Yargıtay · 4. Hukuk Dairesi
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi 2022/3241 E. 2023/11652 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 4. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2022/3241
- Karar No
- 2023/11652
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi SAYISI : 2021/239 E., 2021/588 K. HÜKÜM/KARAR : Kısmen Kabul Taraflar arasında görülen tazminat davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairece Mahkeme kararının bozulmasına karar verilmiştir. Mahkemece bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Mahkeme kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; davacının yolcu olarak bulunduğu davalıya sigortalı aracın 10.04.2013 tarihinde yaptığı tek taraflı trafik kazası neticesinde davacının yaralandığını, tedavi gördüğününü ancak eski sağlığına kavuşamadığını belirterek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile şimdilik 1.000,00 TL sürekli iş göremezlik tazminatı ve geçici iş göremezlik tazminatının dava tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan talep etmiş; 16.02.2016 tarihli dilekçesiyle talebini 193.282,93 TL olarak ıslah etmiştir. Birleşen davada davacı vekili; asıl davada 10.04.2013 tarihli kazada yaralanan davacının sürekli ve geçici iş göremezlik tazminatı talebi olduğunu, alınan bilirkişi raporu ile 193.282,93 TL tazminat miktarının belirlendiğini ve taleplerini bu miktardan ıslah ettiklerini, verilen mahkeme kararını temyiz etmeleri üzerine tazminat miktarının tekrar hesaplandığını ve talep edilebilecek tazminat miktarının 213.397,00 TL olarak belirlendiğini, tekrar ıslah yapamayacaklarından bakiye 20.104,07 TL tazminatın işbu ek dava ile talep ettiklerini belirterek fazlaya ilişkin talepleri saklı kalmak kaydı ile şimdilik 5,00 TL bakiye maddi tazminatın asıl dava tarihi olan 18.08.2014 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte tahsilini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili; davalıya sigortalı araç sürücüsünün kusurunun ispatı gerektiğini, davacıya ödeme yaptıklarını sorumluluklarının kalmadığını, hatır taşıması nedeni ile indirim talep ettiklerini, aktüerya uzmanından rapor alınması gerektiğini, davacının Sosyal Güvenlik Kurumundan ödeme alıp almadığı hususunun belirlenmesini, tedavi masraflarından sorumlu olmadıklarını, temerrüte düşmediklerini savunarak davanın reddini istemiştir. III. MAHKEME KARARI Mahkemenin 26.05.2016 tarihli ve 2014/302 Esas, 2016/410 Karar sayılı kararıyla; davalıya sigortalı araçta yolcu olarak bulunan davacının 10.04.2013 tarihinde meydana gelen kazada yaralandığı, Adli Tıp Kurumundan alınan rapor ile Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliğine göre %30.2 oranında çalışma gücü kaybı ve 9 ay geçici iş göremezlik süresi olduğunun belirlendiği, davalı ... şirketinin 36.631,00 TL ödemede bulunduğu ancak yeterli olmadığı, alınan tazminat raporu ile 193.282,93 TL tazminatın belirlendiği, davacının yolcu olarak bulunduğu araçta hatır için taşınmasından dolayı 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (6098 sayılı Kanun) 51/1'inci maddesi uyarınca %30 oranında yapılan hatır taşıması indirimi neticesinde 135.298,05 TL tazminatın kaza tarihi itibari ile davacıya ödenmesi gerektiği gerekçesi ile davanın kısmen kabulü ile 135.298,05 TL tazminatın poliçe limiti ile sınırlı olmak üzere kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya ödenmesine karar verilmiştir. IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ A. Birinci Bozma Kararı 1. Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. 