Yargıtay · 4. Hukuk Dairesi
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi 2022/10307 E. 2024/2001 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 4. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2022/10307
- Karar No
- 2024/2001
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi SAYISI : 2022/515 E., 2022/697 K. DAVA TARİHİ : 30.08.2016 HÜKÜM/KARAR : Davalı Vekilinin İstinaf Başvurusunun Esastan Reddi İle Davanın Kabulü Taraflar arasında İlk Derece Mahkemesinde görülen ve istinaf incelemesinden geçen rücuen tazminat davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairece Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davalı vekilinin istinaf isteminin esastan reddi ile davanın kabulüne karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; davalının eşi olan murisi ...n, sevk ve idaresindeki aracı ile tek taraflı tamamen kendi kusuru ile meydana gelen, 03.11.2008 tarihinde karıştığı trafik kazasında vefat ettiğini, kazaya karışan aracın geçerli bir trafik sigortası bulunmadığından vefat eden sürücünün eşi olan davalı lehine Sigorta Tahkim Komisyonu Uyuşmazlık Hakem Heyetinin 09.10.2015 tarih ve 2015/IHK - 1085 sayılı kararı ile 125.000,00 TL destekten yoksun kalma tazminatına hükmedildiğini, Demirci İcra Müdürlüğünün 2015/735 dosyasına müvekkili kurum tarafından, 14.04.2016 tarihinde 172.701,13 TL, 15.04.2016 tarihinde ise 59,24 TL ödeme yapıldığını, murisin neden olduğu zarardan mirasçısı olarak davalının kişisel olarak sorumlu olduğunu, Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigorta poliçesi olmaması sebebiyle müvekkili kurum tarafından ödemenin gerçekleştirildiğini, müvekkilinin rücu hakkının bulunduğunu, bu sebeple ödeme yapılan bedelin davalıdan tahsili için aleyhinde Demirci İcra Müdürlüğünün 2016/307 sayılı dosyası üzerinden icra takibi başlatıldığını, ödeme emri tebliğine rağmen borç ödenmediği gibi borca itiraz edildiğinden takibin durdurulduğunu, itirazın haksız olup iptalinin gerektiğini ileri sürerek borçlunun icra dosyasına yapmış olduğu itirazın iptali ile takibin devamına karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı cevap dilekçesinde; davanın reddine karar verilmesini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin 23.02.2017 tarih ve 2016/123 Esas, 2017/29 Karar sayılı kararıyla; davanın kabulü ile davalının Demirci İcra Müdürlüğünün 2016/307 Esas sayılı takip dosyasına yaptığı itirazın iptali ile takibin 172.701,13 TL ve 59,24 TL asıl alacak üzerinden devamına, asıl alacağa % 9'u geçmemek üzere yasal faiz uygulanmasına karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin 05.11.2018 tarih ve 2017/931 Esas, 2018/1284 Karar sayılı kararıyla; ölüm nedeni ile doğrudan davalılar üzerinde doğan destekten yoksunluk zararının oluşumundaki kusurun davalılara yansıtılamayacağı ve ... tarafından ödenen destek zarar miktarının rücu için yeniden davalı-mirasçılara başvuruda bulunulmasının mümkün olamayacağı gerekçesiyle, davalı vekilinin istinaf itirazlarının kabulü ile 6100 sayılı Kanunu'nun 353/1-b-2. maddesi uyarınca İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına ve yeniden hüküm tesis edilerek davanın reddine karar verilmiştir. V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ A. Birinci Bozma Kararı Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz isteminde bulunulması üzerine Yargıtay (Kapatılan) 17. Hukuk Dairesi'nin 08.06.2020 tarihli, 2019/387 esas ve 2020/3241 karar sayılı ilamı ile 5684 sayılı Sigortacılık Kanunu'nun 14/b maddesinde rizikonun meydana geldiği tarihte geçerli olan teminat tutarları dahilinde sigortasını yaptırmamış olanların neden olduğu bedensel zararlar için zorunlu sigortalara ilişkin olarak koşulların oluşması halinde ortaya çıkan zararların, bu sigortalarla saptanan geçerli teminat miktarlarına kadar karşılanması amacıyla ... oluşturulacağı, yasanın geçici 2. maddesine dayanılarak çıkarılan ... Yönetmeliğinin 16/c maddesinde zarardan sorumlu olan kişilere, hesaptan yapılan ödemeler nedeniyle rücu hakkının kullanılacağı düzenlenmiştir. Yukarıda anılan düzenlemeler çerçevesinde davacı ... Hesabının zararın sorumlusuna rücu edebileceği açıktır. Somut olayda araç sürücüsünün eşi, zarar gören 3. kişi sıfatıyla tazminat alacaklısı olmakla birlikte aynı zamanda müteveffanın mirasçısı sıfatıyla zarar nedeniyle borçludur. Açıklanan maddi ve hukuksal olgulara göre araç sürücüsünün tam kusuru ile sebebiyet verdiği zararı güvence yönetmeliği ve mevzuat gereği ödemek durumunda kalan ..., yine yönetmelik gereği ödediği tazminatı, araç sürücüsünün mirasçısı olan davalıya rücu edilebilecektir. Bu halde ilk derece mahkemesince verilen