Yargıtay · 4. Hukuk Dairesi

Yargıtay 4. Hukuk Dairesi 2022/13216 E. 2023/6962 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
4. Hukuk Dairesi
Esas No
2022/13216
Karar No
2023/6962
Karar Tarihi

MAHKEMESİ : Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi SAYISI : 2020/665 E., 2021/111 K. HÜKÜM/KARAR : Davanın Reddi/ İstinaf Talebinin Esastan Reddi İLK DERECE MAHKEMESİ : KDZ.Ereğli 1. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2018/26 E., 2019/243 K.

Taraflar arasındaki muvazaaya dayalı haciz ve satış isteme yetkisi verilmesi talebi davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.

Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından duruşma istemli temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, 01.06.2022 tarihinde duruşma yapılmasına ve duruşma gününün taraflara davetiye ile bildirilmesine karar verilmiştir.

Belli edilen gün ve saatte gelen davacı vekili ile davalı ...'ın sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra eksiklik nedeniyle iade edilen dosyanın ikmal edilmesinin akabinde tekrar gelmekle işin incelenerek karara bağlanması için uygun görülen 24.05.2023 tarihinde Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlenerek dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA Davacı vekili; davacı alacaklı tarafından borçlu davalı ... aleyhine 11.03.2006 tanzim tarihli 223.910,72 TL bedelli bonolara dayalı olarak 09.05.2006 tarihinde Karadeniz Ereğli 1. İcra Müdürlüğünün 2007/1592 Esas sayılı dosyası ile kambiyo senetlerine mahsus icra takibi başlatıldığını, belirtilen icra dosyasında davalı ...'ya ait dava konusu Ereğli İlçesi Kavaklık Mahallesi 796 Ada 9 parselde bulunan 2101,20 m2 arsa üzerine davacı yararına 23.07.2007 tarihinde haciz şerhinin işlendiğini ve hacizli taşınmaz üzerinde lehine kıymet takdiri ve satış işlemlerine başlanmışken, davalı ... tarafından davalı ... aleyhine 05.07.2005 tanzim tarihli 165.000,00 TL bedelli bonoya dayalı olarak 17.05.2006 tarihinde Karadeniz Ereğli 1. İcra Müdürlüğünün 2008/145 Esas sayılı dosya ile kambiyo senetlerine mahsus icra takibi başlatıldığını, dava konusu taşınmazın davalı ... tarafından 11.12.2009 tarihinde sözde alacağa mahsuben ihale ile 112.000,00 TL bedelle satın alındığını, 09.06.2011 tarihinde anılan davalı adına tescil edildiğini ve akabinde 14.06.2011 tarihinde 112.500,00 TL bedelle davalı ...'a devredildiğini, dava konusu Karadeniz Ereğli 1. İcra Müdürlüğünün 2008/145 Esas sayılı takip dosyasının davalılar ... ve ... tarafından muvazaalı olarak yaratıldığını, 05.07.2005 tanzim tarihli 165.000,00 TL bedelli bononun bedelsiz olduğunu, davacının alacağına kavuşamadığını belirterek Karadeniz Ereğli 1. İcra Müdürlüğünün 2008/145 Esas sayılı icra takibinde yapılan tüm işlemlerin iptali ile dava konusu taşınmaz üzerinde haciz ve satış isteme yetkisi verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP 1.Davalı ... vekili; muvazaa iddiasının yersiz olduğunu, dava konusu taşınmazı emlakçı vasıtası ile satın aldığını, devreden davalı ...'i tapuda imza aşamasında gördüğünü, dava konusu taşınmazın yan parselinin, ortağı olduğu şirketin depolama alanı olarak kullanıldığını, dava konusu taşınmazı da aynı amaçla kullanmak amacıyla satın aldığını belirterek davanın reddini istemiştir. 2.Davalı ... vekili; eldeki davanın ön koşulu olan aciz belgesinin veya geçici aciz belgesi niteliğinde bir haciz tutanağının sunulmadığını, taşınmazı devralan üçüncü ve dördüncü kişilerin iyiniyetli olup muvazaa iddiasının yersiz olduğunu, bononun sebepten mücerret olduğunu belirterek davanın reddini istemiştir. 3.Davalı ... vekili; müvekkilinin davalı borçlu ...'dan olan alacağını tahsil edememesi nedeniyle Karadeniz Ereğli 1. İcra Müdürlüğünün 2008/145 Esas sayılı icra dosyasında ihaleye pey sürerek anılan davalıya ait dava konusu taşınmazı devraldığını, ihalenin kesinleştiğini, davacının sıra cetveline itiraz ve ihalenin feshine ilişkin açmış olduğu davaların reddedildiğini, diğer davalılarla akrabalık bağının bulunmadığını, muvazaa iddiasının yersiz olduğunu belirterek davanın reddini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile "....Davalı asıl borçlu ... ile davalı üçüncü kişi ... tarafından, davacı alacaklının alacağını etkisiz kılmak amacıyla muvazaalı takip yaratıldığı, dava konusu taşınmazın muvazaalı takip sonucunda yolsuz olarak davalı ... adına tescil edildiği ancak davalı ...'in dava konusu taşınmazı üzerindeki takyidatlardan arındırılmış şekilde asıl borçlu davalı ... ve üçüncü kişi olarak kendisinin mal kaçırma kastını bilmeyen ve bilebilecek durumda da bulunmayan iyi niyetli 4. kişi konumundaki davalı ...'a sattığı, davalı ...'ın asıl borçlu ve diğer davalıyı tanımaması, taşınmazı takyidatsız şeklilde emlakçı aracılığıyla satın alması, ayrıca dava konusu taşınmazı ortağı olduğu ve aynı yerde bulunan şirket faaliyetlerinde kullanmak üzere ticari kaygılarla edinmesi ve satın aldığı tarihten bu yana aynı amaç doğrultusunda fiilen kullanması karşısında iyi niyetli olduğu konusunda duraksama bulunmadığı, Türk Medeni Kanunun 1023. maddesi uyarınca dava konusu taşınmazın mülkiyetini kazandığı, tapu siciline güven ilkesi uyarınca iyi niyetli olarak tapu siciline güven duyan davalının bu kazanımının korunması gerektiği, davacının salt bedel farkına yönelik davalı ...'ın kötü niyetli olduğu yönündeki savunmalarının istikrar kazanmış yargı uygulamaları da dikkate alınarak yerinde görülmediği ve kötü niyet savunmalarının ispatlanamadığı, bu durumda davalı ...'ın iyi niyetli olması ve muvazaaya dayalı davalarda üçüncü kişi yönünden dava bedele dönüşmeyeceğinden tüm davalılar yönünden davanın reddine karar verilmesi gerektiği" şeklindeki gerekçe ile davanın reddine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri Davacı vekili istinaf dilekçesinde; dava konu taşınmazın davalılardan ... adına tescil edildikten 5 gün sonra davalı ...'a devredilmiş olmasının hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, davalılardan ...'ın taşınmazı 290.000,00 TL'ye satın aldığını belirtmiş olmasına rağmen bu bedeli ödediğini kanıtlayamadığını, böyle yüksek bir tutarın emlakçıya elden verilmiş olmasının hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, taşınmazın bedelinin ödenmiş olduğu bir belge ile kanıtlanamıyorsa iyiniyetli iktisaptan söz edilemeyeceğini, taraflar arasında akrabalık, tanışıklık ya da iş ilişkisi bulunmamasının muvazaa olmadığı anlamına gelmeyeceğini, 112.000,00 TL bedelle satın alınan taşınmazın 5 gün sonra 112.500,00 TL bedelle devredilmesinin tek başına muvazaayı gösterdiğini, davalı ... tarafından sunulan kira sözleşmesinin her zaman düzenlenmesi mümkün belgelerden olduğunu, muvazaa iddiasının kanıtlandığını belirterek mahkeme kararının kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesi gerektiğini belirtmiştir.

