Yargıtay · 4. Hukuk Dairesi

Yargıtay 4. Hukuk Dairesi 2022/12818 E. 2023/11269 K.

Konu: Tasarrufun İptali

Mahkeme
Yargıtay
Daire
4. Hukuk Dairesi
Esas No
2022/12818
Karar No
2023/11269
Karar Tarihi
Konu
Tasarrufun İptali

İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2021/80 E., 2022/189 K. HÜKÜM/KARAR : Kısmen kabul kısmen reddine/Bozulmasına Taraflar arasındaki tasarrufun iptali davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Yargıtay (Kapatılan) 17. Hukuk Dairesince, mahkeme kararının bozulmasına karar verilmiştir. Denizli 4. Asliye Hukuk Mahkemesi kararı davacı ... davalılar ... ve ... tarafından temyiz edilmiş, incelemenin duruşmalı olarak yapılması davalılar ... ve ... tarafından istenilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda 24.10.2023 tarihinde duruşma yapılmasına ve duruşma gününün taraflara davetiye ile bildirilmesine karar verilmiştir. Belli edilen gün ve saatte davacı vekili Avukat ... geldi. Davalı .... vekili Avukat ... geldi. Davalı ... tarafından gelen olmadı. Davacı ... davalılar vekilinin sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra işin incelenerek karara bağlanması için uygun görülen 24.10.2023 gününde tetkik hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacı kurum tarafından davalılar ... Tekstil.... Ltd. Şti. ve ...'dan vadesi geçmiş vergi borcu alacağı olduğunu ve davalı borçluların bu borçlarını ödememek için dava konusu taşınmazları diğer davalıya sattığını beyan ederek davalılar arasındaki tasarrufların, 6183 Sayılı Yasanın 24 ve devamı maddeleri uyarınca iptalini talep ve dava etmiştir. II. CEVAP 1. Davalı ... .. Ltd. Şti. ve ... vekili cevap dilekçesi ile davanın haksız yersiz ve hukuksal dayanaktan yoksun olduğunu, davayı kabul etmediklerini ve davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. 2. Davalı ... vekili cevap dilekçesi ile tasarrufun iptali davasının dava şartı olan aciz vesikasının dosyada bulunmadığını bu nedenle davanın reddine karar verilmesi gerektiğini, müvekkilinin davalı ... ya da şirketinin kamu borcu, mal kaçırma ya da ekonomik durumu hakkında bilgi sahibi olmasının mümkün olmadığını belirterek açılan davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. III. İLK DERECE MAHKEME KARARI Mahkemenin 10.11.2015 tarihli ve 2012/301 E- 2015/803 K. sayılı kararı ile " iptali istenen tasarrufa konu işlemin Denizli ili Merkezefendi ilçesi Sırakapılar mahallesi Nebidede mevkiinde kaim 3920 ada 1 parsel ve aynı yer 3922 ada 9 parsel sayılı taşınmazlarda 24.10.2007 tarihinde yapılan satış işlemi olup, iş bu taşınmazlara ilişkin celp edilip incelenen tapu kayıtlarına göre taşınmazların davalı ...'a ait iken 24.10.2007 tarihinde diğer davalı ...'a satıldığının anlaşıldığı ve iptali istenen tasarrufa konu işlemde satışa konu taşınmazlar ile davalı ... .... Ltd. Şti.'nin herhangi bir ilgisi bulunmadığı ve 6100 Sayılı HMK nun 114 maddesinde dava şartlarının düzenlendiği ve davada taraf ve dava ehliyetinin dava şartı olduğu ve davamızda davalı şirketin davalı olma ehliyetinin bulunmadığı, bu dava şartı noksanlığının sonradan giderilmesinin mümkün olmadığı anlaşıldığından bu davalı hakkındaki davanın HMK nun 114 ve 115 inci maddeleri uyarınca usulden reddine, Diğer davalılar yönünden yapılan inceleme neticesinde de; Davalı ... ile davalı ...'un arkadaş olup, birbirlerinin durumunu bildiği ve davalı ... tarafından hakkında vergi incelemesi başlatılacağı düşüncesi ile inceleme başlatılmadan önce dava konusu iptali istenen tasarrufta belirtilen taşınmazlar ve yukarıda belirtilen mahkememizin diğer davalarına konu birçok taşınmazın 2007-2008 yıllarında birbirlerine yakın tarihlerde elden çıkarıldığı, dava konusu taşınmazların davalılar arasında yapılan resmi akit tablosunda satış bedelinin gerçek bedele çok yakın olarak belirtildiği, bunun ülkemizde yapılan satış işlemleri değerlendirildiğinde hayatın olağan akışına uygun olmadığı ve davalı borçlu ... hakkında iptali istenen tasarruftan kısa süre sonra başlatılan vergi incelemesi sonucu mali müşavir bilirkişi ...'