davanın kabulü kararı yerinde olduğundan, Bölge Adliye Mahkemesince eldeki davanın yönetmelik gereği rücu davası olduğu gözetilerek davalı tarafın istinaf başvurusunun esastan reddi gerekirken, ilk derece mahkemesi kararının yazılı gerekçe ile kaldırılarak davanın reddine karar verilmesi doğru olmamış bozulması gerekmiştir. '' gerekçesiyle karar bozulmuştur. B. Bölge Adliye Mahkemesince Birinci Bozmaya Uyularak Verilen Karar Bölge Adliye Mahkemesinin 23.12.2020 tarih, 2020/1024 esas ve 2020/1198 karar sayılı kararıyla; ilgili bozma ilamına uyulmasına karar verilerek davalı taraf vekilinin istinaf isteminin 6100 Sayılı Kanunu'nun 353/1-b-1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmiştir. C. İkinci Bozma Kararı Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. Dairenin 31.01.2022 tarih ve 2021/2370 esas, 2022/1108 karar sayılı ilamı ile ''...bölge adliye mahkemesinin Yargıtay (Kapatılan) 17. Hukuk Dairesinin bozması öncesinde vermiş olduğu kararı ile ilk derece mahkemesi hükmü kaldırılmış olup, bozma ilamı sonrası bölge adliye mahkemesince 6100 sayılı HMK.’nun 359. ve 360. maddeleri gözetilerek, istinaf başvurusunun esastan reddine karar verildikten sonra, esas hakkında yeniden hüküm kurularak bir karar verilmesi gerekirken, bu durum göz ardı edilerek, sadece HMK m.353/1-b-1 gereğince davalının istinaf başvurusunun esastan reddine, denilmekle yetinilmesi HMK'nın 297 maddesine ve kamu düzenine aykırılık oluşturmuş, bu durum kararın bozulmasını gerektirmiştir.'' gerekçesiyle karar bozulmuş; bozma nedenine göre davalının diğer temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına karar verilmiştir. D. Bölge Adliye Mahkemesince İkinci Bozmaya Uyularak Verilen Karar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; 5684 sayılı Sigortacılık Kanununun 14 üncü maddesi, ... Yönetmeliği'nin 16 ncı ve 17 nci maddeleri uyarınca davacının, ödediği tazminatı zarar sorumlusuna rücu hakkı bulunmakta olup somut olayda araç maliki ve sürücü olan...'in vefat etmesi sebebiyle davalının, zarar sorumlusu olan murisin mirasçısı sıfatı ile anılan zarardan sorumlu olduğu, destek alacaklısı kavramı ile mirasçı kavramları farklı olup destekten yoksun kalma talepli Sigorta Tahkim Komisyonundaki dosyada, davalının mirasçı sıfatı ile değil 3. kişi sıfatı ile destekten yoksun kalma davasının tarafı olarak yer almakta iken, eldeki dava dosyasında zarar sorumlusunun mirasçısı sıfatı ile yer aldığı, bu nedenle bozma ilamında da belirtildiği üzere davacının davalıya rücu hakkının bulunduğu gerekçesiyle davalı taraf vekilinin istinaf isteminin esastan reddi ile davanın kabulüne, davalının Demirci İcra Müdürlüğünün 2016/307 Esas sayılı dosyasında yaptığı itirazın iptali ile takibin 172.701,13 TL ve 59,24 TL asıl alacak kalemleri üzerinden devamına, asıl alacağa takip tarihinden itibaren % 9'u geçmemek üzere yasal faiz uygulanmasına karar verilmiştir. VI. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuran Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davalı vekili temyiz dilekçesinde; davalı müvekkilinin icra takibine itirazının haklı olup davanın kabulüne karar verilmesinin hukuka aykırı olduğunu, ölüm nedeniyle davalı yararına doğan destekten yoksunluk zararının oluşumundaki kusurun destekten yoksun kalan davalıya yansıtılamayacağını, dolayısıyla tam kusurlu araç şoförünün ve onun eylemlerinden sorumlu olan işletenin kusurunun, işletenin desteğinden yoksun kalan davalıyı etkilemeyeceğini, destekten yoksun kalma tazminatına dayanak teşkil eden hakkın, salt miras yoluyla geçen bir hak olmadığını ileri sürerek kararın bozulmasını istemiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, trafik kazası sonucunda vefat nedeniyle ödenen destekten yoksun kalma tazminatının rücuen tazminine yönelik başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 5684 sayılı Sigortacılık Kanununun 14 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (b) bendi, ... Yönetmeliği'nin 16 ncı maddesinin birinci fıkrasının (c) bendi. 3. Değerlendirme Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, araç sürücüsünün asli ve tam kusuru ile sebebiyet verdiği zararı ... Yönetmeliği ve mevzuat gereği ödemek durumunda kalan Güvence Hesabının, yine Yönetmelik gereği ödediği tazminatı, araç sürücüsünün mirasçısı olan davalıya rücu edebileceği ve bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VII. KARAR Açıklanan sebeplerle; Davalı vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA, Aşağıda yazılı temyiz harcının temyiz eden davalıya yükletilmesine Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 22.02.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.