Yargıtay · 4. Hukuk Dairesi

Yargıtay 4. Hukuk Dairesi 2022/10605 E. 2024/9919 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
4. Hukuk Dairesi
Esas No
2022/10605
Karar No
2024/9919
Karar Tarihi

MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi SAYISI : 2022/290 D.İş - 2022/248Karar HÜKÜM/KARAR : Davanın Kabulüne SAYISI : K-2022/5885 Taraflar arasındaki sigorta tahkim yargılaması sonunda Uyuşmazlık Hakem Heyetince davanın kabulüne karar verilmiştir. Karara davalılar vekilleri tarafından itiraz edilmesi üzerine, İtiraz Hakem Heyetince, davalılar vekillerinin itirazlarının kısmen kabulüne karar verilmiştir. İtiraz Hakem Heyeti kararı davalılar vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; 30.10.2014 tarihinde davalı tarafından ZMSS poliçesiyle sigortalanan araç ile davacının yolcu konumunda olduğu aracın karıştığı çift taraflı trafik kazası sonucunda desteğinin vefat ettiğini, müvekkilinin destekten yoksun kaldığını beyanla fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere 56.427,32 TL destekten yoksun kalma tazminatının davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsilini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; ödeme yapıldığından sorumluluklarının olmadığını savunarak davanın reddini istemiştir. Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; ödeme yapıldığından sorumluluklarının olmadığını savunarak davanın reddini istemiştir. III. UYUŞMAZLIK HAKEM HEYETİ KARARI Uyuşmazlık Hakem Heyetinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla, dava dilekçesi, dosyadaki bilgi ve belgeler, bilirkişi raporunu dikkate almak suretiyle davanın kabulüne, 56.427,32 TL destekten yoksun kalma tazminatının 23.07.2020 tarihinden itibaren işletilecek avans faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmiştir. IV. İTİRAZ A. İtiraz Yoluna Başvuranlar Uyuşmazlık Hakem Heyetinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalılar vekilleri itiraz başvurusunda bulunmuştur. B. İtiraz Sebepleri Davalı ... vekili itiraz dilekçesinde; dava konusu uyuşmazlıkla ilgili olarak 2019.E.82470 başvuru sayılı dosyada verilen ve kesinleşen karar bulunduğundan derdestlik nedeniyle başvurunun reddi gerektiğini, müteveffanın eşi ve kızı adına Yunak Asliye Hukuk Mahkemesinin 2016/365 Esas sayılı dosyası ile açılan davada verilen kararla ilgili olarak istinaf kanun yoluna başvurduklarını,eldeki uyuşmazlık dosyası ile müteveffanın annesi için açılan dosya bağlantılı olduğundan, tahkim yargılamasına elverişli olmadığından başvurunun reddi gerektiğini, aksi halde iki dosyada tutarlar ve poliçe limiti sınırları yönünden anlaşmazlıklar yaşanmasının mümkün olduğunu, daha önce müvekkil şirketçe başvurana 07.08.2019 tarihinde 20.685,72 TL ödeme yapıldığını, hükmedilen tazminattan hatır taşıması ve müterafik kusur indirimi yapılması gerektiğini, hükme esas alınan bilirkişi raporundaki, kusur oranı ve destek paylarını kabul etmediklerini, gelirin farazi olarak hesaplandığını, hesaplamanın yasal asgari ücret üzerinden yapılması gerektiğini, eşin 2016 yılında evlendiğini, bu nedenle farazi hesaplamaya dayanılarak karar verilmesinin mümkün olmadığını, tazminat hesabının, TRH 2010 Yaşam Tablosu esas alınarak ve %1,8 teknik faiz yöntemi ile yapılması gerektiğini, müvekkili şirketin kusur oranında sorumlu tutulması gerektiğini, müşterek müteselsil sorumluluğa göre karar verilmesinin yerinde olmadığını, davacı lehine