2. Yargıtay (Kapatılan) 17. Hukuk Dairesinin 14.05.2019 tarihli ve 2016/13808 Esas, 2019/6056 Karar sayılı ilamı ile; "mahkemece, taşımanın hatır için olup olmadığı, tarafların yakınlığı, varsa hatır için taşımanın kimin arzusu ve ne amaçla yapıldığı gibi olayın özel şartları göz önüne alınarak araştırma ve inceleme yapılması gerekmektedir. Mahkemece hatır taşıması olup olmadığı, gerekçeleri tartışılmadan hakkaniyet indirimi olarak tazminattan indirim yapılması doğru görülmemiştir. Dairemizin yerleşik uygulamasına göre de hatır indirimi oranı %20'yi geçemeyecektir," hükmün bozulmasına karar verilmiştir. B. Mahkemece Birinci Bozmaya Uyularak Verilen Karar Mahkemenin 10.03.2020 tarihli ve 2019/467 Esas, 2020/371 Karar sayılı kararıyla; teminat limitinin artırılarak 250.000,00 TL olduğu, bozma kararından sonra alınan tazminat raporu ile 340.445,32 TL tazminat miktarının belirlendiği, davacı ve davalı sürücünün arkadaş olduğu, taşımanın davacının da arzusuyla gezme amacıyla yapıldığı, %20 oranında hatır taşıması indirimi yapıldığı gerekçesi ile davanın kabulü ile 340.445,31 TL maddi tazminattan %20 hatır taşıması indirimi sonucunda tayin olunan ve talep miktarı ile sınırlı olmak üzere 193.282,93 TL maddi tazminatın kaza tarihi itibarıyla geçerli sakatlık teminat klozu kişi başı teminat limitiyle sınırlı olarak dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir. C. İkinci Bozma Kararı 1. Mahkemenin kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. 2. Yargıtay (Kapatılan) 17. Hukuk Dairesinin 10.03.2021 tarihli ve 2020/2621Esas, 2021/2551 Karar sayılı ilamıyla davalının yerinde görülmeyen diğer temyiz itirazları reddedilerek, "Dairemiz bozma ilamından sonra mahkemece dosya yeniden tazminat hesabı yapılmak üzere aktüerya bilirkişisine tevdi edilmiş, güncel verilere göre yapılan hesaplama sonucunda davacının geçici ve kalıcı iş göremezlik nedeniyle kazanç kaybı 340.445,31 TL olarak hesaplanmış, mahkemece davacının davasının ıslah uyarınca kabulü ile davacının 340.445,31 TL maddi zararından TBK'nun 51/1 maddesi uyarınca %20 oranında hakkaniyet indirimi sonucunda tayin olunan ve talep miktarı ile sınırlı olarak 193.282,93 TL maddi tazminatın kaza tarihi itibariyle geçerli sakatlık teminat klozu kişi başı poliçe teminat limiti ile sınırlı olarak dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak üzere davalı ... şirketinden tahsili ile davacıya ödenmesine karar verilmiştir. Oysa ilk karara karşı davacı vekilinin hatır taşıması indrimi yapılamayacağından bahisle temyiz yoluna başvurduğu, davacının hükmedilen tazminata hesaplama yönünden temyizi olmadığından kararın davacı yönünden kesinleştiği bozma ilamının kapsamında belirtilen yönler dışında, davalı taraf lehine usuli kazanılmış hak oluştuğu dikkate alındığında, bozma sonrası benimsenen aktüer raporuna göre karar verilmesi doğru olmamıştır. Açıklanan vakalar karşısında mahkemece; bozma öncesindeki kararda esas alınan 18.01.2016 tarihli rapor yönünden davalı taraf lehine oluşan kazanılmış hakkın korunmasını temin etmek üzere asıl davada bozma öncesi belirlenen tazminata göre hatır taşıması indirimi yapılmaksızın karar verilmesi ve birleşen davalarda da davanın reddine karar verilmesi gerekirken yazılı olduğu biçimde hüküm tesisi doğru olmayıp bozmayı gerektirmiştir." gerekçesiyle hükmün bozulmasına karar verilmiştir. D. Mahkemece İkinci Bozmaya Uyularak Verilen Karar Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalıya sigortalı araçta yolcu olarak bulunan davacının 10.04.2013 tarihinde meydana gelen tek taraflı kazada yaralandığı, alınan maluliyet raporu ile %30.2 oranında çalışma gücü kaybı oluştuğu, hesap raporu ile 193.282,93 TL tazminatın belirlendiği, 06.01.2020 tarihinde alınan hesap raporu ile de 340.445,31 TL tazminatın belirlendiği, 250.000,00 TL teminat miktarı olduğunu, davalının yaptığı ödeme düşüldükten sonra bakiye 213.387,00 TL teminat miktarı kaldığı, mahkemenin 10.03.2020 tarihli kararı ile hesaplanan tazminat miktarı olan 340.445,31 TL üzerinden %20 hatır taşıması indirimi yapılarak ıslah edilen miktarı da dikkate alınmak suretiyle 193.282,93 TL tazminata karar verildiği, bozma kararı ile ilk karara karşı davacı vekilinin hatır taşıması yapılamayacağı yönünde temyizde bulunduğu, tazminat miktarına karşı temyizi bulunmadığı, bu hususun davalı lehine kazanılmış hak oluşturduğundan bozma sonrası alınan aktüer rapora göre karar verilmesinin doğru olmadığı gerekçesi ile kararın bozulduğu, bu nedenle 18.01.2016 tarihli raporda belirtilen 193.282,93 TL maddi tazminat miktarı üzerinden %20 oranında hatır taşıması indirimi yapılması gerektiği gerekçesi ile 193.282,31 