Yargıtay · 4. Hukuk Dairesi
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi 2022/15680 E. 2023/4583 K.
Konu: Tasarrufun İptali
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 4. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2022/15680
- Karar No
- 2023/4583
- Karar Tarihi
- Konu
- Tasarrufun İptali
MAHKEMESİ : İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesi SAYISI : 2022/2031 E- 2022/2514 K HÜKÜM/KARAR : Reddine/Yeniden Hüküm Kurulmasına İLK DERECE MAHKEMESİ : Tire 1. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2021/179 E- 2022/118 K Taraflar arasındaki tasarrufun iptali davasından dolayı yapılan yargılama sonunda ilk derece mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir. Karara karşı davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun kabulüne/ hükmün yeniden kurulmasına karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı asil ... ve davalı ... vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; davacının davalı ... İnşaat Otomotiv İthalat İhracat Sanayi ve Ticaret Limited Şti ve davalı ...'dan alacaklı olduğunu, davalı borçlular aleyhine İzmir 18. İcra Müdürlüğü'nün 2018/11831 sayılı dosya ile takip yapıldığını, takibin kesinleştiğini, davalı borçlunun/borçluların bilinen adresinde yapılan haciz sırasında tutulan haciz zaptının aciz vesikası hükmünde olduğunu, davalı borçlu ...'ın adına kayıtlı "İzmir İli, Tire İlçesi, Cumhuriyet Mahallesi, 1717 ada, 4 parselde 16/100 arsa paylı zemin kat 1 nolu meskenin kardeşi ... a devredildiğinin tespit edildiğini beyan ederek davalılar arasındaki tasarrufun iptalini talep ve dava etmiştir. II. CEVAP Davalı-borçlu ... cevap dilekçesinde özetle; Tire'de yaklaşık 11 yıldır Köşter İnşaat Ldt isimli şirketi ile müteahhitlik yaptığını, ayrıca emlak kornisyonculuğu da yaptığını, öğretmen olan kardeşine dava konusu daireden önce 2011 yıllarında ... adlı kişilerin arsasına kat karşılığı yaptığı binadan kendisine düşen 2+1 daireyi sattığını, 2016 yılı başlarında 2 çocuğunun büyüdüğünü dairenin kendilerine küçük geldiğini, eşine babasından miras olarak gelen dairenin satışından 30.000,00 TL para geldiğini söyleyerek yeni bir yer almak istediğini ilettiğini, ...'ya ait arsaya yaptığı inşaattan kendisine düşen daireyi teklif ettiğini, 240.000,00 TL bedelle anlaştıklarını, oturduğu daireyi 180.000,00 TL saydıklarını, bu daireyi ...'na aynı tutarla Haziran 2016 da sattığını, 40.000,00 TL'nin elden ödendiğini, bir süre sonra kredi işlemlerini yaptırıp kalanını da ödediğini, bu ödemeden önce ...'ın 12.08.2016 tarihinde TEB'deki şirket hesabına 30.000,00 TL ayrıca 18.08.2016 tarihinde kredi kullanarak ... Ltd. Şti hesabına 34.560,00 TL'yi yatırdığını, aldığı parayla TEB Bankasına çek ödemelerini yaptığını, kardeşinin dairede kendi ihtiyacına yönelik bazı eklentiler yaptırıp daireye yerleştiğini, tapudaki işlemin taşınmaz üzerindeki ipotek kaldırıldıktan sonra yapıldığını, daireyi sattığında ekonomik olarak hiçbir sıkıntısının olmadığını, ekonomide yaşanan olumsuzlar nedeniyle 2018 yılının 2. yarısında zora düştüğünü, kardeşinin öğretmen olup kendi halinde yaşayan işinde gücünde birisi olduğunu, yakın ilişkilerinin olmadığını, alacağını borcunu bilmesinin mümkün olmadığını belirterek davanın reddini talep etmiştir. 2. Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkilinin 1996 yılında öğretmenliğe başladığını, 2011 yılında abisi ...’in yetkilisi olduğu ... İnşaattan Tire Tapu Müdürlüğü Turan Mah.Yahşibey Mevkii,1217 ada,7 parsel kayıtlı 1.kat, 5 nolu bağımsız bölümü satın aldığını, aradan geçen sürede 2 çocuğu dünyaya gelmiş olup daha geniş bir eve ihtiyacının doğduğunu, Tire’de yaklaşık 10 yıldır inşaat müteahhitliği yapan abisiyle pazarlık yapıp 2016 yılında davaya konu daireyi satın aldığını, satış bedelinin 240.000,00 TL olduğu halde tapuda değerin vergiler nedeniyle 100.380,00 TL olarak gösterildiğini, satış bedeli olarak anlaştıkları 240.000,00 TL'nin 180.000,00 TL'sine oturduğu daireyi saydıklarını, kalan tutarın 30.000,00 TL'sini 12.08.2016 tarihinde satıcı ... İnş. Ltd. Şti’nin TEB hesabına yatırdığını, bu paranın eşinine miras olarak gelen para olduğunu, 18.08.2016 tarihinde Halk Bankasından çektiği 34.560,00 TL krediyi aynı şekilde TEB ... hesabına yatırdığını, bu tutarın 30.000,00 TL'sinin dairenin borcu, 4.560,00 TL'sinin ise tapu masrafları için yatırıldığını, oturduğu eski evinin, abisi ... tarafından ...’na harici sözleşmeyle 2016 yılı Haziran ayında satıldığını, alıcının 40.000,00 TL'yi elden ödeyip 140.000,00 TL'sini de konut kredisi alıp müvekkiline gönderdiğini, müvekkilinin de bu parayı ... inşaatın TEB şubesi hesabına yatırdığını, yeni alınan yere 2016 yılı Ağustos ayında yerleştiğini, diğer davalı ...’in bu daireyi ipotek göstererek İş Bankası'ndan kredi alması nedeniyle müvekkilinin ipotekli olarak daireyi tapuda devralmak istememesi nedeniyle ipoteğin 2017 yılında kaldırılması üzerine 27.03.2017 tarihinde tapuda devir işleminin yapıldığını, yapılan satışın gerçek olduğunu, bedelinin ödendiğini, satın aldığı tarihte abisinin ekonomik olarak hiçbir sıkıntısının olmadığını, bu işlemden sonra da birçok arsa sahibi ile kat karşılığı sözleşme yapıp birçok kişiye daire sattığını, müvekkilinin ne kendisinden nede çevreden işlerin olumsuzluğu konusunda herhangi bir duyum almadığını belirterek, davanın reddini talep etmiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI Mahkemenin 21.02.2022 tarihli ve 2021/179 Esas, 2022/118 Karar sayılı kararıyla; dava konusu taşınmazı hali hazırda davalı borçlu ...'in kullanmadığı, davaya konu dairenin 19.09.2016 tarihli beyan ile davalı ... tarafından kullanıldığının bildirildiği, davalı ...'ın kendisine ait oturduğu taşınmazı dava dışı talimat tanığı olan ... 'na sattığı, tanık ...'nın beyanlarında da satışın davalı ...'in aracılığı ile 2016 yılında yapıldığını bildirdiği, dosyaya sunulan banka kayıtlarının incelenmesinde de 12.08.2016 tarihinde 30.000,00 TL, 18.08.2016 tarihinde 34.560,00 TL ve dava dışı ...'nın garanti bankası aracılığı ile yatırmış olduğu 140.000,00 TL yi 10.10.2016 tarihinde 10.000,00 TL ve 130.000,00 TL olarak aktardığı, davalı ...'a ait dairenin satış sözleşmesinde dairenin 180.000,00 TL ye satışı konusunda anlaşıldığı dikkate alındığında davaya konu taşınmazı için davalı ... tarafından diğer davalılara toplam 244,500,00 TL ödeme yapıldığı, davalı ...'ın davalı dairede 2016 yılının 9 ayında ikamet etmeye başladığı, dairenin suyunun 24/08/2016 tarihinde yapılan abonelik sözleşmesi ile açıldığı, davalı dairenin satışının yapıldığı tarih itibari ile davalı ...'in inşaat işlerine devam ettiği bir bütün olarak değerlendirildiğinde taşınmazın satış bedelinin tarih uyumlu olacak şekilde ödendiğine ilişkin banka kayıtları, dinlenen tanık beyanları, taşınmazın mesken niteliğinde taşınmaz oluşu dikkate alındığında davalı ...'ın taşınmazdaki davalı borçlu ...'e ait taşınmazı satın alırken alacaklı davacıyı zarar uğratma kastı ile hareket etmediği, satışın gerçek bir satışa ilişkin olduğu, davalıların iş bu iptale tabi tasarrufun yapıldığı sırada iyiniyetli oldukları anlaşılmakla davanın reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri Davacı vekili istinaf dilekçesinde; davalı ...'