C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile "... Davalı ...'ın diğer davalıların, davacıya zarar verme kasdını bilebilecek durumda yani kötü niyetli olmadığı, taşınmazın gerçek değeri ile satış bedeli arasında mislini aşan fark bulunsa da bu durumun başlı başına muvazaa olgusunu kanıtlayıcı nitelikte olmadığı, davalı ...'ın kötü niyetli olduğu kanıtlanamadığına göre mahkemece davanın reddine karar verilmiş olmasında her hangi bir hukuka aykırılık görülmediği" gerekçesiyle istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde; dava konu taşınmazın davalılardan ... adına tescil edildikten 5 gün sonra davalı ...'a devredilmiş olmasının hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, davalılardan ...'ın taşınmazı 290.000,00 TL'ye satın aldığını belirtmiş olmasına rağmen bu bedeli ödediğini kanıtlayamadığını, böyle yüksek bir tutarın emlakçıya elden verilmiş olmasının hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, taşınmazın bedelinin ödenmiş olduğu bir belge ile kanıtlanamıyorsa iyiniyetli iktisaptan söz edilemeyeceğini, taraflar arasında akrabalık, tanışıklık ya da iş ilişkisi bulunmamasının muvazaa olmadığı anlamına gelmeyeceğini, 112.000,00 TL bedelle satın alınan taşınmazın 5 gün sonra 112.500,00 TL bedelle devredilmesinin tek başına muvazaayı gösterdiğini, davalı ... tarafından sunulan kira sözleşmesinin her zaman düzenlenmesi mümkün belgelerden olduğunu, muvazaa iddiasının kanıtlandığını belirterek mahkeme kararının kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesi gerektiğini belirtmiştir.

