Yargıtay · 10. Hukuk Dairesi
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi 2023/8661 E. 2023/10863 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 10. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2023/8661
- Karar No
- 2023/10863
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : ... Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesi SAYISI : 2021/2372 E., 2023/862 K. HÜKÜM/KARAR : Esastan ret İLK DERECE MAHKEMESİ: Uşak 2. İş Mahkemesi SAYISI : 2019/438 E., 2021/180 K. Taraflar arasındaki yaşlılık aylığı bağlanması gerektiğinin tespiti ve aksi yöndeki Kurum işleminin iptali davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir. Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacının yurt dışında geçen ev kadınlığı ve çalışma sürelerini borçlanmak için Kuruma başvurduğunu ve dönem belirterek 15.01.1991 – 15.06.1998 tarihleri arasını ev kadınlığı süresi olarak, 16.06.1998 - 24.12.2002 tarihleri arasını çalışma süresi olarak borçlanma talebinde bulunduğunu, davalı Kurum'un borçlanma talebini kabul ederek borç tahakkuk cetvelinde 2671 gün ev kadınlığı süresi, 1629 gün çalışma süresi olmak üzere toplam 4300 gün borçlanma prim günü çıkardığını, davacının da borçlanma bedelini ödeyerek borçlandığı dönemler için sigortalılığa hak kazandığını, kanunun yaşlılık aylığı borçlanması için aradığı 20 yıl sigortalılık süresini, 47 yaşını ve 5450 prim gün sayısını tamamladığı için 18.09.2019 tarihiyle yaşlılık aylığı bağlanması için tahsis talebinde bulunduğunu, tahsis talebine Kurumun 19.09.2019 tarihli ve 13645318 sayılı yazısı ile ret cevap verdiğini, ret kararı yazısında; “2018/38 sayılı Genelgede yurtdışındaki ev kadınlığı süresinin çalışmaya başladığınız tarihi geriye götürmediğinden ilk işe giriş tarihiniz 16.06.1998 olduğu tespit edilmiş olup, tarafınıza yaşlılık aylığı bağlanabilmesi için 20 yıl sigortalılık süresi, 55 yaş, 5975 gün prim ödeme gün sayısı şartı gerekmektedir. Bu şartları yerine getirmediğinizden tahsis talebiniz reddedilmiştir” denildiğini beyanla davalı Kurum'un 19.09.2019 tarihli ve 13645318 sayılı yaşlılık aylığının reddi ile ilgili kararın iptaline, davacının Avusturya sigortasına girişinin 16.06.1998 tarihi olduğunun ve borçlanma süresinin bu tarihten itibaren 2671 gün geriye götürülerek ilk işe girişinin 15.01.1991 tarihi olduğunun tespitine, borç tahakkuk cetvelinde belirtildiği gibi 15.01.1991 – 15.06.1998 tarihleri arası 2671 günlük sürenin borçlandırıldığının tespitine, tahsis talep tarihini takip eden aybaşı olan 01.10.2019 tarihiyle yaşlılık aylığına hak kazandığının tespitine, ödenmeyen aylıkların hakkediş tarihlerinden itibaren yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı Kurum vekili cevap dilekçesinde özetle; 11.09.204 yürürlük tarihli ve 29116 mükerrer sayılı Resmi Gazetede yayımlanan 6552 sayılı Kanun ile 08.05.1985 tarihli ve 3201 sayılı Yurt Dışında Bulunan Türk Vatandaşlarının Yurt Dışında Geçen Sürelerinin Sosyal Güvenlikleri Bakımından Değerlendirilmesi Hakkındaki Kanun'un bazı maddelerinin değiştirildiğini ve bu Kanuna yeni hükümler eklendiğini, 6552 sayılı Kanun ile Kanun'un 5 inci maddesinin 5 inci fıkrasına “ Uluslararası sosyal güvenlik sözleşmelerinde Türk Sigortasına girişinden önce akit ülke sigortasına girdiği tarihin Türk Sigortasına girdiği tarih olarak kabul edileceğine ilişkin özel hüküm bulunan ülkelerdeki sigortalılık sürelerini borçlananların akit ülkede ilk defa çalışmaya başladıkları tarih ilk işe giriş tarihi olarak kabul edilir” cümlesi eklendiğini, 2014/27 sayılı Genelgede; Ülkemizin imzalamış olduğu Sosyal Güvenlik Sözleşmelerinden; Almanya, Arnavutluk, Avusturya, Azerbeycan, Belçika, Bosna Hersek Çek Cumhuriyeti, Fransa, Gürcistan, Hırvatistan, Hollanda, İsviçre, Kanada, Kebek, KKTC, Lüksemburg, Makedonya ve Slovakya ile yapılan sosyal güvenlik