İlk Derece Mahkemesi · Ankara 13. Asliye Ticaret Mahkemesi
Ankara 13. Asliye Ticaret Mahkemesi 2025/253 E. 2025/396 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Daire
- Ankara 13. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2025/253
- Karar No
- 2025/396
- Karar Tarihi
T.C. ANKARA 13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TÜRK MİLLETİ ADINA T.C. ANKARA 13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ GEREKÇELİ KARAR ESAS NO : 2025/253 Esas KARAR NO : 2025/396 HAKİM : ... ... KATİP : ... ... DAVACI : ... - ... ... VEKİLİ : Av. ... - ... DAVALILAR : 1- ... - ... ... 2- ... - ... ... VEKİLLERİ : Av. ... - ... Av. ... - ... DAVA : Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 26/03/2025 KARAR TARİHİ : 27/05/2025 GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 09/06/2025 Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalı ...'nün maliki bulunduğu, davalı ...'nün ise sürücüsü olduğu ... plaka aracın 16/12/2024 tarihinde meydana gelen kazada %100 kusurla davacı şirkete ait ... plaka sayılı araca çarptığını, meydana gelen kaza neticesinde ...'nce düzenlenen kaza tespit tutanağında ... plakalı araç sürücüsünün 2918 sayılı KTK'nın 56/1-c hükmünü ihlal etmesi nedeniyle %100 oranında kusurlu olduğunun tespit edildiğini, davacı şirketin maliki olduğu dava dışı araç sürücüsünün ise kusursuz olduğunu, iş bu sebeple şimdilik; 10,00-TL kazanç kaybı zararının (belirsiz alacak davası) ve 250.000,00-TL değer kaybı zararı bedelinin (belirsiz alacak davası) temerrüt tarihinden (kaza tarihi-16/12/2024) itibaren işleyecek avans faizi, yargılama giderleri ve vekalet ücreti ile birlikte davalılardan müşterek ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP: Davalılar vekili sunduğu cevap dilekçesinde özetle; davacının kusur iddiası hukuki ve fiili dayanaktan yoksun olduğunu, kaza tespit tutanağının tek başına bağlayıcı nitelikte olmayıp, olayın tüm yönleriyle teknik ve hukuki olarak değerlendirilmesi gerektiğini, kazanın oluş şekline ilişkin olarak müvekkil sürücü ...’nün tam kusurlu olduğu iddiasının yerinde olmadığını, davacının aracı şehirlerarası yolcu taşımacılığı yapan ticari bir araç olduğunu ve bu tür araçların sürücülerinin azami dikkat ve özen yükümlülüğü olduğunu, kazada asli kusur oranı müvekkil davalı sürücüde olsa dahi, davacı aracın sürücüsünün katkısı araştırılmadan davalının %100 kusurla sorumlu tutulmasının mümkün olmadığını, dolayısıyla davacı tarafının %100 kusur iddialı taleplerinin kabulünün mümkün olmadığını, davacının, kazada %100 kusurun davalı müvekkil araç sürücüsüne ait olduğunu iddia ettiğini, ancak olay yeri, hız limitleri, hava ve yol koşulları, görüş alanı gibi faktörler değerlendirildiğinde davacı aracı kullanan sürücünün de dikkat yükümlülüğüne aykırı hareket etmiş olma ihtimali olduğunu, örneğin, ani manevra, uygunsuz park, sinyal vermeme gibi nedenlerle müterafik kusur bulunmasının mümkün olduğunu, bu durum varsa, tazminattan hakkaniyet indirimi yani TBK m.51/2 nin dikkate alınması gerektiğini, kamu düzeninden kaynaklanan nedenlerle, müvekkilleri hakkında açılmış bulunan iş bu mesnetsiz davanın tümden reddi ile yargılama giderleri ve avukatlık ücretinin davacı tarafına yükletilmesine karar verilmesini belirterek davanın reddini savunmuştur. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Dava, trafik kazası nedeniyle davacı tarafından maruz kalındığı iddia edilen değer kaybı ile kazanç kaybına ilişkin maddi zararın tazmini istemine ilişkindir. Davacı tarafından dava, asliye ticaret mahkemesi sıfatıyla ... Nöbetçi Asliye Hukuk Mahkemesi'nde ikame edilmiş olup dosya, ... Nöbetçi Asliye Hukuk Mahkemesi tarafından verilen ...'nun 24/03/2005 tarih ve 188 sayılı kararı ile 26/03/2014 tarih ve 141 sayılı kararı gereğince verilen gönderme kararına istinaden mahkememiz esasına kaydedilmiştir. 