önceki karara atıf yapılmakla” yetinilmiştir. Bu durumda, yukarıda açıklanan ilkeler çerçevesinde usulün öngördüğü anlamda oluşturulmuş bir hüküm bulunmadığı gibi, direnme kararlarını denetleyen Hukuk Genel Kurulu tarafından incelenebilecek nitelikte teknik anlamda bir direnme hükmü de bulunmadığı her türlü duraksamadan uzaktır. Şu durumda mahkemece yapılacak iş; dosya kapsamı dikkate alınarak taraflara yüklenen borç ve tanınan hakkın sıra numarası altında belirtildiği açık, infazda şüphe ve tereddüt uyandırmayacak biçimde, usulün aradığı niteliklere haiz kısa karar ve buna uygun gerekçeli karar oluşturulmasıdır. Mahkemenin, yukarıda ayrıntılarıyla açıklanan biçimde usulün öngördüğü niteliklere haiz bulunmayan kısa kararı ve gerekçeli kararın hüküm kısmı usul ve yasaya uygun değildir. Direnme kararının bu nedenle bozulması gerekmiştir..." gerekçesiyle bozulmuştur. D. Mahkeme Kararı Mahkemenin 26.06.2014 tarih ve 2014/157 Esas, 2014/376 Karar sayılı kararı ile "...Davacı, icapçı hekim olan davalının kendisine hakaret etmesi ve yaralaması nedeniyle tazminat istediğine göre yukarıda anılan ilkeler gereği davanın husumetten reddi gerektiği" gerekçesiyle davanın pasif husumet yokluğundan reddine karar verilmiştir. E. Bozma Kararı 1. Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. 2. Dairenin 19.11.2014 tarih ve 2014/14189 Esas, 2014/15564 Karar sayılı ilamıyla mahkeme kararı onanmış ise de davacı vekilinin karar düzeltme isteminde bulunması üzerine Dairenin 16.04.2015 tarih ve 2015/1795 Esas, 2015/4894 Karar sayılı ilamıyla; "...Mahkemece, davanın kısmen kabulüne dair verilen 30.11.2010 tarihli karar Dairemizce; davalının kamu görevlisi olduğu, kamu görevlisinin görev yaparken kişilere zarar vermesinin ilgili kamu kurumunun hizmet kusurunu oluşturacağı, bu nedenle davalıya husumet yöneltilemeyeceği, davanın husumetten reddi gerektiği gerekçesiyle bozulmuştur. Mahkemece, söz konusu bozma kararına karşı direnme kararı verilmiş ancak direnme kararı Yargıtay Hukuk Genel Kurulu' nun, 26.02.2014 tarih ve 2013/4- 2345 esas, 2014- 186 karar sayılı ilamı ile kısa kararda hüküm fıkrası oluşturulmadığı, bozma ile hayatiyetini yitiren ilk hükme atıf yapılmasının HMK'nın 294. maddesine aykırı olduğu gerekçesiyle direnme kararının diğer yönleri incelenmeksizin bozulmasına karar verilmiştir. Mahkemece söz konusu bozma kararına uyulmuş olmasına rağmen de bu kez davanın husumet yokluğu nedeniyle reddine karar verilmiştir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun bozma gerekçesi mahkemece oluşturulan hüküm sonucunun HMK'nın 294. maddesine aykırılığına ilişkindir. Söz konusu bozma kararında diğer temyiz itirazlarının incelenmediği açıkça belirtilmiştir. Mahkemece Dairemizin 20.09.2012 tarih ve 2011/5643 esas, 2012/13158 karar sayılı bozma ilamına karşı direnme kararı verilmesiyle davacı yararına usuli kazanılmış hak doğmuş olup sonrasında bu kazanılmış hakkı ortadan kaldıracak şekilde hüküm kurulamaz. Mahkemece, uyulmasına karar verilen Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun yukarıda anılan kararı doğrultusunda usulün öngördüğü anlamda direnme kararı oluşturulmalıdır. Şu halde; karar düzeltme istemi HUMK’un 440-442 maddeleri uyarınca kabul edilmeli, 19.11.2014 tarih 2014/14189 Esas ve 2014/15564 Karar sayılı onama kararı kaldırılmalı, karar açıklanan nedenle bozulmalıdır" gerekçesiyle bozulmuştur. F. Mahkemesince Usulüne Uygun Olarak Verilen Direnme Kararı Mahkemenin, yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile "...Mahkemenin 30.11.2010 tarihli ve 2009/247 esas 2010/509 karar sayılı kararında direnilmesine, davacının davasının kısmen kabulü ile 12.000,00 TL manevi tazminatın olay tarihi olan 23.11.2003 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine" karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Mahkemenin, yukarıda belirtilen direnme kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde; haksız ve doğrudan davacının kişiliğine yönelik fiili ve sözlü saldırı karşısında hükmedilen tazminatın az olduğunu ileri sürerek usul ve yasaya aykırı kararın bozulmasını talep etmiştir. Davalı vekili temyiz dilekçesinde; davanın husumetten reddi gerektiğini ileri sürerek usul ve yasaya aykırı kararın bozulmasını talep etmiştir. C. Daire Kararı Dairece 6763 sayılı Kanunun 45 inci maddesi ile 6100 sayılı HMK’na eklenen geçici 4/1. maddesi gereğince Dairemizce yapılan incelemede, Daire kararının yerinde olduğu belirtilerek temyiz incelemesi yapılmak üzere dosyanın Hukuk Genel Kuruluna gönderilmesine karar verilmiştir. D. Hukuk Genel Kurulu Kararı Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 18.11.2021 tarih ve 2017/4-1743 Esas 2021/1446 Karar sayılı ilamı ile "... davacının davalı doktorun kendisine yönelik hakaret ve yaralama eylemlerinde bulunduğunu ileri sürerek ve davalı doktoru hasım göstererek eldeki tazminat davasını açtığı ve davacının iddiasının, içerik bakımından davalı doktorun kişisel kusuruna dayandığından eldeki davada husumetin davalı kamu görevlisine düştüğü" gerekçesi ile direnme kararı yerinde bulunarak bozma nedeni dikkate alındığında karara yönelik temyiz itirazlarının incelenmesi için dosyanın Dairemize gönderilmesine karar verilmiştir. E. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık; kişilik haklarına saldırı nedeniyle manevi tazminat istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 371 inci ve Geçici 4/1 inci maddesi, 818 sayılı Borçlar Kanunu (mülga) 41 inci ve 49 uncu maddesi. 3. Değerlendirme Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere, Hukuk Genel Kurulu tarafından direnmenin usul ve yasaya uygun olduğunun kabulü ve özellikle memur veya kamu görevlisinin tamamen kendi iradesi ile kasten ya da kanunlardaki açık hükümler dışına çıkarak ve bunlara aykırı olarak suç sayılan eylemiyle verdiği zararlarda, eylem ile kamu görevinin yürütülmesi arasında objektif bir illiyet bağının varlığından söz edilemeyeceğine göre, karar usul ve kanuna uygun olup taraf vekillerinin temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Değerlendirme bölümünde açıklanan sebeplerle tarafların yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan Mahkeme kararının ONANMASINA, Aşağıda yazılı temyiz giderlerinin temyiz eden davacı ile davalıya yükletilmesine, Dosyanın Mahkemesine gönderilmesine, 20.02.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.