ın raporunda belirtildiği üzere 14.768.097,26 TL gelir vergisi ve Katma Değer Vergisi (KDV), gecikme cezası, vergi zıyaı cezası ve yargı harcından ibaret kamu borcu tahakkuk ettirildiği ve borçlu davalılar hakkında davacı kurum tarafından 6183 Sayılı Yasa uyarınca takip başlattırılıp düzenlenen ödeme emrinin davalı borçlu ...'a 22.03.2010 ve 17.04.2010 tarihlerinde davalı borçlu şirket adına ortağı ...'a 28.04.2010 tarihinde tebliğ edildiği, tüm bu durumda 6183 sayılı Yasanın 24 ve devamı maddelerinde belirtilen tasarrufun iptali istemine ilişkin bu dava yönünden borçlu hakkında yapılmış icra takibinin kesinleştiği, iptali istenen tasarrufun takip konusu borçtan sonra yapıldığı ve gerçek bir alacağın bulunması şartının gerçekleşmesine ilişkin şartların mevcut bulunduğu ve davalı ... ile davalı ... arasında yapılan 24.10.2007 tarihli Merkezefendi ilçesi Sırakapılar mahallesi 3920 ada 1 parsel ve aynı yer 3922 ada 9 parsel sayılı taşınmazların satışına ilişkin işlemin bu davalılar arasında davalı borçlu ...'un davacı kuruma olan 24.10.2007 tarihinden önceki dönemler için tahakkuk ettirilen 14.768.097,26 TL'si kamu borcunu (hükümde her ne kadar 20.247.376,16 TL denilmiş ise de; bu miktarın hakkındaki davanın dava şartı yokluğu nedeniyle reddedilen davalı ....... Ltd. Şti.'nin borcu olup, hüküm kısmında sehven bu miktar yazılmış olup, kısa karar ile gerekçeli karar arasında çelişki oluşturmaması için hüküm kısmı düzeltilmemiş ve bu açıklama ile yetinilmesine karar verilmiş) ödemesinin engellenmesi amacıyla mal kaçırmaya yönelik muvaazalı olarak yapıldığı anlaşıldığından davacının bu davalılar hakkındaki davasının ise kabulüne karar verilmiştir. IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ A. Bozma Kararı 1. Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili, davalı ... vekili ve davalı ... vekili tarafından temyiz isteminde bulunmuştur. 2. Yargıtay (Kapatılan) 17. Hukuk Dairesi'nin 20.05.2019 tarihli, 2016/6885 E- 2019/6369 K. sayılı ilamı ile; takip konusu vergi borcuna ilişkin davalı şirket ve ... tarafından davacı aleyhine bir kısım vergi borçları nedeniyle dava açıldığı ancak bu davaların kesinleşmediği anlaşıldığından öncelikle Mahkemece bu davaların kesinleşmesi beklenerek bilirkişiden davalı borçlunun 24.10.2007 tasarruf tarihine kadar olan hem davalı ...’un kesinleşmiş vergi borcu miktarının, hem de davalı şirketin vergi borcu miktarı ve hangi döneme ait olduğu, şirketin vergi borçları nedeniyle davalı ... hakkında 6183 sayılı Yasanın 35 inci maddesi gereğince takip yapılıp yapılmadığı hususunda ek rapor alınarak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken yalnızca davalı ...’in vergi borcu için davanın kabulü doğru görülmemiştir. Mahkemece; davacı tanıklarının beyanına göre davalı ... ile davalı ... ailelerinin uzun süredir görüştüğü ve arkadaş olup, aralarında ticari ilişki olduğu, ayrıca Denizlispor kulübünde aynı yönetimde görev yaptıklarının belirtildiği, davalıların ortak tanığı Halil ...'ın beyanına göre davalı ...'un taşınmazın ...'a ait olduğu belirtilince ...'u tanıdığını söylediğini, yine davalı tanığı ...'