Yargıtay · 4. Hukuk Dairesi
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi 2022/127 E. 2023/2632 K. – Trafik Kazası
Konu: Trafik Kazası Sonucu Yaralanmadan Kaynaklanan Maddi Tazminat
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 4. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2022/127
- Karar No
- 2023/2632
- Karar Tarihi
- Konu
- Trafik Kazası Sonucu Yaralanmadan Kaynaklanan Maddi Tazminat
MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 26. Hukuk Dairesi SAYISI : 2019/1689 E., 2021/2206 K. HÜKÜM/KARAR : Davanın Reddi / İstinaf Başvurusunun Esastan Reddi İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 9. Asliye Ticaret Mahkemesi SAYISI : 2017/852 E., 2019/106 K. Taraflar arasındaki trafik kazası sonucu yaralanmadan kaynaklanan maddi tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir. Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından duruşma istemli temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, 28.02.2023 tarihinde duruşma yapılmasına ve duruşma gününün taraflara davetiye ile bildirilmesine karar verilmiştir.. Belli edilen gün ve saatte gelen davacı vekili Av. ... ile davalı vekili Av. ... ın sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra işin incelenerek karara bağlanması için uygun görülen 28.02.2023 tarihinde Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlenerek dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; 07.05.2017 tarihinde dava dışı sürücü ... 'ın sevk ve idaresindeki araç ile davalının zorunlu mali sorumluluk sigortacısı olduğu aracın çarpışması sonucu trafik kazası meydana geldiğini, kazada dava dışı ... 'ın aracında yolcu olan müvekkilinin yaralandığını, kaza tespit tutanağında davalı tarafından sigortalanan aracın sürücüsünün kusurlu olduğunun tespit edildiğini, davalıya başvuru yaptıklarını ancak olumlu cevap alamadıklarını belirterek 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 107 nci maddesi gereğince 1.000,00 TL maddi tazminatın olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsilini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacının davalıya başvurusu bulunmadığını, davalıya sigortalı araç sürücüsüne davanın ihbar edilmesini gerektiğini, şirket sigortalısının kazada kusurunun olmadığını, davacının maluliyeti olup olmadığı ve varsa oranının belirlenmesi gerektiğini, davacının emniyet kemeri takılı olmadığından müterafik kusur indirimi yapılmasını, davalının kusur ve poliçe limitiyle sorumlu olduğunu belirterek davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile "...davacının iki ayrı aracın karıştığı trafik kazası sonucu yaralandığı, zararının tamamını kazaya karışan araçlardan sadece birinden talep etme hakkına sahip olmakla birlikte, hakkında dava açılan sigortalı araç sürücüsünün kısmen de olsa kusurlu olması gerektiği, somut olayda davacının yolcu olarak bulunduğu ve dava dışı sürücü ... 'ın sevk ve idaresindeki otomobil ile aynı yönde seyir halinde olup sola dönüş için sinyal vererek yavaşlamış bulunan ... idaresindeki davalı ... şirketine sigortalı otobüse arkadan çarptığı, meydana gelen kazada davacının yaralandığı, anlatılan şekilde gerçekleşen trafik kazasında davalı ... şirketi tarafından trafik sigorta poliçesi düzenlenen otobüs sürücüsünün kusurunun bulunmadığı, tüm kusurun davacının içerisinde yolcu olarak bulunduğu araç sürücüsü olan ve önündeki araca arkadan çarpan ... 'a ait olduğu, bu hali ile davalı ... şirketinin zorunlu trafik sigorta poliçesi düzenlediği araç sürücüsünün olayda kusuru bulunmadığı için davalı ... şirketinden de talepte bulunulmasının mümkün olmadığı" gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri Davacı vekili istinaf dilekçesinde; davalı şirket tarafından sigortalanan aracın dubalarla ikiye bölünmüş, hız limiti 110 km/saat olan devlet karayolunda, yasak olmasına rağmen dubaların arasından karşı yola geçmeye çalıştığını ve bu nedenle kaza tespit tutanağında sürücü ...'a trafik işaret ve levhalarına uymaması nedeniyle asli kusur izafe edildiğini, kazanın meydana geldiği yolda hız limiti 110 km/saat olup yolun dubalarla ikiye ayrıldığını, yol ortasına konulan dubaların yolu ikiye bölerek orta refüj görevi gördüğünü, doğal olarak aynı istikamette seyreden araçların dubaların arasından geçerek gidiş istikametine göre sola doğru manevra yapmalarının mümkün olmadığını, eğer sürücü ...’un 110 km/saat hız limitli devlet karayolunda yolun araçların azami hız yaptığı sol şeridinde bulunduğu halde kurallara aykırı