C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, 6098 Sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (TBK) TBK'nın 19 uncu maddesine dayalı muvazaalı işlemin iptali ile haciz ve satış isteme yetkisi verilmesi talebine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk 6098 Sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (TBK) 19 uncu maddesi, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun (2004 sayılı Kanun) 277 ve devamı maddelerinde düzenlenen tasarrufun iptali hükümleri.

3. Değerlendirme 1. Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına, temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre davacı vekilinin, aşağıdaki bendin kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.

2. Dava, İİK.'nun 277 ve devamı maddelerine dayanılarak açılmış tasarrufun iptali istemine ilişkindir. İcra ve İflas Kanununun 277 ve izleyen maddelerinde düzenlenen tasarrufun iptali davalarında amaç, borçlunun haciz yada iflasından önce yaptığı ve aslında geçerli olan bazı tasarrufların geçersiz ya da "iyiniyet kurallarına aykırılık" nedeniyle alacaklıya karşı sonuçsuz kalmasını ve dolayısıyla o mal üzerinden cebri icraya devamla alacağın tahsilini sağlamaktır. Davacı, iptal davası sabit olduğu takdirde, tasarruf konusu mal üzerinde cebri icra yolu ile hakkını almak yetkisini elde eder ve tasarruf konusu taşınmaz mal ise, davalı üçüncü şahıs üzerindeki kaydın düzeltilmesine gerek olmadan o taşınmazın haciz ve satışını isteyebilir (İİK.md.283/1). Bu yasal nedenle iptal davası, alacaklıya alacağını tahsil olanağını sağlayan, nisbi nitelikte yasadan doğan bir dava olup; tasarrufa konu malların aynı ile ilgili değildir. İİK’nın 283/II maddesine göre de iptal davası, üçüncü şahsın elinden çıkarmış olduğu mallar yerine geçen değere taalluk ediyorsa, bu değerler nispetinde üçüncü şahsın nakden tazmine (davacının alacağından fazla olmamak üzere) mahkûm edilmesi gerekir. Bu ihtimalde 3. kişinin sorumlu olduğu miktar, elden çıkarılan malın o tarihteki gerçek değeridir. Bir başka anlatımla dava ve tasarrufa konu malı elinde bulunduran şahsın kötü niyetli olduğunun kanıtlanamaması halinde dava tümden reddedilmeyip borçlu ile tasarrufta bulunan şahsın, tasarrufa konu malı elinden çıkardığı tarihteki gerçek değeri oranında ve alacak miktarı ile sınırlı olarak tazminata mahkum edilmesi gerekir. Dosya kapsamından, davacı alacaklı tarafından borçlu davalı ... aleyhine 09.05.2006 tarihinde kambiyo senetlerine mahsus icra takibi başlatılmasının akabinde davalı ... tarafından davalı ... aleyhine 17.05.2006 tarihinde Karadeniz Ereğli 1. İcra Müdürlüğünün 2008/145 sayılı dosyası ile kambiyo senetlerine mahsus icra takibi başlatıldığı, belirtilen icra takibine davalı borçlu ...'nın itiraz etmediği aksine dava konusu taşınmazdaki hissesi oranında borcunun tahsil edilmesini talep ettiği, bu icra dosyasında davalı ...'in alacağına mahsuben ihale ile dava konusu borçlu davalı ...'ya ait taşınmazı 112.000,00 TL bedelle satın alındığı, 09.06.2011 tarihinde anılan davalı adına tescil edilmesinden 5 gün sonra davalı ...'in taşınmazı 500,00 TL misli ile iyi niyetli davalı ...'a devrettiği, taşınmazın gerçek değerinin 240.000,00 TL olarak tespit edildiği, yapılan kolluk araştırmasına göre davalı ... ile ...'in arkadaş ve aile dostu oldukları, aralarında ticari ilişki bulunduğunun tespit edilmesi karşısında davalı ...'in asıl borçlu davalı ...'nın ekonomik durumunu ve alacaklılardan mal kaçırma kastığını bildiği yahut bilebilecek durumda olan kişilerden olduğu, davacı tarafından davalı ... aleyhine 30.06.2011 tarihinde Kdz Ereğli 2. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2015/396 Esas sayılı dosyasında, Karadeniz Ereğli 1. İcra Müdürlüğünün 2008/145 sayılı dosyasında düzenlenen 02.06.2011 tarihli sıra cetvelinin aynı dosyada talep edilen alacağın muvazaalı olması nedeni ile iptali ile alacağın davalı alacaklı ...'e ayrılan paydan ödenmesi talebi ile dava açıldığı, belirtilen bu dosyada davalı ...'in davalı ...'dan olan alacağının muvazaalı olduğunun kabul edildiği, kararın temyiz edilmeden kesinleştiği bu anlamda eldeki dosya kapsamındaki tüm delillere göre taşınmazı iyi niyetli dördüncü kişiye devreden davalı ...'in davalı borçlu ...'dan olan Karadeniz Ereğli 1. İcra Müdürlüğünün 2008/145 sayılı dosyası ile takibini yaptığı alacağının muvazaalı olduğu sabittir. O halde dava konusu taşınmaz iyi niyetli 4.kişiye devredildiğinden taşınmazı borçludan satın alan üçüncü kişi ... yönünden İİK’nun 283. maddesine göre davanın bedele dönüşeceği dikkate alınarak mahkemece davalı üçüncü kişi ...'in taşınmazı elinden çıkardığı tarihteki gerçek değeri nisbetinde (takip konusu alacak ve fer'ileri ile sınırlı olmak üzere) tazminat ödemesine hükmedilmesi gerekirken hatalı değerlendirme ile yazılı şekilde davalı ... yönünden de davanın reddine karar verilmesi usul ve yasaya aykırıdır.