ın beyanına göre davalı ... ve davalı şirketin iplik alım satım işi yaptığı, davalı ...'un da tekstil sektöründe faaliyet gösterdiğini belirtmesi karşısında davalı ... ve ...'un daha önceden tanıştıkları ve birbirlerini bildikleri sonucunun çıktığı gerekçesiyle taşınmaz devrinin muvazaalı olduğu sonucuna varılmışsa da; davalı ... vekili ve davalı ... vekili, aralarında ticari ilişki bulunmadığını, Denizlispor yönetim kurulu üyeliklerinin aynı dönemde olmadığını, farklı sektörlerde faaliyet gösterdiklerini beyan etmektedir. Dosya kapsamından ve tarafların beyanlarından davalı borçlunun iplik işiyle, davalı ...’ün ise kumaş boyama işiyle uğraştığı anlaşılmaktadır. Bu durumda mahkemece davalıların şirket merkezleri ve fabrikalarının bulunduğu yerleri tespit edip, aralarında ticari ilişki bulunup bulunmadığı konusunda ticari defterlerini bilirkişi vasıtasıyla inceleterek, ayrıca Denizlispor kulübünde hangi tarihler arasında yönetim kurulu üyeliklerinin bulunduğu da tespit edilerek sonucuna göre karar verilmesi gerekirken yazılı olduğu şekilde karar verilmesi doğru değildir. Kabule göre de; 1136 sayılı Avukatlık Kanunu'nun 168. maddesinde değişiklik yapan 5904 Sayılı Yasa'nın 35 inci maddesi “6183 sayılı Yasanın uygulanmasından doğan her türlü davalarda vekalet ücreti tutarı maktu olarak belirlenir” hükümleri gereğince vekille temsil edilen taraflar yararına maktu vekalet ücreti takdiri gerekirken nispi vekalet ücreti takdiri doğru görülmemiştir. " gerekçesi ile hükmün bozulmasına karar verilmiştir. B. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile yapılan yargılama neticesinde; Toplanan deliller ve mahkemece uyulan bozma ilamı uyarınca yapılan değerlendirme sonucunda, Denizlispor Derneği tarafından mahkemeye gönderilen 10.06.2021 havale tarihli yazı cevabında ... ile ...'un aynı dönemde kulüp asıl üyeliği yaptığı, bu dönemin 6 ayında ...'un yönetim kurulu başkanı olduğu, ... başkan adayı olarak seçimlere girdiğine ve listesine ...'u da aldığına göre aralarında önceye dayalı bir tanışıklığın olduğununu kabulü gerektiği, kulüpte görev aldıkları tarihler 2010 yılı olup davamızdaki tasarruf tarihi ise 2007 yılı olmakla birlikte, bir kimsenin 2007 yılında tanımadığı birini 2010 yılında yapılan seçimlerde yönetim listesine almasının hayat tecrübeleri ile bağdaşmadığı gerekçeleriyle bu tarihlerde de davalıların tanıştığının kabulünun gerekeceği, davacı tanığı Mevlüt Karc'nın da davalıların tasarruf tarihinden önce tanıştıklarını beyan etmiş olmasına, dava konusu taşınmazlar devredildikten bir gün sonra bedellerinin ödenmesinin de davalılar arasında güven ilişkisinin bulunduğunu gösterdiği, dava konusu gayrımenkullerin kaydında yer alan yüksek meblağlı ipotek ile satın alınmasının da hayatın olağan akışına uygun olmadığı, davalı ... iplik sektöründe, diğer davalı ... ise kumaş boyama sektöründe faaliyet göstermekte olup bu iki sektörün farklı iş kolları olarak değerlendirilmemesi gerektiği, mahkemede davalı borçlu aleyhine görülen 2012/299 Esas, 2012/387 Esas, 2020/411 Esas sayılı davalarında da vergi borçları sebebiyle tasarrufun iptalinin talep edildiği, mahkememizce 2020/411 Esas sayılı dosyasında 10.06.2021 tarihinde, 2012/299 ve 387 Esas sayılı dosyalarda ise 26.10.2021 tarihinde bu davalı bakımından davaların kabulüne karar verildiği, kararların henüz kesinleşmemiş olmakla birlikte bu dosya bakımından delil mahiyetinde olduğu gerekçesi ile adı geçen davalılar arasındaki tasarruf işleminin iptaline, 10.11.2015 tarihli ilk kararda kesinleşmiş vergi borcu 20.247.376,16 TL olarak gösterilmiş, işbu bedel yönünden davacı kurum temyiz itirazında bulunmadığından bozma sonrasında alınan raporda kesinleşmiş vergi borcu 20.423.606,81 TL olarak hesaplanmış ise de, davalılar yararına usuli kazanılmış hak meydana gelmesi