ın borçlunun kardeşi olup borçlunun durumunu ve amacını bildiği farzedilen kişilerden olduğunu, dava konusu taşınmazı kardeşi ...'dan 240.000,00 TL bedelle satın aldığını ispatlamak için bir takım deliller sunduğunu, satış bedeli olarak anlaştıkları 240.000,00 TL'nin 180.000,00 TL'sini oturduğu daireyi saydıklarını savunmuş ise de bunun mutad bir ödeme olmadığını, eski dairenin harici sözleşme ile ... adlı kişiyle satışına ilişkin sunulan belgenin de delil olarak değerlendirilemeyeceğini, bir evin harici sözleşmeyle satılmasının hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, taşınmaz maliki ... olmasına rağmen, satış sözleşmesinde malik olarak ...'ın görüldüğünü, ... 'nun satış sözleşmesini ... ile imzalamış iken 10.10.2016 tarihli 140.000,00 TL havaleyi ... 'a gönderdiğini, maliki olmayan bir kişiyle sözleşme imzalamaktan çekinmediği halde satış bedelini farklı bir kişiye yaptığını, dava konusu taşınmazın tapuda 27.03.2017 tarihinde devrolunduğunu, ödemelerin ise 7-8 ay öncesine ait olduğunu, ödemelerin ne için yapıldığının da belli olmadığını, ... ile ...'ın kardeş olup birbirlerine borç veya başka nedenden havale yapabileceğini, mahkemece taraflar arasında parça parça yapılan tüm ödemelerin satış bedeli olarak kabulünün doğru olmadığını, davalı ...'ın dinlettiği tanıkların bedelin ödendiği ve satın almadan sonra taşınmazda bazı işlemler yapıldığı yönünde olduğunu, bu kişilerin yakınlıkları itibariyle davalı tarafından etkilenmeye açık kişiler olduğunu, mahkemeye sunulan delilleri, satış zamanı ve satış şartları incelendiğinde gerçek satış olduğuna dair ispatlayacak nitelikte ve ciddiyette deliller olmadığını, İİK m. 280/1. ve 2. Maddesi gereği tersine çevirilen ispat yükünü alan davalı tarafın inandırıcı ve kesin delillerle iddiasını ispatlayamadığını, yapılan tasarrufun, İİK m. 280/ 1.ve 2. fıkraları gereği bağışlama olarak kabul edilip iptal edilmesi gerektiğini belirterek, İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılması ve davanın kabulüne karar verilmesi gerektiğini ileri sürmüştür. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile "...Mevcut dosyada, davacı banka ile ... İnş. Ltd. Şirketi arasında imzalanan genel kredi sözleşmeleri davalı ... tarafından da müşterek borçlu müteselsil kefil olarak imzalanmıştır. Başka bir deyişle, kredi sözleşmesine dayalı olarak hem şirket hem de ... borçlu durumundadır. Davaya konu tasarruf, borçlulardan ... tarafından diğer davalı ...'a yapılan tasarruftur. Şirket tarafından yapılmış bir tasarruf olmadığından, her ne kadar borçlulardan birisi olsa da mevcut davada davalı olarak yer alması doğru değildir. Dolayısıyle, ... İnş. Ltd. Şirketi açısından davanın husumetten reddine karar verilmesi gerektiğinin dikkate alınmaması doğru bulunmamıştır. İİK.nun 280.maddesinde malvarlığı borçlarına yetmeyen bir borçlunun alacaklılarına zarar vermek kastıyla yaptığı tüm işlemler, borçlunun içinde bulunduğu mali durumu ve zarar verme kastının işlemin diğer tarafınca bilindiği veya bilinmesini gerektiren açık emarelerin bulunduğu hallerde tasarrufun iptal edileceği hükme bağlanmıştır. Dava konusu taşınmazı satın alan 3. kişinin borçlunun zarar verme kastını bildiği hususu, emareler ile ispat edilebilir. Borçlunun zarar verme kastı gibi, bu kastın ve işlemin zarara neden olabileceğinin bilinmesi de içsel ve ispatı güç bir vakıadır. Bu nedenle üçüncü veya dördüncü kişinin borçlunun kastını bilmesi vakıası emare ispatının konusunu oluşturur. Burada dikkat edilmesi gereken, borçlunun zarar verme kastının objektif olarak bilinebilir olması değil, işlemin diğer tarafınca bu işlem neticesinde alacaklıların zarar görebileceğini öngörebilmesidir. Buna karşılık davalı üçüncü kişi veya dördüncü kişinin borçlunun böyle bir kastının bulunmadığını ispatlayarak işlemin iptale tabi olması sonucundan kurtulamaz. Davalı-borçlu ... ile davalı-3.kişi ...'