tam vekalet ücretine hükmedilmesinin hatalı olduğunu belirtmiştir. Davalı ... vekili itiraz dilekçesinde; 2918 sayılı KTK ‘nın 109. maddesindeki 2 yıllık zamanaşımı süresi dolduğundan, başvurunun zamanaşımı nedeniyle reddi gerektiğini, 12.07.2019 tarihinde davacıya 9.941,17 TL ödeme yaparak zararın karşıladığını, KTK’nın 111. maddesindeki 2 yıllık hak düşürücü sürenin dolduğunu,davacı tarafından müvekkil şirket aleyhine 16.09.2019 tarihinde açılan 2019.E.82470/82471 ve 19.02.2020 tarih K-2020/13112 karar numarası ile görülmüş olan tahkim yargılaması neticesinde Uyuşmazlık Hakem Heyetince; “Başvuru sahibince yapılan başvurunun 500,00 TL’sinin Allianz Sigorta A.Ş.den, 500,00 TL’sinin Axa Sigorta A.Ş.den alınarak başvurana ödenmesine kesin olarak karar verildiğini, uyuşmazlık miktarı 1.000,00 TL olan bu başvuruya ilişkin verilen karar; 5684 sayılı Sigortacılık Kanunu'nun 30/12. maddesi uyarınca kesin olduğundan ,davanın kesin hüküm nedeniyle usulden reddi gerektiğini, Adli Tıp Kurumu Trafik İhtisas Dairesi tarafından düzenlenen raporda; sigortalı araç sürücüsü ...’ın %20 oranında kusurlu, karşı araç sürücüsü ...’ın %70 oranında kusurlu, müteveffa yolcu ...’ın ise %10 oranında kusurlu bulunduğunu, trafik bilirkişi raporunda da sigortalı araç sürücüsünün kusuru bulunmadığının tespit edildiğini, müteveffanın kusurunun desteklerine de yansıması gerektiğini, kazanın oluşumu ile ilgili tüm belge ve ifadeler incelenmek suretiyle Adli Tıp Kurumu Trafik İhtisas Dairesinden yeni bir kusur raporu alınması, rapor alınması mümkün olmadığı takdirde dosyadan el çekilerek mahkemeye tevdi edilmesi gerektiğini, müteveffanın emniyet kemeri takılı olmadığından hükmedilen tazminattan müterafik kusur indirimi yapılması gerektiğini, müteveffanın gerçek geliri tespit edilmeden tazminat hesabı yapılmasının yerinde olmadığını, davacı lehine tam vekalet ücretine hükmedilmesinin hatalı olduğunu belirtmiştir. C. Gerekçe ve Sonuç İtiraz Hakem Heyetinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davalılar vekillerinin vekalet ücretine ve poliçe limitine yönelik itirazlarının kısmen kabulüne, davalılar vekillerinin diğer itirazlarının reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar İtiraz Hakem Heyetinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalılar vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davalı ... vekili temyiz dilekçesinde; İtiraz Hakem Heyetince kurulan hükmün hatalı olduğunu, dava konusu uyuşmazlıkla ilgili olarak 2019.E.82470 başvuru sayılı dosyada verilen ve kesinleşen karar bulunduğundan derdestlik nedeniyle başvurunun reddi gerektiğini, müteveffanın eşi ve kızı adına Yunak Asliye Hukuk Mahkemesinin 2016/365 Esas sayılı dosyası ile açılan davada verilen kararla ilgili olarak istinaf kanun yoluna başvurduklarını,eldeki uyuşmazlık dosyası ile müteveffanın annesi için açılan dosya bağlantılı olduğundan, tahkim yargılamasına elverişli olmadığından başvurunun reddi gerektiğini, aksi halde iki dosyada tutarlar ve poliçe limiti sınırları yönünden anlaşmazlıklar yaşanmasının mümkün olduğunu, daha önce müvekkil şirketçe başvurana 07.08.2019 tarihinde 20.685,72 TL ödeme yapıldığını, aktüer siciline kayıtlı kişiler tarafından hesaplama yapılmasını, desteğin Sosyal Güvenlik Kurumuna bağlı olup olmadığının araştırılmasını, hesaplamanın yasal asgari ücret üzerinden yapılması gerektiğini, eşin 2016 yılında evlendiğini, bu nedenle farazi