Yargıtay · 4. Hukuk Dairesi

Yargıtay 4. Hukuk Dairesi 2022/1842 E. 2023/13019 K. – Maddi Tazminat

Konu: Maddi Tazminat

Mahkeme
Yargıtay
Daire
4. Hukuk Dairesi
Esas No
2022/1842
Karar No
2023/13019
Karar Tarihi
Konu
Maddi Tazminat

MAHKEMESİ :Tüketici Mahkemesi SAYISI : 2020/248 E., 2021/286 K. vekili Avukat ... HÜKÜM/KARAR : Davanın reddi

Taraflar arasındaki maddi tazminat davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Yargıtay (Kapatılan) 17. Hukuk Dairesince kararın bozulmasına karar verilmiştir.

Mahkemece bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın reddine karar verilmiştir.

Mahkeme kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA Davacı vekili; 24.02.2014 tarihinde davacıya ait ve davalı nezdinde kasko sigorta poliçesi bulunan aracın karıştığı tek taraflı trafik kazasında davacının aracında hasar meydana geldiğini, kazanın güvenli olmayan bir yerde meydana geldiğini, bu nedenle davacı sürücünün aracında bulunan altınları güvenli bir yere taşımak için aracı tek ettiğini, yarım saat sonra olay yerine tekrar geri geldiğini belirterek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 10.000,00 TL araç hasar bedelinin kaza tarihinden itibaren işleyecek reeskont faizi ile birlikte davalıdan tahsilini talep etmiş; ıslah dilekçesiyle talebini 31.985,00 TL'ye yükseltmiştir.

II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacının otomobilini kazanın ardından terk ettiğini, sürücünün kaza yerinden ayrılması halinde hasarın teminat dışında kaldığını, sağlık ve can güvenliği sebebi ile ilk tıbbi müdahalenin yapılması amacıyla kaza yerinden ayrılan sürücülerin haklarının saklı olduğunu, davacının ise malvarlığını korumak adına kaza yerini terk ettiğini belirterek davanın reddedilmesi gerektiğini savunmuştur.

III. MAHKEME KARARI Ankara 10. Asliye Ticaret Mahkemesinin 01.02.2016 tarihli ve 2014/510 E., 2016/35 K. sayılı kararı ile, davanın kabulü ile, 31.985,00 TL'nin 20.06.2014 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine karar verilmiştir.

IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ A. Birinci Bozma Kararı 1. Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

2. Yargıtay (Kapatılan) 17. Hukuk Dairesinin 13.06.2016 tarihli ve 2016/5621 E., 2016/7181 K. sayılı kararı ile; "Dava, kasko sigorta sözleşmesinden kaynaklanan kasko tazminat istemine ilişkindir. 28.05.2014 tarihinde yürürlüğe giren 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun’un 3. maddesinin k bendinde tüketici; Ticari veya mesleki olmayan amaçlarla hareket eden gerçek veya tüzel kişi, l bendinde de tüketici işlemi; mal veya hizmet piyasalarında kamu tüzel kişileri de dâhil olmak üzere ticari veya mesleki amaçlarla hareket eden veya onun adına ya da hesabına hareket eden gerçek veya tüzel kişiler ile tüketiciler arasında kurulan, eser, taşıma, simsarlık, sigorta, vekâlet, bankacılık ve benzeri sözleşmeler de dâhil olmak üzere her türlü sözleşme ve hukuki işlem olarak tanımlanmış, anılan kanunun 73. maddesinde de tüketici işlemleri ile tüketiciye yönelik uygulamalardan doğabilecek uyuşmazlıklara ilişkin davalarda tüketici mahkemelerinin görevli olduğu belirtilmiştir. Somut olayda dava 10.07.2014 tarihinde açılmış olup, davacı sigortalı davalıya kasko sigortalı kendisine ait araçta oluşan hasar bedelini talep etmektedir. Görev, kamu düzenine ilişkin olup, yargılamanın her aşamasında re’sen dikkate alınmalıdır. Dava, 6502 sayılı Yasa yürürlüğe girdikten sonra açılmış olup yasanın 3/1-1. maddesi hükümlerine göre uyuşmazlığın çözüm yeri tüketici mahkemesi bulunup, davanın görevsizlik nedeniyle dava şartı yokluğundan usulden reddine karar verilmesi gerekirken işin esasına girilerek yazılı olduğu şekilde karar verilmesi doğru görülmemiştir." gerekçesi ile hükmün bozulmasına karar verilmiştir.

B. Mahkemece Birinci Bozmaya Uyularak Verilen Karar 1. Ankara 10. Asliye Ticaret Mahkemesinin 05.12.2016 tarihli ve 2016/759 E., 2016/748 K. sayılı kararı ile; ihtilafın çözümünde Tüketici Mahkemesi görevli olduğundan mahkemenin görevsizliği sebebiyle davanın 6100 sayılı HMK'nın 114/1-c ve 115/2 maddeleri gereğince dava şartı yokluğundan usulden reddine, Ankara Tüketici Mahkemesi'nin görevli olduğunun tespitine, karar kesinleştiğinde talep halinde dosyanın görevli mahkemeye gönderilmesine karar verilmiştir.

2. Ankara 8. Tüketici Mahkemesinin 13.11.2018 tarihli ve 2017/98 E.,2018/366 K. sayılı kararı ile; sigortacı geçerli bir sigorta sözleşmesinin kurulmasından itibaren meydana gelen zararlardan sorumlu olduğu gibi, hasarın sigorta kapsamında bulunmadığı iddiasını da ispatlamakla yükümlü olduğu, toplanan deliller, bilirkişi raporlu ve tüm dosya kapsamı hep birlikte değerlendirildiğinde; davalı Sigorta Şirketi tarafından teminat altına alınan aracın sürücüsü davacının hayatın olağan akışı ve iyi niyet kurallarını ihlal etmediği, otomobilin tamirinin ekonomik olmadığı, bu nedenle pert-total kabul edilmesi gerektiği, davacı ...’in hasar tarihi itibariyle 32.000,00 TL zarara uğradığı gerekçesiyle davanın kabulü ile 31.985,00 TL'nin 20.06.2014 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine karar verilmiştir.