VI. KARAR 1. Değerlendirme bölümünün (1) numaralı bendinde açıklanan nedenlerle davacı vekilinin diğer temyiz itirazlarının REDDİNE,

2. Değerlendirme bölümünün (2) numaralı bendinde açıklanan nedenlerle davacı vekilinin davalı ...'e yönelik temyiz itirazlarının kabulü ile temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,

3. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,

Peşin alınan temyiz harcının istek hâlinde davacıya iadesine,

Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

24.05.2023 tarihinde Başkan ... ve Üye ...'in karşı oyu ve oy çokluğuyla karar verildi.

KARŞI OY

Davacı alacaklı vekili 24.01.2018 tarihli dava dilekçesi ile müvekkilinin borçlu ...' dan alacaklı olduğunu, alacağının tahsilinin mümkün olmadığını, diğer davalı ... tarafından borçlu hakkında Karadeniz Ereğli 1. İcra Müdürlüğünün 2008/145 sayılı takip dosyasından muvazaalı takip başlatıldığını, bu takip sırasında borçluya ait taşınmazın ihalede alacağa mahsuben davalı ... tarafından 11.12.2009 tarihinde satın alındığını, daha sonra da 14.06.2011 tarihinde davalı ...'a satıldığını belirterek, muvazaalı olarak yürütülmüş olan Karadeniz Ereğli 1. İcra Müdürlüğünün 2008/145 sayılı takip dosyasının ve takipte yapılan işlemlerin iptalini talep etmiştir. Davacının dava dilekçesindeki açıklamaları ve dayandığı hukuki sebepler BK'nın 19. maddesine ilişkin olup, İlk Derece Mahkemesi ve Bölge Adliye Mahkemesinin nitelemesi de bu yönde olmuştur. Davanın BK'nın 19. maddesine dayalı olarak açılan muvazaalı işlemin iptali davasına ilişkin olduğu açık olup, daire kararında İİK'nın 277 ve devamı maddelerine dayalı olarak açılan tasarrufun iptali davası olarak nitelendirilmesi isabetli bulunmamıştır. Aksi görüşün kabulü halinde, davacı alacaklı 17.05.2006 tarihinde başlayan Karadeniz Ereğli 1. İcra Müdürlüğünün 2008/145 sayılı takip dosyasının iptalini istediğinden, 24.01.2018 tarihinde açtığı dava için İİK'nın 284. maddesindeki 5 yıllık hak düşürücü süre geçmiş olacaktır. Bu nedenledir ki davacı vekili bu hak düşürücü sürenin olmadığı BK'nın 19. maddesine dayalı olarak muvazaalı takibin iptali istemi ile bu davayı açmıştır. Dava BK'nın 19. maddesine dayalı olarak açıldığından, davacı tarafından tüm davalılar yönünden muvazaanın varlığının ispatı gerekmektedir. Somut olayda, borçlu ile üçüncü kişi ... arasındaki muvazaa sabit olmakla birlikte, dördüncü kişi ... yönünden muvazaa olgusu somut delillerle ispatlanmamıştır. Bu halde davanın reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmamaktadır. İİK'nın 283/2. maddesinde belirtilen davanın bedele dönüşme hali ise tasarrufun iptali davaları için öngörüldüğünden, BK'nın 19. maddesine dayalı olarak açılan davalarda uygulama imkanı bulunmamaktadır. Bu nedenlerle, Bölge Adliye Mahkemesi kararı yerinde olduğundan, onanmasına karar verilmesi gerekirken, bozma yönündeki heyet çoğunluğu görüşüne katılmamaktayım. 24.05.2023