01/07/2012 tarihinde yürürlüğe giren 6102 sayılı TTK'nın 5/1.maddesi uyarınca, ticari davalara bakmak görevi, Asliye Ticaret Mahkemesine aittir. Ticari davalar, mutlak ve nispi ticari davalar olarak ikiye ayrılmaktadır. Nispi ticari davalar, TTK'nın 4/1.maddesinin ilk cümlesinde tarif edilmiş olup, her iki tarafın da "ticari işletmesiyle ilgili hususlardan kaynaklanan" hukuk davalarıdır. Mutlak ticari davalar ise tarafların tacir olup olmadıklarına ve uyuşmazlığın tarafların ticari işletmeleri ile ilgili bulunup bulunmadığına bakılmaksızın yasa gereği ticari dava sayılan uyuşmazlıklardır. TTK'nın 4/1-a ve devamı bentlerinde yazılan uyuşmazlıklar ile diğer kanunlarda ticari dava olduğu belirtilen uyuşmazlıklar, mutlak ticari davalardır. Açıklanan düzenlemeler ışığında somut olaya gelindiğinde; her ne kadar davaya konu trafik kazasına karışan araçların kullanım amacının ticari mahiyette olduğu kayıtlı ise de TTK'da ticari dava, ticari işletme esasına göre belirlemiştir. Dolayısıyla bir davanın ticari dava olarak kabulü için yukarıda belirtildiği üzere davanın yada mutlak ticari dava niteliğini haiz olması olması yada her iki tarafın da ticari işletmesiyle ilgili hususlardan kaynaklanması gerekmektedir. Diğer bir ifadeyle kaza anında kullanılan aracın mahiyetine göre ticari davanın varlığının kabulüne olanak bulunmamaktadır. Trafik kazası nedeniyle maddi tazminat istemine ilişkin davaların mutlak ticari dava mahiyetinde olmadığı sabit olduğundan mahkememizce nispi ticari davanın varlığı, somut olarak uyuşmazlığın, tarafların ticari işletmesiyle ilgili hususlardan kaynaklanıp kaynaklanmadığının tetkik edilmesi gerekmiştir. Bu minvalde davacının tacir sıfatını haiz olduğuna ve dolayısıyla uyuşmazlığın ticari işletmesiyle ilgili olduğuna tereddüt bulunmamaktadır. Davalılar yönünden ise yapılan tacir araştırması kapsamında ...'nden gelen 21/05/2025 tarihli müzekkere cevabından davalıların tacir kaydının bulunmadığı bildirilmiştir. Aynı amaçla davalıların bağlı bulundukları vergi dairelerine yazılan müzekkerelere istinaden ... tarafından verilen 06/05/2025 tarihli müzekkere cevabından davalı araç maliki ...'nün dava tarihi itibariyle tacir kaydının bulunmadığı, 09/01/2024-24/12/2024 tarihleri arasında bir yıldan kısa süreli bir mükellef kaydı bulunup bu dönemde de bilanço esasına göre değil, işletme hesabı usulüne göre defter tuttuğu, yıllık alım/satım tutarlarının VUK'un 177. maddesinin birinci fıkrasının (1) ve (3) numaralı bentlerinde yer alan nakdi limitlerin yarısını, (2) numaralı bentte yazılı nakdi limitin tamamını aşma kuralının somut olayda gerçekleşmediği ve sonuç olarak davalının tacir sıfatını haiz olduğunun kabulüne olanak bulunmadığı; diğer davalı sürücü ...'nün de tacir kaydının bulunmadığı olmadığı anlaşılmıştır. Dolayısıyla davanın her iki tarafı tacir niteliğini haiz olmadığından, dava konusu da kanunda özel olarak düzenlenen hallere girmediğinden 6102 sayılı TTK'nın 4/1. maddesi hükmünce davayı ticari dava saymak ve asliye ticaret mahkemesini görevli kabul etmek mümkün görülmemiştir. Sonuç olarak; davanın tarafları tacir niteliğini haiz olmadığından, dava konusu da kanunda özel olarak düzenlenen hallere girmediğinden 6102 sayılı TTK'nın 4/1. maddesi hükmünce davayı ticari dava saymak ve asliye ticaret mahkemesini görevli kabul etmek mümkün görülmediğinden, eldeki davada uyuşmazlığın Asliye Hukuk Mahkemesinde görülüp sonuçlandırılmasının gerektiği sonuç ve kanaatine varılmış, davanın görev yönünden usulden reddi ile yukarıda belirtildiği üzere davacı tarafından davanın asliye ticaret mahkemesi sıfatıyla ... Nöbetçi Asliye Hukuk Mahkemesi'nde ikame edildiği, ... Asliye Hukuk Mahkemesi tarafından verilen kararın hukuki mahiyeti itibariyle görevsizlik kararı olmadığı nazara alınarak görev uyuşmazlığı söz konusu olmadığından son tahlilde aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Mahkememizin görevsizliği nedeniyle dava dilekçesinin HMK 114/1-c,115/2 maddeleri uyarınca göreve ilişkin dava şartı yokluğundan usulden reddine, 2-HMK 20 maddesi uyarınca kararın kesinleşmesini müteakip yasal 2 haftalık sürede talep edilmesi halinde dosyanın görevli ... NÖBETÇİ ASLİYE HUKUK MAHKEMESİNE gönderilmesine, 3-HMK 331/2 maddesi uyarınca yargılama giderlerinin görevli mahkemece hüküm altına alınmasına, 4-Süresinde dosyanın görevli mahkemeye gönderilmesi talep edilmediği takdirde mahkememizce davanın açılmamış sayılmasına karar verilerek yargılama giderlerinin hüküm altına alınmasına, Dair taraf vekillerinin yüzüne karşı, gerekçeli kararın tebliğ tarihinden itibaren yasal 2 haftalık sürede mahkememize müracaat ile ... Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf başvuru yolu açık olmak üzere verilen karar açıkca okunup usulen anlatıldı.27/05/2025 Katip ... ¸e-imzalıdır. Hakim ... ¸e-imzalıdır.