C. İkinci Bozma Kararı 1. Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

2. Yargıtay (Kapatılan) 17. Hukuk Dairesinin 24.06.2020 tarihli ve 2019/2942 E., 2020/3941 K. sayılı kararı ile; "Somut olaya bakıldığında; 24.02.2014 tarihinde saat 03:30'de trafik kazasının meydana geldiği; kaza tespit tutanağı ile, sürücüsü firari aracın 25 metre fren iziyle sırasıyla orta refüje, reklam panosuna daha sonra 18 metre sürüklenip sinyalizasyon direğine çarptığının, hasarlı aracın otoparka çekildiğinin, dosyada aldırılan kusur raporunda davacının kazanın meydana gelmesinde %100 kusurlu olduğunun tespit edildiği, davacının altınlarını güvenli bir yere taşımak için kaza yerini terk ettiğini iddia ettiği sabittir. Yerel mahkemece her ne kadar; davacı ...’in hayatın olağan akışı ve iyi niyet kurallarını ihlal etmediği, bu nedenle zararın teminat kapsamında kabul edildiği gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiş ise de; gece saat 3.30 da meydana gelen kaza, tek taraflı olup, davacı yaralanmadığına ve dava dışı başka bir araca veya kişiye çarparak zarar verilmediğine göre; araç sürücüsünün korku, kaygı ya da panik yaşamasını gerektirir bir durumun varlığından da söz edilemeyeceği gibi, sürücünün yaralanmadığı da göz önüne alındığında, değerli eşyanın güvenli bir yere taşınması, KSGŞ'nın A.5.10. maddesi anlamında zorunlu hal değildir. Bu durumda ispat yükünün yer değiştirdiğinin kabulü gereklidir. Taraflar arasında güven ve iyiniyet esasına dayanan sigorta sözleşmelerinde, gerek sigortalının gerekse sigortacının haklarını kullanırken ve yükümlülüklerini yerine getirirken iyiniyetle hareket etmesi; rizikonun gerçekleşmesinden sonra doğru ihbar yükümlülüğü altında bulunan sigortalının, bu yükümlülüğüne uyup uymadığının saptanmasında da bu ilkenin göz önünde tutulması gerekir. Bu itibarla da, somut olayın özellikleri gereği, davacıya ait araç sürücüsünün kaza yerini Genel Şartlarda belirtilen zorunlu nedenlerle terk ettiği dolayısıyla; zararın poliçe teminatı kapsamında kaldığını ispat yükü davacı sigortalıya ait olup dosyadaki mevcut deliler ile de hasarın teminat kapsamında kaldığı ispatlanamamıştır.Bu durumda açılan davanın reddi gerekirken, yazılı şekilde yanılgılı gerekçe ile karar verilmesi doğru görülmemiştir…” gerekçesi ile hükmün bozulmasına karar verilmiştir.

D. Mahkemece İkinci Bozmaya Uyularak Verilen Karar Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; bozmaya uyularak davacının karakola müracaat süresi de dikkate alınarak can güvenliği sebebiyle olay yerini terk ettiğine dair yeterli delil bulunmadığı ve zararın poliçe teminatı kapsamında kaldığını ispat edemediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde; davacının kaza tarihinde altın imalat atölyesi işlettiğini, kaza anında araçta bir kiloya yakın altın bulunduğunu, kazanın güvenli olmayan bir yerde ve gece saatlerinde meydana geldiğini, bu nedenle davacı sürücünün aracında bulunan altınları güvenli bir yere taşımak için aracı tek ettiğini, yarım saat sonra olay yerine tekrar geri geldiğini, davanın reddine karar verilmesinin hukuka aykırı olduğunu, değerli eşyanın güvenli bir yere taşınmasının Kara Araçları Kasko Sigortası Genel Şartlarının A.5.10. maddesine göre zorunlu hal olmadığı hususunun ilgili maddenin dar yorumlanması şeklinde bir değerlendirme olduğunu, zira davacının söz konusu yerde gece geç saatte yanındaki altınlar ile can güvenliğinin dahi olmadığını, gasp ve darp edilme/yaralanma ihtimalinin bulunduğunu belirterek kararın bozulmasını istemiştir.

C. Gerekçe 1.Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık; davalı sigorta şirketi nezdinde kasko sigorta poliçesi bulunan aracın karıştığı tek taraflı trafik kazasında hasar görmesi sonucu davacının araç hasar tazminatı talebine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (1086 sayılı Kanun) 428 inci maddesi, 438 inci maddesinin yedi, sekiz ve dokuzuncu fıkraları ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrası, Kara Araçları Kasko Sigortası Genel Şartlarının A.5.10. Maddesi, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 1446 ncı maddesi.

3. Değerlendirme 1. Mahkemelerin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Kanun'un 428 inci maddesi ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2. Temyizen incelenen mahkeme kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Davacı vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA,

Aşağıda yazılı temyiz harcının temyiz eden davacıya yükletilmesine,

Dosyanın Mahkemesine gönderilmesine,

04.12.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, E. 2022/1842, K. 2023/13019, T. 04.12.2023, www.arakarar.com/karar/yargitay-4-hukuk-dairesi-2022-1842-e-2023-13019-k-3e020ef167f8