KARŞI OY Taraflar arasındaki muvazaaya dayalı tasarrufun iptali davasında yapılan yargılama sonunda ilk derece mahkemesince davanın reddine karar verilmiş, davacı vekilinin istinaf başvurusu üzerine de bölge adliye mahkemesince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararının davacı vekilince temyizi üzerine sayın çoğunluk tarafından kararın bozulmasına karar verilmiş olup bozma kararına ve gerekçelerine katılamıyorum. Davacı (alacaklı) vekili 24.01.2018 tarihli dava dilekçesinde; davacının davalı (borçlu) ...’dan alacaklı olduğunu, bu davalı ile dava dışı diğer borçlu hakkında Karadeniz Ereğli 1. İcra Müdürlüğünün 2007/1592 esas sayılı dosyası ile kambiyo senetlerine mahsus haciz yolu ile takip başlatıldığını, takibin kesinleşmesi üzerine borçlu ...’ya ait taşınmaza haciz şerhi işlendiğini, taşınmazın kıymet takdiri ve satış işlemleri devam ederken Karadeniz Ereğli 1. İcra Müdürlüğünün 2008/145 esas sayılı dosyasında taşınmazın satışa çıkarıldığını öğrendiklerini, bu icra takibinin diğer davalı ... tarafından muvazaalı olarak başlatıldığını ve taşınmazın da muvazaalı olan bu takipte 11.12.2009 tarihinde alacağa mahsuben ... tarafından satın alındığını, daha sonra 14.06.2011 tarihinde davalı ... Aşık’a satıldığını belirterek, muvazaalı olarak başlatılıp devam eden Karadeniz Ereğli 1. İcra Müdürlüğünün 2008/145 esas sayılı dosyasındaki takibin ve takipte yapılan işlemlerin iptalini talep etmiştir. Davacı dava dilekçesinde 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu (TBK) 19. maddesi kapsamında talepte bulunmuş, ilk derece mahkemesi ve bölge adliye mahkemesince de dava TBK 19. maddesi gereği muvazaa iddiasından kaynaklanan tapu iptali ve tescil olarak değerlendirilip karara bağlanmıştır. Bozma ilamında ise dava İcra ve İflas Kanunu’nun 277 ve devamı maddelerine dayalı olarak açılan tasarrufun iptali davası olarak nitelendirilerek bu kapsamda bozma kararı verilmiştir. Ancak davacı Karadeniz Ereğli 1. İcra Müdürlüğünün 2008/145 sayılı dosyasında takibin ve yapılan işlemlerin iptalini talep etmiş olup dava 24.01.2018 tarihinde açılmıştır. Dolayısıyla böyle bir kabulde dava İcra İflas Kanunu 284. maddesinde düzenlenmiş olan 5 yıllık hak düşürücü süreden sonra açılmış olacaktır. Davacı bu nedenle davasını TBK 19. maddesine dayalı olarak açmıştır. Somut olayda, borçlu ile üçüncü kişi ... arasındaki muvazaa sabit olmakla birlikte, dördüncü kişi ... yönünden muvazaa olgusu somut delillerle ispatlanmamıştır. Bu halde davanın reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmamaktadır. İİK’nın 283/2. maddesinde belirtilen davanın bedele dönüşme hali tasarrufun iptali davaları için öngörüldüğünden, TBK’nın 19. maddesine dayalı olarak açılan davalarda uygulama imkanı bulunmamaktadır. Bu nedenlerle; bölge adliye mahkemesi kararı yerinde olup onanması gerektiği düşüncesinde olduğumdan, sayın çoğunluğun bozma kararına ve gerekçelerine katılamıyorum. 24.05.2023

Atıf: Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, E. 2022/13216, K. 2023/6962, T. 24.05.2023, www.arakarar.com/karar/yargitay-4-hukuk-dairesi-2022-13216-e-2023-6962-k-6f8caf0a66e3