sebebiyle eski kararda belirtilen 20.247.376,16 TL'lik miktarla bağlı kalındığı belirtilerek; 1.Davanın Kısmen Kabulüne, 2. Davacının davalı ... Konfeksiyon Pazarlama Sanayi Ticaret Ltd. Şti. hakkında açtığı davanın Dava Şartı Yokluğu Nedeni ile Reddine, 3. Davacının davalılar ... ve ... hakkında açtığı davanın kabulü ile, davalılar arasında Denizli Merkezefendi ilçesi Sırakapılar mah. Nebidede mevkiinde kaim 3920 ada 1 parsel sayılı taşınmaz ile aynı yer 3922 ada 9 parsel sayılı taşınmazlarda 24.10.2007 tarihinde yapılan satış işleminin davacının davalı ...'dan olan 20.247.376,16 TL kamu borcu (yıllık gelir vergisi, KDV, gecikme faizi, vergi ziyaı cezası ve yargı harcı) alacağının tahsiline engellemek amacıyla muvazaalı olarak yapıldığı anlaşıldığından, buna yönelik tasarruf işleminin iptali ile, davacıya davalı ...'dan olan 20.247.376,16 TL kamu borcu alacağının tahsil etmesi için dava konusu Merkezefendi ilçesi Sırakapılar mahallesi Nebidede mevkiinde kaim 3920 ada 1 parsel ve aynı yer 3922 ada 9 parsel sayılı taşınmazlar üzerinde cebri icra yetkisi verilmesine, karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili, davalı davalı ... vekili ve davalı ... vekili temyiz başvurusunda bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri 1-Davacı vekili temyiz dilekçesinde; davalı şirket hakkında davanın reddine kararı verilmesinin doğru olmadığını beyan ederek kararın kısmen bozulmasını talep etmiştir. 2-Davalı ... vekili temyiz dilekçesinde; kesinleşmiş bir alacağın olmadığını, usule uygun düzenlenmiş ödeme emrinin de bulunmadığını, davalı borçlunun acz halinde bulunmadığını, davalılar arasındaki tasarrufun mal kaçırma gayesi ile yapılmadığını, müvekkilinin Denizlispor Kulübü Başkanlığını 2010-2011 yılları arasında yaptığını, dava konusu gayrımenkullerin ise 2007 yılında satıldığını, davalıların birbirlerini tanımadıklarını, aralarında herhangi bir ticari ilişkinin de bulunmadığını, 2010 yılında aynı kulüpte yönetici olmalarının 2007 yılında birbirlerini tanıdıkları anlamına gelmeyeceğini, diğer davalı ile farklı sektörlerde faaliyet gösterdiklerini beyan ederek kararın bozulmasını talep etmiştir. 3-Davalı ... vekili temyiz dilekçesinde; diğer davalı ile farklı sektörlerde çalıştıklarını, ortak ticari ilişkilerinin bulunmadığını, tasarruf tarihinde tanışıklıklarının bulunmadığını beyan ederek kararın bozulmasını talep etmiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Dosya içeriğine, bozmanın mahiyeti ve kapsamına göre taraflar arasındaki uyuşmazlık, davalılar arasındaki tasarrufun iptali isteğinden kaynaklanmaktadır. 2.İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) Geçici 3/2 maddesi gereğince uygulanmasına devam olunan 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 427 inci vd maddeleri, 6183 Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanunun 24 ve devamı maddeleri. 3. Değerlendirme 1.Dosyadaki yazılara kararın dayandığı delillerle gerektirici sebeplere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına, davalı ... Konf.Paz. San. Tic. Ltd. Şti. hakkında verilen karar yargıtay denetiminden geçerek kesinleşmiş olduğundan, davalı lehine usuli kazanılmış hak doğmuş olmasına göre davacı vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddine, davalı ... vekilinin ve davalı ... vekilinin de aşağıdaki bent haricindeki sair temyiz itirazlarının reddine karar verilmiştir. 