Yargıtay · 4. Hukuk Dairesi
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi 2022/14333 E. 2023/12384 K.
Konu: Tasarrufun İptali
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 4. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2022/14333
- Karar No
- 2023/12384
- Karar Tarihi
- Konu
- Tasarrufun İptali
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2021/169 E., 2022/98 K. HÜKÜM/KARAR : Red Taraflar arasındaki tasarrufun iptali davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, mahkemece davanın reddine karar verilmiştir. Kararın davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Yargıtay (Kapatılan) 17. Hukuk Dairesi'nin 15.11.2016 tarihli ve 2014/15627 Esas, 2016/10479 Karar sayılı ilamıyla bozulmasına karar verilmiştir. Mahkemece bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; mahkemenin 30.11.2018 tarihli kararı ile davanın reddine karar verilmiş, kararın davacı vekili tarafından temyizi üzerine, Yargıtay (Kapatılan) 17. Hukuk Dairesi'nin 22.12.2020 tarihli ve 2019/4995 Esas, 2020/8835 Karar sayılı ilamıyla bozulmasına karar verilmiştir. Mahkemece bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın reddine karar verilmiştir. Mahkemenin kararı davacı vekili ve davalı ... vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra, dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili, davalı ... ve İnşaat Ltd. Şti. hakkında takip başlatıldığını, takibin semeresiz kaldığını, borçluların dava konusu taşınmazlarını diğer davalılara sattıklarını belirterek, tasarrufların iptalini talep etmiştir. II. CEVAP Davalılar vekilleri, haksız açılan davanın reddini savunmuşlardır. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI(I) İlk Derece Mahkemesinin 26.03.2014 tarihli ve 2013/69 Esas, 2014/100 sayılı kararıyla; borçluların aciz halini gösteren belgenin sunulmadığı gerekçesi ile reddine karar verilmiştir. IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ A. Bozma Kararı (I) 1. İlk Derece Mahkemesinin kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. 2. Yargıtay (Kapatılan) 17. Hukuk Dairesi15.11.2016 tarih ve 2014/15627 Esas, 2016/10479 Karar sayılı ilamında; davacı vekilinin diğer temyiz itirazlarının reddine, "....Somut olayda, borçlu şirket adresinde 06.02.2013 tarihinde yapılan hacizde 40.550,00 TL'lik mal haczedilmiş ancak muhafaza altına alınmamış aynı adrese 10.03.2013 tarihinde gidildiğinde hacze kabil mal bulunamamıştır. Dosya içeriğinden anılan şirket adına kayıtlı araçlar olduğu ve bu araçlar üzerindede hacizlerin bulunduğu görülmektedir. Mahkemece haciz miktarlarına ve araç değerine göre borçlu şirketin aciz durumunun oluşup oluşmadığı araştırılarak oluşacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ile yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykıdır..." gerekçesi ile bozulmuştur. B. İlk Derece Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar (II) İlk Derece Mahkemesi, 30.11.2018 tarih 2017/109 Esas 2018/447 sayılı kararı ile hem borçluların aciz halinin olmadığı, hemde davacının davasını ispatlayamadığı gerekçesi ile davanın esastan reddine karar karar verilmiştir. C. Bozma Kararı (II) 1. İlk Derece Mahkemesinin kararına karşı süresi içinde davacı vekili davalı ... ve ... vekili temyiz isteminde bulunmuştur. 2. Yargıtay (Kapatılan) 17. Hukuk Dairesi 22.12.2020 tarih ve 2019/4995 Esas, 2020/8835 Karar sayılı ilamında; "...Bozma ilâmında sonra davacı vekili tarafından ibraz edilen tarihli haciz borçlulardan Mustafa’nın adresinde yapılan 14.05.2015 tarihli tutanağı İİK’nun 105 inci maddesinde anlamında geçici aciz belgesi niteliğinde olduğundan, bu davalı yönünden dava şartı noksanlığı tamamlanmıştır. HMK'nın 115/3 maddesi hükmü karşısında artık davanın esası incelenerek sonucuna göre bir karar vermek gerekirken bu eksikliğin giderildiği gözetilmeden usulden red kararı verilmesi doğru olmamıştır. 2-Dairemizin bozma ilamında, davalı borçlu şirket yönünden, adına kayıtlı araçlar üzerinde hacizler olduğundan haciz miktarlarına ve araç değerine göre borçlu şirketin aciz durumunun oluşup oluşmadığı araştırılarak oluşacak sonuca göre bir karar verilmesi gerektiği belirtilmiş, mahkemece borçlu şirketten araçların getirmesi ve değer tesbiti yapılması istenilmiş, araçlar gelmediği için aciz hali olmadığı kabul edilmiş ise de varılan sonuç dosya kapsamına, uygun bulunmamıştır. Borçlu şirket adına kayıtlı araçların marka ve modelleri ve üzerlerindeki takyidatlar trafik kayıtlarında belli olduğundan, borçlu adına kayıtlı olan araçlar ve üzerlerindeki hacizleri belirten kayıtların ilgili birimden istenilerek, konusunda uzman bilirkiyi aracılığı ile araçların rayiç değerlerinin tesbiti yapılarak, üzerindeki hacizlerle birlikte davacı alacaklının alacağı karşılama imkanı olup olmadığı, dolayısı ile borçlunun aciz halinin oluşup oluşmadığı tesbit edilmesi gerekirken, hatalı değerlendirme ve mahkemece resen araştırılması gereken bir hususun borçlunun iradesine bırakılması usul ve yasaya aykırıdır..."gerekçesi ile kararın bozulmasına, bozma nedenine göre davalılar ... ve ... vekilinin temyiz itirazının incelenmesine yer olmadığına karar verilmiştir D. İlk