hesaplamaya dayanılarak karar verilmesinin mümkün olmadığını, davacı lehine tam vekalet ücretine hükmedilmesinin hatalı olduğunu, faizin başvuru tarihinden ve yasal faiz olması gerektiğini belirtmiştir. Davalı ... vekili temyiz dilekçesinde; 2918 sayılı KTK ‘nın 109. maddesindeki 2 yıllık zamanaşımı süresi dolduğundan, başvurunun zamanaşımı nedeniyle reddi gerektiğini, 12.07.2019 tarihinde davacıya 9.941,17 TL ödeme yaparak zararın karşıladığını, KTK’nın 111. maddesindeki 2 yıllık hak düşürücü sürenin dolduğunu,davacı tarafından müvekkil şirket aleyhine 16.09.2019 tarihinde açılan 2019.E.82470/82471 ve 19.02.2020 tarih K-2020/13112 karar numarası ile görülmüş olan tahkim yargılaması neticesinde Uyuşmazlık Hakem Heyetince; “Başvuru sahibince yapılan başvurunun 500,00 TL’sinin Allianz Sigorta A.Ş.den, 500,00 TL’sinin Axa Sigorta A.Ş.den alınarak başvurana ödenmesine “kesinlik nedeniyle” karar verildiğini, uyuşmazlık miktarı 1.000,00 TL olan bu başvuruya ilişkin verilen karar; 5684 sayılı Sigortacılık Kanunu'nun 30/12 maddesi uyarınca kesin olduğundan ,davanın kesin hüküm nedeniyle usulden reddi gerektiğini, Adli Tıp Kurumu Trafik İhtisas Dairesi tarafından düzenlenen raporda; sigortalı araç sürücüsü ...’ın %20 oranında kusurlu, karşı araç sürücüsü ...’ın %70 oranında kusurlu, müteveffa yolcu ...’ın ise %10 oranında kusurlu bulunduğunu, trafik bilirkişi raporunda da sigortalı araç sürücüsünün kusuru bulunmadığının tespit edildiğini, müteveffanın kusurunun desteklerine de yansıması gerektiğini, kazanın oluşumu ile ilgili tüm belge ve ifadeler incelenmek suretiyle Adli Tıp Kurumu Trafik İhtisas Dairesinden yeni bir kusur raporu alınması, rapor alınması mümkün olmadığı takdirde dosyadan el çekilerek mahkemeye tevdi edilmesi gerektiğini, müteveffanın emniyet kemeri takılı olmadığından hükmedilen tazminattan müterafik kusur indirimi yapılması gerektiğini, müteveffanın gerçek geliri tespit edilmeden tazminat hesabı yapılmasının yerinde olmadığını, faiz isteminin reddi gerektiği ve avans faizine hükmedilmesinin hatalı olduğunu, davacı lehine tam vekalet ücretine hükmedilmesinin hatalı olduğunu belirtmiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık; davalı ... şirketleri tarafından Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası (ZMSS) Poliçesi ile teminat altına alınan araçların karıştığı 30.10.2014 tarihli trafik kazası sonucu ölüm nedeniyle ölenin desteğinden yoksun kalanın açtığı destekten yoksun kalma tazminatı talebine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 53 üncü maddesi, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 85, 89, 90, 91 inci maddeleri, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları, 5684 sayılı Sigortacılık Kanunu'nun 30 uncu maddesi. 3. Değerlendirme 1.Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre davalılar vekillerinin aşağıdaki bentlerin kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. 