TL tazminat miktarından %20 hatır taşıması indirimi neticesinde poliçe limiti ile sınırlı olarak 154.636,34 TL maddi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak üzere davalıdan tahsiline karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde; bozma ilamına karşı direnme kararı verilmesi gerektiğini, 26.05.2016 tarihinde verilen kararı temyiz ettiklerini ve bozma kararının 2019 yılında verildiğini, aradan 3 yıl gibi bir zaman geçtiğini, temyiz taleplerinin 3 ay sonra sonuçlandırılması halinde tazminat miktarında değişiklik olmayacağı ancak aradan geçen zaman dikkate alınınca makul yargılama süresinin aşıldığını, hatır taşıması indirimi yapılmadan karar verilmesi gerektiğini, mahkemenin bozma kararına karşı beyanlarını almadan bozmaya uyma kararı verdiği gerekçeleri ile kararın bozulmasını talep etmiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, davalı ... tarafından Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası (ZMSS) Poliçesi ile teminat altına alınan aracın karıştığı 10.04.2013 tarihli trafik kazası sonucu yaralanıp malul kalan davacı yolcunun uğradığı zarar nedeniyle sürekli iş göremezlik ve geçici iş göremezlik tazminatı talebine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nın 141 inci maddesinin üçüncü fıkrası, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) geçici 3 üncü maddesi delaletiyle mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 428 inci maddesi, 438 inci maddesinin yedi, sekiz ve dokuzuncu fıkraları, vd. maddeleri, 6100 sayılı Kanun'un 297 nci maddesinin birinci fıkrasının (c) bendi, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 51 ve 54'üncü maddesi, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 85, 89, 90, 91 inci maddeleri, Karayolları Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları 3. Değerlendirme 1. Anayasa’nın 141 inci maddesi gereğince bütün mahkemelerin her türlü kararlarının gerekçeli olması gereklidir. Gerekçenin önemi Anayasal olarak hükme bağlanmakla gösterilmiş olup gerekçe ve hüküm birbirine sıkı sıkıya bağlıdır. 6100 sayılı Kanun'un 297 nci maddesinin birinci fıkrasının (c) bendi, bir mahkeme hükmünün kapsamının ne şekilde olması gerektiğini açıklamıştır. Buna göre bir mahkeme hükmünde, tarafların iddia ve savunmalarının özetinin, anlaştıkları ve anlaşamadıkları hususların, çekişmeli vakıalar hakkında toplanan delillerin, delillerin tartışılması ve değerlendirilmesinin, sabit görülen vakıalarla, bunlardan çıkarılan sonuç ve hukuki sebeplerin birer birer, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde hükümde gösterilmesi gereklidir. Bu kısım, hükmün gerekçe bölümüdür. Gerekçe, hâkimin tespit etmiş olduğu maddi vakıalar ile hüküm fıkrası (sonucu) arasında bir köprü görevi yapar. Bu hükümler yargıda açıklık ve netlik prensibinin gereği ve kamu düzeni ile ilgili olup yasanın aradığı anlamda oluşturulacak kısa ve gerekçeli kararların hüküm fıkralarının açık, anlaşılır, çelişkisiz, uygulanabilir olmasının gerekliliği kadar, kararın gerekçesinin de sonucu ile tam bir uyum içinde, ifadeleri özenle seçilmiş ve kuşkuya yer vermeyecek açıklıkta olması zorunludur. Yargıtay'ın hukuka uygunluk denetimi yapabilmesi için de ortada usulüne uygun şekilde oluşturulmuş bir hüküm bulunması gerektiği açıktır. Mahkemece, tüm talepler hakkında HMK'nın 297 nci maddesi uyarınca karar verilmesi gerektiğinden birleşen dosya yönünden de hüküm tesis edilmeden yazılı şekilde karar verilmiş olması doğru olmayıp bozmayı gerektirir. 2. Bozma neden ve şekline göre davacı vekilinin diğer temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına karar vermek gerekmiştir.. VI. KARAR 1. Değerlendirme bölümünün (1) numaralı bendinde açıklanan sebeplerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA, 2. Değerlendirme bölümünün (2) numaralı bendinde açıklanan sebeplerle bozma neden ve şekline göre davacı vekilinin diğer temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, Peşin alınan temyiz harcının istek hâlinde davacıya iadesine, Dosyanın mahkemesine gönderilmesine, 01.11.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.