ın kardeş oldukları, bu hali ile İİK'nın 280/1 maddesinde vücut bulan emarenin gerçekleşmiş olduğu, davalı ...'ın borçlunun durumunu ve amacını bilebilecek kişilerden olup bunun aksinin de dosya kapsamına göre ispatlanmadığı görüldüğü halde, İlk Derece Mahkemesince davanın reddi doğru bulunmamış olup, davacı vekilinin istinaf talebi yerindedir. Bu itibarla; hükmün, HMK.nun 353/1.b.2 gereğince düzeltilmesine dair aşağıdaki şekilde hüküm oluşturulmuştur. Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; -İstinaf kanun yoluna başvuran davacı vekilinin istinaf talebinin kabulü ile; Tire 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 21.02.2022 tarih, 2021/179 E. 2022/118 K. sayılı ilamının 353/1-b.2 maddesi uyarınca düzeltilmesine, -Esasa ilişkin aşağıdaki şekilde yeni hüküm tesisine, 1-Davalı ... İn. Oto. İth. İhr. San ve Tic Ltd şirketi açısından: Bu davalı tarafından yapılan bir tasarruf bulunmadığında husumetten reddine, -Diğer davalılar ... ve ... açısından: Davanın KABULÜ ile dava konusu, İzmir ili, Tire ilçesi, Cumhuriyet mah, 1717 4 parselde kain 1 nolu bağımsız bölümün davalı-borçlu ... tarafından davalı-3. kişi ...'a satışına ilişkin 27.03.2017 tarihli tasarrufun, İzmir 18. İcra Müdürlüğü'nün 2018/11831 E sayılı dosyasındaki alacak ve fer'ileri ile sınırlı olmak üzere İPTALİNE, davacı alacaklıya İzmir 18. İcra Müdürlüğü'nün 2018/11831 E sayılı dosyasındaki alacak ve fer'ileri ile sınırlı olmak üzere bu taşınmaz üzerinde cebri icra yetkisi tanınmasına," gerekçesi ile istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararı kaldırılarak; davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı asil ... ve davalı ... vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri 1.Davalı asil ... temyiz dilekçesinde; evin satış tarihinde mali olarak sıkıntıda bulunmadığını, hatta dava konusu evi sattıktan sonra başkaca kat karşılığı inşaat sözleşmeleri de yapıtığını, mali durumunun da iyi olduğunu, mal kaçırma kasdının bulunmadığını, söz konusu satışın gerçek bir satış olup davalı ...'ın satış bedelini de ödediğini beyan ederek, Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir. 2. Davalı ... vekili temyiz dilekçesinde; söz konusu evi müteahhitlik yapan kardeşinden bedelini ödeyerek satın aldığını, hatta bu evi alabilmek için adına kayıtlı başkaca bir evini sattığını, bakiye kalan bedel için de kredi çektiğini, söz konusu evi alırken davalı ...'in mali durumunun da iyi olduğunu, mal kaçırma kasdı olmadığını beyan ederek Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Dosya içeriğine, bozmanın mahiyeti ve kapsamına göre uyuşmazlık, 2004 sayılı İcra İflas Kanu'nun 277 ve devamı maddeleri gereğince açılmış tasarrufun iptali istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 1.6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 inci maddesinin birinci fıkrası ve 371 inci maddesi 2.2004 sayılı İcra İflas Kanun'un 277, 278, 279, 280, 281, 282, 283 ve 284 maddeleri 3. Değerlendirme 1.Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. 2. Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere; davalı ...'ın davalı borçlu ...'ın kardeşi olmasına, davalı ...'ın İİK 280/1 hükmü gereğince davalı borçlunun durumunu bilen ve bilmesi gereken kişilerden olduğunun anlaşılmış olmasına göre dilekçelerde ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Davalı asil ... ve davalı ... vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA, Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz eden ... ve ...'a yükletilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 29.03.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.