2. Destekten yoksun kalma tazminatının belirlenebilmesi için ölenin son gelir durumunun net olarak belirlenmesi gerekir. Davacı, desteğin lokanta işletmeciliği yaptığını belirtmiş buna göre 2013 ve 2014 yılı aylık gelir durumu dikkate alınarak aylık asgari ücretin 3.1 katı olduğu tespit edilmiş ve buna göre hesaplama yapılmıştır. İtiraz Hakem Heyetince, desteğin faaliyette bulunduğu ticari işletmenin niteliği, desteğin kişisel özellikleri ile kişisel ve yönetsel katkısının ne oranda olduğu, desteğin yerine işin görülmesi için başka birisinin çalıştırılması halinde, ilgili meslek odalarından bu iş için ne kadar ücretle başka birisinin çalıştırılabileceği sorularak davacının kişisel yetenek ve emeğinin işletme gelirine katkısı belirlenerek, bu katkının parasal değeri tespit edilip, bu değerin asgari ücrete oranının belirlenerek, pasif dönem hesabında ise asgari geçim indirimi eklenmeksizin net asgari ücret üzerinden hesaplama yapılarak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde eksik araştırma ile karar verilmesi doğru görülmemiş, kararın bu nedenlerle bozulmasına karar vermek gerekmiştir. Ayrıca Yunak Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2016/365 Esas sayılı dosyası ile desteğin eşi ve çocuklarının da destekten yoksun kalma tazminatı talep ettikleri anlaşılmakla hesaplama yapılırken bu dosya ve poliçe limiti dikkate alınarak hesaplama yapılması gerekmektedir. 3.6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun (TBK) 52 nci maddesi uyarınca zarar gören, zararı doğuran fiile razı olmuş veya zararın doğmasında ya da artmasında etkili olmuş yahut tazminat yükümlüsünün durumunu ağırlaştırmış (müterafik kusur hâli söz konusu) ise hâkim, tazminatı indirebilir veya tamamen kaldırabilir. Müterafik kusura ilişkin savunma bir def’i olmadığından bu yönde bir savunma olmasa da resen dikkate alınması gerekir. 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun 78 inci ve Karayolları Trafik Yönetmeliği’nin 150 nci maddesi uyarınca emniyet kemeri takılması zorunluluğu bulunan araçlardan biri de otomobildir. Desteğin kaza sonucu araçtan fırladığı dolayısıyla emniyet kemeri takmaması nedeniyle zararın artmasında katkısının bulunduğu, dolayısıyla müterafik kusur indirimi yapılması gerektiğine dair davalının savunması İtiraz Hakem Heyetince kabul edilmemiştir. Buna göre; davacının emniyet kemeri takmaması nedeniyle zararın artmasında katkısının bulunduğu gözetilerek TBK’nın 52 nci maddesi gereğince Dairemizin yerleşik uygulamasına göre %20 oranında müterafik kusur indirimi yapılmak suretiyle davalının sorumlu olduğu tazminat miktarının belirlenmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm tesisi doğru görülmemiştir. 4.Davacı dava dilekçesinde tazminatın avans faizi ile birlikte davalıdan tahsilini talep edilmiş, Uyuşmazlık Hakem Heyetince yasal faiziyle davalıdan tahsiline karar verilmiştir. Uyuşmazlık Hakem Heyetinin kararına karşı davalılar vekilinin itirazı üzerine İtiraz Hakem Heyetince davacı vekilinin faiz türüne itirazı olmamasına rağmen avans faizi ile davalılardan tahsiline karar verilmiştir. Davacının faiz türüne itiraz etmediği, bu durumun karşı taraf lehine usuli kazanılmış hak oluşturacağı, bu nedenle yasal faize hükmedilmesi gerekirken avans faizine hükmedilmesi doğru görülmemiştir. VI. KARAR 1.Değerlendirme bölümünün (1) numaralı bendinde açıklanan sebeplerle davalılar vekillerinin diğer temyiz itirazlarının REDDİNE, 2.Değerlendirme bölümünün (2), (3), (4) numaralı bentlerinde açıklanan nedenlerle davalılar vekillerinin temyiz itirazlarının kabulü ile İtiraz Hakem Heyeti kararının BOZULMASINA, Peşin alınan temyiz harcının istek halinde davalılara iadesine, Dosyanın mahkemeye gönderilmesine,21.10.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, E. 2022/10605, K. 2024/9919, T. 21.10.2024, www.arakarar.com/karar/yargitay-4-hukuk-dairesi-2022-10605-e-2024-9919-k-1ef7884a7a4a