Yargıtay · 4. Hukuk Dairesi
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi 2022/15702 E. 2023/10406 K.
Konu: İtirazın İptali
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 4. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2022/15702
- Karar No
- 2023/10406
- Karar Tarihi
- Konu
- İtirazın İptali
İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2016/92 E., 2022/349 K. HÜKÜM/KARAR : Konusuz kalan davada karar verilmesine yer olmadığına Taraflar arasındaki itirazın iptali davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairece kararın bozulmasına karar verilmiştir. Mahkemece bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın konusuz kalması nedeniyle karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir. Mahkeme kararı taraf vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesi ve aşamalardaki beyanlarında; davalının eski birlik başkanı olduğunu, İçişleri Bakanlığı kamu zararının tespit raporu ile 1.000,00 TL kurum zararına neden olduğunun anlaşıldığını, davalı hakkında zimmet suçundan açılan ceza davasında yargılamanın devam ettiğini, davalının görevden alındığı halde Kuşadası'nda düzenlenen seminere katılmak için aldığı avansı iade etmediğini, oluşan kurum zararının tahsili amacıyla başlatılan icra takibine davalının itiraz ettiğini belirterek, davalının icra takibine vaki itirazının iptali ile icra inkar tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı davaya cevap vermemiş; davalı vekili duruşmada alınan beyanlarında davayı kabul etmediğini, ceza davasının sonucunun beklenmesi gerektiğini, sunacakları herhangi bir delil bulunmadığını beyan etmiştir. III. MAHKEME KARARI Mahkemenin 21.03.2014 tarihli ve 2012/139 Esas, 2014/118 Karar sayılı kararıyla; davacı vekilinden ceza dosyasında alınan bilirkişi raporu ile dava konusu alacağın ilişkilendirilmesinin istenildiği, bu konuda davacı vekili tarafından herhangi bir cevap verilmediği, bu nedenle davacının davasını ispat edemediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ A. Bozma Kararı Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. Dairenin 28.09.2015 tarihli ve 2014/12576 Esas, 2015/10216 Karar sayılı ilamıyla; "...Dosya arasında bulunan bilgi ve belgelerden, davalı hakkında, tespit raporundan sonra Denizli 3. Ağır Ceza Mahkemesinde 2010/260 esas sayılı dosya ile kamu davası açıldığı anlaşılmaktadır. 6098 sayılı TBK'nin 74. maddesi (818 sayılı BK 53) uyarınca ceza mahkemesinin kararı hukuk hakimini bağlamaz ise de somut olayın özelliği itibariyle maddi olgunun ve davalıların sorumluluğunun tespiti açısından ceza davasının sonucu önem arz etmektedir. Şu durumda mahkemece, ceza dosyasının kesinleşmesi beklenerek, sonucuna göre işlem yapmak üzere ve gerekirse bilirkişi incelemesi yaptırılarak sonrasında dosyadaki tüm deliller birlikte değerlendirilerek bir karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ile hüküm kurulması doğru olmamıştır" gerekçesiyle hükmün bozulmasına, bozma nedenine göre davacının diğer temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına karar verilmiştir. B. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; bozmaya uyularak yapılan yargılamada ceza davasında yargılamanın devam ettiği, ceza dosyasında alınan bilirkişi raporlarının dosya arasına alındığı, yargılamada alınan bilirkişi raporunda 25.079,46 TL'nin zimmet kapsamında birlik hesabına yatırıldığı anlaşılmakla davanın konusuz kaldığı, haklılık durumu göz önüne alınarak hüküm kurulduğu gerekçesiyle davanın konusuz kalması nedeniyle karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuşlardır. B. Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde; davanın itirazın iptali davası olduğunu, faiz uygulanmamış olmakla uzun zaman sonra yapılan 25.079,00 TL'lik ödeme ile zararın giderilmemiş olduğunu, faiz alacağının eksik kaldığını, icra takibi için masraf yapıldığını, bu nedenlerle takibin devamına karar verilmesi gerektiğini, ayrıca müvekkili lehine hükmedilen vekalet ücretinin hatalı olduğunu belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir. Davalı vekili temyiz dilekçesinde; müvekkili hakkında zimmet suçundan açılan ceza davasında beraat kararı verildiğini, bu nedenle davanın konusuz kalması nedeniyle verilen hükmün usul ve yasaya aykırı olduğunu, ceza mahkemesince verilen kararın kesinleşmediğini, yargılama gideri ve vekalet ücretinden sorumlu tutulmalarının yerinde olmadığını belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir. C. Gerekçe 1.Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık; davalının görevden alınmasına karşın birlik bütçesinden katıldığı seminer için aldığı avansın iadesi amacıyla başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) geçici 3 üncü maddesi delaletiyle mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (1086 sayılı Kanun) 428 inci maddesi, 438 inci maddesinin yedi, sekiz ve dokuzuncu fıkraları ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrası, 2004 sayılı İcra İflas Kanunu'nun 67 nci maddesi, 818 sayılı Borçlar Kanunu'nun 53 üncü (6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 74) maddesi, 6100 sayılı Kanun'un 331 inci maddesi. 3. Değerlendirme Mahkemelerin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Kanun'un 428 inci maddesi ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen mahkeme kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı ve özellikle davalının ceza davasında etkin pişmanlıktan faydalanabilmek için yaptığı ödeme içerisinde davaya konu usulsüz olarak alınan avans ödemesinin de bulunması karşısında davanın konusuz kaldığı, dava tarihindeki haklılık durumuna göre yargılama gideri ve vekalet ücretinin davalıya yükletilmesinin yerinde olduğu, davacı lehine hükmedilen vekalet ücretinde hata bulunmadığı anlaşılmakla; taraf vekillerinin temyiz dilekçelerinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Taraf vekillerinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA, Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz eden davacı ve davalıya yükletilmesine, Dosyanın mahkemesine gönderilmesine, 09.10.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.