2.Dava 6183 Sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkındaki Kanunun 24 ve devamı maddeleri gereğince açılmış tasarrufun iptali istemine ilişkindir. Bu tür davaların görülebilmesi içinde borçlu hakkında 6183 sayılı yasaya göre bir takip yapılmış ve kesinleşmiş olması gerekir ancak aciz belgesine gerek olmayıp borçlunun borcunu ödeyememe durumunun gerçekleşmiş olması yeterlidir. Öte yandan 6183 sayılı Yasa’nın 28/2 maddesine göre kendi verdiği malın akdin yapıldığı sıradaki değerine göre borçlunun ivaz olarak pek aşağı bir fiyat kabul ettiği akitler bağış niteliğinde olup iptali gerekmektedir. Yine aynı yasanın 30 uncu maddesine göre de kamu alacaklarının bir kısmını veya tamamının tahsiline olanak bırakmamak amacı ile borçlu tarafından bir taraflı tasarruflar ile borçlunun maksadını bilen veya bilmesi gereken kimseler ile yaptığı tasarrufların tarihleri ne olursa olsun geçersiz olacağı hüküm altına alınmıştır. Somut olayda; davanın dayanağının Denizli 2. Sulh Ceza Mahkemesinin 22.11.2007 tarih, 2007/832 E ve Denizli 1. Sulh Ceza Mahkemesinin 2008/61 sayılı arama kararları sonucunda el koyulan belgelerin incelenmesi neticesinde düzenlenen 18.11.2008 tarihli vergi tekniği raporuna istinaden düzenlenen vergi raporları olduğu, davalı borçlu ... ve davalı şirket hakkında takip yapıldığı, ödeme emirlerinin düzenlendiği, 24.10.2007 tasarruf tarihinden önceki dönemlere ait vergi inceleme raporları ile tespit edilen kamunun vergi alacakları toplam tutarının 20.423.606,81 TL olduğu tespit edilmiştir. Davacı, davalı borçlu ...'un davalı şirketin kanuni temsilcisi olması sebebi ile sorumluluğunun bulunduğu, davalı borçlu ...'un mal kaçırma gayesi ile adına kayıtlı Denizli İli, Merkez İlçesi, Sırakapılar Mah, 3920 ada, 1 parselde kayıtlı gayrımenkulünü 24.10.2007 tarihinde 405.000,00 TL bedelle, aynı yerdeki 3922 ada, 9 parsel sayılı taşınmazını da 260.000,00 TL bedelle kaydında yer alan ipotek ile birlikte davalı ... Koltuksuza devrettiğini beyan ederek davalılar arasındaki tasarrufların iptalini talep etmiştir. Mahkemece davalıların aynı spor kulübünün yönetiminde olduğu, dinlenen davacı tanığının da davalılar arasında tanışıklık ilişkisi bulunduğunu beyan etmesine göre davalılar arasındaki tasarrufun iptaline karar verilmişse de, dava konusu tasarrufların 24.10.2007 tarihinde yapılmış olmasına, davalı borçlu ... ve davalı ...'un Denizlispor Kulübünde 2010-2011 yıllarında beraber görev almalarına, tasarruf tarihi öncesinde ve sonrasında davalılar arasında herhangi bir ticari veya arkadaşlık ilişkisinin olduğunun tespit edilememesine, davalı şahıslara ait şirketler arasında da organik bağ olduğunun belirlenememesine, dava konusu gayrımenkullerin tapuda gösterilen bedelleri ile tasarruf tarihindeki gerçek değerleri arasında misli aşan fark olduğunun da tespit edilememiş olmasına göre iş bu davalılar yönünden de davanın reddine karar verilmesi gerekirken davanın kabulüne karar verilmesi doğru görülmemiştir. VI. KARAR Değerlendirme bölümünün (1) nolu bendinde açıklanan nedenlerle davacı vekilinin tüm, davalı ... vekilinin ve davalı ... vekilinin diğer temyiz itirazlarının REDDİNE, (2) nolu bendinde açıklanan nedenlerle davalı ... vekilinin ve davalı ... vekilinin temyiz itirazlarının kabulüne, kararın BOZULMASINA, 17.100,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak duruşmada vekille temsil olunan davalı ...'a verilmesine, Duruşmada vekille temsil olunmayan davalı ... yararına vekalet ücreti taktirine yer olmadığına, 492 sayılı Harçlar Yasası’nın 13/J maddesi uyarınca davacıdan harç alınmamasına, Peşin alınan temyiz harcının istek hâlinde davalı ... ve davalı ...'a iadesine, 24.10.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi

Atıf: Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, E. 2022/12818, K. 2023/11269, T. 24.10.2023, www.arakarar.com/karar/yargitay-4-hukuk-dairesi-2022-12818-e-2023-11269-k-219746663859