Derece Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar (III) İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih; esas ve karar sayılı ilamı ile; "...Somut olayda, borçlu şirket adresinde 06.02.2013 tarihinde yapılan hacizde 40.550,00 TL lık mal haczedilmiş ancak muhafaza altına alınmamış aynı adrese 10.03.2013 tarihinde gidildiğinde hacze kabil mal bulunamamıştır. Dosya içeriğinden anılan şirket adına kayıtlı araçlar olduğu ve bu araçlar üzerindede hacizlerin bulunduğu görülmektedir. Mahkemece haciz miktarlarına ve araç değerine göre borçlu şirketin aciz durumunun oluşup oluşmadığı araştırılması gerektiğinden mahkememizce dosya üzerinden rapor alınmış, bilirkişi raporu usul ve yasaya uygun olup dosyada karar vermeye elverişli olduğu anlaşılmakla, bilirkişi tarafından yapılan hesaplamalar da dikkate alınarak; borçlu şirketin aciz durumunun oluşmadığı, ayrıca davalılar İnşaat veya ...'u iflas etmiş batmış olarak taşınmazlar devir yapılırken kimsenin bilmediği diğer davalıların alacaklılardan mal kaçırma kasıtının bulunmadığı, bir kısım davalıların arazilerindeki kum işletilsin diye kum ocağı ruhsatı alınabilsin diye devir yapıp, arazideki kum bitince de bu arazilerini geri almışlar, bir kısım davalılar da davalılar İnşaat ve ...'un maddi durumundan haberdar olmadan gerçek satış ile taşınmazları devralmış oldukları..." gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili ve davalı ... vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri 1. Davacı vekili temyiz dilekçesinde, davanın terditli açıldığını, BK 19. maddesine dayalı olarak da değerlendirme taleplerinin olduğunu, bu halde aciz belgesine gerek bulunmadığını, Mahkemece alınan bilirkişi raporunun yanlış değerlendirildiğini, borçluların mal kaçırma amaçlarının sabit olduğunu, devirlerin düşük bedellerle yapıldığını belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir. 2. Davalı ... vekili temyiz dilekçesinde, mahkemece davalılar lehine 10.937,00 TL vekalet ücretine hükmedildiğini, hangi davalının bu miktardan ne kadar alacağının belli olmadığını, 'ye satılan taşınmaz değerinin 81.291,00 TL olduğundan, bu miktar üzerinden nisbi vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiğini belirterek, bu hatanın düzeltilmesini talep etmiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, İİK'nın 277 ve devamı maddelerine göre açılan tasarrufun iptali istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (1086 sayılı Kanun) 428 inci maddesi, 438 inci maddesinin yedi, sekiz ve dokuzuncu fıkraları ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrası. 2. 2004 sayılı İcra ve İflas Kanun'un 277 ve devamı maddelerinde düzenlenen tasarrufun iptali hükümleri. 3. Değerlendirme 1. Temyizen incelenen mahkeme kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesinin hukukça mümkün olmadığı, davacının davalıların borçluların durumunu bildikleri ve bilmesi lazım gelen kişilerden olduğunun (İİK'nın 280/1) somut delillerle ispatlamamış olduğu anlaşılmakla; davacı vekilinin temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. 2. İcra ve İflas Kanununun 277 ve izleyen maddelerinde düzenlenen tasarrufun iptali davalarında amaç, borçlunun haciz ya da iflasından önce yaptığı ve aslında geçerli olan bazı tasarrufların geçersiz ya da "iyiniyet kurallarına aykırılık" nedeniyle alacaklıya karşı sonuçsuz kalmasını ve dolayısıyla o mal üzerinden cebri icraya devamla alacağın tahsilini sağlamaktır. Davacının, iptal davası sabit olduğu takdirde, tasarruf konusu mal üzerinde cebri icra yolu ile hakkını almak yetkisini elde eder ve tasarruf konusu taşınmaz mal ise, davalı üçüncü şahıs üzerindeki kaydın düzeltilmesine gerek olmadan o taşınmazın haciz ve satışını isteyebilir. (İİK.md.283/1) Tasarrufun iptali davasının kabulü halinde sadece borçlu tarafından yapılan tasarrufun kesinleşen takip konusu alacak ve ferileri ile sınırlı olarak iptali gerekmektedir. Öte yandan tasarrufun iptali davalarında dava konusu, davacının takip konusu alacağı ile iptali istenilen şeyin değerinden hangisi az ise o değer oluşturur. Somut olayda, davacı Denizli 1. İcra Müdürlüğü'nün 2013/ 504 sayılı takip dosyasındaki 100.876,75 TL alacağının tahsili için bu davayı açmıştır. Davalı üçüncü kişiler arasında da ihtiyari dava arkadaşlığı bulunduğundan ve iptali istenilen taşınmazların toplam değeri alacak miktarından fazla olduğundan, takip konusu alacak miktarı üzerinden vekalet ücretinin nisbi olarak hesaplanarak, iptali istenilen taşınmazların satış tarihindeki değerlerine göre oranlamak sureti ile her bir davalının alacağı vekalet ücretinin tereddüt oluşturmayacak şekilde belirlenmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olmuştur. VI. KARAR Açıklanan sebeple; 1. Davacı vekilinin temyiz itirazlarının REDDİNE, 2. Davalı ... vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile temyiz olunan mahkeme kararının BOZULMASINA, Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde davalı ...'a iadesine, Aşağıda yazılı temyiz harcının temyiz eden davacıya yükletilmesine, Dosyanın mahkemesine gönderilmesine, 21.11.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi. 269,85 TL 0.H. 80,70 TL P.H. 189,15 TL Kalan