sözleşmelerinde akit taraflardan birinin mevzuatına göre yardım hakkının kazanılması şartlarının tespitinde diğer taraf ülkedeki ilk işe başlama tarihi de dikkate alınır; “hükümler bulunduğunu, Kanunun ilgili maddesine eklenen hüküm gereğince sosyal güvenlik sözleşmesinde özel hüküm bulunan söz konusu 18 ülkedeki sigortalılık sürelerini borçlananların bu ülkedeki ilk işe başlama tarihi, Türkiye’de hiç çalışma yoksa ya da Türkiye’deki sigortalılığın başlangıç tarihinden önce ise aylığa hak kazanıp kazanmadıklarının tespitinde Türkiye’de ilk işe giriş tarihi olarak kabul edileceği belirtildiğini, 06.11.2018 tarihli ve 2018/38 sayılı Genelgede ise “Ev kadınlığı süreleri akit ülke mevzuatına göre sigortalılık süresi olarak kabul edilmediğinden bu süreleri borçlananların sözleşmeli ülkelerdeki ikamet başlangıç tarihleri Türkiye’de ilk işe giriş tarihi olarak kabul edilmeyecektir. Ev kadınlığı sürelerini borçlananların sigortalılık başlangıcı 3201 sayılı Kanunun 5 inci maddesinin ikinci ve üçüncü fıkraları gereğince tespit edilecektir.” denildiğini, davacının 22.06.2015 tarihinde 3201 sayılı Kanun kapsamında borçlandığı ve tebliğ edilen tutarı 02.09.2015 tarihinde ödediği, daha sonra 18.09.2019 tarihiyle tahsis talebinde bulunduğu, tahsis talebine 19.09.2019 tarihli ve 13645318 sayılı yazıları ile 20 yıl sigortalılık süresini, 55 yaşını ve 5975 gün şartlarının hepsini birden yerine getirmediği nedeniyle 2018/38 sayılı Genelgeleri doğrultusunda ret cevap verildiğini, yapılan işlemin Kanun'a uygun olduğunu beyanla davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu beyanla İlk Derece Mahkemesi kararı kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararında, "İstinaf kanun yolu başvurusuna konu edilen karar hakkında 6100 sayılı HMK'nın 355 inci maddesindeki düzenleme gereğince, istinaf dilekçesinde belirtilen nedenler ve kamu düzenine ilişkin aykırılık bulunup bulunmadığı yönü gözetilerek yapılan incelemede, dava dosyasındaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuni gerektirici sebeplere, vakıa ve hukuki değerlendirme ile yukarıda belirtilen gerekçe kapsamında ve özellikle; Yargıtay 10. Hukuk Dairesi'nin yukarıda anılan kararın da da açıklandığı üzere, Kanun'un anılan açık hükmü karşısında, 3201 sayılı Kanun kapsamında yapılan yurtdışı hizmet borçlanmalarında esas alınan yurt dışındaki sigortalılık sürelerinin, Kanun'un 5 inci madde hükmü gereğince ispatlayıcı belgelerde kayıtlı bulunan tarihler arasındaki son tarihten geriye doğru olmak üzere belirlenmesi, belirlenen ve borçlanılan bu süreler üzerinden yaşlılık aylığı bağlanması gerekeceği anlaşılmakla; İlk Derece Mahkemesi kararının yerinde olduğu, ayrıca kamu düzenine ilişkin konularda da kararın esasına etkili bir aykırılık bulunmadığı anlaşıldığından, istinaf başvurusunun esastan reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki hüküm fıkrası oluşturulmuştur." gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine" karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davacı vekili, istinaf dilekçesinde öne sürdüğü gerekçelerle kararın bozulmasını istemiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Dava; davacının tahsis talebini takip eden aybaşından itibaren yaşlılık aylığı bağlanması ile yasal faiziyle ödenmesi istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci; 3201 sayılı Kanun'un 5 inci, 506 sayılı Kanun'un 60 ıncı ve geçici 81 inci maddeleri. 3. Değerlendirme 1.Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. 2. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve Kanun'a uygun olup, dosyada yer alan tüm bilgi ve belgelerin incelenmesinde verilen hükmün yerinde olduğu anlaşılmakla davacı vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz eden ilgiliye yükletilmesine, 07.11.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.