şekilde aniden durarak dubaların arasından karşı yola geçmek istemese idi söz konusu kazanın meydana gelmeyeceğini, yerel mahkeme kararında bilirkişi raporuna itirazlarının incelenmediğini, haklı itirazlarının kabulü ile dosyanın kusur incelemesi için İstanbul Teknik Ünversitesi Trafik Kürsüsüne gönderilmesi gerekirken eksik inceleme ile davanın reddedildiğini, kaza tespit tutanağındaki 06 CNV 25 plakalı araca verilen asli kusura rağmen bilirkişi raporunda kaza tespit tutanağındaki bu husus irdelenmeden değerlendirme yapıldığını ileri sürerek usul ve yasaya aykırı olan İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile "...dosya içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesinde, özellikle oluşa ve tanık beyanlarına uygun olarak düzenlenen 27.12.2017 tarihli Adli Tıp Kurumu Trafik İhtisas Dairesi raporu ile mahkemece alınan 04.12.2018 tarihli uzman bilirkişi raporunda belirtilen kusur oranının hükme esas alınmasında usul ve esas yönünden yasaya aykırı bir yön bulunmadığı" gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde; davalı şirket tarafından sigortalanan aracın dubalarla ikiye bölünmüş, hız limiti 110 km/saat olan devlet karayolunda, yasak olmasına rağmen dubaların arasından karşı yola geçmeye çalıştığını ve bu nedenle kaza tespit tutanağında sürücü ...'a trafik işaret ve levhalarına uymaması nedeniyle asli kusur izafe edildiğini, kazanın meydana geldiği yolda hız limiti 110 km/saat olup yolun dubalarla ikiye ayrıldığını, yol ortasına konulan dubaların yolu ikiye bölerek orta refüj görevi gördüğünü, doğal olarak aynı istikamette seyreden araçların dubaların arasından geçerek gidiş istikametine göre sola doğru manevra yapmalarının mümkün olmadığını, eğer sürücü ...’un 110 km/saat hız limitli devlet karayolunda yolun araçların azami hız yaptığı sol şeridinde bulunduğu halde kurallara aykırı şekilde aniden durarak dubaların arasından karşı yola geçmek istemese idi söz konusu kazanın meydana gelmeyeceğini, zaten bu nedenle kaza tespit tutanağında dubaların arasından sola doğru manevra yapmaya çalışarak kazaya sebebiyet veren sürücü ...'a trafik işaret ve levhalarına uymama kuralını ihlalden ötürü asli kusur verildiğini, buna karşın dosyada alınan kusur raporunda sürücü ...'a herhangi bir kusur verilmediğini, yerel mahkeme kararında bilirkişi raporuna itirazlarının incelenmediğini, davalı araç sürücüsüne kaza tespit tutanağında kusur verilmesinin ana sebebinin irdelenmediğini, haklı itirazlarının kabulü ile dosyanın kusur incelemesi için İstanbul Teknik Ünversitesi Trafik Kürsüsüne gönderilmesi gerekirken eksik inceleme ile davanın reddedildiğini, kaza tespit tutanağındaki 06 CNV 25 plakalı araca verilen asli kusura rağmen bilirkişi raporunda kaza tespit tutanağındaki bu husus irdelenmeden değerlendirme yapıldığını, böylece kaza tespit tutanağı ile raporlar arasında bariz çelişki meydana geldiğini, rapora itirazları dikkate alınmadan, çelişkinin sebebi açıklanmadan verilen kararın, kazadan dolayı mağdur olan davacıyı bir kez daha mağdur ettiğini ileri sürerek usul ve yasaya aykırı olan Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını talep etmiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, davalı tarafından zorunlu mali sorumluluk sigortası ile sigortalı olan araç ile davacının yolcu olduğu aracın karıştığı trafik kazası sonucunda davacının yaralanmasından kaynaklanan maddi tazminat istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 49 uncu, 51 inci ve 54 üncü maddeleri, 2918 sayılı Kanun'un 85 inci, 86 ncı ve 91 inci maddeleri, Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları. 3. Değerlendirme Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kurallarına, özellikle davalı tarafından zorunlu mali sorumluluk sigortası ile sigortalı olan araç sürücünün kusurunun olmadığını tespit eden bilirkişi raporunun hükme esas alınmasında isabetsizlik bulunmaması ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekili tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Değerlendirme bölümünde açıklanan sebeplerle davacı vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddi ile temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, 8.400,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak duruşmada vekille temsil olunan davalıya verilmesine, Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz eden davacıya yükletilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 28.02.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.